20.Sosyalist Enternasyonal Kongresi: Deklerasyon
Sosyal Demokrat Hareket Dergisi Ekleri
EK1.
Ek 1- Yeni Bir Ortak Sorumluluk Sistemi Gereksinimi
Yeni Bir Ortak Sorumluluk Sistemi Gereksinimi
Giris
“Inaniyoruz ki, pazarlar insanlara hizmet etmelidir ve tersi olmamalidir.”
(John Smith)
1. Yeni dönem, dünya ekonomisinin küresellesmesi temeline dayanmaktadir. Bu temelin, artan ekonomik verimlilik, dünya ticaretine yeni bir hareket, tüketiciye daha düsük fiyatla daha çok ve daha iyi ürün ve hizmetler ile yeni pazar firsatlari saglamak gibi birçok olumlu yönü vardir.
Sosyalist Enternasyonal bu gelismeleri mutlulukla karsilamaktadir. Fakat küresellesmenin mali karmasa, dengesiz gelismeler, artan esitsizlik,yüksek issizlik orani, sosyal sorunlar ve huzursuzluklar gibi olumsuz etkilerini dengelemek için yeni bir Ortak Sorumluluk Sistemine gerek vardir. Küresellesme çok uluslu sirketlerin, döviz piyasalarini yönlendirenlerin ve uluslararasi örgütlerin, hükümet harcamalari, seçmenler ve demokratik süreç üzerindeki gücünü artirmaktadir.
Biz, toplumun gelismesi ve yüksek istihdam oranina sahip sürdürülebilir büyüme ve gelisme potansiyeli konusunda olumlu görüse sahibiz.Fakat önemli tercihler yapmak zorundayiz. Siyasi demokrasi, ekonomik ve finansal oligarsiden önde gelmelidir. Seçilen hükümetlerde etkin karar verme süreçlerini yenilemek ve bu yolla hükümetlerin seçmenleri karsisindaki durumunu güçlendirmek amaciyla yeni bir Ortak Sorumluluk Sistemi gerekmektedir.
2. Son on yillarda dünya zenginliginde büyük bir artisa tanik olduk. Fakat bu gelismenin sosyal maliyeti yüksek olmustur. 1980′lerin basindan beri ultra-liberal model, ekonomik. düzensizlesme ve sosyal meselelerin gözardi edilmesi gerçegine dayali olarak, dünya çapinda yayilmistir. Devlet kurumlarinin modernlesme eksikligi, mali ve iktisadi karisikliklari ele almaya uygun olmayisi, birçok ülkede tutucu ideallerin tekrar prestij kazanmasina uygun kosullan olusturmustur. Neo-liberal düsünceler öylesine evrensel bir karakter kazanmistir ki, bazilari bu modelin küresel bilgi çaginin ana sonucu oldugunu düsünmüstür. Ultra-liberal gelisim modelinin temelinde,para ve bütçe her seydir yaklasimi yatmaktadir.
15 yil sonra bu kavramlar vaadettiklerini yerine getirmekte basarisiz oldu ve daha önce hiç görülmemis dengesizliklere, hayal kirikliklarina ve yaygin adaletsizlige yol açti.
* Esitsizlik ve yoksulluk, gelismis ve gelismekte olan ekonomileri tahrip etmektedir. Bir milyarin üzerinde insan tam bir yoksulluk içinde yasamaktadir ve yoksul ile zengin arasindaki fark daha önce görülmemis bir ölçüde artmaktadir.
* Teknik gelismelerin yeni is alanlari olusturmasina karsin teknolojik issizlik artmistir. Birçok iyi egitimli ve vasifli insan kalifiye olmayan islerde sigortasiz, düsük ücretle ve yari zamanli olarak çalismaktadir. Birçok ülkede issizlik iki dünya savasi arasi dönemden bu yana hiç görülmemis düzeye ulasmistir:
* Içinde bulundugumuz yüzyilda, dünyanin birçok yerinde kisi basina düsen gelirin yüksek olmasina ve tibbi ilerlemelere ragmen, milyonlarca insan önlenebilir ve tedavi edilebilir hastaliklar yüzünden ölmektedir.
* Orta ve Dogu Avrupa’daki geçis dönemi kisa vadede, gelirler, istihdam ve yasam beklentisindeki belirgin düsüslerle birlikte gerçeklesmistir.
* Etnik ayriliklar ve yerel kaynaklarin ele geçirilmesi ile ilgili, silahli yerel çatismalar çogunlukla silahsiz sivillerin toplu ölümüne yol açmaktadir.
* Zengin ve yoksul arasindaki büyüyen fark, hem ülke içi hem de ülkeler arasinda, özellikle kadinlara ve çocuklara zarar vermektedir.
* Çevresel bozulma ve ekolojik felaketler yayilmaktadir. Ayni zamanda eski ve güvenliksiz nükleer fabrikalar Çernobil felaketini kolayca yenileyebilecek durumdadir.
3. Bu gerçeklerin isiginda bir yol ayirimindayiz. Ya bütünlük, adalet, isbirligi geleneklerimizi bugünkü ve gelecekte olabilecek sorunlari çözmek üzere harekete geçirecegiz, ya da degerlerimizi, geleneklerimizi bir kenara birakip, küresel kaynak paylasimini pazarin görünmez -çogu zaman duyarsiz -eline birakacagiz.
Demokratik ülkeler politikalarini, insanlarinin piyasalardan etkin kazançlarini kaybetmeden yararlanmalarini saglamak amaciyla yönlendirmelidirler. Sosyalist Enternasyonal issizligin ve düsük istihdamin kaçinilmazligini reddederek, herkesin is sahibi olmasi için ulusal ve çogulcu arastirmalari desteklemektedir. Bu kapsamda, etkin bir talep için uluslararasi isbirligi, çalisma süresinin pazarligi, sosyal çerçevede is yaratilmasi ve çevrenin korunmasi ve iyilestirilmesi de yer almaktadir.
