19.Sosyalist Enternasyonal Kongresi: Bildirgeler

Ek 2- Degisen Bir Dünyada Sosyal Demokrasi Bildirgesi

DEGISEN BIR DÜNYADA SOSYAL DEMOKRASI BILDIRGESI

Demokratik sosyalistlerin, otoriter yönetimden demokrasiye barisçi yoldan geçis ve insanlarin ortak bir deger etrafinda birlesmesini önleyen engelleri ortadan kaldirmak amaçlariyla tüm dünyada sürdürdügü degisim mücadelelerinin bir sembolü olarak Berlin’de toplandik. Halk kitlelerinin özgürlük talebi, insanlarin sosyal ve ekonomik gereksinimleri karsilamakta basarisiz olan baskici rejimler ve uluslararasi dayanisma nedeniyle, Berlin’in ve Avrupa’nin bölünmüslügüne son verildi. Bugün yapilmasi gereken en büyük görev, kazandiklarimizi korumak ve dünyadaki bütün insanlar için özgürlügü saglamak, daha iyi bir yasam sözünü gerçeklestirmektir.

Önümüzde birçok engellerin oldugunun farkindayiz. Gittikçe iç bagimliligi artan dünyamizda çözüm bekleyen yeni ve agir sorunlar ortaya çikmaktadir. Ancak temel degerlerimiz degismeden devam etmektedir. Sosyalist enternasyonal’in yönlendirici ilkeleri ile özgürlük, dayanisma ve sosyal adalete dayali demokrasi-baris içinde ve dogayla uyumlu olarak yasayan, tek bir dünya içinde mücadele etmeye devam edecegiz.

Özgürlük ve demokrasi

Latin Amerika’da son yillardaki yeniden demokrasi hareketleri, Orta ve Dogu Avrupa ülkelerindeki özgür seçimler, Asya ve Afrika’daki demokratik yönetime dogru gelismeler ile dünyada demokrasi taban kazanmaktadir ve bu bizlere cesaret vermektedir.

Saglanan bu gelismeler karsin, hala, Tiananmen Meydanindaki siddet olaylari basarisizlikla sonuçlanan darbe girisimi sirasinda Moskova sokaklarindaki tanklar Burma’da insanlarin egemenlik haklarinin ihlali ve devam eden baskilar Haiti’de özgür seçimlerle basa gelen baskana karsi hükümet darbesi Güney Afrika’da tekrar ortaya çikan ve reform sürecini tehdit eden siddet Venezüella demokratik hükümetine karsi girisilen darbe ve Peru’da baskici yönetime dönüs gibi engellerle karsi karsiyayiz. Birçok ülkede insan haklari çignenmekte, demokratlar kötü muamele görmekte, hapsedilmekte ve öldürülmektedir.

Bütün demokratik güçleri diktatörlük rejimlerine karsi aldiklari aktif tavri korumaya çagiriyoruz.demokratlar, parti ayrimlari ve ulusal sinirlarin ötesinde, sorumlu hükümetler ve temel özgürlükler için savasan demokratik hareketlere yogun destek vermelidirler. Sosyalist Enternasyonal’e bagli partiler aktif dayanisma taahhütlerini sürdürmektedir ve biz, insanlarin özgür iradesini ve evrensel oy hakkina dayali politik çogulculugu savunmada dünyadaki diger demokratik partililerle gücümüzü birlestirmeye haziriz.

Gelismekte olan ülkelerdeki genç demokrasiler, daha önceki ekseri liderler ve ekonomi yöneticileri, çürüme ve demokratik kurumlarin zayif yapilari tarafindan tehdit altindadir. Bogucu borç yükü, yetersiz dis yardim akisi ve ekonomik krizleri devam ettiren ihracat olanaklarinin sinirliligi, yeni demokratik yönetimlere miras olarak kalmistir.

Basarilmasi zor ekonomik reformlar gerekli olmakla birlikte, ekonomik esitsizlikleri dengeleyecek sosyal programlar gelistirmek zorundadir. Bu bakimdan, Sosyalist Enternasyonal, sanayilesmis ülkeleri, yeterli üye ülkeleri, bunu kabul etmek zorundadir. Baska ülkelerdeki kendi soydas gruplari ile herhangi bir sekilde iliski kurmak isteyen ülkeler, o ülkenin toprak bütünlügü ve uluslararasi baris ilkelerine esit derecede boyu egmek zorundadirlar.

Dogu Avrupa’da yeni demokrasiler çok büyük sorunlarla karsi karsiyadirlar. Merkezi planlamadan Pazar ekonomisine esi görülmemis bir geçis gerçeklestirmek zorundadirlar. Ayni zamanda sosyal adaleti ve çevrenin korunmasini garanti altina alacak yasal ve idari yapilarin olusturulmasi için desteklenmelidirler. Demokratik bir kültür olusturmak basarilmasi güç bir istir.

Bugün partilerin sayisinda büyük bir artis vardir. Buna bagli olarak politik söylemler sik sik birbirine karismaktadir, -kendilerini demokratik ya da sosyalist olarak adlandiran önceki komünistlerle- ve genel olarak politikalara karsi yaygin bir süphecilik görülmektedir. Beklide en tehlikeli tehdit önceki dönemin güçlü kisilerden kaynaklanmaktadir. Bu kisiler geçis sürecinin belirsizliklerini ortaya çikarmakta ve otoriter durumlarini yeniden kazanmak için popülist ve milliyetçi söylemi kullanmaktadirlar. Sosyal Demokratlar en çok komünist yönetim altinda iken sikayet etmis olmalarina karsilik, bugün de büyük sorunlar ile karsi karsiyadirlar. Bu karisik ortamda sosyal demokrat partiler, isçi sendikalari ve sosyal Enternastonel’in deger ve görüslerini paylasan sivil hareketlerle dayanismamizi arttirmaliyiz.

Cehalet ve hosgörüsüzlük de demokrasi için ciddi bir tehdit olusturmaktadir. Olgun demokrasilerde bile yükselen ulusal egilimler, politik muhalifler arasinda karsilikli sayginin ve demokratik kurumlara karsi kamu güveninin azalmasi sorunlari ile karsi karsiyayiz. Sosyal demokratlar olarak, politikanin gerçek amacinin insanin yasam sartlarini gelistirmek ve sadece bir güç oyunu degil, kamu hizmeti oldugunu göstermek zorundayiz.

Sosyal Adalet Üzerine Yogunlasmak

Sosyaldemokratlar, sosyal refahin kurulmasinin ardindaki itici güç olmuslardir. Bugün de isçi hareketinin tarihi basarilarini yikmaya yönelik ultra-liberal güçler karsisinda kaygisiz kalamayiz. Piyasa düzensizliginin asiriliklari, esit olmayan gelir ve is firsatlari dagilimina, varliklarin daha ileri boyutta yogunlasmasina neden olmustur. Piyasa ekonomisinin öne sürülen büyüsü, issizligi ve düsük ücretli is sayisini artirmistir.

