Erdemir Nereye
ERDEMİR’İ KAYBETMEYELİM
Özelleştirme; 1980’li yılların başında dünyada yaygın olarak uygulanmaya başlayan en geniş ifadesi ile kamunun elinde bulunan ekonomik faaliyetlerin çeşitli yöntemlerle özel kesime devredilmesidir. Bizim ülkemizin de yaklaşık çeyrek asırdır gündeminde bulunmaktadır.Turgut Özal’ın Genel Başkanlığında ANAP’ın 1984 de iktidar olması ile başladı bugünlere kadar geldi. Aradaki zaman her şeyi satarım/hiçbirini sattırmam kavgasıyla geçti. Oysa özelleştirme böyle toptan kararlarla götürülemeyecek bir konudur.
Bu konuya sağ partilerin yaklaşımları ideolojiktir. “Devlet küçülerek bütün ekonomik hayattan çekilmeli, piyasa düşe kalka kendi yolunu bulur” yaklaşımındadırlar. SHP olarak böyle bir yaklaşımı doğru bulmuyoruz. Yapılan her iş gibi ekonomik faaliyetler de insan içindir insanı ve onun teşkil ettiği toplumu mutlu kılmak içindir. Her türlü ekonomik faaliyeti müdahalesiz piyasanın acımasız işleyişine bırakmak başka olumsuzlukları da beraberinde getirmektedir. SHP “Piyasayı biz yönetmeliyiz, piyasa bizi yönetmemelidir” anlayışını benimsemektedir.
SHP’NİN PROGRAMINA GÖRE,
Bir işletmenin kamunun elinde mi kalacağı, özel sektöre mi devredileceği yoksa karma yönetim mi olacağı kararı her işletme için ayrı ayrı ele alınmalıdır. Van’daki süt fabrikası için başka, Bursa’daki otel için başka, Ereğli’deki demir çelik entegre tesisi (ERDEMİR) için başka politikalar uygulamak gerekir. Nitekim Kardemir’in (Karabük Demir Çelik Fabrikaları) 1994 yılında özelleştirilmesi sırasında da SOSYAL DEMOKRAT HALK PARTİSİ (SHP) bu yaklaşımını hayata geçirmiş ve yepyeni bir yöntem ortaya koymuştu. Kardemir’in hem Türkiye hem de Karabük için yaşamsal önemini dikkate alarak, 1 TL karşılığında çalışanlarına devredilmesini sağlamıştı. Kardemir şimdi kendini toparladı, hem üretiyor hem kazanıyor.
SHP olarak Kardemir’i Türkiye’ye kazandırdık. Erdemir’i kazandırmak diye bir durum söz konusu değil. Erdemir zaten kazanıyor. Oysa Hükümet Erdemir’i kaybettirmeye çalışıyor. ANAP’ın Hükümette olduğu 30/04/1987 tarih ve k-54 sayılı Toplu Konut Kamu İdaresi kurulu kararı ile özelleştirme programına alınan ERDEMİR o tarihten bugüne çeşitli kararlarla özelleştirilmeğe çalışıldı. Büyük toplumsal baskılarla bu başarılamadı yine başarılamayacaktır. Bizim görevimiz Erdemir’i kaybettirmemek. Erdemir’i kaybettirmeyeceğiz.
ERDEMİR NEDEN BU KADAR ÖNEMLİ?
Erdemir 1965 yılında TBMM’nin çıkardığı özel bir yasa ile sermayesinin yarısından çoğu kamuya ait olmakla birlikte, özel bir şirket halinde kurulan entegre bir demir-çelik tesisidir. Türkiye’de yassı çelik üretimi yapan tek kuruluş olma özelliğini taşımaktadır. Ülkenin artan yassı çelik tüketimi paralelinde yapılan kapasite artırma ve modernizasyon yatırımları sonucu olarak, bugün üç milyon ton ham çelik üretim kapasitesi olan, son teknolojiye sahip çelik üretim, sıcak ve soğuk haddeleme, kaplama tesisleri ile modern bir çelik kuruluşudur.
