SHP EĞİTİM PROGRAMI
ÖNSÖZ
Sevgili Yurttaşlarım,
SHP, kurulduğundan bu yana program ve projeler üzerinden siyaset yapılmasını savunan bir parti oldu. Siyaseti bir laf yarışı olarak görmedik ve her soruna somut çözümler getirmeyi kendimize görev bildik. Bu, Türkiye’nin alışık olmadığı bir tavır. Maalesef ülkemizde siyaset böyle yapılmıyor. Çünkü bu tür siyaset kolay bir iş değil, emek istiyor, bilgi istiyor, kararlılık istiyor.
Elinizde bulunan kitapçık SHP’nin iktidara geldiğinde uygulayacağı programlardan, projelerden birini açıklamak amacıyla yazıldı. Siyasi partiler iktidar olduklarında hangi politikaları uygulayacaklarını seçmenlere açıklamak zorundadırlar. Seçimlerde oy kullanacak olan yurttaşlarımız da oyunu bu programlara ve projelere göre vermelidir. SHP bu nedenle belli konulardaki program ve projelerini birer kitapçıkta açıklayarak halkımıza duyurma yolunu seçmiştir.
Bu programlar sosyal demokrasinin evrensel ilkeleri olan özgürlük, eşitlik ve dayanışma çerçevesinde, uzmanların ve partililerimizin katılımıyla hazırlandı. Parti Meclisimiz tarafından onaylanarak, SHP’nin halkımıza taahhüdü haline getirildi. SHP hazırladığı programlarla nasıl bir Türkiye kurmayı amaçladığını açıklıyor ve iktidara geldiğinde uygulayacağına söz veriyor.
Saygılarımla
Murat Karayalçın
SHP Genel Başkanı
İÇİNDEKİLER
GİRİŞ
EĞİTİMDE ÖZGÜRLÜK
EĞİTİMDE EŞİTLİK
EĞİTİMDE DAYANIŞMA
EĞİTİMDE HEDEFLER
EĞİTİMDE KURUMSAL YENİLİKLER
ÖZETLE…
GİRİŞ
Eğitimin bireyleri özgürleştirici ve toplumsal eşitsizlikleri azaltıcı niteliği bilinmektedir. Dünyada son dönemlerde yaşanan gelişmeler eğitimi kalkınmanın, toplumsal refahın, gelir adaletinin, yoksulluğun giderilmesinin en önemli aracı haline getirmiştir. Ancak doğal olarak yüksek gelirli ülkeler, sahip oldukları olanaklar nedeniyle, eğitimin nicel ve nitel olarak en hızlı geliştiği ülkelerdir. Bu durum yüksek gelirli bölgeler, yüksek gelirli kentler, yüksek gelirli aileler, yüksek gelirli bireyler için de geçerlidir. Mevcut eğilimlerin devam etmesi eğitimin ülkeler, bölgeler, aileler, bireyler arası dengesizlikleri artırıcı bir işlev kazanmasına yol açabilecektir.
Bu nedenle, eğitime önem ve ağırlık verilmesi zorunlu olmakla birlikte yeterli değildir. Eğitim politikalarının toplumsal dengesizlikleri giderecek özgürlük, eşitlik ve dayanışma ilkeleri çerçevesinde, yeniden oluşturulması gerekmektedir.
EĞİTİMDE ÖZGÜRLÜK Düşünmeye, Araştırmaya Dayalı Eğitim
Eğitimin düşünmeye ve araştırmaya dayanması temel ilkelerinden biri olmasına karşın, uzun yıllar terk edilmiş ve sadece ‘büyüklerin’ istediği ve sınırlarını çizdiği bilgilerin verilmesi esas alınmıştır. Eğitimde hazır bilgilerin öğrenciye dayatılmasına değil, onun bilimsel bilgiye ulaşması için düşünmesi, araştırması, yeni denemeler yapmaya ve bulmaya özendirilmesi yoluna gidilecektir.
Katılımcı Yönetim
SHP iktidarında eğitim birimlerinin kendini yönetmesi esas alınacaktır. Devlet tüm tarafların katılımını sağlayacak demokratik bir politika ile genel eğitim politikalarının çerçevesini çizecektir. Okulların işleyişi; öğrenci, veli, öğretmen ve sivil toplum örgütlerinin etkin katılımı ile düzenlenecek kurallar çerçevesinde yürütülecektir.
İleri Teknoloji Kullanımı
Eğitim birimlerinde yeni teknolojilerin kullanılmasına özen gösterilecektir. Eğitimde ezbercilik terk edilerek, uygulama ile teorik bilgilerin birleştirileceği laboratuarlar ve kaynak zenginliği sağlanacaktır.
Eğitim alanında verimliliğin artırılmasına yönelik olarak, üniversite ve diğer uzman kuruluşlarla işbirliği içinde kapsamlı projeler geliştirilecek ve uygulanacaktır.
Eğitimde, çağdaş gelişmenin en önemli araçlarından olan araştırma, geliştirme, planlama, eşgüdüm ve değerlendirme çalışmalarına gerekli ödenek ayrılarak işlevsel hale getirilecektir.
Seçmeli Dersler
İlköğretimde temel derslerin dışında, öğrencinin ilgi ve yeteneğine göre yararlanması için seçmeli dersler konacaktır. İlköğretim sonrası Çok Amaçlı Lise uygulamasına geçileceği için öğrenciye istediği alanda kendini geliştirme fırsatı verilecektir.