Piyasalar, ekonomik kaynaklarin verimli kullanimi için vazgeçilmez unsurlardir. Fakat, ayni zamanda, rekabetin adil olabilmesi için piyasa güçlerinin temel düzenlemeler gerektirdigi de bir gerçektir. Hedefi küresellestirmek olan piyasalari yerel düzenlemelerle kontrol etmek artik mümkün olmadigindan, dünya piyasasinda daha adil bir rekabet için acil olarak uluslararasi bir çerçeveye ihtiyacimiz vardir. GATT, bu tür bir yasal ve kurumsal çerçeveyi saglayabilir. Fakat henüz, adil ticaret ve isgücü haklarinin saglanmasini zorlayacak bir pozisyona sahip degildir. Ekonomik liberalizmin sosyal konulara duyarsizligi yaninda, korumacilik da, sosyal damping gibi, adil degildir. Bir ikisine de karsiyiz. Ekonomik centilmenlik sosyal politikalari gerekli kilar. Çünkü, düzensiz piyasalar sosyal adaleti ve firsat esitligini saglayacak “görünmez bir ele” sahip degildir. Sermaye gücüne karsi koymak için güçlü isçi sendikalari gereklidir ve dengeli bir topluma ulasmak için de hem isgücü hem de sermaye, yasal koruma ve yönetim destegine gereksinim duyar.

Sosyal adalet, atölye ve fabrika düzeyinden bölgesel ve ulusal düzeylere kadar bütün üretim ve hizmet sektörlerinde artan ekonomik demokrasi demektir.

Üretici güçleri etkileyen politikalarla ilgili-refaha-dayali yaklasimimizin topluma maliyeti, mali reçetelere tutucu baglilik yaklasimina göre daha azdir. Sosyal demokratlar, enflasyonun düsük oranlarda tutulmasi gerektigini biliyorlar. Fakat, biz ayni zamanda, yüksek faiz oranlarinin yatirimcilari engelledigini ve bunun da sadece yüksek issizlikle ve hasta, yasli ve issizler için olan sosyal güvenligin “güvenlik aginda” deliklerle sonuçlandigini biliyoruz. Saglik programlari, sosyal hizmetler ve adil ücretler yoluyla insana yapilan yatirim, kisa vadeli mali politikalardan daha üretici ve etkilidir.

Sosyal demokrat ve isçi hareketi, sosyal adalet kadar ekonomik etkinligi de amaçlamaktadir. Ülkelerimizin, refah ve gelir dagilimi, ücret ve çalisma kosullari için adil standartlar olusturacak bir sosyal uzlasmaya gereksinim duymaktadir. Issizligi azaltmak ele alinacak iki madde olmalidir. Isgücü piyasasina uyum için gösterilen bireysel çabalar, istihdam yaratmak için gösterilen kamu çabalari ile birlestirilmelidir.

Hizli teknolojik ve yapisal degisimlerin yasandigi bir dünyada, firsat esitligini yakalamak, istihdami korumak ve arttirmak için, egitim ve özellikle de mesleki egitim temel bir gereksinimdir. Egitim, sadece gençler için degil, ayni zamanda her yastaki yetiskinler için de gereklidir. Çünkü bilgi, modern toplumda yenilesmenin, sosyal sorumlulugun ve aktif katilimin anahtaridir. Çalisma yasamindaki cinsiyet yanliligi ile basa çikabilmek için egitimde kadin ve erkekler için firsat esitliginin saglanmasi gerekmektedir. Sosyal demokrasi, aile geçmisi yada kisisel zenginligi göz önüne alinmaksizin, herkes için egitim hakkini savunur.

Yerel büyümenin hizlandirilmasi, istihdam artisi, daha büyük piyasalar ve yüksek üretkenligin saglanmasi için bir araç olarak kabul edilir. Bu amaçlar geçerli olmakla birlikte, ekonomik büyüme, kisitlamalar olmadan sürdürülemez. Enflasyon, vergi oranlari, sermaye kaçisi riski, ve çevresel konular dikkate alinmak zorundadir. Uluslararasi vahsi rekabet ile birlikte bütün ülkeler, gelecek nesilleri tehlikeye atmadan var olan ihtiyaçlarini karsilamak ve sürdürebilir gelismeye ulasmak gibi kompleks bir görevle karsi karsiyadir. Büyümenin kalitesi ve sürdürebilirliligi ve kazançlarin esit dagilimi, modern toplumun ölçüsü olmak zorunda olan standartlaridir. Bu zor görev, ülkelerin bireysel çabalariyla degil, sadece uluslararasi hareket birligi ile basarilabilir.

Nüfus büyümesi, yoksulluk, issizlik ve gelecegimizi sekillendiren demokrasi ile kazanilmis unsurlari, teknoloji, finans ve elektronik iletisim güçlerinin ele geçiriyor olmasi riski ile yüz yüze olan dünyamizda, simdiki ve gelecek nesillerle birlikte dayanismaya dayali, daha güçlü bir uluslararasi isbirligi kurmaktan baska alternatif yoktur. Biz, Birlesmis Milletlerin gelisme yardiminda hedefi olan %0.7 GSMH’ye ulasmak için, bunu henüz yerine getirmemis olan tüm sanayilesmis ülkeleri zorlamaktayiz.

Uluslararasi Isbirligi ve Dayanismanin Güçlendirilmesi

Hizla birbirine baglanan bir dünyada tek bir ülke için hareket alaninin daralmasi ile birlikte, gelismeyi saglamak, çevreyi korumak ve barisa ulasmak için uluslararasi ve bölgesel isbirligi kritik öneme sahiptir. Ulusal güvenlik, müsterek güvenlik için ortak çabalara dayali olmak zorundadir. Bu nedenle biz, hem bölgesel güvenlik olusumlarini hem de Birlesmis Milletler’de toplanan ortak güvenlik çabalarini siddetle destekliyoruz. Çatisma ve gerilimin gerçek nedenlerini bulmayi ve bununla birlikte daha genis ve yeni bir güvenlik kavramina, ekonomik, sosyal ve demografik etmenleri de katmayi gerekli görüyoruz. Birlesmis Milletler’in ve bölgesel örgütlerin rolünü yapilandirmaya ve güçlendirmeye gereksinim duyuyoruz. Bunun da ötesinde, Birlesmis Milletler’e, artan sorumluluklarini yerine getirebilmesi için yeterli kaynaklar saglanmak zorundadir.

Soguk savasin sona ermesi, bölgesel ve uluslararasi isbirligi için büyük firsatlar ve yeni amaçlar yaratmistir. Ideolojik ve askeri problemlerin üstesinden gelinmis olan su anda hükümetler, is dünyasi, isçi sendikalari ve gönüllü kuruluslar, Kuzey-Güney ve Dogu-Bati sosyo-ekonomik bölümleri arasinda köprü olmak ve bunlari birlestirmek üzerine yogunlasmis zorundadirlar. Bu konuda OECD ülkeleri en iyi firsatlara ve en büyük sorumluluga sahiptirler. Dogudaki ve Güneydeki ülkeler için, ortak çevresel konular ve büyük-ölçekli göç sorunu, arttirilmis finansal ve teknolojik yardimi gerektirmektedir.

Baris ortak paydasi bu tür bir yardimin arttirilmasi için gerekli finansal ortami saglayabilir. Yüksek askeri harcamalari sürdüren ülkeler, yardimda bulunan ülkeler tarafindan, önceliklerin belirlenmesi için yönlendirilmelidir.

IMF ve Dünya Bankasi gerçek bir küresel kurulus haline gelmislerdir. Fakat, daha iyi demokratik ilkelere sahip olmalari, zengin ve fakir arasinda daha iyi bir denge kurabilmeleri için, bu kurumlarin yeniden sekillendirilmesi gereklidir. Bu kurumlar, ayni zamanda, ekonomik ayarlama gereksinimlerinin sosyal etkilerine karsi daha duyarli olmalidirlar.

Bugün maalesef, barisçil isbirligine zarar veren asiri tutuculuk ve milliyetçilik akimlarinin yeniden canlandigina tanik olmaktayiz. Ulusal düzeyde demokratik kurumlarin ve uluslararasi düzeyde ülkeler arasi isbirliginin güçlendirilmesi, bu zararli akimlarin tehdidinin azaltilmasini saglar.