Türkiye’nin yassı çelik tüketiminin yaklaşık yarısı olan 3 milyon ton Erdemir tarafından karşılanmakta, geri kalanı ithal edilmektedir. Yassı çelik kullanan, çoğu KOBİ niteliğindeki üreticilerin hammaddelerinin yaklaşık yüzde 50’sini Erdemir sağlamaktadır. Erdemir’in yassı ürün üretim kapasitesinin 2005 yılında 4,5 milyon ton düzeyine çıkarılmasına yönelik çalışmalar devam etmektedir. Bu durum Erdemir’in Türkiye sanayinin belkemiğini oluşturan birçok üretici şirket için tekel niteliğinde olduğunu göstermektedir. Erdemir’i kontrol eden, Türkiye sanayinin büyük bölümünü kontrol eder. Erdemir hapşırırsa, Türkiye sanayii yatağa düşer.
2004 yılında yassı çelik üretimi 3,6 milyon ton ile rekor düzeye ulaşmıştır. Üretimin 600 bin tonu ihraç edilmiştir. Satışlardan 3 katrilyon TL (2,2 milyar dolar) gelir elde edilmiştir. Net dönem karı 638 trilyon TL’dir (473 milyon dolar). Çelik fiyatlarındaki artışın hammadde fiyatlarının artışının üzerinde olması Erdemir’in karlılığını daha da artırmaktadır. 2004 yılında işçilik hariç, iştirakler dahil 350 trilyon TL (260 milyon dolar) değerinde yatırım yapmıştır. Brüt kar marjı yüzde 25,3’tür. Personel sayısı 2000 yılında 9.033 kişi iken, 2004 yılı sonunda 7.539 kişiye düşürülmüştür. Kişi başına üretim 2000 yılında 347 ton’dan, 2004 yılında 480 ton’a çıkarılmıştır.
Bu rakamlar ne anlama geliyor? Bu rakamlar Erdemir’in karlı, verimli ve ülkeye yararlı bir işletme olduğunu gösteriyor. Diğer birçok KİT gibi kamuya yük olmadığını gösteriyor. Satıp da kurtulalım diyerek bir çırpıda elden çıkarılacak bir şirket olmadığını kanıtlıyor.
Zaten Erdemir’in yönetim yapısı diğer KİT’lerden farklıdır. Özel şirket olarak çalışabilmesi, buna bağlı olarak özel ücret yapısı ile personel çalıştırabilmesi, tüm kararların Yönetim Kurulu’nca alınabilmesi, devletin bürokrasisi ve siyasal iktidarların denetimi dışında olması Erdemir’in karlı olması ve yatırımlarını zamanında yapabilmesinin en önemli unsurlarındandır.
ERDEMİR SADECE ERDEMİR DEĞİLDİR
Erdemir Türkiye’nin yassı çelik üretiminde tekel konumunda olduğu gibi yeni yatırımları ve iştirakleriyle sektörün belirleyici kuruluşu haline gelmiştir. İsdemir, özelleştirilme sürecinde, kapasitesinin bir bölümü yassı ürün üretimine dönüştürülmesi koşuluyla Erdemir’e devredilmiştir. İsdemir’in 1,4 milyar dolar tutarında bir yatırım ile 2007 yılında 3,4 milyon ton/yıl, 2009 yılında ise 5 milyon ton/yıl’lık bir kapasiteye ulaşması hedeflenmiştir. Böylece, uzun ürünlerdeki fazla kapasitenin azaltılması ve yassı ürünlerdeki yurtiçi arz açığının giderilmesi yönünde önemli bir adım atılmış olacaktır.
Erdemir 2002 yılından bu yana yaptığı yeni yatırımlar, satın almalar ve kurduğu yeni şirketlerle dikey entegrasyonunu tamamlamaya çalışmaktadır. Son yıllarda yapmış olduğu girişimler ile Romanya’da bir soğuk haddeleme tesisi satın almıştır. Gebze’de bir çelik servis merkezi kurmuş, sahip olduğu birikimi değerlendirmek için bir mühendislik şirketi oluşturmuştur. Kırıkkale’de kurulu, MKEK’e bağlı ülkemizin tek dikişsiz çelik boru tesisi olan Çelbor devralınmıştır. Son olarak 2004 yılında özelleştirilen Divriği Pelet tesislerini satın almıştır. Adı Erdemir Maden olarak değiştirilen şirket, Türkiye’nin iki demir cevheri üreticisinden biri olup, İsdemir’e 1 milyon ton hammadde sağlamaktadır. Erdemir, Erdemir Maden’in yüzde 10’unu da Kardemir’e satmıştır.
