SHP Tarım Programı

SHP TARIM PROGRAMI

Ocak 2007

ÖNSÖZ


 

Sevgili Yurttaşlarım,

SHP, kurulduğundan bu yana program ve projeler üzerinden siyaset yapılmasını savunan bir parti oldu. Siyaseti bir laf yarışı olarak görmedik ve her soruna somut çözümler getirmeyi kendimize görev bildik. Bu, Türkiye’nin alışık olmadığı bir tavır. Maalesef ülkemizde siyaset böyle yapılmıyor. Çünkü bu tür siyaset kolay bir iş değil. Emek istiyor, bilgi istiyor, kararlılık istiyor.

Elinizde bulunan kitapçık SHP’nin Tarım Programı. SHP’nin tarım sorunlarına bakışını ve tarımla ilgili tüm sorunlara getirdiği çözümleri kapsıyor. Türkiye’nin sorunlarına çözüm ararken ilk olarak ele aldığımız konu tarım oldu. Çünkü ülkemizde tarım sorunlarını çözmeden hiçbir sorunun çözülemeyeceğine inanıyoruz. Tarımda, kırsal kesimde yaşanan sorunlar çözülmeden biriktikçe, öteki sorunların da çözülemez hale geldiğini düşünüyoruz. Tarımdan başlayarak bütün sorunlara çözüm getirmeye kararlıyız.

İlk olarak Tarım Programı’nı yayımladık. Bunun arkasından öteki konulardaki programlarımız gelecek. Bu programlar uzmanların ve partililerimizin katılımıyla hazırlandı. Parti Meclisimiz tarafından onaylanarak, SHP’nin halkımıza taahhüdü haline getirildi. SHP bu programla tarım sektöründe yapacaklarını anlatıyor ve iktidara geldiğinde uygulayacağına söz veriyor.

Saygılarımla

Murat Karayalçın
SHP Genel Başkanı

 

İÇİNDEKİLER

GİRİŞ
SHP TARIMA NASIL BAKIYOR?
SHP’NİN TARIM PROGRAMININ TEMEL İLKELERİ
SHP’NİN TARIM PROGRAMININ AMAÇLARI
SHP TARIMDA NE YAPACAK, NEYİ DEĞİŞTİRECEK?
ÖZETLE…

GİRİŞ


Sosyaldemokrat Halk Partisi halkın sorunlarını gündeme getirirken, mevcut uygulamaları sadece eleştirmekle yetinmemekte, politika önerilerini, stratejik bir yaklaşım çerçevesinde, halkın katılımına dayalı olarak geliştirmektedir. SHP bu tavrını tüm toplumsal sorunlar ve iktisadi sektörler için sürdürmektedir.

SHP’nin tarımla ilgili ilk projesi 2004 yılında hazırlanan “Sağlıklı ve Ucuz Kırmızı Et Projesi” olmuştur. Projenin beş yıl süreyle uygulanması durumunda kırmızı et üretiminde 100 bin ton, süt üretiminde 500 bin ton artış olması, 140 bin kişilik istihdam artışı sağlaması ve kırmızı et fiyatlarının yüzde 30-40 oranında düşmesi öngörülmüştür.

SHP bu projeden sonra çalışmalarını tarım sektörünün bütününü kapsayan sorunlar üzerinde yoğunlaştırmıştır. 27 Kasım 2005 tarihinde Mersin’de düzenlenen Üretici Kurultayı’nda bu bağlamda önemli adımlar atılmış ve üretici kooperatiflerinin, meslek odalarının, derneklerin, akademisyenlerin katılımı ile bir dizi politika seçeneği üzerinde durulmuş ve temel yaklaşımlar belirlenmiştir. Söz konusu politika yelpazesi uzmanların katılımıyla genişletilerek SHP’nin Tarım Programı oluşturulmuştur.


SHP TARIMA NASIL BAKIYOR?

Türkiye tarımı, Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) ve Avrupa Birliği (AB) süreçleri ile küresel piyasa etkilerine açık duruma gelmiş ve bir dönüşüm sürecine girmiş bulunmaktadır. Ayrıca IMF ve Dünya Bankası ile yapılan anlaşmalar özellikle küçük üreticilerin sorunlarını giderek ağırlaştırmakta, küresel piyasa etkilerine karşı daha duyarlı ve o ölçüde sancılı bir geçişi öngörmektedir. Bu bağlamda uygulanan programların ülke tarımının ve kırsal alanının ihtiyaçları ile bağdaşmadığı, önerilen çözümlerin geçerli olmadığı her geçen gün biraz daha anlaşılmaktadır.

Avrupa Birliği


Türkiye, AB’ye katılım süreci ile birlikte yeni bir yapılanmayı, kendi ihtiyaçlarını karşılayarak ve iç dinamiklerini güçlendirerek gerçekleştirmek ve tarım kesiminde birikmiş sorunlarını çözmek zorundadır. SHP, Avrupa Birliği ile müzakere sürecinde, bu bağlamda son döneme girildiğinin bilincindedir ve bu dönemi ülke tarımının geleceğinin belirlenmesi bakımından yaşamsal önemde görmektedir.

SHP, tarım sektörü için AB’ye katılım sürecini, tarımın rekabet gücünü artırmak, kırsal alanı yaşanır kılmak, sektörün gelir yapılarını güçlendirmek, tarımın hem kendi içinde hem de diğer sektörlerle arasında ortaya çıkan gelir dağılımı adaletsizliğini gidermek ve sektörün avantajlı ürünlere ve örgütlenmelere yönlendirilmesini sağlamak için bir fırsat olarak görmektedir.


Sektörün Önemi


Ülkemizde tarım sektörü esas olarak halkın gıdasını sağlamanın yanı sıra, bir taraftan sanayinin girdi ihtiyacını karşılamakta, diğer taraftan da nüfusun üçte birine istihdam olanağı yaratmaktadır. Bu nedenle, tarım sektörünün sorunları, neredeyse diğer tüm sektörleri etkilemekte, bir bakıma toplumun kaderini de tayin etmektedir.