Küresel isbirliginde saglanan gelisme ve ilerleme gösteren Rio de Janerio’daki Dünya Zirvesi, ortaya çikan potansiyel felaket ve krizlerin tespit edilmesi için ilk adimdir. Ayni zamanda, Somali ve eski Yugoslavya’da yasanan insanlik trajedileri, uluslararasi toplulugun krizlere müdahale için mekanizmalarin güçlendirilmesi gerektigini ortaya koymustur.

Eger, uluslararasi isbirligine, paylasilmis sorumluluklara ve küresel güvenlige dayali bir dünya düzeni kurmak istiyorsak, ileri görüslü, etkili liderlik ve daha büyük birlik çabalari gerekmektedir. Sosyalist Enternasyonel, hareketimizin itici gücü olan dayanisma ruhu içinde, bu görevi yerine getirmek amacindadir.

DÜNYA EKONOMISI BILDIRGESI

Sürdürülebilen Gelisme Için Küresel Ortaklik

1.1990’da New York’daki toplantisinda, Sosyalist Enternasyonel, daha esit demokratik ve öngörülebilir küresel düzene olan ihtiyaci vurgulamistir. Dogu ve Bati arasindaki sinirlar ortadan kalkmis, ekonomik ve politik olarak çok kutuplu bir dünya ortaya çikmistir. Küresel düzenin gelismesi, çok kutuplulugu ve özellikle ekonomik gelismeden faydalanan ülkelere, giderek marjinallesme tehdidinde olan ülkeler arasindaki büyüyen bölünmeyi dikkatle almak zorundadir.

Degisen ekonomiler, negatif büyüme ve yatirim oranlari ile karsi karsiya olacaklari bir on yila dayanamazlar. Dünya Bankasinin son zamanlarda yoksulluk konusuna verdigi önemin artmasi ve UNICEF’in “insani yönlerle ayarlama”yi saglama istegi mutlulukla karsilanmaktadir. Bu konular gelisme gündeminin öncelikleri durumuna getirilmelidir.

Sürdürülebilir gelisme ve yoksulluk karsiti programlar, bütün reformist ülkelerde, özellikle iç ve dis finansal açiklar, kamu kurumlari ve özel girisimler yoluyla gelisme için finansman gereksinimi konulari üzerinde uygulanmalidir.

Temel güvenlik agini saglamis ve güçlü uluslararasi isbirligine sahip, karma ekonomiye dayali bir refah ülkesini amaçlayan sosyal demokrasi gelenegi, bu acil sorunlarin çözümünde yol gösterici olabilir.

2.Herseyden önce, insan gelisimi sürecinin hizlandirilmasinda ve zengin ve fakir arasindaki farkin ortadan kaldirilmasinda hükümetlere önemli görevler düstügünün bilincinde olmak gerekir. Piyasa güçleri, kaynaklarin dagitilmasinda ve dogrudan ürün ve hizmet üretiminde etkin durumdadir. Ayni zamanda, hükümetlerin hem ulusal hem de uluslararasi düzeyde, sinirli fakat çok önemli roller vardir. Bunlar, piyasa yetersizliklerini düzeltmek, etkili ve adil bir vergi ve düzenleme sistemi kurmak, kamu altyapisini desteklemek, insan gelisimini iyilestirmek, iyi ve etkili bir ulusal yönetim sistemi yoluyla sosyal adaleti gelistirmek ve ek finansman ve diger önlemler ile, bütün dünyada sürdürülebilir gelismeyi desteklemektedir.

3. Hükümetlerin rolü, demokratik ilkelere göre gelismelidir. Sivil ve politik haklar yaninda ekonomik, sosyal ve kültürel haklari da kapsayan insan haklari, dünyanin bütün kitalari için evrensel degerlerdir.

4. Gücün kisisellesmesi, temel özgürlük ve insan haklarinin reddedilmesi, insan gelisimi ve ekonomik verimlilikte olumsuz sonuçlari olan seçilmemis ve sorumsuz hükümetlerin yayginlasmasina karsi mücadelede ulusal demokrasi yasamsal öneme sahiptirler.dünyada ortaya çikan bütün demokrasilere, dis kurumlar ve hükümetler tarafindan verilebilecek en büyük destek saglanmalidir.

Uluslararasi demokrasi, uluslararasi iliskilerde, gelismis ekonomilerin sorumlulugunu arttirmada, ticaret ve sürdürülebilir gelisme gibi küresel konularda etkili uluslararasi kararlar almada, uluslararasi finans kurumlarinin kaynak saglanmasinda ve bütün ülkelerin dünya ekonomisiyle esit düzeyde bütünlesmelerinde vazgeçilmezdir. Önümü, yapilmasi gereken is, hem ulusal hem de uluslararasi düzeyde, esitlik ve çevresel bütünlesme gibi, iki önemli zorunlulugun ölçüt olarak alindigi, sürdürülebilir gelismeye dayali büyümeyi saglamaktir. Insan gelisiminin, 1990′ larda merkezi ilgi konusu olarak görülmesinden bu yana, ticaret ve ek finans alanlarinda uzun dönemli politikalara ihtiyaç duyulmaktadir.

5. Küresel gelismenin saglanmasi ve negatif kaynak aktariminin ortadan kaldirilmasi için ticaret büyük öneme sahiptir. Sosyalist Enternasyonal, Avrupa Birligi ve ABD’ye, korumaci politikalarini artik sona erdirmeleri ve Uruguay Turu’nun basari ile sonuçlanmasi için sürdürülebilir bir anlasma saglanmasi yönünde basvuruda bulunmustur. GATT’in güçlendirilmesi, daha açik bir piyasa düzeni ve temel ürünlerin fiyat istikrarinin saglanmasi acil önlemleri gerektirmektedir. Bunun için de bir eylem plani gereklidir. Arz alanindaki, yapisal sorunlari çözmek için telafi edici finansmanin kullanilmasi gerekmektedir. Yapisal ayarlama programlan altinda yapilan tarife ve kota indirimleri, Uruguay Tur’unda onaylanmalidir.

Uluslararasi topluluk, birlesik piyasanin olusumunda, gelismekte olan ülkelerin, kuzey ülkeleri piyasalarina tercihli ulasiminin korunmasi ve aslinda genisletilmesi için, kosullarin saglanmasi gerektigini kabul etmelidir. Ticarete zarar verici etkilere sahip olarak kabul edilen ticaret ile ilgili yatirim önlemlerine özel bir önem verilmek zorundadir. Sürdürülebilir gelisme için, çevre konulan, serbest ticaret düzeni ile baglantilandirilmalidir. Çevre koruma önlemleri, güçlendirilmis bir GATT tarafindan yakindan izlenmeli ve onaylanmalidir. Buna ek olarak, UNCTAD, Kuzey-Güney iliskilerini gözden geçirmek için bir forum olarak çalisabilir. Sosyalist Enternasyonal, kendisine üye partilerin, Kanada ve Amerika Birlesik Devletleri arasindaki Serbest Ticaret Anlasmasi’na karsi olusunu desteklemekte ve üye partileri, buna benzer herhangi bir korumaci çok uluslu ticari ve ekonomik bütünlesme düzenlemelerini reddetmeye çagiriyor.