Eğitim ve Barış
Ders kitapları dinci, ırkçı, düşmanlık yaratıcı, insan haklarını yok sayan, demokratik değerlere yabancı, saldırgan, savaşçı, cins ayrımcı, bağnaz, dogmatik ifadelerden arındırılacaktır. Ulusal kültürün evrensel kültür değerleri içinde korunup geliştirilmesi sağlanacaktır.
Din Eğitimi
Devlet, dinlere ilişkin felsefi anlamda genel bilgiler dışında, özel din eğitimi veremez. 1982 Anayasasının getirdiği zorunlu din dersleri kaldırılacaktır. Devletin tüm dinlere ve mezheplere aynı uzaklıkta olması sağlanacaktır.
Dil Öğretimi
Yabancı dille eğitim kaldırılacaktır. Ancak yabancı dil eğitimine gerekli önem verilecek, tüm öğrencilerin ikinci bir dil öğrenmeleri sağlanacaktır.
EĞİTİMDE EŞİTLİK Herkese Eğitim
Eğitim kurumlarından, kimseye ayrıcalık tanımaksızın tüm yurttaşlar eşit ve parasız olarak yararlanacaktır. Herkesin eğitim görme hakkını en üst sınırına kadar kullanabilmesi için tüm kanallar açık olacaktır.
Temel eğitimden üniversiteye kadar, tüm kademelerde sınıf tekrarı kaldırılıp, ders tekrarı getirilecektir.
Tüm eğitim kurumlarında karma eğitim esas alınacak, okullar Cumhuriyetin ilk yıllarındaki yapıya kavuşturularak, cins ayrımcılığına dayalı uygulamalar kaldırılacaktır. Kız çocuklarının okula gitmeleri kesinlikle sağlanacaktır.
Kentsel ve kırsal kesim ile merkez ve varoşlardaki eğitim-öğretim kalitesi eşitlenecektir. Eğitimde eşitliği bozan ikili öğretim ve birleştirilmiş sınıf uygulaması bu programla öngörülen çerçevede ortadan kaldırılacaktır.
İlköğretimden başlamak üzere yapılacak yönlendirme sistemi ile herkesin ilgi, yetenek ve birikimleri doğrultusunda bir öğretim kurumundan yararlanması sağlanacaktır.
Çok Amaçlı Liseler
Genel ve mesleki teknik orta öğretimin sorunlarının çözümü için SHP’nin önerisi “Çok Amaçlı Lise” modelidir. Avrupa’nın bazı ülkelerinde uygulanan bu modelde genel ve mesleki lise ayrımı yoktur. Tüm öğrenciler aynı okulda akademik ve mesleki disiplinleri kaynaştıracak bir eğitim alırlar. Dar meslek alanlarına değil, olabildiğince çok mesleğin temelini oluşturacak ana sektörlere dayalı bir eğitim programı uygulanır. Esnek ve teknolojik gelişmelere uyum sağlayabilen öğrenciler yetiştirilir. Öğrenciler hem üniversitenin gerektirdiği yeterlilikte hem de çalışma yaşamına hazırlanmış olarak mezun olur.
Türkiye, meslek lisesi mezunlarının iş dünyasının gereksinimlerine yanıt verememesinin sıkıntısını yaşamaktadır. İşyeri eğitimi gittikçe mesleki eğitim kurumlarının yerini almaktadır. Çok Amaçlı Liselerden mezun olacak gençlerimizin eski meslek lisesi mezunlarına göre daha başarılı bir biçimde işyeri eğitimiyle çalışma yaşamına başlayacakları düşünülmektedir.
Çok Amaçlı Liselerde toplumsal yaşamdaki iş çeşitliliğinden kaynaklanan bölümler olacaktır. Fen, sosyal, teknik, sağlık, tarım gibi bölümlerin yanında toplumun ihtiyaçlarına veya talebe göre yeni bölümler açılabilir. Ancak bölüm sayısının artmasında Çok Amaçlı Liselerin kuruluş mantığından uzaklaşılmamasına özen gösterilecektir. Temel amaç farklı mesleklere, uzmanlaşmalara ve değişime uyum sağlamaya yarayacak temel bilgi ve yeteneklerin kazandırılmasıdır. Liselerde eğitim süresinin 4 yıla çıkarılması Çok Amaçlı Lise uygulamasının başarı şansını artıracaktır.
Çok Amaçlı Liselerin önemli bir toplumsal boyutu daha olacaktır. Bugünkü uygulamada lise türüne göre genellikle benzer sosyo-ekonomik koşullara sahip ailelerin çocukları aynı liselere yoğunlaşmaktadır. Öğrenciler adeta sınıfsal kökenlerine göre belirli okullara gitmektedirler. Yoksulluğun derinleşmesi okullar arasındaki sınıfsal farklılıkları belirginleştirmektedir. Çok Amaçlı Liseler farklı sınıflardan, farklı gelir gruplarından gelen öğrencilerin aynı mekanda eğitim görmesini sağlayacaktır. Bu uygulama ile mesleki teknik liselerde fiilen yaşanan kız okulu/erkek okulu ayrımı da giderilecektir.
Özel Eğitim
Hemen her toplumda yüzde 8-12 dolayında özürlü bulunduğu bilinmektedir. Bu nedenle özürlülerin eğitimine önem verilecektir. Tüm özürlülerin eğitimi için gerekli alt yapı sağlanacaktır.
Ayrıca, herhangi bir alanda özel yeteneğe sahip öğrencilerin bu yeteneklerini geliştirmek için gerekli önlemler alınacaktır.Özellikle müzik, spor, güzel sanatların herhangi bir dalında özel ilgi ve yeteneği olan öğrenciler için gerekli eğitim ortamı ve olanağı sağlanacaktır.
