Zonguldak çalışacak Türkiye kazanacak
Merdivenlerdeki adam
-Galip Usta-
tuhaf şeyler düşünmekle meşhurdur:
“Kaat helvası yesem her gün” diye düşündü 5 yaşında.
“Mektebe gitsem” diye düşündü 10 yaşında.
“Babamın bıçakçı dükkanından akşam ezanından önce çıksam” diye düşündü 11 yaşında.
“Sarı iskarpinlerim olsa kızlar bana baksalar” diye düşündü 15 yaşında.
“Babam neden kapattı dükkanını? Ve fabrika benzemiyor babamın dükkanına” diye düşündü 16 yaşında.
“Gündeliğim artar mı?” diye düşündü 20 yaşında.
“Babam ellisinde öldü ben de böyle tez mi öleceğim?” diye düşündü 21 yaşındayken.
“İşsiz kalırsam” diye düşündü 22 yaşında.
“İşsiz kalırsam” diye düşündü 23 yaşında.
“İşsiz kalırsam” diye düşündü 24 yaşında.
Ve zaman zaman işsiz kalarak
“İşsiz kalırsam” diye düşündü 50 yaşına kadar
51 yaşında “İhtiyarladım” dedi,
“babamdan bir yıl fazla yaşadım.”
Şimdi 52 yaşındadır.
İşsizdir.
Nazım Hikmet
KÖMÜR, ZONGULDAK’IN KADERİ
Mitolojiye göre, Altın Post’u arayan Arganotların başındaki Herakles (Herkül) cehennemin girişi olan mağarayı bulur ve içine girer. Bu olayın üzerine oradaki kente Heraklia adı verilir. Bu kente şimdi Ereğli diyoruz. Zonguldak, Ereğli ve çevresi hala mağaralarla dolu. Hatta son yüzyılda mağaraların sayısı çok arttı. Bu mağaralar bazen cehennem oldu Zonguldak halkı için. Ama yine de, Zonguldak halkı hayatını orada kazandı, ailesini geçindirdi, geleceğine umutla baktı. Zonguldak için asıl cehennem mağaraların açılması değil, kapanması oldu.
Kömür eski çağlardan beri bilinen bir enerji kaynağıydı. Ama büyük önem kazanması sanayi devriminden sonra oldu. Sanayi devrimini yaşayan tüm ülkelerde yeni kömür ocakları açıldı. Avrupa’nın sanayileşmesi kömüre bağlı olarak yaygınlaştı. Aynı dönemde kömür işçileri de örgütlendi, Avrupa’nın en güçlü sendikalarını kurdu. Türkiye’de de taşkömürü üretimi 1848 yılında başladı. Aynı yıl, tüm Avrupa ülkelerinin işçi sınıfları daha insanca çalışma koşulları elde etmek için mücadeleye girişmişlerdi. Zonguldak kömür işçileri uzun yıllar bu haklardan yoksun olarak çalıştılar. Ama Türkiye’de de, ilk örgütlenen işçilerin arasında Zonguldak işçileri yerini almayı bildi.
TÜRKİYE’NİN ENERJİ KAYNAĞI
Bugün dünyanın enerji kaynaklarının rezervleri hızla tükenmektedir. Eldeki verilere göre dünya petrol rezervlerinin ömrü 40 yıl, doğalgaz rezervlerinin ömrü 60 yıl ve kömür rezervlerinin ömrü 210 yıldır. Bu sayılar kömürün dünyada ve ülkemizde uzun dönemde önemini koruyacağını göstermektedir. Üstelik açık işletmecilik yöntemiyle üretim yapılan rezervler daha hızlı tükenmekte, yer altı madenciliği yapılan rezervler, pahalı olmakla birlikte, uzun yıllar boyu üretimi sürdürülmektedir.