Yassı çelik sektöründe ülkemizin ilk özel sektör yatırımı olan Borusan Holding bünyesindeki Borçelik’te Erdemir’in de yüzde 8,9’luk bir hissesi bulunmaktadır. Borçelik Gemlik’te kurulu bir soğuk haddehane ve yeni kurulan galvanizleme tesisinden oluşmaktadır. Gemlik’te kurulu Sollac Ambalaj Çeliği A.Ş.’ye Erdemir yüzde 25 oranında ortak olmuştur. Demiryolu ve liman bağlantısı olan bir çelik servis merkezi kurmak amacıyla Yarımca Porseleni satın almış 2004 yılı sonunda Erdemir Gaz adlı bir doğal gaz şirketini kurmuştur.
Erdemir halen sahip olduğu tesislerde ürettiği kaliteli ürünleri, tesislerinin kapasitesi ve konumu, Ereğli ve İskenderun’da sahip olduğu liman tesisleri ile önemli bir bölgesel güç olarak ortaya çıkmıştır. Ereğli ve İskenderun limanları Türkiye’nin en büyük limanlarındandır. İskenderun limanı GAP’ın en yakın deniz bağlantısıdır. Erdemir, limanlarını işletmek için 1,5 milyon dolar sermayeli bir lojistik şirketi kurmuştur.
SIRADA YENİ PROJELER VAR
Erdemir bütün bu faaliyetleriyle yetinmemekte, yeni projelerle gücüne güç katmaktadır. Erdemir, İsdemir ve tüm iştiraklerde modernizasyon yatırımları sürmektedir. İsdemir 6 milyon ton kapasiteli dev bir tesise dönüşmek üzeredir. 2009 yılından itibaren Erdemir ve İsdemir birlikte 10 milyon ton yassı mamul üretecek kapasiteye ulaşacaklardır.
Yeni projelerin en önemlisi Erdemir ve Zonguldak Limanları Arası Tren Ferisi Bağlantılı Demiryolu Taşımacılığı Projesidir. Proje ile ülkemizin en büyük limanlarından olan Erdemir Limanının kapasite kullanımı artırılacak ve Türkiye’nin entegre demir çelik tesisleri olan Erdemir, İsdemir ve Kardemir’in demiryolu bağlantıları sağlanacaktır. Ülkenin iç kesimlerindeki, değerlendirilmeyen hammaddeler değerlendirilme olanağı kazanacaktır.
Çok önemli bir proje de Türkiye Demir Çelik Ensititüsünün kurulmasıdır. Erdemir çağdaş bir kurum olarak Ar-Ge faaliyetlerine ve bilimsel çalışmalara öncelik vermektedir. Türkiye Demir Çelik Ensititüsü'nün kurulması ülkemizdeki öteki sektörlere örnek olabilecektir. Bu konuda TÜBİTAK ile işbirliği halinde çalışmalar sürdürülmektedir.
TÜRKİYE’DE DEMİR ÇELİK SEKTÖRÜ
Demir Çelik Sektörü 2003 yılında, her birinin yıllık kapasitesi 1 milyon ton ile 3 milyon ton arasında değişen üç adet entegre tesis ve kapasiteleri 60 bin ton ile 2 milyon ton arasında değişen 16 adet elektrik ark ocaklı tesiste gerçekleştirdiği, 18,3 milyon ton ham çelik üretimi ile, dünya çelik üretiminde yüzde 1,9 payla, 13. sırada yer almıştır.
Toplam 22,9 milyon tonluk ülke ham çelik üretim kapasitesinin yüzde 28’ine karşılık gelen 6,3 milyon tonu entegre tesislere, yüzde 72’sine karşılık gelen 16,6 milyon tonu ise 16 adet elektrik ark ocaklı tesise aittir.
Ülke ham çelik üretim kapasitesinin, 19,4 milyon tonluk bölümü (yüzde 85) uzun çelik ürünleri üretimine, 3 milyon tonluk bölümü (yüzde 13) yassı ürün üretimine, geriye kalan 492.000 tonluk bölümü ise (yüzde 2) vasıflı çeliğe yöneliktir.