Yoksul, korunmaya muhtaç, suçlu ve sokak çocuklarının eğitimi için gerekli önlemler alınacaktır. Özel eğitim kapsamında değerlendirilecek bir başka önemli grup da yurt dışında yaşayan ve dönüş yapan ailelerin çocukları olacaktır.
Eğitim Yaşı Geçenlere Özel Program
Örgün eğitim süreci dışında kalanlara yaşam boyu gereksinim duydukları alanlarda eğitim sunulacaktır. Yaşam boyu eğitim için gerekli önlemler alınacaktır. Üretimin yapıldığı her yerde, yaşamın her alanında ve döneminde eğitime önem verilecektir.
Özel Öğretim
Eğitim dünyanın bütün ülkelerinde temel bir kamu hizmeti olarak görülmektedir. Bununla birlikte birçok ülkede kamunun yanı sıra özel eğitim kurumları da yer almaktadır. Özel sektörün eğitim faaliyetlerine daha çok yüksek eğitim düzeyinde katıldığı görülmektedir.
Halen ülkemizde her düzeyde ayrıcalıklı devlet okulları ve çığ gibi çoğalan devlet destekli özel okullar kurulmaktadır. Devletin uyguladığı bu politikalar kişisel ve bölgesel dengesizlikleri ve eşitsizlikleri gittikçe büyütmektedir.
SHP yönetiminde devlet özel öğretim kurumlarını engellemeyecek ancak devlet okulları büyük ekonomik sıkıntılar yaşarken, mali kaynakların özel okullara aktarılmasının yol açtığı eşitsizliği kaldıracaktır.
EĞİTİMDE DAYANIŞMA Eğitimin Finansmanı
Bugün okullarımızın, ilköğretim başta olmak üzere, birçok gideri halk tarafından karşılanmaktadır. Devlet bütçesinden eğitime ayrılan payın yetersizliği, öğrenci velilerinin okulların zorunlu giderlerinin bir bölümünü fiilen üstlenmelerine yol açmaktadır. Zaman zaman okul yönetimlerinin bu uygulamayı bir zorunluluk haline getirdiği görülmektedir. Bunun yanısıra, toplumda geniş bir kesimin eğitimin öneminin farkında olduğu ve katkı sunmaya hazır olduğu söylenebilir. Nitekim eğitimle ilgili sivil toplum örgütlerinin sayısı giderek artmaktadır.
OECD ülkeleri GSMH’larının ortalama olarak yüzde 6,2’sini eğitim kurumları için harcamaktadırlar. Eğitim harcamalarının içinde kamu sektörünün harcamaları büyük ağırlık taşımaktadır. Eğitimde kullanılan kaynakların ortalama yüzde 88’i kamu kaynaklarıdır. Bu ülkelerde bütçelerin yüzde 12,7’si eğitime tahsis edilmektedir.
Türkiye’nin eğitime ayrılan bütçe dahil, eğitimle ilgili tüm göstergeleri, yalnızca gelişmiş ülkelerin değil, Türkiye ile benzer gelir düzeyine sahip ülkelerin de göstergelerinden düşüktür. Güney Amerika ülkelerinin tamamının, Asya ülkelerinin bir çoğunun eğitim göstergeleri Türkiye’den yüksektir. Türkiye dışa kapalı bir tarım ülkesi iken bu eğitim yapısı ile var olabiliyordu. Ancak küreselleşen dünyada, sanayileşen ve bilgi toplumuna geçme çabası içinde olan bir ülkede genel eğitim düzeyi yaşamsal önem taşımaktadır. Türkiye tüm çocuklarına nitelikli eğitim vermek zorundadır ve bunun ön şartı eğitime ayrılan kaynakları artırmaktır. Kamu eğitim harcamalarının GSMH içindeki payı yüzde 4 ile dünyanın en düşük oranlarındandır. Eğitimin milli gelir içindeki payı yüzde 7’ye yükseltilecektir. Ayrıca, tutarlı ve kapsamlı projeler hazırlanarak, eğitime yönelik uluslararası kaynaklar değerlendirilecek, eğitimle ilgili sivil toplum örgütleri ile işbirliği yapılacaktır. Yerel yönetimlere eğitime ilişkin görev ve sorumluluklar verilecektir.
Türkiye eğitime ilişkin hem kamu hem de özel kaynakları artırmak zorundadır. Öğrencilere burs, kredi, yurt vb olanaklar sağlayan çeşitli bireyler ve özel kuruluşlar ile sivil toplum örgütlerinin çalışmalarının koordinasyonuna ihtiyaç vardır. Bu amaçla, kamu dışı kaynakların en çok ihtiyaç duyulan alanlara yönlendirilmesi için, kamu, özel ve sivil toplum örgütlerinin birlikte yöneteceği bir örgütlenme ve fon yönetimine gidilecektir.
Eğitim Sigortası
SHP iktidarında eğitimde eşitlikçi bir yaklaşımı yaşama geçirmek için, Türkiye’de ilk kez ‘Eğitim Sigortası’ kurumunun kurulmasını öngörüyoruz. Özerk bir yönetime sahip olacak Eğitim Sigortasından, okumak istediği halde parasal yetersizlik nedeniyle okuyamayanlar ve düşük gelirli ailelerin çocukları yararlanacaktır. Eğitim Sigortası ile ülkemizdeki bütün ailelere yoksulluğun, işsizliğin, gelir yetersizliğinin çocuklarının eğitim görmesine engel olmayacağı garantisi verilecektir.