6. Finans alaninda uluslararasi topluluk, modernlesme ve yeniden yapilanma programlarini sürdürebilmeleri için, bütün ülkelerin yeterli kaynaklara ve uygun kosullara sahip olmalarini saglamak zorunda olacaktir. Ciddi bir finans darbogazi, Dogu ve Güney için büyük gelisme stratejilerinin olusturulmasinda engelleyici unsur olmustur. Piyasa mekanizmasi, ne küresel etkinlik için gereken uzun dönemli uluslararasi yatirim fonlarinin akisini ne de bu fonlarin yeterince dengeli dagilmasini kendiliginden saglayabilecektir.

Bu durum, orta gelirli ve fakir ülkelere yeterli düzeyde finans saglamak için çok uluslu yatirim kuruluslarinin yaratilmasi yoluyla iyilestirilebilecegi gibi, borçlardan kurtulma, genisletilmis politika isbirlikleri, IMF ve Dünya Bankasi’nin, (bölgesel gelisme bankalari ile isbirligi halinde) zengin ülkeleri düzenlemeler yapmalari konusunda (örnegin, artik degerlerdeki vergi cezalari yoluyla) harekete geçirmekte güçlendirilmis rolleri ile de iyilestirilebilir. Özellikle gelismekte olan ülkeler için olumsuz etkileri olan enflasyon ve resesyon zincirinden kurtulmak için, borç alan ve veren ülkeler için var ol risklere karsi daha iyi güvence saglayan kurumsal mekanizmalar kadar, yeni tesvikler gereklidir. Yardim akislarinin nasil finanse edildigine ait küresel uygulamalar vardir. Vergi kaynakli finansmanin artisi, dünya faiz orani için daha az geri tepmeye neden olmakta ve bu nedenle de, gelismekte olan ülkeler için borç verme yoluyla finans saglamaya göre daha az negatif sonuçlar dogurmaktadir. Özel Çekme Haklari (Special Drowing Rights) olusturmaya, bu hakkin kredi degeri düsük ülkelerle sinirlandirilmasi ve bu ülkeler tarafindan, sanayilesmis dünyaya yapilan negatif kaynak aktarimina esit miktarda gerçeklesmesi sekliyle, yeni bir hiz verilmelidir.

Gelisme gündemi, sanayilesmis ekonomilerin yeniden canlandirilmasini ve çevreye duyarli sürdürülebilir gelisme maliyetini oldugu kadar, gelismekte olan ülkelerin ihtiyaçlarini ve eski komünist ekonomilerin yeniden yapilandirilmasini da kapsamak zorunda oldugu için daha yüksek düzeyde yatirim gerektirir.

Gelismekte olan ve geçis dönemindeki ülkelerde ekonomik ve politik reformlar, sadece kamu ve özel yatirimlarin, simdiki düzeyinin önemli ölçüde üstünde büyümesiyle basarili olabilir.

Faiz oranlari ve döviz kurlari ile ilgili kararlar alinirken, karar verici yönetimler, gelismekte olan ülkelerin çikarlarini dikkate almalidirlar. Tüm dünyada istikrarsiz döviz kurlarina ve genel faiz orani düzeyinin artisina neden olan Amerika Birlesik Devletleri ve diger ülkelerdeki yillik bütçe açiklan, Bretton Woods kurumlarinin, daha istikrarli, öngörülebilir, adil bir uluslararasi parasal düzen yaratmak için, bati ekonomilerine yönelik daha güçlü bir role sahip olmasini gerektirir.

7. Barisi korumak için yasal harcamalari ve Birlesmis Milletler çerçevesinde baris saglama operasyonlarini gözönünde bulundurarak, askeri harcamalar ve tarimsal desteklerdeki hizli ve büyük kesintiler, önemli miktardaki kaynagin gelisme için daha üretici faaliyetlere yönlendirilmesinde en önemli iki unsuru olusturur. Sosyalist Enternasyonal birinci öncelikle, bütün ülkelere savunma giderlerinde kararli bir biçimde indirime gidilmesi çagrisinda bulunmaktadir. Bu kaynaklar ve ek fonlar, insan gelismesini desteklemek ve yoksullukla savasmak için düsük gelirli ülkelere faizsiz borçlanma saglayan Dünya Bankasi’nin Uluslararasi Gelisme Kurumu’nun (IDA-10) kaynak ikmalini saglamak ve arttirmak için kullanilmalidir. Bunun ötesinde, IMF kota artisi konusunda bütün üye ülkeler hem fikir olmalidir ve biz, borç veren ülkeleri, Denizasiri Gelisme Yardimi’nda GSMH’lerinin en az % 0.7’si oraninda bir artisi taahhüt etmeye çagiriyoruz 2000 yilinda, gelismis dünyanin GSMH’sinin % 1 ‘i, etkin insan gelisimi politikalarina özel önem vererek, Denizasiri Gelisme Yardimi için harcanmalidir. Sürdürülebilir gelismenin basari ile uygulanabilmesi için, ek finansman yasamsal öncelige sahiptir.

8. Sosyalist Enternasyonal, Haziran 1992′de Rio de Janeiro’da yapilan Birlesmis Milletler Çevre ve Gelisme Konferansi sonuçlari, Gündem 21′i uygulamak ve yoksullukla savasmak için yeni ve ek kaynak saglamadaki isteksizlikle tehlikeye atilmamasi konusu ile özellikle ilgilenmekte ve bütün sanayilesmis ülkeleri, var olan dis yardim bütçelerinin ötesinde bir kaynak artisi ihtiyacini kabul etmeye çagirmaktadir.

9. Bir çok ülkede, borç krizi kamunun gündeminden çikmistir. Durumun bir çok ülkede iyilesmis olmasina karsin, borç konusu hala dünyadaki pek çok ülkede verimlilik ve marjinallesme kisir döngüsünün artisinda önemli bir unsurdur. Birinci öncelik olarak, karar vericiler, çok uluslu, tek uluslu ve özel kredi veren kuruluslarca verilmis olan her türlü borcu kapsayan ve ekonomik sikintilari ile uyumlu düzeyde bagisiklik saglayan bir borç stratejisi benimsemelidirler. Toronto Sözlesmesi’nden sonra Polonya ve Misir’in borçlarindan kurtulmasini saglamadaki hareket hizliligi göstermektedir ki, ayni politik kararlilikla uygulanirsa, büyük ve çabuk borç indirimi özellikle Afrikadaki gibi düsük gelirli ülkeler için de esit derecede olanakli olmalidir.

Özellikle ciddi düzeyde negatif kaynak aktarimi ile karsi karsiya bulunan gelismekte olan ülkelere yardim etmek için, yeni SDR (Özel Çekme Hakki) dagilimi konusunda görüs birligi içinde olunmalidir.

Bir baska öncelik olarak, sanayilesmis ülkelerin, iki ülke arasi borç düzeylerini azaltmada bir sonraki önemli adim olarak ve Afrikanin borç düzeylerini kayda deger miktarda azaltmak için net bir politik istegin ifadesi olarak, Trinidat Sözlesmesi’ni tam olarak uygulama konusunda görüs birligi içinde olmalari gerekmektedir.

Borç indirimi, tüm dünyada, politik ve ekonomik reform için gerekli bir ön kosuldur.

10. Dünyadaki bir çok ülke, ulusal amaçlara ulasmak için piyasa güçlerinin daha iyi kullanimini saglayarak, degisen güçlüklerdeki ekonomik reform ve iyilesme programi baslatmistir. Bu durum, Bati Avrupa’daki bir çok durgun ekonomi, Latin Amerika ve Afrika’da kriz içinde olan bir çok ülke ve üçüncü dünya ülkeleri ve ayrica, son bir kaç yildir yogun bir geçis sürecinde bulunan Orta ve Dogu Avrupa ekonomileri için geçerlidir.