Zonguldak havzası Türkiye’nin metalurjik özellikte taşkömürü üretilen tek havzası olup, 165 yıldır üretim faaliyetlerini sürdürmektedir. Yapılan hesaplara göre, 180 yıl daha üretime devam edilecektir. Havzanın mevcut kömür rezervi 1.126 milyar tondur. Bu rezervin yüzde 41’i görünür durumdadır. Zonguldak’ta çıkarılan kömür 6.900-7.400 kcal/kg ısı değeriyle demir-çelik, çimento, çay, şeker gibi sanayilerin enerji ihtiyacını karşılayan tek kaynaktır. Zonguldak kömürünün tek alternatifi ithal kömürdür. Özellikle demir-çelik sanayii Zonguldak’tan karşılayamadığı ihtiyacını ithalatla karşılamaktadır.
Türkiye’nin yıllık taşkömürü ihtiyacı yaklaşık 9-10 milyon ton kadardır. Bu ihtiyacın 4-4,5 tonu demir-çelik, kalanı da diğer sanayilerde kullanılmaktadır. Buna karşılık, Türkiye Taşkömürü Kurumu’nun kuruluş kapasitesi yılda 4-4,5 milyon ton satılabilir taşkömürü üretimidir. Üretim 1975 yılında yılda 4,8 milyon ton satılabilir taşkömürüne kadar çıkmıştır. Oysa 2003 yılı satılabilir taşkömürü üretimi 2 milyon tonda kalmıştır. Bu durum, her geçen gün döviz ihtiyacından, dış ticaret açığından şikayet edilen ülkemizin, yalnızca bir yılda fazladan 2-2,5 milyon ton taşkömürü ithal ettiğini göstermektedir.
TTK’NIN SORUNLARI ZONGULDAK’IN SORUNLARI
Türkiye Taşkömürü Kurumu yıllardır çok ciddi sorunlar yaşayan bir kurum oldu. Zonguldak havzasının jeolojik yapısından dolayı emek yoğun üretim yapmak bir zorunluluktu. Bu nedenle işçilik maliyeti toplam maliyetin içinde çok önemli bir pay oluşturdu. Bu durum şimdi de değişmiş değil, toplam maliyetin yüzde 55’ini işçilik maliyeti oluşturuyor. Yeraltı işletmeciliği yapılması nedeniyle üretim maliyeti yüksek. Bu nedenle, yüksek maliyetlerden kurtulmak isteyen hükümetlerin de ilk aklına gelen, işçi sayısını azaltmak oluyor. Nitekim, 1975 yılında 22.498’i yeraltında, 17.504’ü yerüstünde olmak üzere toplam 40.002 işçi istihdam edilirken, 2003 yılında bu sayı 10.265’i yeraltında, 3.394’ü yerüstünde olmak üzere toplam 14.062 işçiye düştü.
Ancak, işçi sayısını azaltmanın sorunları çözmekte çok işe yaradığı söylenemez. Çünkü, aynı dönemde üretim de düştü. 1975 yılında 8.355.000 ton olan tüvönan üretim, 2003 yılında 2.954.000 tona düştü. Aynı dönemde 4.812.000 ton olan satılabilir üretim, 2.011.000 tona geriledi. Bu dönemde verimlilikte bir artış yaşadığından söz etmek mümkün. Yeraltı yerüstü tüm işçiler dikkate alındığında, 1975 yılında işçi başına 210 ton dolaylarında olan kömür üretimi, 1990’da 160 tona kadar düşmüştü. 2003 yılında işçi başına üretimde yine 1975 düzeyine ulaşıldı.