Eğitim sigortasının ilk kaynağı hazineden sağlanacaktır. Bu ana sermayenin üzerine eğitim fonu gelirleri ile zaman içinde mezun olacak öğrencilerden gelecek kredi iadeleri eklenecektir. Eğitim sigortası ileride karşılığını almak üzere verilebileceği gibi, karşılıksız burs şeklinde de işletilebilecektir.
Eğitim Sigortası için merkezi ve özerk bir fon yönetimi kurulacaktır. Kamu ve özel kaynakların bu fonda toplanacağı bir mekanizma geliştirilecektir. Eğitim finansmanının oluşturulmasındaki temel ilke yüksek gelir guruplarından sağlanacak kaynağın düşük gelir gurupları lehine kullanılmasıdır. Fonun işleyişinde demokratik katılım ve denetim mekanizmasının kurulması en az fonun oluşturulması kadar önemlidir.
Yerel Yönetimler
Eğitimde yerel yönetimlerin katılımcı bir anlayışla sorumlulukları artırılacaktır. Eğitimde verilecek önemli kararlara yerel sivil toplum örgütleri, belediyeler ve tüm ilgililerin katılımı sağlanacaktır.
Özel Sektör Katkısı
Özel sektörün, mesleki ve teknik okullarımız başta olmak üzere, eğitim kurumlarına farklı oranlarda katkıları sağlanacaktır. Öğrencilerimizin özel sektörde yaptıkları staj dönemlerinde aldıkları ücret artırılarak, ihtiyaçlarına yetecek düzeyde olması sağlanacaktır.
Ders Kitapları
SHP iktidarında ders kitapları ilk ve orta öğretimde öğrencilere ücretsiz sağlanacaktır. Ayrıca kitapların kollektif veya yarışma yöntemi ile yazılması ve bilim kurulunca onaylanması sağlanacaktır.
Yoksul Ailelere Destek
Eğitimin en önemli insan haklarından biri olduğundan hareketle, Eğitim Sigortasından ayrı olarak, maddi olanakları yetersiz öğrencilerin tüm ihtiyaçları devlet tarafından karşılanacaktır. Ders kitapları, eğitim araçları, okul giysileri ve ulaşım olanakları bu kapsamda değerlendirilecektir. Kırsal kesim başta olmak üzere öğrencilerin okullarına gidebilmeleri için gerekli taşıma ücreti devlet tarafından karşılanacaktır. Hiçbir aile ve hiçbir birey gelir düzeyinin düşüklüğü nedeniyle eğitimden kopma ya da niteliksiz eğitimle yetinme durumlarıyla karşılaşmayacaktır.
EĞİTİMDE HEDEFLER
Eğitim sisteminin amaç ve ilkelere uygun çalışabilmesi için, başarısız sayılan öğrenciyi ayıran ve okul dışına atan bir sistem yerine, onu her eğitim kademesinde, ihtiyacına göre düzenlenmiş çeşitli programlar içinde, yetenekleri ölçüsünde geliştiren bir sistem uygulanacaktır. Sisteme giren öğrencinin eğitimin aşamalarında gidebileceği yere kadar gitmesi için gerekli önlemler alınacaktır. Sistemden çıkan öğrencinin hangi kademeden ayrıldığına bakılmaksızın, toplum içinde yaşamını sürdürebileceği bir meslek sahibi olması sağlanacaktır.
Eğitimin her aşamasında okullaşma oranlarının artırılması ve eğitimin niteliğinin yükseltilmesi amacıyla, milli gelir içinde eğitime ayrılan pay yüzde 4’ten yüzde 7’ye çıkarılacaktır. Okullarımızda halen 16 milyon dolaylarında öğrenci bulunmaktadır. Milli gelirden eğitime ayrılan payın yüzde 7’ye yükseltilmesiyle öğrenci başına harcama 800 Avro’dan 1.400 Avro’ya çıkacaktır. Ancak eğitimin her kademesinde okullaşma oranları artırılacağından, öğrenci sayısı 21,5 milyona yükselecek ve öğrenci başına harcama 1.000 Avro olacaktır.
Okul Öncesi Eğitim
Okul öncesi eğitimde 5-6 yaş grupları esas alındığında, çağ nüfusu 3 milyona yakın olarak bulunmaktadır. 2005-2006 eğitim yılındaki öğrenci sayısı 550.000’dir. Bu durumda okullaşma oranının yüzde 18 olduğu görülmektedir. Oysa OECD ülkelerinin yarısında okul öncesi eğitim döneminde okullaşma oranı yüzde 70’in üzerindedir. Türkiye’de okul öncesi öğretimde, öğretmen başına 20 öğrenci düşmektedir. Bu sayının OECD ortalaması 15’tir. Ülkemizde, okul öncesi eğitimde bir dersliğe düşen öğrenci sayısı da 27’dir.
Türkiye’de okul öncesi eğitim döneminde okullaşma oranının çok düşük olması kaygı verici boyuttadır. SHP bu dönemde okullaşmayı artırmak için, bütçeyi artırarak sağlayacağı devlet desteğinin yanında, özel kişi ve kurumların da sorumluluk almasını sağlayarak okullaşma oranını beş yıllık bir sürede yüzde 70’e ulaştıracaktır. Aynı dönemde öğretmen başına öğrenci sayısı 18’e, derslik başına öğrenci sayısı 22’ye düşürülecektir.