Bu sürecin baslangicindan bu yana bir ders olarak nelerin çikarilabilecegi oldukça açiktir. Ekonomik dönüsümün basarilabilmesi için, daha gelismis bir uluslararasi ortakliga ve degisimin zor yönlerinin gerçeklestirilmesi için çalismalarin baslayacagi bir temel olarak küresel ya da bölgesel nitelikte bir çerçeveye ihtiyaç vardir. Bu, hem dayanisma ile ilgili politik bir taahhüt, hem de, yeniden sekillenen ekonomilere yardim etmek için finansal kaynaklarin saglanmasi ve liberallesmis ticaret ve isgücü piyasasi politikalarinin belirlenmesi gibi, belirgin katkilar gerektirmektedir.

Fakat, hala dis yardimdan daha önemli olan, bir ülkede, ekonomik gücün dagitilma sosyal birlikteligi saglamak için yeniden dagitimin derecesini güvence altina almak verimliligi arttirmak için gerekli olan insan gelisimini hizlandirmak (insan gücü gelisimi/egitimi) olarak söylenebilecek iki temel görevi yerine getirecek güçte bir y tarafindan saglanmasi ihtiyacidir. Ülke ve toplum bir bütün olarak bunda basarisiz olursa, ekonomik yerinden yönetimi sosyal yapi bozulmalari izleyecek bu da siddetli sikintilara ve reform sürecinin kendisinin tehlikeye düsmesine yol açacaktir. Bu süreç, güvenlige ciddi bir tehdit olusturabilir.

Bu nedenle, Sosyalist Enternesyonal’ e bagli partiler, uluslarin bu türden yaygin ortakliginin basarilmasindaki zorluklari büyük bir dikkatle izlemektedirler. Refom sorumlulugunun reformu gerçeklestiren ülkede olmasina karsilik, uluslararasi topluluk sorumlulugunu azaltmamalidir. Uluslararasi borç krizlerine gecikmis ve genellikle yetersiz kalan çözümler, bir çok ulusun gelismesinde, zaten baski altinda bulunan halkin mevcut sikintilari ile birlikte, zararli olmustur. Dünya Bankasi da dahil olmak üzere, bir çok uluslararasi forumda, yaratici girisimler Kuzey’deki muhafazakar hükümetler tarafindan çesitli defalar kesintiye ugratilmistir.

11. Demokratik Sosyalistler, sosyal adaleti, entenasyonalizmi ve Birlesmis Milletler’i destekleyen bir gelenege sahiptirler.

Uluslararasi ekonomik karar verme süreci, Birlesmis Milletler ve Bretton Woods Kurumlari ile baglandirilmalidir. Küresel ekonomik yönetim, tüm uluslarin kabul ettigi kurallar ve prosedürler bütününe, ve ayni zamanda ulus devletler arasinda bu tür kurallarin güçlenmesini saglayacak adil ve etkin bir sisteme dayanmalidir. Birlesmis Milletler sistemi, özellikle finansman ve ticaret alaninda, fiyat ve kur dengesini korumak, küresel fazlalik ve eksiklikleri yönlendirmek fakir ülkelere yeterli gelisme kaynagi saglamak ve küresel ticaretin tüm çesitlerine serbest ve esit ulasimi temin etmek için, güçlendirilmis uluslararasi kuruluslari kapsamalidir. Reform politikalari, yoksullugun azaltilmasi ve sürdürülebilir gelisme üzerine odaklanmalidir. Bretton Woods sistemi 1990′larda yapici bir katki saglamak için, çalismalarini bu konular üzerinde yogunlastirmalidir .

Bu sekilde 2000 yilina kadar yoksulluk ve sefaletin önemli derecede azaltilmis, ekonomik küçülmenin yavaslatilmis, tüm insanlarin güvenliginin önemli ölçüde arttirmis olacagi bir dünyaya dogru ilerleyebiliriz.

12. Sosyalist Enternasyonel, Brant ve Manley raporlarinin gelenegi ile birinci, ikinci ve üçüncü dünyanin, öngörülebilirlige, esitlige ve etkinlige dayanan yenilenmis Bretton Woods gibi bir sistemde bütünlesmeleri için bir rapor ve politik strateji hazirlayacaktir. Yeterli düzeyde gelisme finansmani, yoksullugun ortadan kaldirilmasina odaklanmis, yapisal dönüsümlerle desteklenmis politikalar ve sürdürülebilir gelisme, bir çok gelismekte olan ülkede oldugu gibi eski komünist blokta da reformlarin basarili olmasi için ön kosuldur. Sadece piyasa güçlerine odaklanmak, dünya ekonomisinin daha fazla bölünmesine yol açacaktir. Dünyanin bütün ülkelerini, daha adil bir uluslararasi düzenle bütünlestirmek için, uluslararasi kurumlarin degistirilmesi zorunlu olacaktir.

SÜRDÜRÜLEBILIR GELISME VE ÇEVRE ÜZERINE BILDIRGE:

Hareket Öncelikleri

Sürdürülebilir ve dengeli gelisme, günümüzün en güç görevidir.

Kuzey ve Güney arasindaki gelisme farklarinin artmasi, çok yüksek olan askeri harcamalar, zengin ve yoksul ülkeler arasinda kaynaklarin adaletsiz dagilimi, borç krizleri iklim degisiklikleri, ozonun tüketilmesi, türlerin yok olmasi, çöllesme ve nüfusun dengesiz büyümesi, insanliga ve gezegene çok büyük bir tehdit olusturmaktadir.

Rio Zirvesi, dikkatini, asiri yoksulluk ve sürdürülemez gelismenin sonuçlarindan sikayetçi olan gelismekte olan ülkelerdeki milyonlarca insanin durumuna yöneltti. Ayrica, dünya nüfusunun %20’sini olusturan fakat, dünya kaynaklarinin %80′ini tüketen, zengin ülkelerin sorumluluklari da belirtildi.

Biz, demokratik sosyalistler olarak, dünyada, sürdürülebilir gelisme ve esitligi saglayacak yerel, bölgesel, uluslararasi hareketler için bir çerçeve hazirlamaya yönelik çalismaya devam etmeliyiz.

Rio’daki Çevre ve Gelisme üzerine Konferans, Stokholm Konferansi’ndan bu yana devam eden sürecin bir uzantisi olmakla beraber, yetersizdir. Artan yardim akislari, borç yükünü azaltmak için gelistirilen aile planlamasi ve sosyal politikalar, ve iyilestirilmis ticaret olanaklari, hala önemli ve gerekli hedefler olmalidirlar. Sorumluluk, özellikle sanayilesmis ülkelerin ellerindedir.

Sanayilesmis ülkeler dünyayi en çok kirletenlerdir ve diger ülkelerden daha fazla suçludurlar. Dünya nüfusunun 1/5′i, çevreye verilen zararlarin 4/5′inden sorumludur. Küresel çevreye verilen en büyük zarar, üretim ve teknoloji savurganligi, gelismis ülkelerdeki asiri tüketim aliskanliklari, üçüncü dünyanin kaynaklan ve insan gücünün acimasizca sömürülmesinden kaynaklanmaktadir.

Fakat, bireylerin, uluslarin durumunu iyilestirmek için ve gelisme çizgisini tersine çevirmek için olanaklar vardir. Soguk savasin sona ermesi, daha önce silahlanma için ayrilan kaynaklarin gelismeye aktarilmasi olanagini yaratmistir. Bu durum ayrica demokratik sosyalizm için yeni yollar açmistir. Özgürlük, adalet ve demokratik karar verme konularindaki düsüncelerimiz, doga ve insanliga tehdit olusturan etkenlere karsi mücadelede önemli bir unsurdur.