1990’lı yıllar Türkiye Taşkömürü Kurumu’nun en sorunlu olduğu yıllardı. Zonguldak’taki kömürün maliyeti ton başına 200 doların üzerine yükselmiş, satış fiyatı 50 doların altında tutulmaya çalışılıyordu. Aynı dönemde Afrika’dan fiyatı ton başına 40-44 dolar olan kömür ithal edilebiliyordu. Maliyet yüksekliği nedeniyle Avrupa’daki birçok ülkede kömür madenleri kapatılıyordu. 1994 yılında 5 Nisan kararları çerçevesinde, Türkiye’de de bazı kömür ocaklarının kapatılması gündeme geldi. O zamanki koalisyon hükümetinin DYP kanadı ocakların kapatılmasını istedi, SHP kanadı buna karşı çıktı. Komisyonlar kuruldu, raporlar yazıldı. Taşkömürünün yüksek maliyeti ve TTK’nın zararı hep gündemde kaldı.
DÜNYA DEĞİŞİYOR
Ancak, bu durum şimdi değişmiş görünüyor. Çin zaten uzun süredir dünyanın en büyük kömür üreticisi ve tüketicisi olan ülkeydi. Bu ülkenin son dönemde her yıl yüzde 10’un üzerinde büyüme sağlaması nedeniyle kömür talebi de çok büyük artış gösterdi. Çin her yıl neredeyse Türkiye’nin rezervi kadar taşkömürü tüketiyor. Bu nedenle dünya taşkömürü fiyatları da arttı, ton başına 100 doların üzerine çıktı. Bir yıl içinde 200 dolara ulaşacağı tahminleri yapılıyor. Bu durum Zonguldak için çok önem taşıyor. Çünkü Zonguldak kömürü artık 1990’lardaki gibi dünya fiyatlarının birkaç katı pahalı değil.
1975’den bu yana sürekli olarak işçi sayısını ve üretimi azaltma politikasına artık son verme zamanı gelmiştir. Dünya taşkömürü fiyatları yükseldikçe TTK’nın zararı azalacak ve Zonguldak kömürü daha verimli bir şekilde üretilebilecektir. Zaten TTK’nın şu andaki maliyet yapısı uluslararası ölçülere yaklaşmıştır. Maliyet içindeki işçilik payı yüzde 55 düzeyindedir. Avrupa ülkelerinde bu oran yüzde 33-55 arasında değişmektedir. Bazı Avrupa Birliği ülkelerinde satılan kömürün tonu başına yapılan sübvansiyonlar 50-100 dolar arasında değişmektedir. Bu da Türkiye’deki uygulamaya yakın bir durumdur.
Bunun dışında, Zonguldak havzasının varlığını sürdürmesi için kömür üretimini artırmak bir zorunluluktur. Zonguldak ekilebilir alan, tarımsal üretim ve verimlilik açısından Türkiye’nin en zayıf illerinden biridir. Buradaki insanların ve kentlerin yaşayabilmesi için kömür üretimi vazgeçilemez bir istihdam alanıdır. TTK İnceleme Kurulu’na göre, uluslararası deneyimler yeraltı kömür madeni işletmesinde çalışan bir işçinin, işletme dışında 10 kişiye dolaylı istihdam sağladığını göstermektedir. Bu sayı TTK için 13 kişidir. Kömür üretiminin azaltılması kentteki tüm istihdamı azaltmaktadır.
HÜKÜMET İŞİ ÖZEL SEKTÖRE HAVALE ETTİ
6 Haziran 2004 tarihinde Maden Kanununda değişiklik yapan 5177 sayılı yasa yürürlüğe girdi. Bu yasa ile taşkömürü de Maden Kanunu kapsamına alındı. Yeni yasa özellikle çevrenin ve orman alanlarının tahribine yönelik, çok sakıncalı maddeler içeriyor. Madencilik faaliyetleri mevcut ÇED uygulamasının dışına çıkarılıyor, 3 ayla sınırlandırılan farklı bir uygulamanın yönetmelikle getirilmesi öngörülüyor. Zonguldak’ın sorunlarını çözecek önemli değişiklikler yok yasada. Zonguldak’ta eskiden beri ‘rödövans’ dediğimiz bir çeşit taşaronluk sistemi uygulanmaktaydı. Bu sistemle bazı madenlerin işletme hakkı özel sektöre verilmişti. Yeni yasa ile özel sektörün durumu netleştirildi, daha açık bir şekilde taşkömürü işletmeciliği yapabileceği hükme bağlandı. Zaten yeni yasa genel olarak özel sektörün madencilik alanındaki faaliyetlerini artırmak, özel şirketlerin çalışmalarını kolaylaştırmak, önlerindeki engelleri kaldırmak amacıyla hazırlanmıştı.