Okul öncesi eğitim dönemine ilişkin olarak belediyelerin sorumluluk alacağı bir düzenlemeye gidilecektir. Vakıf, dernek, oda, sendika ve benzeri kuruluşlar okul açmaya özendirilecek, konut üreten kooperatif ve firmalara yuva ve ana okulu yapma zorunluluğu getirilecektir. Bu kurumlarda çalışacak öğretmen ve yöneticiler, eğitim fakültelerinin ilgili bölümlerini bitirenlerden alınacaktır.
İlköğretim
2005-2006 döneminde öğrenci sayısı 10,673.000 kişidir. Çağ nüfusunun 11,2 milyon kadar olduğu dikkate alınınca, okullaşma oranı yüzde 95 olarak hesaplanmaktadır.
Dünyanın birçok ülkesinde bu kademede yüzde 100 okullaşma oranı yakalanmışken, bizde bu oranın düşük olması yıllardır eğitim yatırımlarının kısılmasından kaynaklanmaktadır. Yatırım bütçesinin artırılması yanında, geliştirilecek kaynak yaratma ve teşvik politikaları ile bir yıl içinde bu alanda yüzde 100 okullaşma oranı sağlanacaktır.
İlköğretimde öğrenci sayısındaki yetersizliğin yanısıra ciddi nitelik sorunları da görülmektedir. Türkiye’de ilköğretimde ortalama derslik büyüklüğü 37 kişidir. Oysa OECD ülkelerinde derslik büyüklüğü ortalama 22 kişidir. Öğretmen başına düşen öğrenci sayısı 27’dir. Aynı sayının OECD ülkeleri ortalaması 17’dir. Türkiye OECD’de öğretmen başına en çok öğrencinin düştüğü ülkedir. Türkiye 5 yıl içinde sınıf büyüklüğünü 22’ye, öğretmen başına öğrenci sayısını 18’e düşürecektir.
Eğitimde niteliği belirleyen bir diğer gösterge, eğitim harcamalarının düzeyidir. İlköğretime tahsis edilen fonların artırılması, bu okulların bilgisayar, internet, kütüphane, laboratuar gibi temel eğitim olanaklarında eksiğinin kalmaması sağlanacaktır.
İlköğretimde, öğrencileri ortaöğretime hazırlayacak temel dersler ile birlikte, onların bireysel yeteneklerini geliştirici programlar da uygulanacaktır. Öğrenciler için bir değerlendirme sistemi geliştirilecek, başarısızlığı çocuk değil sistem, yönetim ve öğretmen üstlenecektir. Bu dönemde sınıf tekrarı olmayacaktır.
Ortaöğretim
2005-2006 döneminde öğrenci sayısı 3.260.000’dir. Ancak bu sayının yaklaşık 1 milyonu açık öğretim öğrencisidir. Çağ nüfusu yaklaşık 5 milyondur. Buna göre açık ortaöğretimle birlikte okullaşma oranı yüzde 65’dir. Girmeye hazırlandığımız Avrupa Birliği ülkelerinde bu oran yüzde 100’dür. Bu alanda 5 yıllık bir sürede kademeli olarak yüzde 100 okullaşma oranı yakalanacaktır. Zorunlu eğitim süresi 12 yıla çıkarılacaktır.
Ortaöğretim öğrencilerinin yaklaşık üçte ikisi genel liselerde, üçte biri de mesleki ve teknik liselerde öğrenim görmektedir. Genel lise-meslek lisesi ayrımı, bu ayrımdan kaynaklanan sorunlar, öğrencilerin ne tür okullara yöneltilmesi gerektiğine ilişkin tartışmalar yaklaşık yarım yüzyıldır sürmektedir. SHP bu sorunu Çok Amaçlı Liselerle çözmeye kararlıdır. Öğrenciler Çok Amaçlı Liselerde, çeşitli program türleri ile hem yükseköğretime hem de mesleğe hazırlanacaktır. Ortaöğretim sonrası eğitime devam edemeyenler için iş yaşamına hazırlayıcı kısa dönemli programlar uygulanacaktır.
Nitelik sorunu orta öğretim aşamasında da şiddetle yaşanmaktadır. OECD ülkelerinde orta öğretimde ortalama derslik büyüklüğü 24 öğrencidir. Oysa Türkiye’de orta öğretimde derslik başına 31 öğrenci düşmektedir. Bu sayı genel liselerde 33’e çıkmakta, meslek liselerinde 28’e düşmektedir. Öğretmen başına öğrenci sayılarında da benzer bir durum vardır. OECD ülkelerinde öğretmen başına 14 öğrenci düşmekte iken Türkiye’de 17 öğrenci düşmektedir. Bu sayı genel liselerde 18’e çıkmakta, meslek liselerinde 14’e kadar düşmektedir. Türkiye 5 yıl içinde sınıf büyüklüklerini 24’e, öğretmen başına öğrenci sayısını 14’e düşürerek OECD ortalamalarını yakalayacaktır.
Gençleri yükseköğretime özendiren ve bunu tek amaç haline getiren sistem çocukta büyük yaralar açmaktadır. Kendine güvensiz, içe dönük, yaratıcılığı törpülenen, var olan yeteneklerini kullanamayan bir gençlik yaratılmaktadır. Bu nedenlerle, ortaöğretimde yeni düzenlemeler ile birlikte, yükseköğretime geçişte öğrenciyi tek sınava mahkûm eden ve hangi yüksek eğitim kurumuna girebileceği hakkında önceden bilgi veremeyen uygulama kaldırılacaktır. Öğrencinin, öğretim sürecine yayılan bilgisinin yanında, yeteneği ve ilgisi doğrultusunda bir üst öğrenime yerleştirilmesi sağlanacaktır. Öğrencinin lise puan ortalaması kesinlikle üniversiteye girişinde değerlendirilecektir.