Tekrar belirtmek isteriz ki, ülkeler arasi ve ülke içi demokrasinin, adaletin, paylasimin degerini artirmak, baslangicindan bu yana Sosyalist Enternasyonal’in öncelikli konulari olmustur.
Yeni Bir Ortak Sorumluluk Sistemine Dogru
4. Küresellesme, genis bilgi akisi çaginda, bugünkü dünya ekonomisinin temel egilimidir. Bu hem kaçinilmazdir, hem de bazi yönleri ile olumludur.
* Iletisim teknolojisi bilgi temeline oturan bir ekonomiyi gündeme getirmistir. En önemli varliklar zihinsel degerlerdir. Önemli ol!!n, çalisanlarin bilgi ve yaraticiligini uyandirmak, korumak ve artirmak yetenegidir.
* Bilgi, gün geçtikçe daha fazla dijital yolla elde ediliyor, isleniyor, bir bilgi otoyolu’ yaratilarak isik hiziyla aktariliyor. Bu yolla bir çok iliskiler sistemi olusturulup, ekonomik ve sosyal hayatin her yönü yeniden sekilleniyor. .
* Üretici ve tüketici arasindaki iliski giderek birbirinden daha fazla etkileniyor. Bazi alanlarda, eski isletmeler dagilmakta ve yeni dinamik grup ve olusumlarla yer degistirmektedir. Yeni bir girisim basarili olabilmek için degisen is kosullarina zamaninda uyum saglamak zorundadir.
Küresellesme, daha önceki tek kutuplu dünyayi parçalayarak, dengeleri hizla degisen bir jeopolitik çevre olusturmaktadir. Bu durum, gelismis ve Asya’nin gelismekte olan ekonomilerinden birkaçina kazanç saglamaktadir. Fakat bütün ülkeler bu kazançtan yararlanamamaktadir. Afrika’nin çogu, birçok Latin Amerika ülkesi ve Asya’nin önemli bir parçasi bu kazancin disindadir. Ayrica, kazananlar, sadece küresellesme yolu ile buna ulasmamislardir. Pasifik kiyisinin yeni endüstrilesmekte olan ekonomilerinin birçogu, neo-liberal yolu reddeden karma ekonomi yapisinda piyasa yönetimi politikalari ile basariya ulasmislardir.
Küresellesmeye politik yaklasimi iki farkli sekilde ifade edebiliriz
* Farkli bölgesel gerçekleri, farkli toplumlarin sosyal birlikteliklerini dikkate alarak, çevrenin korunmasina, toplumsal refah ve ekonominin küresel gelisimine katkida bulunan sorumlu yaklasim. Bu yaklasim Sosyalist Enternasyonal’in yaklasimidir: Gelisimin bir parçasi olmasi için küresellesme politik olarak düzenlenmelidir,
* Sadece gelismekte olan ülkelerde degil ayrica ve artan bir sekilde gelismis ülkelerde de yoksullugu küresellestiren sosyal haklari en düsük düzeyde standartlastirmaya yönelik, sosyal ve çevresel kaygilari olmayan ultra-liberal yaklasim.
5. Ticaret sistemlerinin daha adil çalismasina firsat veren sorumlu yaklasim, Dünya Ticaret Örgütü’nün (DTÖ) kural ve disiplinlerinin ve Bretton Woods kurumlarinin kapsamli gözden geçirilmesini ve daha güçlü uluslararasi isbirligini gerektirmektedir
Bu sebeple, Napoli’deki 7 zengin ülkeler zirvesinde Baskan Clinton, IMF ve Dünya Bankasi’nin, Pasifik kiyisi ekonomilerinin elde ettigi basariyi tekrarlamalari için Afrika, Latin Amerika ve Rusya’ya yardimda görülen basarisizligin, çok tarafli olarak gözden geçirilmesi çagrisinda bulundu. Bu basarisizligin bir bölümü deflasyonla ilgili dogmatik israrlardan kaynaklanmaktaydi.
Bu kapsamda, böyle bir inceleme, ticaret, yatirim ve arti degerlerin dönüsümü gibi konularda da gerekmektedir. Uluslararasi ticaret, artan bir sekilde, yabanci yatirimlar tarafindan belirlenmektedir. Bununla birlikte, yüksek teknolojinin düsük maliyetli isgücü ile kombinasyonu, Latin Amerika’nin bir kismi ve Sahra Afrikasi’nin disinda, geleneksel karsilastirmali üstünlükler teorisinin varsayimlarini desteklemektedir. Arti degerlerin dönüsümü sadece gelismis ve yeni sanayilesmekte olan ülkeler arasinda olmamali, ayni zamanda daha genis bir kapsamda gelismekte olan ülkeler grubuna yönelmelidir.
Genel karakteri, dünya çapinda kapsadigi kitleler, savas sonrasi Bretton Woods sisteminin isbirligi ilkeleri ile ilgili süregelen taahhütleri nedeniyle Sosyalist Enternasyonal, bu konularin ele alinmasi ve çözümüne somut katki saglamak üzere uygun bir zemindir.
Sosyalist Enternasyonal, Baskanligini Ingvar Carlsson ve Shridath Ramphal’in yaptigi Küresel Yönetim Komisyonunun basarili çalismalarini takdir etmektedir. Küresel Komsulugumuz isimli raporlan tamamen paylastigimiz degerlere dayanmakta ve dünyanin ortak iliskileri nasil yürütecegine dair somut öneriler içermektedir. Gelismis küresel ekonomik yönetim olmaksizin insan güvenligi tehlikeye düsecektir.