Yasa hazırlanırken bir tartışma süreci yaşandı. İlin AKP’li ve CHP’li milletvekilleri de tartışmalara katıldı. Hatta Maden mühendisleri Odasının çabalarıyla yasa tasarısında önemli değişiklikler yapıldı. Yine de, hükümetin yasayı hazırlarken Zonguldak halkının ihtiyaçlarını karşıladığı, isteklerine cevap verdiği söylenemez. Zonguldak halkının ne istediği açık. Zonguldaklılar çalışmak istiyor, iş istiyor. Her geçen gün istihdamın azaltılmasıyla kentlerinin yok oluşunu görmek istemiyor. Gençlerinin işsiz güçsüz ortalıkta kalmasını istemiyor. Erdemir’in Zonguldak’taki birkaç işletmeye talip olması üzerine 45.000 kişi çalışmak üzere başvurdu. Bu 45.000 kişi keyif için, lüks için, eğlence için sıraya girmiyor. 5.000 kişinin iş kazalarında kaybedildiği yeraltında ekmeğini kazanmak için çabalıyor.
Özel sektör Zonguldak’ta taşkömürü üretimine Türkiye Taşkömürü Kurumu’nun yatırımlarını devralarak, yani özelleştirme yoluyla değil, yeni yatırımlar yaparak girmelidir. Özel şirketler yeni yatırım yapar, yeni istihdam alanları yaratırsa, buna itirazımız olmaz. Taşkömürü madenciliğinde yeni yatırım yapmak kolay iş değildir. Bir işletmenin rantabl olabilmesi için üç kuyu açılması gerekir. 250 milyon dolardan aşağı yatırımla rantabl bir işletme kurmak pek mümkün değildir. Bu nedenle özel şirketlerin yeni yatırım yapmaktansa, TTK’nın hazır yatırımlarına konmayı tercih etme tehlikesi vardır. Bu durum Zonguldak’a hiçbir yarar sağlamayacaktır, yeni iş alanları yaratılmayacaktır.
Ayrıca, TTK’nın işletmelerinde, hizmet alımı yoluyla özel sektörün devreye sokulması da çok sakıncalıdır. Yeraltı madenciliği diğer işlere benzemez. Ağır, tehlikeli ve beden gücünün hakim olduğu bir iş koludur. Kolay kolay denemeler yapılacak, risk alınacak bir alan değildir. Aynı işletmede, yeraltında bir tarafta kamu işçisi, öbür tarafta özel sektör işçisi çalışması iş güvenliği açısından çok sakıncalı olduğu gibi, iş barışının bozulmasına da yol açabilecektir.
İSTİHDAM YARATMAK CİDDİYET İSTER
Hükümet Zonguldaklıların önüne bir hedef koymuştur. Enerji Bakanı gerek TBMM’de, gerekse Zonguldak’ta yaptığı açıklamalarla, 10.000 yeni istihdam yaratacağını ilan etmiştir. Bakanın açıklamalarına göre, Zonguldak’ta taşkömürü üretimi yılda 9,5 milyon tona çıkarılacaktır. Bunun 5 milyon tonunu TTK, 4,5 milyon tonunu da özel sektör üretecektir. Bu şekilde 2.000 kamuda, 8.000 özel sektörde olmak üzere, toplam 10.000 kişiye iş sağlanacaktır.