Yükseköğretim
2005-2006 döneminde öğrenci sayısı örgün öğretimde, lisansüstü öğrencileri dahil, 1.969.000 kişidir. Çağ nüfusu 6,3 milyon olduğuna göre açık öğretimle birlikte yükseköğretimde okullaşma oranının yüzde 31 olduğu görülmektedir. Bu alanda da okullaşma oranı çok düşüktür. Okullaşma oranı beş yıllık bir sürede örgün ve açık eğitim toplamı olarak yüzde 60’lara çıkarılacaktır.
Üniversitelere girişteki sınavlar, ilk ve ortaöğretimdeki yönlendirme ve yatay mesleğe geçiş programlarının devreye girmesiyle ve üniversite düzeyinde sağlanan yüksek okullaşma oranıyla, büyük ölçüde sorun olmaktan çıkarılacaktır. Öğrencinin kendi beceri ve yeteneği yanında tüm eğitim dönemindeki başarısı üniversiteye geçişte esas alınacaktır. Üniversite kayıt büroları okul rehberlik servisleri ile işbirliği içinde çalışacaktır. Öğrenci ilgi ve yetenekleri doğrultusunda ya bir yükseköğretim kurumuna yerleştirilecek ya da kısa veya uzun süreli bir eğitimle meslek sahibi olması sağlanacaktır.
Özellikle yeni açılan üniversitelerde sınıftan yurda, laboratuardan kütüphaneye varana kadar birçok eksiğin olduğu bilinmektedir. Bunun en önemli nedeni siyasal nedenlerle yeni üniversiteler açılırken, gerekli mali kaynakların sağlanmamasıdır. OECD ülkelerinde yüksek öğrenimde öğrenci başına ortalama, satınalma gücü paritesine göre, 12.300 dolar harcanmaktadır. Türkiye’de bu rakam 4.000 doların altındadır. Ayrıca, sözü edilen 12.300 doların yaklaşık 5.000 doları araştırma geliştirme harcamalarında kullanılmaktadır. Türkiye’nin hiçbir üniversitesinde bu değere yaklaşılmamaktadır.
Üniversiteler öğrenci yetiştirmenin yanında araştırma geliştirme etkinliklerine yönelecektir. Bu konuda, üniversitelere tahsis edilen kamu kaynaklarının artırılmasının yanı sıra, uluslararası fonlardan yararlanmalarına ve yabancı ülkelerdeki üniversitelerle işbirliği yapmalarına ilişkin her türlü destek sağlanacaktır. Gelişmiş üniversiteler lisansüstü programlara ve bilimsel araştırmalara ağırlık verecektir.
Yükseköğretim özerk bir yapıya kavuşturulacaktır. YÖK kaldırılacak, onun yerine üniversiteler arasından seçimle gelen bir kurul oluşturulacaktır. Bu kurul kendi başkanını kendi üyeleri arasından seçerek, bugünkü YÖK’ün eşgüdüm, planlama ve denetim işlevlerini yerine getirecektir.
Üniversitelerin özerkleştirilmesi iç yapılarında demokratikleşme ile birlikte sağlanacaktır. Rektörlerin bazı yetkileri fakülte ve bölümlere dağıtılacaktır. Üniversitelerin işleyişindeki kararlara öğrenci ve öğretim üyelerinin katılımı sağlanacaktır. Tüm yöneticiler öğretim üyeleri ve öğrencilerin katılımı ile seçilecektir. Onay makamı Üniversitelerarası Kurul olacaktır.
Yükseköğretimde özellikle kısa yoldan mesleğe yöneltme programlarının uygulandığı iki yıllık meslek yüksek okulları yaygınlaştırılacaktır. Çok amaçlı liselere geçişle birlikte, meslek liseleri aşamalı olarak meslek yüksek okullarına dönüştürülecektir.
Üniversitelerdeki öğrenci kontenjanları mesleklere olan ihtiyaca göre düzenlenecek, toplumsal gelişmeler doğrultusunda yeni bölümler açılacaktır.
Açık öğretim yoluyla, yurttaşların her yaşta eğitim-öğretimden yararlanmaları sağlanacaktır. Bu konuda özellikle TV ve internet olanakları kullanılacaktır. Yaşam boyu eğitim ilkesinin yaşama geçirilmesi için gerekli tüm önlemler alınacaktır.
Yaygın Eğitim
Yaygın eğitimde 2005-2006 dönemindeki öğrenci sayısı 3,5 milyona ulaşmaktadır. Yaygın eğitim özel sektörün güçlü bir şekilde girdiği alanlardandır. Yaygın eğitim öğrencilerinin yarısı özel eğitim kurumlarında eğitim görmektedir.
Bilgi çağında örgün eğitimde verilen bilgiler çok çabuk eskimekte ve yeni gelişmelere uyum yaygın eğitimi zorunlu kılmaktadır. Teknolojinin hızlı gelişimi ve mesleklerin hızla değişmesi, mesleki eğitimin yaygın biçimde yenilenip sürdürülmesini zorunlu kılmıştır. Gelişmiş tüm ülkeler ‘yaşam boyu eğitim’ sloganı ile bu alanda büyük atılımlar yapmıştır. Türkiye’de yaygın eğitimin gelişmiş ülkelere göre çok yetersiz olduğu görülmektedir.