6. Sosyalist Enternasyonal’in 90′larin ikinci yarisinda on ana görevi bulunmaktadir:
* Demokrasinin güçlendirilmesi
* Istihdam artirilmasi ve daha iyi yasam standartlari
* Ulusal politikalarin koordinasyonu
* Serbest ve adil ticaretin desteklenmesi
* Finansal yardimin güçlendirilmesi
* Bretton Woods kurumlarinin isleyisinin gözden geçirilmesi
* Bölgesel ve küresel isbirligi
* Sosyal haklarin güçlendirilmesi
* Esitligin saglanmasi ve kadin haklarinin genisletilmesi
* Sürdürülebilir gelisme ve çevrenin korunmasi.
On Ana Görev
7. Temsili demokrasinin evrenselligi, Sosyalist Enternasyonal ve tüm demokratik partiler için en önemli degerdir. Fakat, Soguk Savasin sona ermesi ve temsili demokrasinin yayginlasmasi, bölgesel ve küresel isbirligini saglamada yeni bir çerçeve gelistirilmeden karsilanamayacak beklentiler yaratmistir.
Sosyalist Enternasyonal, neo-liberallerin demokrasi yaklasimini benimseyemez bu yaklasim, demokrasiyi gelisen ve yenilenen ekonomiler için tavsiye eder, fakat, gelisme için temel ekonomik kosullar ve sosyal refahi reddeder.
Demokrasi, gücün degistirilmesi hakki demektir. Fakat, etkin demokrasi, politik partilerin hükümette alternatif programlar uygulayabilmesi anlamina gelir. Oy vermenin temel nedeni, politikalari degistirme olasiligidir. Sinirsiz sertlik, sürekli yoksulluk ve kitlesel issizlik demokrasinin degerini düsürür. Bu durumun degismesi, büyük oranda uluslararasi ekonomik çerçeve ve uluslararasi kurumlarin davranislarina baglidir. Her ikisi de, yeni ekonomik ve sosyal programlarin uygulanabilecegi makro-ekonomik bir ortam saglamalidir. Fakat demokrasi ayni zamanda, politik reform, somut politikalar ve bütün sosyal gruplarin yararlandigi ekonomik gelismenin saglanmasi anlamina gelir, ayrica bunun sosyal adaletsizlik ve bozulma ile tehlikeye atilmamasi demektir.
Küresellesme, ekonomik çikarlarin sosyal çikarlara baskinligini destekleyerek politik sürecin degerini azaltmistir. Küresellesme süreci ulus devletin rolünü sinirlandirdigi için, isbirligi, daha etkin uluslararasi kurumlar tarafindan güçlendirilmeli ve kurumsallastirilmalidir. Pazar ekonomisini ve çevreyi korumak için daha etkin bir uluslararasi ortak sorumluluk sistemine gerek vardir. Ayni zamanda insanlarin, kendi organizasyon ve temsil yapilariyla birlikte, yerel, bölgesel ve ulusal düzeylerde küresel topluma aktif katiliminin artirilmasi gerekmektedir.
Istihdam ve Daha Iyi Yasam Standartlarinin Desteklenmesi
8. Sosyalist Enternasyonal yaklasimi, refah toplumunun yaratilmasi kadar, yeni bir sürdürülebilir gelisme modelinin desteklenmesini, demokratik sosyalizmin bu yüzyildaki en önemli basarisi olarak öngörmektedir. Bu yeni model, toplumun evrimini, bilimsel ve teknolojik gelismeleri, demografik egilimleri, çevresel sinirliliklari ve göçü gözönünde bulundurmak zorundadir. Bu yaklasim
* Issizlik oraninda kalici bir düsüs, genç ve uzun dönemli issizlerin uygun egitimi almak ve daha iyi bir yasam edinmek için is piyasasina girmesinin saglanmasi demektir
* Tam istihdam m saglanmasi yönündeki arayista, etkin bir talep için uluslararasi hareket birligini, çalisma süresi konusunda sosyal anlasmalari, sosyal alanlarda is yaratilmasini, çevrenin korunmasi ve iyilestirilmesini içeren, ulusal ve uluslararasi çabalar demektir
* Yasam kosullarinin kabul edilebilir düzeye çikartilmasini saglamaya yönelik olarak standartlarinin sürekli iyilestirilmesi demektir.
* Göç ile ilgili olarak, akisi düzenleme, göçmen ve ailelerinin haklarini garanti altina alma, düsük gelire sahip ülkelerin ekonomik ve sosyal gelisimini destekleme konularinda ulusal ve uluslararasi çabalar demektir.
Refah ve gelirin daha adil dagilimi ile birlikte yasam standartlarini iyilestirmek, politik, ekonomik ve sosyal nedenlerle yasamsal öneme sahiptir ve özelikle, demokratik kurumlara güveni yükseltir, dis iliskilere yeni bir yön verir ve politikalarin etkinligini arttirir. Üstelik, en gelismis ekonomiler, gelir dagilimi esitsizliginin ve issizligin en az oldugu ekonomilerdir.
Yüksek issizlik, eksik istihdam ve sosyal mahrumiyet, zamanimizin en önemli sorunu ve demokrasi için ciddi bir tehlikedir. Birakiniz yapsinlar, birakiniz geçsinler politikasi bu alanda, 60 yil önce büyük kriz döneminde oldugu gibi basarisiz olmustur. Bu konu, ticaret, gelir, refah ve istihdami destekleyen küresel bir iyilestirme programi yolu ve ulusal ekonomik politikalarin uluslararasi isbirligi ile ele alinmak zorundadir.
Enflasyon tehlikesi ile karsi karsiya kalmadan issizligi azaltmak için hem materyal hem de insan sermayesinde daha çok ve daha iyi yatirimlar gerekmektedir.
Küçük ve orta ölçekli girisimler her üç isin ikisinden fazlasini saglamaktadir. Hem endüstri, hem de hizmet alaninda yeni is yaratmada hayati öneme sahiptir. Ayrica bazi durumlarda, bölgesel, yerel ve ortaklasa girisim baglantilariyla teknoloji aktarimi gerçeklestirilerek, mikro düzeyde küresellesme basariyla gerçeklestirebilir.