Rio Konferansi, Birlesmis Milletler ve hükümetler tarafindan olusturulacak uyumlu ve gayretli çabalar için baslama noktasini olusturmalidir. Sürdürülebilir gelisme ve insan sagligi ihtiyaçlarini karsilayacak düzeyde, taahhütlerin saglamlastirilmasi için küresel uzlasmalar devam etmelidir.

Rio Konferansi’nda elde edilen sonuçlarin gerçeklestirilmesi, bütün dünya toplulugu için önemli bir görevdir. Önerilerin nasil daha iyi uyarlanacagi ve alinan kararlarin nasil uygulamaya dökülebilecegi, yönetimde oldugumuz için ya da muhalefetteki partiler olarak, bu hareketi özendirip, uygulayabilecegimiz için, kismen biz demokratik sosyalistlere baglidi

Bu sonuçlarin izlenmesinde, sürekli bir duyarlilik gösterilmesinin zorunlu olduguna inaniyoruz. Farkli girisimler, agir zarar görmüs bölgeler, iç denizler ve nehirlerin yeni durumlarina göre ya da farkli uluslararasi kurumlar içinde belirlemek zorundadir. Partiler olarak biz, gelismeyi hizlandirmaya yönelik bir forum içinde birlikte hareket etmek durumundayiz.

Demokrasi, sürdürülebilir gelismenin ön kosuludur. Bu durum, halk, isçi sendikalari, çevre örgütleri ve hükümetler arasin ilmelidir.

Çevresel bozulmayi engellemek, çevresel korumayi desteklemek ve sürdürülebilir gelismeye dayali olarak dogal kaynaklan yönetmek, sosyal ve ekonomik gelismenin olusturulmasini da kapsamak zorundadir. Koruma ve yeniden gelistirme ilkeleri, çevresel koruma için hayati öneme sahiptir. Alt yapi tesislerinin ve ürünlerin tasariminda, temiz ve verimli çözümler seçilmek zorundadir. Kirleten öder ilkesi, çevresel maliyetlerin içsellestirilmesinin bir araci olarak, daha canli uygulanmak zorundadir.

Biz, kadin, erkek, çocuklarimiz, ülkemiz, bu zor görevlerin üstesinden gelebilmek için coskulu olmaliyiz. Çevreyi korumak için, tutumlar ve davranislar degismelidir. Toplumdaki kalici deger ve standart degisikliklerini basarmak için egitim, bilgi ve tesvikler önemlidir.

Bu amaçlara ulasmak için, çevre ve gelismede kadinin yaklasim ve katilimi da çok önemlidir. Özellikle kadin ve çocuklar, bozulmus bir çevrenin ve yoksullugun öncelikli kurbanlaridir .

Rio Konferansi’nin sonuçlarinin uygulamadaki basari ya da basarisizligi için önemli olan, küresel tehlikelere karsi koymak için olan ortak çabalarimizin sorumluluk ve agir yükünün zengin ve fakirler arasinda nasil paylasilacagi olacaktir.

Fakir ülkelerin saglikli gelismeleri saglanmalidir. Bu durum genellikle, ticareti engelleyen sübvansiyonlar ve ticaret kotalari nedeniyle basarilamamaktadir. Biz, bu tür engelleri ortadan kaldirmaya yardim etmeliyiz. Dünya ticaret iliskileri üçüncü dünya ülkeleri için yeniden düzenlenmelidir. Yeni ve çevre dostu teknolojiler gelistirilmelidir. GATT içinde, çevresel sorunlar daha etkin olarak ele alinmalidir. Bu dayanikli ve dayanikli olmayan mallar için farkli düzenlemeler saglayarak ve bunlarin ihracat ve ithalatinda farkliliklar için bir dayanak olarak, uygulamadaki kod numarasi içinde üretilmesi yoluyla basarilabilir.

Küresel süreçte, askeri harcamalardaki azalma sonucu ortaya çikan finansal ve teknik kay- naklar, sürdürülebilir gelisme için aktif destege yani, gelismekte olan ülkelerdeki sürdürülebilir gelismenin desteklenmesinde yeni ve ek finansal kaynak akisini arttirmaya ve çevresel verilerin küresel paylasimini kolaylastirmaya ayrilmalidir.

Fakir ülkelerin resmi ve ticari borç yüklerinin silinmesi ya da azaltilmasi için, uluslararasi ve esgüdümlü çalismalar sürmelidir. Olusturulmus olan forum etkin duruma getirilmeli ve bu tür gelismeyi engelleyen taraflar bu amaçlar için ikna edilmelidir.

Zengin ülkeler, 2000 yilindan önce, Birlesmis Milletler tarafindan, gelismis ülkelerin GNP’sinin en az %0.7 olarak belirlenen gelisme isbirligi katkilan ile ilgili kendi programlarini yapmalidirlar. Buna ek olarak, bu ülkeler, IDA ve IFAD, GEF ve bölgesel bankalar gibi var olan finansal kurumlarin kaynak saglanmasina ivedi olarak ve yeterli düzeyde katilmalidirlar. Bu fonlarin saydam ve demokratik yönetimi de saglanmalidir.

Ulusal ve uluslararasi düzeyde, sürdürülebilir bir dünyanin büyük sorunlari ile basa çikabilecek kurum ve fikirlere ihtiyacimiz vardir. Bu ihtiyaç, BM sisteminin, IMF ve Dünya Bankasi gibi var olan kurumlarin islevlerinin reformunu ve demokratik ve sayi finansal kurumlarin olusturulmasini kapsamaktadir. Bu ayni zamanda, yasam biçiminde ve mallari üretim ve tüketim biçimimizde de bir degisikligi gerekli kilacaktir. Partiler olarak, biz kalici sürdürülebilir gelismeyi basarmada yardimci olacak programlari gelistirmeye öncelik verecegiz. Dogal olarak bu, hükümetin bütün bölümlerini ve tüm politika alanlarini etkileyecektir. Programlar ve planlar sürdürülebilir gelismenin gereklerini karsilayip karsilayamadiklarina göre degerlendirilmelidir. Böylesi bir gelismenin önünde duran, vergiler, kurumsal kotalar ve benzerleri sistemli olarak kaldirilmalidir.

Rio’da görüsülen ve kararlastirilan çevre ve ekonomik konular ile ilgili olarak, her ülkede yillik raporlar olusturmaliyiz. Bunlar, özel hedefleri ve programlari kapsamalidir.

Ulusal mali kayitlarimiz, çevresel zararlari da dikkate alarak, sürdürülebilir ulusal geliri hesaplamak yoluyla olusturulmalidir. Vergi sistemi, refahin esit dagilimi fikrinden uzaklasmadan, enerji ve çevre vergilerini de kapsamalidir.

Ivedi olarak, Iklim Konvansiyon’unun uygulanmasina geçmek ve küresel olarak, ülke kümelerinde ve tek tek ülkelerde, taahhütleri güçlendirmeye yönelik çalismalara baslamak zorundayiz. Böylece green house sera gazlarinin kisi basina kabul edilebilir bir düzeye ulasmasi saglanir. Ancak zengin ülkelerin kendi sinirlari içinde bunlari önlem almadan satin almalari çözümü, carbon sink denilen taahhütler gibi, kabul edilebilir degildir.

Isbirligine dayali bir trafik ve enerji stratejisi, ayni zamanda, yerel, bölgesel ve küresel kirlenmeleri de azaltacaktir.