Biz, SHP olarak, bu hedefi destekliyoruz. Hükümeti böyle bir hedef koyduğu için kutluyoruz. Ancak hükümetin de, “hızlı tren” denemesinde görüldüğü gibi, bu hedefin de projesiz, plansız, rastgele atılan nutuklardan ibaret olmayan, ciddi bir hedef olduğunu kanıtlaması gerekmektedir. Madencilik sektörü uzun vadeli yatırımlar ister. Özel sektör bugün çalışmalarına başlasa, üretime geçmesi 3-5 yılı bulur. Hükümet işleri özel sektöre, piyasaya havale edecekse, Zonguldaklılar işsiz kalmaya devam edecek demektir.
Hükümet ciddiyetini kanıtlamak için, ne zaman kaç işsize istihdam sağlayacağını bir takvimle açıklamalıdır. Özel sektörün yatırımlarını beklemeden TTK’nın yeni işçi almasını sağlamalı, Zonguldak halkına umut vermelidir. Ocak 2005 tarihine kadar 1.000 yeni işçi alacağını ilan etmelidir.
Bugün Zonguldak taşkömürü madenlerinde 1.000 işçiye hiçbir yatırım gerekmeksizin iş verilecek üretim alanı vardır. Yeni bir yatırım yapmadan, yalnızca kısa bir eğitim verilerek, 1.000 kişiye iş sağlanıp, üretim artırılabilir.
Acil yatırımların tamamlanması, hazırlık ekiplerinin takviyesi, bugüne kadar ihmal edilen galeri hazırlıklarının hızlandırılması ve yeni işçiler alınmasıyla 4-5 yıl içinde 4-5 milyon ton/yıl satılabilir üretime ulaşmak mümkündür. Üretimin 9-10 milyon tona ulaşması durumunda taşkömürü ithalatı nedeniyle her yıl kaybettiğimiz yaklaşık 1 milyar dolar da ülkemizde kalacaktır. Bugünlerde bütün iktisatçılar dış ticaret açığının yol açtığı tehlikelerden söz ediyor. Zonguldak’ta üretimin artırılması bu açıdan da yararlı olacaktır.
ÇALIŞMA HAKKI EN TEMEL İNSAN HAKKIDIR
Zonguldak havzasında çalışan işçilerin çalışma hukukuna ilk kez 1865 yılında çıkarılan Dilaver Paşa Nizamnamesinde yer verilmiş. Dilaver Paşa Nizamnamesine göre; taşkömürü ocaklarının civarındaki köylerde yaşayan 13-50 yaşları arasındaki vücutları sağlam tüm erkekler madenlerde zorunlu olarak ayda 12 gün çalıştırılacaktır. Aradan geçen yıllarda, taşkömürü işçileri dünyanın ve Türkiye’nin işçi sınıflarının verdiği mücadeleyle, insanlık dışı çalışma koşullarının çoğundan kurtuldular. Ama, aradan 140 yıl geçtikten sonra, taşkömürü işçileri şimdi de işsizlik sorunu ile karşı karşıya.
Bir bölge halkının angaryaya mahkum edilmesi ne kadar insanlık dışıysa, işsizliğe terk edilmesi de o kadar insanlık dışıdır. Zonguldak kenti TTK ile bütünleşmiştir. TTK’yı küçültmek Zonguldak’ı ölüme terk etmek demektir. İşletmeleri özel sektöre devrederiz, onlar da kar eder, yatırım yapar, işini büyütür, yeni işçi alır, sorunu çözer demek, ipe un sermekten başka bir şey değildir. Zonguldak’ın sorunları, çözümü piyasaya bırakarak değil, bilimsel, tutarlı politikalar uygulayarak çözülebilir.