Yaygın eğitim aynı zamanda yoksulluğu yenme programının bir parçasıdır. Yaygın eğitimde en büyük payı beceri ve meslek kazandırma kursları oluşturacak ve yalnızca öğrencilere değil meslek edinme gereksinimi duyan tüm yurttaşlara açık olacaktır. Bu programlardan sanayi ve hizmet sektörlerinde istihdam edilmeye hazır bireyler yetişecektir. Bu nedenle, bu sektörlerdeki kuruluşların yaygın eğitim programlarına fiziki mekan, staj olanakları, teçhizat kullanımı, eğitici usta gibi alanlarda katkı sağlamaları gerekmektedir. Bu kuruluşların yaygın eğitime katkı vermesine yönelik özendirici/zorlayıcı önlemler alınacaktır.
SHP yaygın eğitimi hem örgün eğitime paralel bir biçimde yürütülebilecek olan, hem de örgün eğitimden sonra sürdürülebilen bir olanak olarak görmektedir. Bu bakımdan sadece devlet değil, diğer tüm kuruluşların her yıl yaygın eğitim programları uygulaması zorunlu hale getirilecektir. Sanayi kuruluşları ve kamu kesimi tarafından yaygın mesleki ve teknik eğitim kursları açılacaktır.
Kamu ve özel sektörde yapılan yetişkin eğitimi, hizmet içi eğitim, hizmet öncesi eğitim, insan kaynağını geliştirme eğitimi, toplam kalite eğitimi, yurt genelinde seyyar ve sabit kurslar, yaygın okuma odası ve kütüphaneler, konferanslar, tartışmalar, yaygın eğitim için hazırlanmış TV kanalları, radyolar, internet siteleri ve diğer mesleki programları takip edenlere yapılacak değerlendirme sonucu, her yerde geçerli olacak sertifikalar verilecektir.
İlköğrenimden üniversitelere kadar tüm okul binaları birer yaygın eğitim merkezine dönüştürülecek, örgün ve yaygın eğitimin aynı olanakları kullanarak, birlikte gelişmesi sağlanacaktır. Televizyon ve diğer kitle iletişim araçlarının bu alanda özel eğitim programları üretmeleri özendirilecektir.
|
Mevcut Durum |
SHP’nin Hedefi |
|
|
Okullaşma Oranı (%) |
||
|
Okul öncesi |
18 |
70 |
|
İlköğretim |
95 |
100 |
|
Ortaöğretim |
65 |
100 |
|
Yükseköğretim |
31 |
60 |
|
Bir dersliğe düşen öğrenci sayısı |
||
|
Okul öncesi |
27 |
22 |
|
İlköğretim |
37 |
22 |
|
Ortaöğretim |
31 |
24 |
|
Bir öğretmene düşen öğrenci sayısı |
||
|
Okul öncesi |
20 |
18 |
|
İlköğretim |
27 |
18 |
|
Ortaöğretim |
17 |
14 |
|
GSMH’dan eğitime ayrılan pay (%) |
4 |
7 |
|
Öğrenci başına harcama (€) (*) |
800 |
1000 |
(*) Türkiye’de halen 16 milyon öğrenci vardır. GSMH’dan eğitime ayrılan payın artırılmasıyla öğrenci başına harcama 1.400 Avro’ya çıkacaktır. Ancak her kademede okullaşma oranları artırılacağından öğrenci sayısı 21,5 milyona yükselecek ve öğrenci başına harcama 1.000 Avro olacaktır.
EĞİTİMDE KURUMSAL YENİLİKLER Eğitim Kurultayı
Eğitim kurultayları geniş ve demokratik bir katılımla her yıl toplanarak, eğitimin öne çıkmış sorunlarını tartışacak ve kararlar alacaktır. Bu kararlar eğitim sistemine yön verecektir.
Merkezi Eğitim Kurulu
İl Eğitim Kurullarının nüfus oranına göre seçerek gönderecekleri üyelerden oluşur. Eğitim politikalarının hazırlanması, eğitim programlarının geliştirilmesi, eğitim plânlamasının yapılması, bütçenin hazırlanması, iller arası eşgüdümün sağlanması konularında danışma kurulu görevi yapar; gerekli taslakları hazırlayarak bakanın onayına sunar.
İl ve İlçe Eğitim Kurulları
Bu kurullar ilde vali, belediye başkanı, milli eğitim müdürü, ilçede kaymakam, belediye başkanı ve ilçe milli eğitim müdürünün doğal üye oldukları, meslek kuruluşlarının, öğretmen ve veli temsilcilerinin katılımları ile oluşan kurullardır. Bu kurullar eğitim yılı başı, ortası ve sonunda olmak üzere yılda en az üç kere toplanır. Eğitimle ilgili kararlar alır, planlama yapar, yörenin eğitim gereksinimlerini belirler.
Okul Yönetim Kurulları
SHP her kurumda olduğu gibi, okul yönetiminde de katılımcı bir anlayışın denetimi ve etkinliği artıracağını savunmaktadır. Bu anlayış doğrultusunda, ilk ve orta eğitim kurumlarında okul müdürünün başkanlığında, öğretmen, öğrenci, veli, ilçe milli eğitim müdürlüğü temsilcileri ve muhtarlardan oluşan Okul Yönetim Kurulları oluşturulacaktır. Bu kurullar okulların yönetsel işleri, ihtiyaçların saptanması, harcamaların izlenmesi, diğer kurumlarla ilişkiler, öğrenci sorunlarının giderilmesi, eğitim saatleri dışında okul olanaklarının kullanılması, sanatsal ve sportif etkinlikler gibi konularda faaliyet göstereceklerdir.