Trafik sektöründe, gerekli oldugu durumlarda ulasimin azaltilmasini da kapsayan kara degisikliklere gereksinim vardir. Her türlü trafigin ve aracin kendi maliyetini karsilamasi gerekir. Özellikle sehirlerde, kamu tasimaciligi ve alt yapiya yönelik yatirimlar arttirilmak zorundadir. Ulasim çalismalarini en aza indirmek için, etkin sosyal planlamanin rolü arttirilmalidir. Bölgesel ve küresel olarak araba ve yakitlara yeni ve sert kisitlamalar getirilmelidir.

Enerji tasarrufu, gündemimizdeki öncelikli konulardan birisi olmalidir. Enerjinin daha etkin kullanilmasi ve yenilenebilir kaynaklarin kullanilmasi özendirilmelidir. Bu çalismalar uygun ve yeterli kaynak saglanarak desteklenmelidir. BM’e bagli olarak, ulasim ve enerji alaninda çalismak üzere, kaynaklarin yenilenebilirliginden, tasarrufundan ve alt yapilarin çevreye uygunlugundan sorumlu bir kurum olusturulmalidir.

Sanayilesmis ülkeler, sürdürülebilir teknolojiler gelistirmeye ve onlari bütün dünyada yayginlastirmaya yönelik çalismalarini azaltmamalidirlar. Bütün alanlarda, çevreye duyarli teknikler, enerji-tasarrufu uygulamasi ve çevresel korumanin bütünlestirilmesi gibi politikalar gelistirilerek uygulanmalidir. Sanayi atiklari yakin gelecek içinde zararsiz düzeye indirilmek zorundadir.

Çok uluslu ya da ulusal sinirlari asan sirketler, gelismekte olan ülkelere yönelik politikalarini yeniden gözden geçirmek zorundadirlar. Sanayilesmis ülkelerde zararli olarak degerlendirilen ürünlerin, gelismekte olan ülkelere ihracati artmaktadir. Sanayilesmis ülkelerdeki insanlari koruma politikalarinin, bütün dünyada esit olarak uygulanmasi gerekmektedir. Uluslararasi bir komisyon ya da örgüt, bu konulari izlemeli ve anlasmazliklari çözümlemelidir.

Kati çevresel standartlarla birlikte, ürünlerde ileri düzeyde standartlasma ve ulusal sinirlar ötesine akis gereklidir.Tehlikeli hammaddelerin kullanimini yavas yavas azaltmayi yönelik eylem planlari ulusal, bölgesel ve küresel düzeyde uygulanmak zorundadir. Atiklarin kaynaginda ayristirilmasi yerel yatirim ve etkinliklerle saglanmak zorundadir.

Kuzey-Güney arasinda görülen, özellikle tehlikeli ve zehirli atiklarin, acil para ihtiyaci içinde olan fakir ülkelere ihraci yasaklanmalidir.

Askeri ve sivil kullanim ile ortaya çikan ayrilma yetenegine sahip (fissi1e) maddelerle ilgili islemler, tüm dünyada kati bir uluslararasi denetim altina alinmalidir. Bu denetim nükleer atiklarin güvenli bir sekilde depolanmasini da kapsamalidir.

Biyolojik çesitliligin korunmasi ile ilgili anlasmalar, koruma ve arastirma kaynaklari ile birlikte, ülke ve bölgeler düzeyinde somut adimlarla devam etmelidir.

Sanayilesmis ülkelerin birçogunda tarim politikasi yogun ücret sübvansiyonu sistemine baglidir. Bu durum artik ürün miktarini artirmakta ve biyolojik çesitliligi tehdit etmektedir. Tarima ayrilan arazilerin çesitliligi, bakir alanlar ve biyolojik çesitlilik korunmak zorundadir. Ihracat destekleri, kimyasal ilaçlar ve gübrelerin kullanimi ekonomik özendirmeler kullanilarak azaltilmalidir. Bu tür politikalar yeterli kirsal gelirlerin saglanmasina yönelik önlemlerle birlikte yürütülmelidir.

Büyük ölçekli çiftçilik daha çekici hale getirilmelidir. Çiftçiler topraklarin sürdürülebilir kullanimi için hazirlanan programlara katilmalidir.

Insan etkinlikleri, orman ve agaçlandirilmis alanlari, yogun ortak kullanim alanlarina dönüstürerek önemli ölçüde azaltmistir. Artan hayvancilik ve çiftlik alanlarinin yetersiz yönetimi topraklarin asinmasina ve erozyona yol açmistir. Bunun en önemli sonuçlari dünyanin büyük alanlarindaki çöllesme ve erozyondur. Sürdürülebilir gelisme stratejisi için en önemli konulardan birisi topragi korumak, böylece uzun dönemde kullanimini saglamaktir.

Uzun dönemli ormancilik politikasi, ormanciligin dogal önkosullar ile uyumlu olarak sürdürülmesi gerektigini vurgular. Artan alaninda dogal kosullara uygun ormancilik yöntemlerinin kullanilmasi demektir. Ormancilik yöntemleri biyolojik çesitliligi koruyacak sekilde düzenlenmek zorundadir.

Sularin yetersizligi dünyanin bir çok bölgesinde temel bir çevre ve gelisim problemidir. Sinirlar içi ve sinir geçen sularin yönetimi ve sunumu sorunu, su kullanicilari, planlamacilar ve her düzeyde karar vermekle görevli kisiler arasindaki anlasmalara dayali olmak zorundadir.

Çevrenin korunmasi için en büyük önceliklerden birisi, özellikle büyük kentlerin kenar mahallerinde ve kirsal alanlarda yasayan insanlarin çalisma ve yasam sartlarinin iyilestirilmesidir. Yoksullugu yok etmek ve kirsal bölge ve kent gelisimini hizlandirmaya yönelik yeterli önlemler alinmak zorundadir.

Zengin ve fakir ülkeler arasinda daha dengeli bir iliski ivedi olarak kurulmalidir. Herkesin sahip oldugu, bizler ve gelecek nesiller için saglikli ve sürdürülebilir bir dünyanin korunmasina yönelik olumlu duygular, zengin ve yoksullar arasindaki büyük uçurum istikrarli bir sekilde yildan yila azaltilmasi yaklasimi ile ele yürümelidir. Uluslar ve insanlar arasinda esitsizligin sonlandirilmasi olasi degilse gezegen için de bir umut yoktur.

Bundan yirmi yil sonra hepimiz, korunmus ve tüm uluslarin insanlarinin birbirlerini daha yakin hissettikleri bir dünya gerçegini paylasmak istiyoruz.

AZINLIKLAR VE INSAN HAKLARI BILDIRGESI

I. GIRIS:

Azinliklar -21. Yüzyila Geçiste Uluslararasi Politikalar için Yeni Bir Görev

Kültür, etnik köken ve milliyetler arasindaki farkliliklar, hergün küçülen dünyada, hem bir üstünlük, hem de bir sorundur. Soguk savastan sonra her iki dinamik, herseyi ortak yapma gerekliligi ile insanlarin ve azinliklarin ayrilma, hatta yeni sinirlar yaratmaya yönlenmesi arasinda hizli bir sekilde gelismistir. 1990′larin, milyonlarca insani felakete sürüklemis olan savaslarinin ve çatismalarinin çogu, kültürel, etnik ve dini gerilimlerle baglantilidir.

Ortak sorumlulugu olusturma, yerel ya da bölgesel kültür, din egilimlerini karsilama gerekliligi ölçüsünde, bu sorunu çözmek ve tüm dünya için yol göstermek Sosyalist Enternasyonal için bir zorunluluktur.