Sektörde yapısal bir dengesizlik söz konusudur. Yassı çelik tüketiminin yaklaşık yarısı üretilebilmekte, kalan açık ithalat ile kapatılmakta, buna karşılık uzun çelik üretiminin de yarısından fazlasının ihraç edilmesi zorunluluğu bulunmaktadır. Bu nedenle Türkiye sektörde hem ihracatçı hem de ithalatçı durumundadır. Türkiye’nin ihracatı 2002 ve 2003 yıllarında değişmediği halde (11.3 milyon ton), dünya çelik fiyatlarındaki artış nedeniyle, ihracat gelirleri 2.831 milyon dolardan, 3.309 milyon dolara çıkmıştır. Türkiye çelik ihracatçısı ülkeler arasında 10. sıradadır. Türkiye’nin ihracatında Orta Doğu/Körfez ülkeleri ilk sırada, AB ülkeleri ikinci sırada, Uzakdoğu ülkeleri üçüncü sıradadır.
2003 yılında demir çelik sanayii ithalatı 7,8 milyon ton ile 3.241 milyon dolar düzeyinde gerçekleşmiştir. İthalat en çok AB ve BDT ülkelerinden apılmaktadır. Yurtiçi talebin canlanması ithalatı artırmaktadır. 2003 yılında ihracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 102’ye inmiştir.
Yurtiçi ihtiyaca yetecek ölçüde kapasitenin bulunmaması sebebiyle yassı ürünlerde kapasite kullanım oranı yüzde 103’e ulaşırken, ihtiyaç fazlası kapasite sebebiyle bu oran uzun ürünlerde, yüzde 77 seviyesinde kalmıştır.
Yassı çelik üretimindeki açık nedeni ile ülkemiz yassı çelik üreticileri için cazip bir pazardır. AB ortalamasında kişi başına çelik tüketiminin 400 kg ve bunun içindeki yassı çelik payının yüzde 60-70 dolayında olduğu, buna karşılık ülkemizde bu değerlerin sırası ile 200 kg ve yüzde 40-50 olduğu göz önüne alındığında, pazarın önemini uzun yıllar koruyacağı görülmektedir.
Özellikle uzun ürünlerde ihtiyaç fazlası üretimin ihraç edilmesi gereği, sektör üzerinde ağır bir baskı yaratmaktadır. Söz konusu baskının ortadan kaldırılabilmesi için, bir taraftan kişi başına tüketim oranlarının artırılmasına, diğer taraftan da sektördeki üretim-tüketim dengesizliğinden kaynaklanan yapısal bozukluğun giderilmesine ihtiyaç duyulmaktadır.
DÜNYADA DEMİR ÇELİĞİN ÖNEMİ ARTIYOR
2004 yılında dünya çelik üretiminin 1 milyar ton dolaylarında olduğu tahmin edilmektedir. Üretimin dörtte birine yakını Çin tarafından gerçekleştirilmektedir (220 milyon ton dolaylarında). Çin’i Japonya ve ABD izlemektedir. Ancak AB bir bütün olarak ele alındığında, 160 milyon ton ile ikinci sıradadır.
Çelik tüketiminde de benzer bir sıralama söz konusudur. En büyük tüketici 232 milyon tonla Çin’dir. Çin’i ABD ve Japonya izlemektedir. Dünya çelik tüketiminin 2015 yılında 1,4 milyar tona çıkması beklenmektedir.
En büyük çelik ihracatçısı ülkeler Japonya, Rusya ve Ukrayna, en büyük çelik ithalatçısı ülkeler ABD, Çin ve Almanya’dır. Çin ve ABD’nin ithalatları hemen hemen aynıdır. Çin en büyük üretici ve ithalatçı olarak pazarı belirlemektedir.
Uzun yıllardır talebin çok üzerinde bir kapasiteye sahip olan dünya çelik sektörü birkaç yıldan bu yana Çin’in büyük etkisi ile olağanüstü bir büyüme içine girmiştir. Dünya çelik fiyatları 2002 yılından bu yana sürekli artmaktadır. Fiyatlar dolar bazında yüzde 300 oranında artmış, karlılık oranları çok yükselmiştir. Bu artışlar hammadde ve navlun fiyatlarına da yansımıştır. Çin’in çelik üretim kapasitesinin son yıllarda çok büyümesi ve bu ülkenin büyüme hızının yavaşlayabileceği gerekçeleriyle, fiyatlardaki tırmanışın durabileceği düşünülmekteyse de, geleceğe ilişkin tahmin yapılamamaktadır.