Kırsal Yoksulluk


Özellikle 1999 yılından bu yana uygulanan iktisadi politikalar, tarımsal üretimin nüfus artışına göre azalmasına, üreticilerin ve kırsal nüfusun gittikçe yoksullaşmasına yol açmıştır. Kırsal kesimdeki yoksulluk oranı Türkiye ortalamasının üzerindedir ve sürekli artmaktadır. Türkiye İstatistik Kurumu verileri, ülkedeki genel yoksulluk oranı yüzde 28 iken, kırsal nüfusun yüzde 37’sinin yoksulluk sınırının altında ve yoksunluklar içerisinde yaşadığını göstermektedir. Kırsal kesimdeki yoksullaşma, iç ticaret hadlerinin sürekli olarak tarım aleyhine dönüşmesinden ve tarımsal üretim artış hızının yetersizliğinden kaynaklanmaktadır. Son 25 yılda, tarım sektöründeki yıllık büyüme hızı, nüfus artış hızının yarısına bile yaklaşamamıştır.


Düşük Gelir


Tarım ve kırsal alan için vurgulanması gereken en yakıcı sorunlardan birisi nüfus- gelir ilişkisidir. Bugün, ülke nüfusunun ve istihdamının yaklaşık yüzde 35’ini karşılayan tarım sektörü, ulusal gelirin ancak yüzde 11’ini alabilmektedir. Tarımın her alanında, üreticilerin yaratılan gelirden aldığı payın düşüklüğü ve bu payın tarımsal ilk ürün değerinin yüzde 25’lerini aşamaması, gelir kaybına, yoksullaşmaya ve giderek sektörün gelişememesine yol açmaktadır. En son örnek, süt fiyatlarındaki makastır; üretici sütünü 25 yeni kuruştan satmakta, tüketici ise 1,25 yeni kuruştan tüketmektedir. Üreticilerin örgütlenme ihtiyacına yönelik kamusal desteklerin verilmemesi ve kooperatiflere dayalı ürün-borsa sisteminin geliştirilmemesi, gelir dağılımı sorununu üretici aleyhine derinleştirmektedir.


Parçalanmış Toprak


Kırsal alan nüfusunun toplam nüfus içindeki payı gelişmiş ülkelere göre yüksek bir düzeydedir. Nüfusun mutlak artışı, bir taraftan tarımsal arazi üzerinde baskıya dönüşürken, diğer taraftan miras sisteminin de etkisiyle işletme ölçeğinin küçülmesine yol açmaktadır. Tarımsal işletme sayısı, 1950 yılına göre yüzde 20 artmış, işletmelerin sahip olduğu arazi varlığı ise ortalama olarak 77 dekardan 61 dekara düşmüştür. Oysa 25 üyeli AB’nin ortalama tarımsal işletme büyüklüğü 174 dekardır ve Türkiye’deki ortalama işletme büyüklüğü Avrupa Birliği ortalamasının ancak 1/3’ü kadardır. Bu durumda, küçük ölçekli tarımsal işletmelerin bireysel imkanları ile piyasa için üretim yapmaları, üretim gerçekleştirilse bile rekabet avantajına sahip olmaları olası görülmemektedir. Çünkü 3 milyon civarındaki tarım işletmesinin yüzde 65’i, 50 dekardan küçük arazi tabanına sahip bulunmaktadır.


“Arazi Bankası”


Ülkemizde tarımsal işletme ölçeği çağdaş teknoloji kullanımına olanak vermeyecek ölçüde küçük olduğu gibi, tarımsal araziler çok parçalı ve dağınıktır. Kuru ve sulu olmak üzere tüm tarım alanlarında, arazi envanterinin güncellenmesi ile arazi toplulaştırma faaliyetlerine ağırlık verilmesi konusu halen önemini korumaktadır. SHP bir yandan arazi toplulaştırma sorununu çözmek öte yandan toprak insan ilişkilerini düzenlemek üzere “Arazi Bankası” adıyla yeni bir kurum oluşturmayı gerekli görmektedir.


Örgütlenme


SHP, kentsel çekicilikler yaratılmadan ve kentsel istihdam hacmini genişletecek politikalar üretilmeden küçük köylülüğü tasfiye edecek politikalara karşıdır. Bu geleneksel yaklaşımı hem akılcı hem de ahlaki bulmamaktadır. Bu nedenle SHP, temel bir ilke olarak, küçük köylülüğün - küçük üretimin tasfiye edilmemesi, ancak daha etkin işletmelere dönüştürülmesi yaklaşımını esas almıştır. Çok kapsamlı politikalar ve bunlarla uyumlu demokratik ve katılımcı yeni örgütlenme modelleri ile küçük köylülüğün verimli tarım işletmeciliğine dönüşümü sağlanabilecektir.

AKP Hükümeti sektör örgütlenmesinde üreticilerin demokratik tercihlerini olumsuz yönde etkilemekte, kooperatifler eliyle veya kooperatif gözetiminde daha rasyonel olarak gerçekleştirilecek olan tarımsal üretim faaliyetlerine imkan tanımamaktadır. Örneklemek gerekirse, büyükbaş hayvancılık alanında kooperatif ortaklarının çok az bir bölümüne 2 baş hayvan desteği sağlanmaktadır. Bu yöntemle destek olarak verilen hayvanların üreticilerin bireysel mülkiyetinde kalması bir avantaj olarak sunulmaktadır. Gerçekte bu politika ile üreticilerin piyasa ile bağ kuramayacağı, bireysel imkanları ile hijyenik standartlara sahip hayvan barınaklarına sahip olamayacağı ve teknolojik avantajları kullanamayacağı bir sektör yaratılmaktadır. Oysa gönüllü birlikteliklere dayalı ortaklıklarla oluşturulacak kooperatif örgütlenmeler, özellikle küçük üreticinin yararlanacağı bir yapılanma modeli olarak üreticilere tanıtılabilir ve bu yöndeki destekler bir stratejik çerçeveye oturtulabilir. SHP bu akılcı ve gelir artırıcı seçeneği küçük üreticilere sunacaktır. Bunun dışındaki yaklaşımlarla küçük üreticilerin ihtiyaçlarına yanıt verilemeyecek ve küçük üretim sektör dışına itilecek, özellikle gıda güvenliği açısından dünya ticaret sistemine entegre olunamayacak ve Avrupa Birliği katılım süreci hedeflerine ulaşılamayacaktır.