Yeni teknolojiler yeni is firsatlari yaratmakta, ancak vasifsiz ve rutin isler kaldirmaktadir. Bilgi ve iletisim teknolojisi, bütün teknolojiler içinde en yaygin ve degisime en açik olanidir. Bu yüzden, ekonomik ve sosyal talepleri karsilayabilmek ve rekabeti sürdürebilmek için 21.yüzyilin endüstrileri, altyapisi ve teknolojilerin konsantre olmak zorundayiz. Yeni teknolojilerin nicelik ve niceligi küresel ekonominin üretkenligini belirleyecektir.
Isgücü arz ve talebi arasindaki dengesizlik, özellikle az gelismis ve gelismemis ülkelerde egitime yapilan önemli yatirimlari ve dogru yerde dogru insan kavraminin yerlesmesini engellemistir. Teknik yardim programlari olusturulmak ve artirilmak zorundadir. Eger insana yapilan yatirim gelismekte olan ülkeler için yasamsal öneme sahip ise, 1 ülkeler tarafindan harcanan çabalarin azaltilabilecegi anlamina gelmez. Kalifikasyon ve becerilerin gelistirilmesi, is güvenliginin ve ücret durumunun, rekabeti tehlikeye atmaksizin, iyilestirilmesi için önemlidir. Ayrica is harekeliligini destekledigi uzun dönemli issizligin ortadan kaldirilmasinda da etkilidir.
Ulusal Politikalarin Esgüdümü
9. Dünya ekonomisinin küresellesmesi, ulusal ekonomik politikalarin etkinligini önemli ölçüde azaltmistir. Isbirlikçi yaklasim, asagida belirlenen durumlara duyulan ihtiyaçlara dikkat çekerek küresel bir ekonomik yapilanmayi gerektirmektedir:
* Seçilen hükümetlerin ekonomik politikalarinin dalgalanmasini önleyen, uluslararasi pazarlarin çalismasini seffaflastiran ve uluslararasi finansal akisi dengeleyen ve kontrol eden bir çerçeve. Spekülatif döviz islemlerinde vergi gelirlerine özel bir önem verilmelidir. Böyle bir vergi, Nobel ödülü sahibi James Tobin’in önerdigi gibi büyük finansal piyasalari kapsamalidir
* Yatirimlarin ve borçlanmanin maliyetinin azaltilmasi, yatirimlarin tesvik edilmesi amaciyla faiz oranlarinin düsürülmesi için esgüdüm içinde hareket etme
* Vergi kaçirilmasi, dolandiricilik ve para aklama ile mücadele etmek için off-shore piyasalardaki operatörlerin kontrolü amaciyla ortak hareket etme
* Istihdam olanaklarini artiran, çevrenin kirlenmesini ve yenilenemeyen dogal kaynaklarin azaltilmasini cezalandiran mali politikalar
* Yeni ve daha çok istihdam yaratilmasini ve daha fazla ekonomik verimliligi amaçlayan teknolojide, uzmanlik alanlarinda ve altyapida kamu yatirimlari
* Spekülatif sermaye akislarini dengelemek ve mali dengesizlikleri düzeltmek için uluslararasi finans yöntemleri gelistirme
Bu, ulusal ekonomik politikalarin uluslararasi etkilerinin yakin esgüdümünü gerektirmektedir. 7 Zenginler grubu bu esgüdüm rolünü basari ile gerçeklestir. Ayrica 7 zengin ülkenin ekonomileri dünya ekonomisi ve ticaretinin giderek daha az bir oranini temsil etmektedir.
Biz, ekonomik yapilanmayi harekete geçirmeyi ve issizligi azaltmayi amaçlayan küresel programlarin olusturulmasi, mali rekabeti önleme, uluslararasi döviz kurlarini ve uluslararasi sermaye akisini sabitleme gibi küresel konularin ele alinmasi ve uluslararasi ekonomik politikalarin etkin esgüdüm için Birlesmis Milletler çerçevesinde Ekonomik Güvenlik Konseyi (genisletilmis 7 zenginler grubu) olusturulmasini destekliyoruz. Bu olusum, Birlesmis Milletler içindeki uluslararasi mali kurumlarin isbirliginin arttirilmasi için de gerekmektedir.
Böyle bir Ekonomik Güvenlik Konseyi, daha küçük ülkelerin degisebilir üyelikleri ile birlikte, belli sayida sürekli üyeden olusabilir. Bu çizgideki yeni bir yapi, hem küresel gerçeklerin daha fazla temsil edilmesini, hem de ortak sorumluluk çalismalari için kolay yönetilebilir bir forum olusturulmasini saglayabilir.
Serbest ve Adil Ticaretin Desteklenmesi
10. Rekabete dayali avantaj kavraminin tam kullanimina dayali ticaret, enflasyonu ve bütçe açiklarini azaltma yolundaki gelismeleri tehlikeye sokmaksizin, refah artisini saglayan süreci belirtir. Bunun da ötesinde, ticaret, isbirliginin önemli oldugu birinci basamaktir. Bu yüzden korumaciliktan kaçinan ortak sorumluluk sistemini saglamaliyiz.
Eger ticaretin amaci, dünya refahina katkida bulunmak ise yasam standartlarinin artisi ile de tutarli olmalidir. Özellikle, gelismis ülkeler tarafindan tarimsal ürünlerin üretimi ve ihracati için verilen ve gelismekte olan ülkeler üzerinde büyük mali yükler yaratan sübvansiyonlar kadar, ithalat kotalarinin da azaltilmasi gerekmektedir. Diger taraftan yoksul ülkelerin bazi ihracatlarina düsük gümrük tarife oranlari uygulayan Genellestirilmis Öncelikler Sistemi daha esnek ve verimli hale getirilmelidir.
Ticaret, isler için yarismayi degil isbirligini yaratmalidir. Vahsi rekabet, ücret seviyesini, ve çevre kalitesini azaltir. Sonuçta, düsük ve toplam talebi düsürerek, ticaretten etkin kazanci azaltmaktadir.