SHP toplumsal ve iktisadi sorunların ancak bir plan çerçevesinde hazırlanan tutarlı politikalarla çözülebileceğini savunmaktadır. SHP Türkiye’de mevcut planlama anlayışının da değiştirilmesini ve en sorunlu alanlardan başlayarak “Havza Planlaması” kavramının uygulamaya konmasını gerekli görmektedir. Zonguldak’ın sorunlarının çözülmesi için bir havza planı yapılmalı ve havzanın tüm sorunları bir bütün halinde ele alınmalıdır. İstihdam sorunundan tasman olayına, lavuarların yerinden demiryolu ulaşımına kadar tüm sorunlar birbiri ile ilişkili olarak çözülecektir. Bu planın merkezinde istihdam kavramı yer alacaktır. Hedef Zonguldak’ta hiç işsiz kalmaması olacaktır.
SOSYALDEMOKRAT HALK PARTİSİ’NİN ZONGULDAK’IN İSTİHDAM SORUNLARI İLE İLGİLİ MYK KARARI
Sosyaldemokrat Halk Partisi Merkez Yürütme Kurulu bu değerlendirmelerin ışığında, 17 Ağustos 2004 tarihli ve 26 sayılı toplantısında, özetle; Özel sektörün maden işletmeciliğinin yol açabileceği olumsuzluklara ilişkin iddia ve kaygıları dikkate alarak; Özel şirketlerin ancak yeni yatırımlar ve yeni ocaklarla kömür üretimine girmesini uygun görerek; TTK’nın mevcut maden ocaklarının özelleştirilmesinin Zonguldak’ın işsizlik sorununun çözümüne hiçbir katkı sağlamayacağını saptayarak; SHP’nin üretim güçlerinin artırılmasından ve istihdam olanaklarının genişletilmesinden yana olduğunu vurgulayarak;
- Hükümetin Zonguldak havzasında kömür üretimini 9,5 milyon ton/yıl’a çıkarma ve bu alanda 10.000 kişilik yeni istihdam yaratma hedefini olumlu bulduğunu,
- Ancak Zonguldak’taki işsizlik sorununun aciliyeti nedeniyle uygulamaya ivedilikle başlanmasının önem taşıdığını,
- Hükümetin ciddiyetini kanıtlamak ve üretimi ivedilikle artırmak için, 2005 Ocak, Şubat aylarına kadar 1.000 kişiyi işe almasının gerektiğini,
- Zonguldak’ta kömür madenciliğine ek olarak, gemi inşa sanayii ve enerji projeleri gibi sektörel çeşitliliğin desteklenmesinin gerekliliğini,
- Zonguldak, Bartın ve Karabük illerinin tüm sorunlarının ‘Havza Planlaması’ anlayışı çerçevesinde birlikte ele alınmasının zorunlu olduğunu,
- Karaelmas Üniversitesinin yeni bölümler açılarak genişletilmesi için gerekli yatırımların tamamlanmasının önem taşıdığını
açıklar ve bu konuların takipçisi olacağını kamuoyuna duyurur.
SHP Genel Başkanı Murat Karayalçın ve MYK üyeleri Timur Erkman ve Ümran Göçen ile PM Üyesi Şerafettin Turpçu 28 Temmuz 2004 tarihinde Zonguldak’a yaptıkları ziyarette, aşağıdaki kişi ve kuruluşlarla görüşmüşlerdir:
Zonguldak Valisi Yavuz Erkmen
Zonguldak Belediye Başkanı Secaattin Gonca
TTK Genel Müdürü Rıfat Dağdelen
ZKÜ Rektör Vekili Turgay Atalay
Maden Mühendisleri Odası Zonguldak Şube Başkanı Yrd. Doç. Erdoğan Kaymakçı
Maden Mühendisleri Derneği Başkanı Çağlar Öztürk
Genel Maden İş Sendikası Genel Başkanı Çetin Altun
Kanal Z Yönetim Kurulu Başkanı Ali Bahadır
SHP Programında aşağıdaki madde yer almaktadır:
“Her yurttaşa yeteneğine, eğitimine ve seçimine uygun bir iş olanağı sağlamak; çalışırken onları korumak, çalışma gücünü yitirdiklerinde her türlü güvenceyi sağlamak devletin birincil görevidir.”