“Paydaş Çiftlik”


Gıda güvenliği ve piyasada rekabet gücü sağlayan teknolojilerin uygulanabileceği işletmelerin, üreticilerin demokratik örgütlenme yapısı içerisinde, özendirilmesi zorunludur. SHP bu amaca yönelik olarak yeni bir örgütlenme modeli önermektedir. “Paydaş Çiftlik” adını verdiğimiz bu model, üretici örgütlenmesi içerisinde, birkaç ortak üreticinin üretim girdilerini birleştirerek, ortak mekanlarda üretim yapmaları esasına dayanacaktır. Paydaş Çiftliklerde tesislerin mülkiyeti bireylere değil, Paydaş Çiftliğin tüzel kişiliğine ait olacaktır. Kooperatif örgütlenme yapısı içerisinde birden fazla Paydaş Çiftliğin söz konusu kooperatife tüzel kişilik olarak ortaklığı mümkün olabilecektir. Bunun yanında gerçek kişi ortaklığı da geçerliliğini koruyacaktır. Bu model ile bir taraftan küçük köylülüğün çağdaş üreticiliğe dönüştürülmesi sağlanacak, diğer taraftan da toplum yaşamı için tehlike oluşturan gıda güvenliği sorunlarına insancıl bir yaklaşımla çözüm getirilmiş olacaktır. Özellikle hayvancılık sektörü için örnek bir model niteliği taşıyan bu politika seçeneği, bitkisel üretim alanları için de geçerli olabilecektir.

SHP, güç birliğine dayalı bu yaklaşımı, küçük üretimin etkin örgütlenmesi için geçerli bir seçenek olarak görmektedir. Türkiye’de yıllardan bu yana uygulanagelen yerli - yabancı kaynaklı programlar; güçleri birleştirmek yerine bir anlamda ayrıştırmayı getirdiğinden, kırsal kalkınma programlarında ve teşvik politikalarında istenilen sonuçlar alınamamıştır. Şimdi ters bir gelişmeyle, tarihin bir cilvesi olarak, piyasa koşulları ve yıllardan bu yana tarımda izlenen politikalar, Türkiye tarımında ilk kez girdilerin ve kaynakların ortak kullanımı anlayışına sıcak bakılmasını gündeme getirmektedir. Şimdiden bu konuda ülkenin değişik yerlerinde uygulama çalışmaları filizlenmektedir.


“Makina Ringleri”


Tarımsal verimliliğin artırılabilmesi için tarımda makina kullanımının yaygınlaştırılması ve makinaların verimli kullanımının sağlanması zorunludur. Oysa Türkiye tarımında küçük üreticiliğin yaygın olması nedeniyle, tarımsal makinalar verimli olarak kullanılamamakta, atıl kapasite sorunu ortaya çıkmaktadır. Buna karşılık bazı küçük üreticilerin de tarımsal makinalara ihtiyaç duymasına karşın ulaşamadığı görülmektedir. Bu sorun yalnızca bizim gibi ülkelerde değil, gelişmiş batı ülkelerinde de yaşanmaktadır. Sonunun çözümü için tarımsal makinaların ortak kullanımına yönelik çeşitli modeller geliştirilmiştir. Bu modeller arasında en yaygını ve verimlisi ‘makina ringleri’dir. Makina ringleri, tarımsal makina sahibi olan çiftçilerin, bu makinaları, ihtiyaç sahibi çiftçilere belirli zaman dilimlerinde kiralamasına olanak veren bir örgütlenme modelidir. Almanya’da ekili toprakların yüzde 47’si makina ringleri kullanarak işlenmektedir. SHP Türkiye’de makina ringleri kurulmasının Avrupa ülkelerine göre çok daha zorunlu olduğuna inanmaktadır ve bu modeli Türkiye’de yaşama geçirme kararlılığındadır. Türkiye traktör mezarlığı olmaktan çıkarılacaktır.


Dış Ticaret


Dış ticaret yapısı, sektörün niteliğine ilişkin önemli bir ölçüdür. Tarım dış ticareti, son yıllarda mutlak olarak açık vermektedir. Başta buğday olmak üzere, pamuk, çeltik ve yağlı tohumlarda dışalım olmadan sanayi sektörü üretim yapamamaktadır. Ayrıca, tarım ihracatındaki ürün yelpazesinde büyük değişiklikler sağlanamamış, tarımsal dışsatım zaman içinde kimi eklemelere karşın geleneksel ürünlere dayalı kalmıştır. Oysa uzun erimli eğilim analizleri, dünyada gıda ve tarım ürünleri ticaretinin geleneksel dökme ürünler yerine, taze ve dondurulmuş sebze ve meyveye, organik gıda ürünlerine , zeytinyağı ve kaliteli şarap ticaretine doğru eğilim gösterdiğini ortaya koymaktadır.