Isbirligi ayni zamanda, uygun sosyal kosullarla DTÖ kapsamindaki diger sartlarin güçlendirilmesi anlamina gelir. Bu, hiçbir kosul altinda gelismekte ve yenilenmekte olan ekonomileri n karsilastirmali maliyete dayali rekabetini önlememelidir. Fakat bu isbirligi, çocuk isgücüne ve zorla çalistirilmaya engel olmasi, sosyal haklarin güçlendirilmesi, özgür isçi sendikalari, toplu sözlesme ve grev hakki ve kadinlara yönelik her türlü ayrimciligin azaltilmasi anlamina da gelmelidir.
Serbest ticaret, özgür isçi sendikasi faaliyetleri ve adil sosyal düzenlemelerle birlikte fakat gizli yönetimsel engellemeler olmaksizin adil ticarete dönüsmelidir. Sorun, az gelismis ülkelerin daha düsük ücret maliyetleri yoluyla kazandiklari rekabet yetenekleri ile mücadele etmek degildir. Sonsuza kadar gözardi edemeyecegimiz gerçek, serbest pazarlik aktivitelerinin hariç tutuldugu tüm ücret olusturma sürecidir.
Bunun ötesinde ticaret ve çevre arasindaki iliski, baglayici uluslararasi girisimlerle birlikte DTÖ’daki bir çevresel kosulu gerektirir.
Finansal Yardimin Güclendirilmesi
11Az gelismis ülkelerin çogu ve gelismemis ülkelerin tamami gelisim problemlerinin üstesinden gelebilmek için finansal yardima güvenmektedir. Eger bu yaklasimla belirli bir düzeyde basari saglanmasi amaçlaniyorsa, yardimlar artirilmali, ve yeniden organ iz edilmelidir. Zengin ülkeler için, yoksul ülkeleri bu durumdan kurtarmaya ve sürekli gelisme saglamaya yönelik programlara yardim etme, kesin bir zorunluluk olmalidir. Yardimlarin, dolandiricilik ve fonlarin kötüye kullanilmasina müsait olan beyaz fil türü projelere aktarilmasi engellenmelidir. Tüm dikkatler, özellikle fakir ülkelerdeki asagida belirlenen ihtiyaçlara çevrilmelidir:
* Demokratik kurumlarin isleyisi-ülke isleyisinin temel gereksinimleri
* Beslenme, barinma, saglik., çevre, egitim, sosyal hizmetler ve gelir gibi nüfusun ihtiyaçlarini minimum standartlarda saglamak amaciyla kirsal gelisme ve diger programlarin entegre edilmesi. (Stuard Holland)
Ayrica yapilan yardimin etkinligini, sosyal, geleneksel ve mali gereklilikleri yerine getirip getirmedigini anlamak amaciyla yardimin yakindan izlenmesi gerekmektedir.
Böyle programlari finanse etmek (gelismekte olan ülkelere saglanan toplam fonlardaki artma) gelismis ülkelerdeki büyüme ve ekonomik kararliligi tehlikeye sokmayacaktir. Daha ziyade
* Bu programlar dünya ticaretini anlamli ölçüde arttirabilecek ve bunun sonucunda da gelismis ülkelere ihracat yapabileceklerdir.
* Bireysel olarak ülke bütçelerini etkilemeksizin, bölgesel finans kurumlari yoluyla bazi fonlari artirilabilecektir.
* Sürekliligi saglamak için, bunun bir bölümü kit kaynaklara ve kirliligin temel kaynaklarina konulan yeni vergilerle finanse edilebilir. Unutmamak gerekir ki kirlilige karsi verilen savasta basarili olundukça bu çesit vergi gelirlerinde azalmalar ortaya çikacaktir.
* Yeni endüstrilesmekte olan ülkelerin de kapsandigi çok sayida gelismis ülke fon yükünü paylasmak zorundadir. Birlesmis Milletler’in gelisim yardimi olarak hedefledigi GSMH’nin %7’sine bütün gelismis ülkeler tarafindan ulasilmalidir.
Okur-yazar ve saglikli toplum yoksul degildir. Sagliksiz ve okur-yazar olmayan bir toplum ise yoksuldan baska birsey degildir. Öncelik saglik ve egitim fonlarina ve özellikle de kadinlar ve kiz çocuklari için hazirlanan programlara verilmelidir. Saglikta ise, en ihtiyaç fakir ülkeler için asi ve tedavi edilebilir hastaliklar fonlaridir.