Okul Binaları
Akşam saatlerinde okul binaları çeşitli toplumsal etkinlikler için çalışır halde tutulacak, derslikleri, konferans ve spor salonları, bilgisayar laboratuarları gibi birimleri çeşitli etkinlikler için hazır olacaktır. Bu süreç içinde ücretlendirilebilen faaliyetlerinden elde edilecek gelirlerin kullanımı, okul yönetimlerine bırakılacak, okulun kendi olanaklarını geliştirmesi sağlanacaktır. Okul binaları esas işlevlerinin yanısıra yaygın eğitim merkezlerine dönüştürülecektir.
Ölçme Değerlendirme
Ölçme-değerlendirme belirlenen hedef ve standartlara ulaşmada, öğrencinin hangi düzeyde bulunduğunu ve ne yöne hareket edilmesi gerektiğini belirler. Temelinde bireysel farklılıkların ölçülmesi vardır. Mevcut değerlendirme sisteminin öğrenciyi ezdiği, dışladığı, başarısızlıklara sürüklediği bilinmektedir. Öğrenci başarısızlığı genellikle öğrencinin kusuru olarak görülmektedir. Oysa başarısızlık tam olarak öğrencinin değil, aynı zamanda sistemin diğer aktörlerinindir. Bu anlayıştan hareketle yumuşak ve öğrencinin hissetmeyeceği bir değerlendirme sistemi devreye sokulacaktır.
Öğretmen Yetiştirme
SHP eğitimin tüm kademelerinde hem nicel olarak gelişmiş ülkelerin düzeyine ulaşmayı, hem de bir bütün olarak eğitimin niteliğini yükseltmeyi amaçlamaktadır. Bu amaç öğretmen yetiştirmeyi en temel sorun olarak ortaya çıkarmaktadır. Öğrenci sayısı artacağı için öğretmen sayısının da artırılması zorunludur. Ayrıca, öğretmen başına öğrenci sayısını düşürmek amaçlandığından, öğretmen sayısını oransal olarak öğrencilerden daha fazla artırmak gerekmektedir. Bu amaç öğretmenlerin niteliğini yükseltmeyi de kapsamaktadır. Bu anlamda öğretmen çağdaş dünyanın tüm değerleriyle donatılacaktır.
ÖZETLE…
· Türkiye’nin bilgi toplumuna geçişini sağlamak ve yoksulluğa son vermek için, tüm çocuklarımızın ve gençlerimizin eğitim hakkını garanti altına almak üzere ‘Eğitim Sigortası’ kurulacaktır. Eğitim Sigortası ile üniversite sonuna kadar, çocukların tüm eğitim harcamaları karşılanacak, düşük gelirli ailelerin parasal yetersizlik nedeniyle eğitimden yararlanamama sorunu son bulacaktır. · Eğitimin finansmanını sağlamak amacıyla, milli gelirden eğitime ayrılan pay yüzde 7’ye yükseltilecek, yerel yönetimlere eğitimde görev verilecek, kamu kaynakları ile özel katkılar arasında eşgüdüm kurulacaktır. · Bütün öğrencilerin ders kitapları ile yoksul öğrencilerin okul giysisi, eğitim araçları, ulaşım gibi eğitimle ilgili tüm ihtiyaçları devlet tarafından karşılanacaktır. · Eğitimde katılımcı bir anlayış benimsenecek, eğitim kurultaylarından il, ilçe ve okul yönetim kurullarına kadar her aşamada öğretmenlerin ve velilerin yönetime katılmaları sağlanacaktır. · Ders müfredatı yeniden ele alınarak çağdaş, demokrat, laik, barışçı olmayan unsurlar temizlenecektir. · Beş yıl içinde okul öncesi eğitimde yüzde 70, ilköğretimde yüzde 100, ortaöğretimde yüzde 100, yükseköğretimde yüzde 60 düzeyinde okullaşma oranı hedefine ulaşılacaktır. · Beş yıl içinde sınıf büyüklükleri okul öncesi eğitimde ve ilköğretimde 22 öğrenciye, ortaöğretimde 24 öğrenciye düşürülecektir. · Beş yıl içinde öğretmen başına öğrenci sayısı okul öncesi eğitimde ve ilköğretimde 18’e, ortaöğretimde 14’e düşürülecektir. · Orta eğitimdeki sınıfsal ayrıma son vermek ve gençlerimize çağdaş teknolojinin gereksindiği nitelikleri kazandırmak için ‘Çok Amaçlı Liseler’ kurulacaktır. Genel ve mesleki teknik lise ayrımı kaldırılacak, tüm öğrenciler aynı okulda akademik ve mesleki disiplinleri kaynaştıracak bir eğitim alacaktır. Bu okullarda öğrenciler hem üniversitenin gerektirdiği yeterlilikte hem de çalışma yaşamına hazırlanmış olarak mezun olacaktır. · Üniversiteler özerkleştirilecektir. YÖK kaldırılacak, yerini üniversiteler tarafından seçilen bir kurul alacaktır. Üniversitelerin iç yapıları demokratikleştirilecektir. Rektörlerin bazı yetkileri fakülte ve bölümlere dağıtılacak, öğretim üyeleri ve öğrencilerin yönetime katılımı sağlanacaktır. · Yoksulluğu yenme programının bir parçası olarak yaygın eğitim, bütün eğitim kurumları, kamu ve özel sektörün olanakları ve çağdaş teknoloji kullanılarak tüm ülkeye ve nüfusa ulaştırılacaktır. · Okul binalarının yaygın eğitim ve çeşitli toplumsal etkinlikler için 24 saat açık kalması ve yalnızca öğrencilere değil bütün mahalle halkına hizmet vermesi sağlanacaktır.