Türkiye’deki uygulamalar dünya ticaretinde yaşanan bu eğilimin farkında olunmadığını göstermektedir. Çünkü yılda 40 milyon ton düzeyine ulaşan meyve ve sebze üretimimizin ancak yüzde 10’u dış ticarete konu olmakta ve bu alanlardaki dışsatım olanakları, gıda güvenliğine ve pazarlama altyapısına ilişkin yapısal önlemlerin alınmaması nedeniyle değerlendirilememektedir. Başta şarap olmak üzere alkollü içeceklere yüksek oranlı dolaylı vergiler uygulanarak, Anadolu’nun teşvik edilmesi gereken tarihsel bağcılık birikimine ve yüz binlerce üzüm üreticisinin geleceğine bağnazca bir tavırla set çekilmektedir.


Kırsal Altyapı


Tarımsal ve kırsal altyapı hizmetleri, başta küçük su kaynaklarının geliştirilmesi olmak üzere, işletme verimliliğini ve etkinliğini artıracak diğer fiziksel ve teknolojik alanlarda müdahaleyi gerektirmektedir. Sulanabilir tarım arazilerinin ancak yüzde 50’si su kaynaklarına kavuşmuş bulunmaktadır. GAP Bölgesi örneğinde görüldüğü gibi, inşası tamamlanmış barajlarda 1 milyon hektarlık bir alanın sulamasını sağlayacak su rezervi sağlanmış olmasına rağmen, halen 220 bin hektarlık bir alan sulu tarıma açılabilmiştir. Kırsal ve tarımsal altyapı hizmetleri, SHP’nin bütünlüklü yaklaşacağı alanların başında gelmektedir.


Destekleme Politikaları


Tarımsal destek sistemi, hem miktar ve hem de destek araçları olarak sektör ihtiyaçlarına yanıt verecek düzey ve nitelikte değildir. 1990’lı yıllarda 2,5 milyar dolar düzeyinde geçekleşen tarımsal destek miktarı, günümüzde 1,5 milyar dolar düzeyine düşürülmüş bulunmaktadır. Tarımsal desteğin yüzde 75’i ise “Doğrudan Gelir Desteği” adı altında, üretim yerine mülkiyete tahsis edilmekte ve gelir dağılımı sorunlarını ağırlaştırmaktadır.

Tarımsal desteklerin yanı sıra tarımsal kredilerin de sürekli olarak azaldığı gözlenmektedir. Bankacılık sistemi tarım sektörünü gözden çıkarmış gibidir. Toplam kredi hacmi içinde tarımsal kredilerin payı 2000 yılında yüzde 9,6 oranında iken, her yıl düzenli olarak azalarak 2004 yılında yüzde 3,8’e kadar düşmüştür.


Vergi Politikaları


Ülke tarımı için en önemli sorunlardan biri de, doğrudan ve dolaylı vergi oranlarının yüksekliğidir. “Zirai stopaj” oranı borsaya üye olanlar için gelirin yüzde 2’si, olmayanlar için yüzde 4’ü düzeyinde uygulanırken, bir bakıma gelir-gider farkının yüzde 50’sine eşdeğer bir orana ulaşmaktadır ki, bu durum diğer sektörlere göre ciddi bir vergi adaletsizliği sorununa yol açmaktadır. Tüm girdilerde olduğu gibi, özellikle akaryakıtta birçok ülkeden 5 kat kadar daha yüksek dolaylı vergi yükü uygulanması, tarımsal üretimin maliyetlerini ve ürün fiyatlarını yükseltmektedir.


Hayvan Sağlığı


Bulaşıcı hayvan hastalıklarının insan-toplum sağlığını doğrudan tehdit edecek potansiyel içerdiği bilinmektedir. “Hastalıklardan Ari” hayvancılık işletmelerinin oluşturulması bile başlı başına bir teşvik sorununa dönüştürülmüştür. Bu alanda geçerli politikaların geliştirilmemiş olması sorunu ağırlaştırmıştır. Sorunlar ancak barınak, yemleme, materyal yönetimi, pazar altyapılarının oluşturulması ile eğitim ve örgütlenme gibi çok kapsamlı araçların bir arada harekete geçirileceği bir süreçle aşılabilecektir. Sektör entegrasyonu ise bu sürecin ihmal edilemeyecek temel bir hedefi olacaktır.


Ar-Ge


Hayvancılıkta ve bitkisel üretimde ihtiyaç duyulan damızlık tohum ve üretimin çoğaltım materyallerinin tamamına yakını dışalımla sağlanmaktadır. Bitkisel üretimde melez (hibrit) tohumun yaygınlıkla kullanılmakta oluşu, ithal tohumun kullanım periyodunu zorunlu olarak kısaltmakta ve bir sonraki üretim için yeniden tedarikini gerekli kılmaktadır. Bu alanda Ar-Ge faaliyetlerinin artırılması ile araştırmacı girişimcilerin desteklenmesi zorunluluğu ortaya çıkmıştır.


SHP’NİN TARIM PROGRAMININ TEMEL İLKELERİ

o SHP’nin tarım ve kırsal kesime yönelik tüm yaklaşımlarında, kırsal alanın yaşanabilir kılınması ve kırsal nüfusun yaşam kalitesinin yükseltilmesi esas alınacaktır.

o SHP, tarıma küresel piyasalarda rekabet gücü kazandırmaya ve istihdamı üretken kılmaya yönelik olarak üretimin miktar, çeşit ve kalitesini artıracak tedbirlere öncelik verecektir.

o SHP, kırsal-tarımsal nüfusun kaynaklara ve kararlara erişimini gelişmenin vazgeçilmez koşulu olarak görmekte ve katılımcı yönetim anlayışını temel yaklaşım olarak benimsemektedir.

o SHP, tarımı ve kırsal alanı diğer sektörlerle birlikte ve bir bütünsellik içinde değerlendirmekte, sektörlerin karşılıklı olarak birbirlerini tamamlamaları ile gelişmelerinin olanaklı olacağını öngörmektedir. Başka bir anlatımla, tarımın tarım dışı sektörlere feda edilmeyeceğini ilke olarak benimsemektedir.

o SHP, tarımsal destek sistemini uygularken, tarımın diğer sektörlere karşı dezavantajlarının ülke ihtiyaçları ve öncelikleri gözetilerek giderilmesini esas almaktadır.

o SHP, sektöre ilişkin kamusal hizmetleri salt merkezi otorite ile sınırlamayarak, yerel yönetimler ve kooperatifler gibi kurumsallaşmış örgütlerin de içinde yer alacağı katılımcı modellerin yaşama geçirilmesini gerekli görmektedir.

o SHP, toprak-insan ilişkilerinin düzenlenmesinde sulama projelerinin uygulama esası olarak alınması gerektiği inancındadır.