Bugünkü durumda borç faizleri, çok miktarda borcu olan düsük gelirli ekonomiler için basa çikilmaz bir yük olusturmakta, kamu ve özel yatirimlarin düzeyini olumsuz yönde etkilemekte ve oldukça sinirlayici mali politikalari gerekli kilmaktadir. Bu duruma çözüm bulmak için sunlar uygulanmalidir:
* Paris Klubü ve diger iki tarafli kredi kuruluslari tarafindan saglanmis, agir borç altindaki düsük gelirli ülkeler için önemli miktardaki borçlarin, silmek de dahil olmak üzere, bütün ödemelerinin yeniden planlanmasi
* IMF’nin altin satislariyla finanse ettigi uluslararasi finansal kuruluslar, Dünya Bankasi ve diger bölgesel finans kuruluslarinin karinin bir kisma ve iki tarafli borç kurumlarin bagislariyla, borcun vade ve faiz süspansiyonundaki artis
* Uluslararasi finans kurumlari tarafindan verilen kisa vadeli borç miktarinin artisi, eger gerekirse istirak sermayelerindeki artis yolu ile karsilanmasi
* Geçis dönemindeki gelismekte olan ülkeler yararina yeni “Special Drawing Rights” tahsisi
Bretton Woods Kurumlarinin Islevlerini Incelenmesi
12. Uluslararasi finans kurumlari, 50 yil kadar önce, bugün oldukça büyük degisiklige ugrayan, bir makro ekonomik kapsamda kurulmustur. Bu kurumlar, gelismekte olan ülkelerin bugün karsi karsiya oldugu zorluklarla basa çikabilecek sekilde olusturulmamislardir ve buna paralel olarak da, gereksinimlerine uygun hizmet verememislerdir. Bretton Woods kurumlarinin islevlerinin derinlemesine incelenmesiyle bu durum düzeltilmelidir. Bu düzenleme, sunlari kapsamalidir
* Yapisal uyum programlari için sosyal ihtiyaçlari dikkate alan ve farkli kosullara sahip bir çerçeve
* Gelismekte olan ülkeler için oy kullanma yaklasiminda daha esit bir payla birlikte, Dünya Bankasi ve IMF’deki sermaye kotalarinda degisiklik
* Yerel ekonomilerin ihtiyaçlarinin daha fazla karsilanmasi amaciyla yeni ve desteklenmis bölgesel finans kurumlari
* Birlesmis Milletler içinde uluslararasi toplumun politika üretme çabalarinin desteklenmesi amaciyla uluslararasi finans ve diger uluslararasi bagis kurumlari arasinda gelismis isbirligi
* Politik olarak tanimlanmis uluslararasi amaçlar adina, finansal arti degerlerin dönüsümünü kolaylastirmak için uluslararasi makroekonomik potansiyel ile (“bölgesel” ve “dünya” anlasmalari gibi) yeni mali kaynaklarin yaratilmasi
* Tutarli fakat esnek kur oranlarini sürdürebilmeyi kolaylastirmak için ödemeler dengesi esitsizliginin ayarlanmasina yönelik bir mekanizma,
IMF ve Dünya Bankasi’nin temel islevleri arasindaki önemli bir konu da, yeni DTÖ ile iliskileri ve “bu anlasmaya imza atanlarin, ticaret ve ekonomi alanindaki çabalari, hayat standartlarini yükseltmeye, issizligi ortadan kaldirmaya, büyük ve düzenli bir sekilde büyüyen gelir ve etkin talebe yönelik olmalidir” ifadesini gerçeklestirip gerçeklestiremedigidir.
IMF ve Dünya Bankasi’nin isleyisini Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) ile iliskiler bazinda irdeleyen çok tarafli komisyonun, uluslararasi ticaretteki karsilastirma avantaji olgusun çok uluslu yatirim ve ticaret lehine kümülatif avantaja dönüstürmekte oldugunu ve bu sürecin bir çok gelismis ya da az gelismis ülkeyi disladigini algilamasi gerekir.
Bölgesel ve Küresel Politikalar
13. Sosyalist Enternasyonal, mali koordinasyonun ve özellikle de bölgesel mali isbirliginin artirilmasinin gerekliligini savunur. Sosyalist Enternasyonal ayrica, rekabetci devalüasyondan kaçinma ve operatörlerin daha seffaf ve sorumlu olmasini saglamak için önlemler getiren yaklasimin yanindadir.
Birlesmis Miletler’in bölgesel organizasyonu içindeki çesitli bölgesel ticari ve ekonomik gruplar çogulculuk için potansiyel bir çerçeve olusturur. Avrupa Birligi, sadece Baltik Denizi’nde degil, ayrica Lome Birligi ülkeleri, Mercosur, Latin Amerika ‘daki Rio Gri SADC, Magrip ve diger Afrika bölgesel gruplari ve Barcelona Konferansi’nin sonuçlari ile daha genis bir Avrupa için anahtar bir role sahiptir. Fakat daha çogulcu bir çerçeveye dogru gelisme, ayni zamanda Afrika ve Latin Amerika ile diger özel organlar için Ekonomik Komisyonlar gibi Birlesmis Milletler Organizasyonlarinin desteklenmesini daha iyi kaynaklar saglanmasini ve daha fazla özerklik verilmesini gerektirir.
Bölgesel gelisme bankalarinin gücünün desteklenmesi ve bunlarin bölgesel fonlarla birlestirilmesi için güçlü bir gerekçe vardir. Makro ekonomi kavrami, Avrupa Yatirin Fonunun ve buna paralel olarak da Avrupa Yatirim Bankasinin mikro proje finansmanin olusturulmasina dayanmaktadir.
14. Hosgörüsüzlük, esitsizlik, etnik ve dini ayrimcilik, cinsiyetçilik ve sosyal mahrumiyet, bugünün toplumlarini bir arada tutan uyum, dayanisma ve birligi zedelemektedir. Siddet ve ilaç bagimliligi gibi bugün karsi karsiya oldugumuz b sosyal problem irk, cinsiyet ve din ayrimciligina ya da issizlige dayanmaktadir.
Bu tür dar bogazlarin etkisindeki düzensiz bir pazar ekonomisi, patlama ortami ve mahrumiyetlerin artmasina neden olarak, sosyal huzursuzluklara ve politik asiriliklar açar ki, bu durum da, demokratik süreçleri zedeler.
Bu nedenledir ki Sosyalist Enternasyonal, etnik, cinsi ve sosyal ayirimciligi ya da gettolarin olusumunu engellemeye aktif olarak katki saglayacak uyum politikalari ve önlemlerine olan gereksinimi siddetle savunmakta, böylece vatandaslarin, kendi kaderlerini ilgilendiren kararlara katilimlarinin artirilmasini desteklemektedir.
Sosyal haklar kaçinilmaz olarak demokratik kurumlarin varligi ile iliskilidir. E haklar ancak, isçi sendikalarinin serbest faaliyetleri, toplu sözlesme ve grev hakkinin da içinde bulundugu, temel insan haklarina tam olarak saygi gösterilen ortamlarda garanti altina alinabilir.