Sektörde tekelleşme oranının düşük olması nedeniyle, hammaddecilere ve üretimde çelik kullanan büyük müşteri şirketlere karşı pazarlık gücü zayıftır. Dünyadaki en büyük 10 demir çelik şirketinin pazar payı yüzde 30 dolaylarındadır. Bu durum büyük çelik üreticilerinin kapasite artırma ve pazar payını büyütme eğilimini güçlendirmektedir. Şirket evlilikleri yaygınlaşmakta, tekelleşme çabaları yoğunlaşmaktadır.
NE YAPMALI?
Erdemir ile ilgili kararlar tüm bu koşulları dikkate alarak verilmelidir. Sosyaldemokrat Halk Partisi projeci siyaset anlayışı uyarınca, Erdemir ile ilgili çözüm önerilerini Hükümete ve kamuoyuna sunmaktadır.
Erdemir’i satmayın
Erdemir’in yassı çelik üretiminde tekel niteliğinde olması, özelleştirilmesini sakıncalı hale getirmektedir. İsdemir’in yatırımlarının tamamlanması tekel niteliğini pekiştirecektir. Kamu tekelinin özel tekele dönüştürülmesi rekabete, verimliliğe ilişkin gerekçelerle izah edilemez. Özel tekellerin piyasayı bozan, fiyat istikrarına zarar veren etkileri bilinmektedir. Erdemir’in yerli ya da yabancı şirketlere satılması bu durumu değiştirmeyecektir. Türkiye’de yassı çelik talebi sürekli yükselmekte olduğundan, Erdemir’i hangi şirket satın alırsa alsın, iç piyasaya yönelik olarak çalışacak ve iç piyasadaki tekel konumundan yararlanacaktır.
Erdemir Türkiye’deki ortalama performansın çok üzerine çıkmış bir kurum niteliği taşımaktadır. Kamuya yük olmadığı gibi, küresel düzeyde rekabet ederek ayakta kalmayı başarmaktadır. Yarattığı gelirin önemli bir kısmını, kuruluş sözleşmesi gereği yeniden yatırıma dönüştürmek zorunda oluşu da sonuç üzerinde etkilidir. Şirketin başarısı sayesinde devlet Ereğli’ye aktardığı kaynağın çok daha fazlasını bu bölgeden vergi geliri olarak geri almakta, ayrıca hisseleri karşılığı temettü geliri tahsil etmektedir.
Türkiye’nin nüfusunun 2025 yılında 90 milyona ulaşacağı hesaplanmaktadır. Kişi başına çelik tüketimi Avrupa ülkelerinin düzeyine ulaştığında, yıllık yassı mamul üretiminin 27 milyon tona çıkması gerekecektir. Bu durum, bugünkü Erdemir kapasitesinde 9 tesise ihtiyaç olacağını göstermektedir. Siyasal iktidarlar yalnızca bugünü değil, geleceği de düşünmek zorundadır.
UNUTMAYALIM
Erdemir’in kuruluşu 1938 yılında, 2. Sanayi Planı ile gündeme gelmiştir. 1945 yılında, 2. Dünya Savaşı’nın hemen ertesinde Başbakanın talimatıyla Şevket Süreyya Aydemir Ereğli’ye gelerek, at sırtında yer seçimi çalışmaları yapmıştır. 1960 yılında Erdemir’in kuruluş yasası TBMM’den geçmiştir. 1965 yılında Erdemir demir çelik üretimine başlamıştır. 2005 yılında Türkiye’nin en önemli sanayi kuruluşu olarak faaliyetini sürdürmektedir. Erdemir bir Cumhuriyet projesidir. Türkiye’nin sanayileşmesinin, kalkınmasının simgesidir. Ekonomideki yerini başarıyla sürdürmektedir. Bugün yenisini yapmaya kalksanız yedi milyar ABD doları yatırım yapmak zorundasınız. İştirakleri ile beraber onbeş milyar ABD doları değerindedir. Borsada nasıl oluştuğu şüpheli fiyatıyla satılması da özelleştirilmesindeki diğer olumsuzlukların yanında başka büyük bir olumsuzluktur.
SHP olarak; bu broşürün dar çerçevesi içerisinde açıklamaya çalıştığımız gibi ERDEMİR sıradan bir kuruluş değildir. Bugüne kadar başarıyla sürdürdüğü görevini bu konumu ile sürdürmesinde sayısız fayda vardır.