SHP’NİN TARIM PROGRAMININ AMAÇLARI


SHP’nin amacı;

o Nitelikli ve rekabet fiyatlarına dayalı üretim yapılması,

o Gelir yapılarının güçlendirilmesi ve paylaşımının iyileştirilmesi,

o Köylülüğün etkin üreticiliğe dönüştürülmesi,

o Kırsal yerleşim sisteminin yeniden düzenlenmesi ile toplumsal ve teknolojik altyapısının (konut, yerleşme, sağlık, eğitim, örgütlenme ve teknoloji) iyileştirilmesi

ve bunların sonucunda kırsal alanda yaşam kalitesinin artırılmasıdır.


SHP TARIMDA NE YAPACAK, NEYİ DEĞİŞTİRECEK?

Tarımsal Planlama ile Üreticilere Yol Gösterilecektir

o Tarımsal üretimin gelişme doğrultularının belirlenmesi, üreticilere yol gösterilmesi anlamında tarımsal planlama eş zamanlı olarak ulusal düzeyde ve havza düzeyinde yapılacaktır. Tarımsal planlama ile havza düzeyinde özendirilecek ürün çeşitleri, katılımcı bir anlayışla belirlenecektir.

o Tarımsal planlama fiyat hareketlerine bağlı olarak tarımsal üretimde sıklıkla gündeme gelen aşırı dalgalanmaları sınırlayacağı gibi, küresel fiyatlar ve ulusal ihtiyaçlar dikkate alınarak ürün deseninin belirlenmesine olanak sağlayacaktır.

o Ülkemizin uluslararası piyasalarda rekabet gücü kazanabileceği, organize hayvancılık, özel bitkisel üretim (seracılık, çiçekçilik gibi), ekolojik tarım gibi üretim faaliyetlerinin alanları havza planlaması kapsamında belirlenecek ve desteklenecektir.

Üreticilerin Örgütlenerek Piyasaya Müdahalesi Sağlanacaktır

o Türkiye’de küçük işletmelere dayalı tarımsal üretimin mevcut haliyle rekabet gücü kazanması olanaksızdır. Küçük üreticilerin kapitalizmin acımasız işleyişiyle tasfiye edilmemesinin tek yolu örgütlenmedir. SHP küçük üreticilerin örgütlenmesini özendirecek tüm politikaları devreye sokacak, tüm önlemleri alacaktır.

o Tarımla ilgili tüm teşvikler, desteklemeler, vergi politikaları, teknik yardımlar öncelikli olarak örgütlenmiş üreticilere sağlanacaktır. Örgütlenmiş üreticiler fiyatların belirlenmesinde pazarlık gücü kazanacaktır.

o Üreticilerin örgütlenmesinde farklı örgüt modellerinden yararlanılacak, özellikle küçük üretim birimlerinin daha etkin işletmelere dönüşümünü hızlandırmak için; birden fazla üreticinin gönüllü ortaklığına dayalı ve ortaklık mekanlarında birarada üretim yapılmasına olanak sağlayan “Paydaş Çiftlikler” ile kooperatif ve diğer örgütlenmelerin kurulabilmesi özendirilecektir. Üreticiler kooperatiflere bireysel olarak veya paydaş çiftlikler aracılığıyla üye olabilecektir.

o Tarımsal örgütlenmelerde yaşanan kargaşaya son verilecektir.

o SHP yalnızca tarımda değil, ekonominin bütün alanlarında kayıt dışını ortadan kaldırmayı vazgeçilmez, ihmal edilmez bir hedef olarak belirlemiştir. Kayıt dışı işlemleri ortadan kaldırmak için tarımsal üretimin tüm aşamalarını kapsayan kooperatif modelinin güçlendirilmesinden de yararlanılacaktır.

o Sözleşmeli üretim modelinin, hem pazarlama sorunlarını çözen hem de tarımsal üretimin plansızlık nedeniyle sık sık yaşadığı dalgalanmaları önleyen bir yöntem olarak yaygınlaşması yararlı görülmektedir. Sözleşmeli tarım köylünün üreticiye dönüşmesini de hızlandıracaktır.Arazi Bankası Kurulacak, Toprak Reformu Yapılacaktır

o Arazisi olmayan ya da verimli bir işletme kurmak için yeterli büyüklükte araziye sahip olmayan üreticilerin arazi edinmesini sağlamakla görevli “Arazi Bankası” kurulacaktır. Arazi Bankası’nın arazi satın alma, satma, verme ve birleştirme olmak üzere dört temel görevi olacaktır.

o Arazi Bankası kamuya ve/veya özel kişilere ait arazileri satın alarak, verimli bir işletme oluşturmaya yeterli büyüklükte arazi parçaları oluşturacaktır. Bu araziler yeterli toprağı olmayan üreticilere uzun vadeli ödemelerle satılacak ya da bedelsiz olarak tahsis edilecektir.

o Türkiye tarımının önemli sorunlarından biri de toprakların aşırı ölçüde parçalanmasıdır. Arazi Bankası parçalanmış arazileri satın alarak birleştirecek ve yeterli büyüklükte araziler oluşturacaktır. Arazi Bankası bu işlevini satın alma yoluyla yerine getirebileceği gibi, parçalanmış arazi sahipleri arasında arabuluculuk yaparak da arazileri toplulaştırabilecektir.