Gelismis ülkelerde anahtar rol oynamakta olan isçi sendikasi faaliyetleri sadece isçilerin haklarini savunmak için degil, ayni zamanda ekonomilerin etkinligi ve modernizasyonunu saglamak için de önemlidir.
Esitligin Saglanmasi ve Kadin Haklari
15. Kadin ve erkek arasindaki esitlik, modern toplumun dengeli gelisimi için temel kosuldur. Dünyanin büyük bir bölümünde hala kadinlara kars! derin ayrimciliklar sürdürülmektedir. Hukuksal esitlik Avrupa gibi gelismis ülkelerde bile, hem sosyal hem de kültürel alanlarda açik ya da gizli ayrimcilik uygulamalarini engelleyememektedir.
Kadinlar genellikle düsük ücretli ve yari zamanli islerde çalistiklari ve yeni yapisal issizlik biçimlerinden fazlaca etkilendikleri için, isgücü piyasasi gerçek firsat esitligine olanak tanimamaktadir. Yoksullugun yok edilmesi, sadece yoksulluk karsiti programlar yoluyla basarilamaz. Ancak, kadinlarin kaynak, firsat ve hizmetlere kabulünün garanti altina alinmasi için demokratik katilim ve degisim gereklidir.
Temel sosyal hizmetlerin etkin dagitimi, egitim, çocuk bakimi, saglik, ev bakimi gibi destek mekanizmalarinin etkin uygulanmasi, yoksulluk karsiti programlardaki degisikliklerle birlikte, kadinlar üzerindeki yoksulluk yükünü anlamli düzeyde azaltacaktir.
Egitim ve is firsatlarinda. esitligi artirici politik hareketler. uygulamaya geçirilmelidir. Kadin ve erkek. hem toplumda hem de aile çevresinde. profesyonel ve diger sorumluluklara katilimda ayni olanaga sahip olmalidir. Yoksul ülkelerdeki nüfus patlamasi. gerçek gelismeye en büyük engeli olusturmaktadir. Kadinin toplumdaki rolü, egitim düzeyinin artirilmasi ve karar süreçlerine katilimi konusunda güçlü bir yatirim olmaksizin, aile planlamasi ve ailevi sorumluluklarin basarilmasi mümkün olmayacaktir. Ayrica. tüm göçmen isçileri ve onlarin ailelerinin haklarinin korunmasi konusundaki Birlesmis Milletler kararlarini da dikkate almaliyiz.
Miras hakki, toprak sahibi olma ve esit krediyi de kapsayan ekonomik kaynaklara, kadinlarin tam ve esit kabulünü saglayan yasal ve yönetsel reformlarin yapilmasi için eylem programlarina ihtiyaç vardir. Ayrica,.yoksullugun yok edilmesi ve cinsiyete dayali esitsizligi azaltmaya yönelik, genis tabanli sürdürülebilir gelismeyi destekleyen, saglam ve kararli sektörel politikalar izlemek ve uygulamak için de eylem gereklidir.
Kadinlarin, ekonomik firsatlara ve üretici kaynaklara esit kabulünü desteklemek, özellikle yoksul olan kadinlarin temel saglik, egitim ve sosyal ihtiyaçlarina yönelmek için kamu harcamalarinin yeniden yapilanmasi ve hedeflenmesi ile birlikte daha ileri eylemlere ihtiyaç vardir. Formal ve informal sektörlerde, kadin isçilerin gelir ve istihdaminda olumlu bir etkiye sahip olan makro ekonomik politikalar üretilmek zorundadir.
Sürdürülebilir Gelisme ve Çevrenin Korunmasi
Gezegenin gelecegini tehdit eden çevresel sorunlarin çözümü, insanligin bir bütün olarak mücadelesini gerektirmektedir.
Saglikli ve sürdürülebilir yerel çevre, hem bugünün hem de gelecegin nesilleri için temel bir haktir. Kamu tesebbüsleri ve yöneticileri, serbest rekabet nedeniyle olusan bosluklarin doldurulmasinda, özel tesebbüs tarafindan gözardi edilen sosyal etkiye sahip çevresel ihtiyaçlarin yerine getirilmesinde ya da birlestirilmis ve dengelenmis gelisim perspektifi içinde çevresel mal ve hizmetlere ulasmayi herkes için garantiye almada, çok önemli bir role sahiptir.
Rio zirvesi gelisme ve çevre arasinda kesin bir baglanti olusturmustur:.
Refah asiri tüketim yaratir, fakat ‘az sayida kaynagi paylasacak çok sayi’ gerçegi nedeniyle yoksulluk dogayi yok eder (Svend Auken)
Çevresel sorunlarin çözümü, küresel ilgiler bütününden ayrilamaz. Bu, daha çok toplum ve ekonomiyi kusatan tüm sorunlari kapsayan bir çerçeve içinde görülmelidir.
Çevreye karsi gösterilen ilgi, ekonomik büyüme için bir engel olarak görülmemeli, tam tersine, yeni teknolojilere dayali,yüksek vasifli meslek adamlari ve düsük vasifli isçiler için istihdam yaratma firsati olarak degerlendirilmelidir. Enerji tasarrufu, doganin korunmasi ve restorasyonu, emek yogun bir faaliyet olarak da önemli is firsatlari sunar.
Çevrenin uluslar üstü dogasi geregi, toplumlarimizda sürdürülebilir ekonomik büyüme için gerekli degisiklikler, uluslararasi anlasmalari gerektirmektedir. Ayni zamanda ulusla üstü kurumlar ve politikalar, karsilikli ilgi ve isbirligi ilkeleriyle yönlendirilen. sürdürülebilir bir gelismeye tam olarak katkida bulunabilir
Gelismekte olan ülkeler için gerekli yardim ve isbirligi, bu hizmetleri alan ülkelerin gelismesinde, kaynaklarinin kisa vadede zarar görmesi nedeniyle, orta vadeli sinirlamalar olusturmayacak sekilde, özel finansal yardimlar ile egitim ve teknoloji aktarimina dönüstürülmelidir.