o Arazi Bankası içinde toprağı olmayan veya yetersiz bulunan üreticilere uzun vadeli kredi vermek üzere “Arazi Edindirme Fonu” oluşturulacaktır.

o Arazi Bankası’nda “arazi bilgi sistemi” oluşturulacak, arazi envanter sistemi güncelleştirilerek, kadastral hizmetler arazi toplulaştırma faaliyetlerine koşut olarak yürütülecektir.

o Arazilerin yeniden parçalanmasını önlemek üzere miras hukuku yeniden düzenlenecek, miras bırakılan toprağa tüzel kişilik kazandırılması sağlanacaktır.Ürün Borsa Sistemi Kurularak Tarım Piyasası Düzene Kavuşturulacaktır

o Tarım ürünlerinin piyasa fiyatlarının oluşması, ürün arzının sürekli kılınması, tarımda devresel dalgalanmaların sınırlanması ve ürün zincirinin kayıt altına alınması için ürün borsaları yaygınlaştırılacaktır. Borsa sisteminin güçlenmesi ve temel işlevlerini yerine getirebilmesi için vadeli işlem borsaları kurulması desteklenecektir.

o Vadeli işlem borsaları, kalitesi ve miktarı belirlenmiş bir ürünü belli bir fiyattan ileri bir tarihte satmak ve almak üzere sözleşme yapılmasına ve bu sözleşmenin el değiştirmesine imkan vereceği için, tarımsal ürünlerin devresel üretim ve fiyat dalgalanmalarını önleyecek ve ürün arzında devamlılık sağlayacaktır.

o Borsalarda üreticilerin alıcılara karşı pazarlık gücü kazanmaları için örgütlü olmaları gerekmektedir. Üretici örgütlenmelerinin tarımsal ürün borsalarına ortak olmaları teşvik edilecektir.

o Üreticilerin vergiden kaçınma amacıyla ürününü borsalara getirmeyi tercih etmediği göz önünde tutularak, ürün borsaları sisteminde gelir vergisinden yüzde 100 oranında stopaj indirimi sağlanacaktır.

o Vadeli işlem borsaları özel sektörün sözleşmeli üretim yoluyla tarım sektörüne girmesini kolaylaştıracak bir ortam sağlayacaktır.

o Ürün borsa sistemi canlı hayvan, kırmızı et ve hayvancılık yem girdisi için de kurulacaktır. Canlı hayvan vadeli işlem borsaları için gerekli olan müzayede alanları, laboratuar, depo, karantina ve mezbaha bölümleri sistem kapsamına alınacaktır.Destekleme Politikası ile Tarım Sektörü Yönlendirilecektir

o Tarımsal destekleme politikasının birincil amacı toplumsal olacaktır. Kırsal kesimde yaşayan insanların temel gereksinimlerini karşılamak ve onurlu bir yaşam sürmesine olanak vermek amacıyla, desteğe ihtiyaç duyan tüm üreticiler desteklenecektir.

o Destekleme politikası aynı zamanda iktisadi amaçları gerçekleştirmek için de kullanılacaktır. Tarımsal destekleme primleri sektörü yönlendirme, kayıt altına alma ve planlama hedeflerine yardımcı olacak biçimde belirlenecektir. Havza planlamasının en önemli aracı destekleme primleri olacaktır.

o Türkiye ekonomisinin dışa açıldığı bir dönemde tarım sektörünün rekabet gücü olan, verimli bir yapıya kavuşturulması gerektiği açıktır. Tarım ürünlerinin fiyatları dünya fiyatları ile uyumlu hale getirilecektir. Ancak bunun ön koşulu, halen dünya fiyatlarının çok üzerinde olan girdi fiyatlarının da dünya fiyatları düzeyine çekilmesidir. Girdi fiyatları dünya fiyatlarına indirilecek ve bundan sonra tarımsal ürün fiyatlarının dünya ortalamalarında oluşması sağlanacaktır.

o Desteklemeler tarımda yapısal dönüşümü sağlamanın aracı olarak kullanılacaktır. Primler, krediler, vergi indirimleri dahil tüm destekler örgütlenmiş üreticilere daha yüksek oranda uygulanacaktır.

o Desteklemeler, AB ülkelerinde de uygulandığı biçimiyle, 4-5 yıllık süreler için uygulanmak üzere çıkarılan Tarım Çerçeve Yasası ile birlikte açıklanacaktır. Piyasanın belirlediği ürün fiyatı hedef fiyatın gerisinde kaldığında, müdahale başlatılacak ve ek prim ödemeleriyle üreticiler desteklenecektir.

o “Doğrudan Gelir Desteği” sistemi sadece arazi varlığı ile ilişkilendirildiği, başka bir anlatımla üretim yerine mülkiyet ödüllendirildiği için tamamen değiştirilecek, batı ülkelerinde de uygulandığı üzere, sadece ‘vazgeçilen ürünler’den doğacak kayıpların karşılanması için uygulanacaktır.

o Halen yüzde 2 oranındaki zirai stopaj nedeniyle üretici kayıt altına girmekte isteksiz davranmaktadır. Stopaj kesintisinin yapılmaması, hatta pamukta geçmiş dönemlerde uygulanan prim sistemi gibi ama yüzde 1’i aşan oranda prim verilmesi üreticiyi kayıt altına girmeye teşvik edecektir.

Makina Ringleri Kurularak Tarımsal Makina Kullanımı Yaygınlaştırılacaktır


· Yöresel ihtiyaçlar ve iletişim olanakları dikkate alınarak, tüm bölgelerde pilot proje niteliğinde makina ringleri kurulacaktır. Makina ringleri, tarımsal makina sahibi olan çiftçilerin, bu makinaları, ihtiyaç sahibi çiftçilere belirli zaman dilimlerinde kiralamasına olanak verecektir. Makina ringleri 500-1.500 işletmeyi kapsayacak büyüklükte olacak, sisteme giriş çıkış çiftçilerin özgür iradesine dayalı olarak belirlenecektir.

· Makina ringlerinin yönetim ve iletişim harcamaları ilk aşamada kamu tarafından üstlenilecek, sistemin yaygınlaşmasına paralel olarak harcamaların üyeler tarafından karşılanması sağlanacaktır.

· Kooperatifler ve kooperatif birliklerinin makina ringlerini örgütlemesi teşvik edilecektir.


Tarımla İlgili Kamu Yatırımları Artırılacaktır

o Tarım sektörünün dış rekabete açılmasının ön koşulu verimliliğin yükseltilmesidir. Bu koşul sektöre ilişkin kamu yatırımlarının artırılmasını gerektirmektedir. İç/dış, merkezi/yerel finansman olanakları zorlanarak kamu sektörü tarım yatırımları artırılacaktır. Ziraat Mühendisleri Odasının yaptığı hesapla tutarlı olarak, on yıl boyunca her yıl yaklaşık 10 milyar avro değerinde tarımsal yatırım yapılacaktır.

o Türkiye’nin AB’ye üye olması durumunda, tarımın değişik alt sektörlerinde kullanılacak kotalar, müzakere süreci içinde Türkiye’nin gerçekleştirmiş olduğu üretim düzeyine göre belirleneceği için, tarım dosyasının müzakeresi Türkiye için yaşamsal bir önem taşımaktadır. Türkiye bu dönemde sulama yatırımları başta olmak üzere, tarımsal alt yapının oluşturulması amacıyla gerekli tüm yatırımlar için AB fonlarından kaynak kullanmak zorundadır. AB ile müzakerelerde Türkiye’nin bu talebi gündeme getirilecektir.

o Sulama yatırımlarına ağırlık verilecek, küçük su kaynakları geliştirilecektir. GAP bölgesinde 1,7 milyon hektarlık sulama hedefine ulaşılacak, her yıl 100.000 hektar büyüklüğünde arazinin suya kavuşturulması sağlanacaktır.

o Varolan ve yeni sulama yatırımlarında, sulama verimliliğinin artırılması tedbirleri alınacak, su kullanım tasarrufu sağlamak ve toprak kaynaklarını korumak için yağmurlama ve damla sulama gibi basınçlı sulama sistemlerine ağırlık verilecektir.

Kırsal İstihdam Projeleri Uygulanacaktır

o SHP’nin Yoksulluğu Yenme Planı kapsamında, istihdam projeleri öncelikle yoksulluğun yoğun olduğu kırsal kesimde uygulanacaktır. İstihdam projeleri ile hem eğitimsiz, genç ve yoksul kesime iş olanakları sağlanacak hem de yerel kalkınma projeleri yaşama geçirilecektir.

o Kamu sektörünün tarımsal yatırımlarının artırılması doğrudan ve dolaylı istihdam yaratacak, verimli işletmelerin oluşması gizli işsizliği ortadan kaldıracaktır.

Kırsal Alan Altyapısı Tamamlanacaktır

o Türkiye, kırsal alanın mekansal düzenlenmesi konusunda çok zaman yitirmiştir. Bu arada çeşitli gerekçelerle hızlanan göçün önümüzdeki dönemde yeni bir ivme kazanacağı görülmektedir. Butik projeler bir yana bırakılarak, ülke genelinde kullanılmasını önerdiğimiz fiziki ve bölgesel planlama anlayışı çerçevesinde, kırsal alanda yeni, yaygın mekansal düzenleme projeleri uygulanacaktır.

o Bölgesel fiziki planlama kapsamında “Merkez Köy”ler saptanacak ve çevre köylere yönelik altyapı hizmetlerinin bir bölümü merkez köylerde yoğunlaştırılacaktır. Merkez köylerde kırsal alana yönelik altyapı hizmetleri çeşitlendirilecek ve niteliği yükseltilecektir.

o Altyapı hizmetleri, yerel kalkınmayı güçlendirecek olan kırsal kalkınma programlarına entegre edilecektir.

Köylerde Teknik Personel İstihdamı Sağlanacaktır o Tarımsal işletmelerin eğitim, yayım ve yönetim danışmanlığı ihtiyaçlarının karşılanmasına yönelik olarak, her 750 işletmeye sahip köy veya köy grubu için “Tarımsal Danışmanlık Birimi” kurulacak ve bu kapsamda öncelikle 1 ziraat mühendisi ile 1 veteriner hekim istihdamına gidilecektir. İlk aşamada, tüm ülke geneli için gerekli görülen uzman ihtiyacı 11.000 kadro ile karşılanacaktır. Coğrafi yapının ve üretimin niteliğine göre, gerekli görülen yerlerde gıda, orman ve su ürünleri mühendisleri Tarımsal Danışmanlık Birimlerine katılacaktır.

o Tarımsal Danışmanlık Birimi, kırsal yerleşmelerdeki üretici örgütlenmelerin katılımları ile yönetilecek, sistemin ilk yatırım ve tesis ihtiyacı genel bütçeden karşılanacak, cari giderleri ise kamu ve üretici örgütlenmelerinin ortak katkıları ile karşılanacaktır. Giderlerdeki kamu payı zaman içinde aşamalı olarak azaltılacaktır.

o Tarımsal Danışmanlık Birimleri öncelikle Merkez Köylerde kurulacak ve çevre köylere hizmet vermekle görevli olacaktır.