Öte yandan, büyük çevresel zararlar, Merkezi ve Dogu Avrupa’nin totaliter rejimleri tarafindan miras birakilmistir.
Çevre tam olarak bir toplumu yansitir. Bu problemlerin çözümü, toplumun tümünün ortak sorumlugunu gerektirir. Sorunlar ve çözümler arasinda daha iyi bir örtüsmeye gereksinimimiz vardir. Koruma ve düzeltmenin temelinde kirleten öder yaklasimi yatar.
Çevresel harcamalar içsellestirilmelidir.Bunun basarilabilmesi için yeni standartlarin uygulamaya geçirilmesibazi sanayiler ile gönüllü anlasmalarin imzalanmasi ve egitim programlarinin ele alinmasi gerekmektedir. Ayrica çevresel kirlilik vergisini de içeren yeni bir mali sistem yoluyla ortaya çikan potansiyeli kullanmaliyiz.
SONUÇ
Dünya ekonomisinin yeni küresellesme dönemi hepimiz için çetin bir mücadeledir. Sosyalist hareket bu mücadeleyi kabullenmeye hazirlanmalidir.
Küresellesme, yerel girisimlerdeki eski dayanisma ve birlik bagini azaltarak daha önce çok sayida is garantisine sahip olan sektörleri degistirmektedir. Küresellesme, çevreye tamir edilemez hasarlar verilmesine yol açabilir. Herseyden önce küresellesme, ulus devlet’in düzenleyici rolünü sorgulayarak, hem bölgesel hem de küresel düzeyde birlestirilmis ekonomik kurumlara olan ihtiyaci vurgular.
Tekrar belirtiyoruz ki, ulusal ve uluslararasi düzeyde alinan demokratik kararlar, sosyal adalet ve tam istihdam arayisinda ve küresel pazar çalismalariyla yaratilan zararlarin düzeltilmesinde vazgeçilmez bir role sahiptir.
Gelismis ülkeler arasinda son yillarda ekonomik politikalar arasinda görülen isbirliginin temel amaci, özellikle Avrupa’da enflasyonun azaltilmasi ve bütçe açigidir. Istihdam, sosyal konular ve çevre açikça ikinci plandadir. Sosyalist Enternasyonal yaklasimi, sadece daha adil degil ayni zamanda daha da etkili ve uzun dönemli perspektifi dikkate aldigi içindir ki asiriliklari dengeler ve sosyal katilimi destekler.
Uluslararasi ekonomik ve parasal karisikliklar ile karsilastikça, biz sosyalist ve sosyal demokratlar, asagidaki stratejik çerçeve içerisinde yeni bir ortak sorumluluk sistemini destekleme kararliligimizi yansitiyoruz:
* Dünyada gelisimi ve yoksullukla savasi destekleyecek genisletilmis 7 Zenginler grubu ya da en azindan Birlesmis Milletler Ekonomik Güvenlik Kurulu tarafindan koordine edilen bir küresel iyilestirme programi. Bu program, yeni kaynaklarla finanse edilmeli ve düsük gelirli ve agir borç yüküne sahip ülkeler için borç iptalini de kapsayan gelisim yardimi artirilmalidir
* Kuzey- güney ve dogu- bati arasindaki isbirligini güçlendirecek olan, ülke ve dünya bazinda istihdam yaratma ve yasam standartlarinin hem sosyal hem de ekonomik boyutlarda yükseltilmesinde, küresel ve yerel eylemlerin birlikte ve uygun düzeyde uygulanmasi
* Dünya Bankasi ve IMF’nin islevleri incelendiginde, farkli problemlerin, tek bir yönetim modeliyle ya da tek bir yapisal uyum paradigmasi ve ticaretten elde edilen kar ile sinirlandirilmasindan çok, fikir, politika ve kurumlardaki büyük farklilasmalar yo1uyla çözülmeye ihtiyaci oldugu açikça görülmektedir
* Dünya ekonomisinin sürdürülebilir büyümesinde, degisim orani ve hizini arttirmaya ve isbirligini hizlandirmaya katkida bulunacak olan, uluslararasi para sisteminde reform
* Uluslararasi para piyasalarinin spekülatif ticareti azaltma ihtiyacina yönelik tedbirler ile birlikte daha fazla seffaflik, açiklik ve böylece de uluslararasi para ve sermaye piyasalarinin kararliligina katkida bulunmak
* Su anda DTÖ tarafindan yapilan anlasmalardan ortaya çikan zorunluluklarin tarafindan yerine getirilmek zorunda olmasi ve daha ileri pazar açilimlarinin basarilmasina katkida bulunmasi yoluyla bir sosyal kosul ve yoksul ülkeler için istege bagli yardim uygulamalarinin desteklenmesi, çok uluslu ticaret sistemlerinin gelistirilmesi
* Kadin haklarinin, politik katilimin, firsat esitliginin desteklenmesi. Kredi, toprak sahipligi ve mirasi da içeren ekonomik kaynaklari elde etme ve otonomi yoksu çaresi, karar süreçlerinde kadinlarin yüksek katilimini saglamak ve onlarin egitimde karsilastigi esitsizligi azaltmak. Yoksulluk çemberini kirmada en önemli nokta kadinlarin yaratici potansiyellerini ortaya çikarmaktir. Böylece kadin, gelismeye hem tam katkida bulunabilecek hem de bundan dogacak iyilesmeden pay alacaktir
* Birlesmis Milletler çerçevesi içinde, Sürdürülebilir Gelisme Komisyonu ve ç Programi gibi çevre ile ilgili bölümleri ve bu tür gelisme ile ilgili finansal kurumlari desteklemek
* Kitasal hava ve sularin niteligini arttirmak, iklim degisiklikleri ve çöllesmenin sonuçlarini nötralize etmek ve küresel çevrenin bir bütün olarak niteligini arttir uluslararasi anlasmalar