Tarımın Her Aşamasında Gıda Güvenliği Sağlanacaktır

o Çiftlikten sofraya gıda güvenliği’nin sağlanması için “Gıda Güvenlik Sistemi” kurulacak ve yaygınlaştırılacaktır.

o Taze ve işlenmiş ürünlerin gıda güvenliği standartlarına uygun yöntemlerle üretilerek dış piyasalara arzına özel önem verilecektir.

o Merkez Köylerde, özellikle salgın hayvan hastalıklarının denetlenmesine ve izlenmesine yönelik olarak “Hayvan Hastalıkları Erken Uyarı Sistemi” kurulacak ve diğer hayvan sağlığı önlemlerine entegre edilecektir. Sistem altyapısı, bilgisayar ağlarına ve Tarımsal Danışmanlık Birimine dayandırılacaktır.

o Yerel yönetimlerin ANET (Ankara Et Sanayii) modelinde olduğu gibi, özel girişimciler, üretici meslek kuruluşları ve üretici örgütleriyle birlikte entegre et tesisleri kurmaları özendirilecektir.

o Yerel yönetimlerin, altyapısı hazırlanmış organize et sanayii bölgeleri (ORET) kurmalarına destek olunacaktır.

Araştırma ve Geliştirme Faaliyetleri Desteklenecektir

o Tarımı güçlendirmek, kırsal yoksulluğu gidermek için parasal destekler zorunludur. Ancak parasal olmayan destekler de parasal destekler kadar önemlidir. Üreticinin verim artışı, tohumluklar, tarımsal hastalıklar, pazar koşulları hakkında bilgilendirilmesi, yol gösterilmesi önem taşımaktadır. Oysa 1980’li yıllardan itibaren kamunun araştırma kurumları işlevsizleştirilmiş hatta kapatılmıştır. Gerek kamunun gerekse özel sektörün araştırma, geliştirme, danışmanlık işlevlerinin güçlendirilmesi sağlanacaktır.

o Ar-Ge faaliyetleri için bütçe kaynağı artırılacak, TÜBİTAK öncülüğünde üniversiteler ve özel kesimin işbirliği ile geliştirilen araştırma projeleri desteklenecektir.

o Tarımsal planlama ile belirlenecek olan önceliklere göre, yenilikçi projeler ve süreç iyileştirici programlar desteklenecektir.

o Bitkisel ve hayvansal üretim için gen kaynakları korunacak ve geliştirilecektir.

Tarım Sigorta Sistemi Yaygınlaştırılacaktır

o Tarım sigorta sistemi, risk transferi (risk priminin belirli bir diliminin devletçe karşılanması) yöntemi ile geliştirilecek ve yaygınlaştırılacaktır.

o Grup sigorta sistemi özendirilerek, örgütlenmiş üreticilerin risk priminin daha yüksek bir dilimi devletçe karşılanacaktır.

Orman Ekosistemi Geliştirilecektir

o Orman ekosistemleri geliştirilecek ve genişletilecektir.

o Orman köylerinin orman alanı tesis etmesi, mevcut orman alanlarının yönetimine katılması ve gelirinden yararlanması anlamına gelen ‘Topluluk Ormancılığı’ yaygınlaştırılacaktır.

o Odun arz açığının kapatılması ve doğal ormanlar üzerindeki baskıların azaltılması için, uygun yetiştirme alanlarında hızlı gelişen türlerle endüstriyel orman alanları geliştirilecektir.

o Çevre koruma bilincine destek sağlamak üzere katılımcı yöntemlerle eğitsel, kurumsal ve yasal önlemler alınacak, çevre duyarlılığının artırılması ile tarımsal faaliyetlerin ekolojik dengeyi bozmayacak kapsam ve nitelikte sürdürülmesi sağlanacaktır.

ÖZETLE…

o Tarımda iç-dış, merkezi-yerel kaynaklar kullanılarak, on yıl boyunca yılda yaklaşık 10 milyar avro yatırım yapılacaktır. GAP bölgesinde 1,7 milyon hektarlık sulama hedefine ulaşılacak, yılda 100.000 hektar alan sulamaya açılacaktır.

o Asıl olarak yatırım teşvikleri ve ürün primleri kullanılarak, ulusal düzeyde ve havza düzeyinde tarımsal planlama yapılacaktır.

o Tarımsal desteklemelerle mülkiyet değil üretim ödüllendirilecek, örgütlü üreticilere öncelik verilecektir.

o Tarımsal girdi fiyatları dünya fiyatlarına indirilecek, tarımsal ürün fiyatlarının dünya fiyatlarına uyumu sağlanacaktır.

o SHP üreticilerin örgütlenmesini tarımın gelişmesinin ön koşulu olarak görmektedir. Birden fazla üreticinin gönüllü ortaklığına dayalı ve ortaklık mekanlarında birarada üretim yapılmasına olanak sağlayan “Paydaş Çiftlikler”, örneğin besicilik, seracılık gibi dallarda oluşturulacak; ayrıca kooperatiflerin ve diğer örgütlenmelerin kurulması özendirilecektir.

o “Arazi Bankası” kurularak toprak reformu ve toprak toplulaştırması yapılacaktır. Arazi Bankası toprak alarak, toprak satarak, toprak dağıtarak, toprak toplulaştırarak kırsal alanda toprak-insan ilişkilerini düzenleyecek ve yeter gelirli işletmeler yaratacaktır.

o Vadeli işlem borsaları yaygınlaştırılarak tarım sektöründeki dönemsel dalgalanmalar sınırlandırılacaktır.

o Makina ringleri oluşturularak, tarımsal makina sahipleri ile bu makinalara ihtiyaç duyan üreticiler arasında örgütlü işbirliği kurulacak, bu yolla tüm çiftçilerin tarımsal makina kullanımı sağlanacaktır.

o Temel tarımsal hizmetler ve kırsal altyapı hizmetleri “Merkez Köyler” aracılığıyla yaygınlaştırılacak, bu yolla kırsal yerleşim deseninin yeniden düzenlenmesine katkıda bulunulacaktır.

o Her 750 işletmeye sahip köy veya köy grubu için “Tarımsal Danışmanlık Birimi” kurulacak ve bu kapsamda öncelikle 1 ziraat mühendisi ile 1 veteriner hekim istihdamına gidilecektir.

Yayınlara dönmek için tıklayınız