1. Sosyalist Enternasyonal 1951 ve 1989 yillarindaki Ilkeler Bildirgeleri’nde azinliklarin korunmasi konusunu ele almistir.

1951 Bildirgesi, demokratik düzenin önemli bir sekli olarak azinliklarin haklarini koruyarak çogunluk tarafindan yönetimini kabul eder, soy, cinsiyet, inanç ya da irklara bakilmaksizin esitligi belirtir, ve kendi diline sahip gruplarin kültürel özerklik hakkini destekler. (Md.3.)

1989 Ilkeler Bildirgesi’nde bu fikirler ve görüsler tekrar kabul edilmistir ve: Bir politik sistemi demokratik olarak tanimlayabilmek için bireylerin ve örgütlü azinliklarin tüm haklari verilmelidir. cümlesi eklenmistir.

2. Bu bildirgeyle, Sosyalist Enternasyonal tekrar, azinlik haklarinin demokratik ve özgür toplumlarin temel ilkesini temsil ettiginin altini çizmistir .Onlarin korunmasi, insan haklarinin temel ilkelerinden birisidir. Üye partiler, Haziran 1993′de Viyana’da toplanacak olan Uluslararasi Insan Haklari Konferansi’nin gündemine alinan bu tartismaya çagrilmislardir. Gündemde, kadin haklari ayri bir bölüm olarak tartisilmalidir.

3. Azinlik haklarinin korunmasi, demokrasinin temel degerlerinden birisi olarak, bireysel özgürlügün gözetilmesi anlamina gelir. Sosyalist Enternasyonal ilkeleri, kültürel ve dini azinliklarin önemli bir unsuru olarak bireysel özgürlügün merkezi rolünü korur. Bu yaklasim, bireysel tercih ile ilgilidir ve hiçbir kosul altinda olumsuzluga yol açmamalidir. Sosyalist Enternasyonal, ülkelerin ve dinlerin kesin ayrimina inanir ve dinin insan haklarini engellemeye yönelik bir araç olarak kullanilmasini reddeder. Sosyalist Enternasyonal, toprak ve su konulariyla baglantili toplumsal ve etnik sorunlarin çözümüne yönelik çabalari mutlulukla karsilamaktadir.

4. Demokrasi, azinliklarin temel haklarinin korundugu ve kesin süreçlerin kabul edildigi kosullarda, çogunlugun geçici, yasal yönetimi anlamina gelir. Özellikle insan haklarinin korunmasi, çogulculuk v hosgörü olmak üzere, çogunlugun kararlari ile degistirilemeyecek ilkeler vardir.

Azinliklarin mensuplari, eger farkliliklarinin baskalari tarafindan kabul edilmesini istiyorlarsa, bu degerleri kabul etmek zorundadirlar.

5. Tüm anlasmazliklarin barisçi yollarla, demokratik bir düzen içinde çözümü, Sosyalist Enternasyonal’in önemli bir amacidir. Degisik çikar gruplari arasindaki kritik uyusmazliklar ve sert çatismalar dahi, bir düsmanla savas olarak degil, demokratik muhaliflerle yüzlesmek olarak algilanmalidir.

Özellikle azinlik haklari tartisilirken bu önemli ayrim belirlenmelidir.

6. Sosyalist Enternasyonal, AGIK, Avrupa Konseyi ve Birlesmis Milletler girisimlerini destekler, özellikle, AGIK’in azinliklarla olan görüsmeleri ulusal bir sorun olarak görmeme kararini mutlulukla karsilamaktayiz.

Olusturulmus olan azinliklarin korunmasi ilkelerinin uygulanmasina yönelik olarak çalisacagiz.

Uluslararasi topluluk iliskilerinde, simdiye kadar yasallasmis olan baslica insan haklan arasindaki kesisme noktasi ve hangi dereceye kadar ve hangi grup haklarinin (azinliklarin kollektif haklari gibi), saglama baglanabilecegi ve baglanmasi gerektigi konularinda, yeni bir düzeye ulasan Uluslararasi Yasanin daha ileriki gelismesi ile ilgili tartismalara yogun olarak katilma istegindeyiz. Örnegin, AGIK içindeki ulusal azinliklarla ilgili yeni yüksek komiser, Moskova AGIK insan haklan raportör mekanizmasi ve Amerika içi yerli halklarin korunmasi anlasmasi için yürütülen mevcut çalisma gibi azinlik haklan ihlallerine karsi erken uyan sistemleri ile birlikte uluslararasi düzeyde güçlendirme mekanizmalarinda çesitli girisimleri de mutlulukla karsiliyoruz

II. Evrensel insan Haklari ve Azinliklarin Haklari

7. Bugün hala, bu yöndeki girisimlerden birisinin BM ve Avrupa Konseyi’nin desteginde yapilmis olmasina karsin, kapsamli ve yasalarla baglanmis azinlik haklari sözlesmesi yoktur. Bugüne kadar, yasal baglayiciligi olan tek madde, 1966 Birlesmis Milletler Sivil ve Politik Haklar Sözlesmesi’nin 27. maddesidir. Azinlik haklarinin resmi sözlesme olarak yer aldigi temel kaynaklardan birisi, tümüyle yasal bir belge olmamasina karsin, Insan Boyutunda AGIK Konferansi Kopenhag Belgesi’nin 4. bölümüdür ve sayilari 52 olan AGIK üyesi ülkelerde politik ve ahlaki olarak baglayiciliga sahiptir. Digeri ise, Amerika Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Konferansi ek protokolüdür. AGIK Cenova Raporu ve Yeni bir Avrupa için Paris Sarti’nin ilgili paragraflari ve son AGIK Helsinki Belgesi ile birlikte okunursa, Kopenhag Belgesi, azinlik haklarinin etkileyici bir listesini ve ülkelerin azinlik kimligini desteklemeye/ kabul etmeye yönelik yükümlülügünü sunmaktadir.

8. Kasim 1990′da AGIK üyesi ülkeler tarafindan imzalanan Yeni bir Avrupa için Paris Sarti’na göre, azinlik haklan, insanlarin kendi yönetim biçimlerine kendilerinin karar verebilmesi hakki ile bagdasik olmak zorundadir. Birlesmis Milletler Belgesi’nde de, ülkelerin toprak bütünlügüne saygi gösterilmesi, güç kullanarak sinirlara müdahale edilmemesi ve baska bir ülkenin iç islerine karisilmamasi yer almaktadir.

9. Insanlarin, kendi yönetim biçimlerine kendilerinin karar verebilme hakkina sahip olmasi, her zaman sosyal demokratik hareketin en önemli ilgi konusu olmustur. Bu, yirminci yüzyildaki bir çok özgürlük hareketinin, bagimsizlik savasinin temelini olustur- maktadir. Sosyalist Enternasyonal, siklikla çatisma konusu olan üç temel ilke arasinda bir denge kurulmasi gerektigini kabul etmektedir. Bunlar uluslarin egemenlik haklari, azinlik haklari ve temel insan haklaridir. Bu dengeye ulasmada, parlamento ve sosyal demokrasi iç araçlar, uluslararasi baglar ve kurumlar ise dis araçlar olmalidir.

10. Sosyal ve ekonomik esitsizlikler ,azinlik sorunlarini yogunlastirabilir, ekonomik dagilim için yapilan mücadele, etnik ve kültürel çatismalara dönüsebilir. Büyük yetersizlikleri ve yapisal olumsuzluklari ortadan kaldirmak mümkün olsa, farkli gruplar arasindaki olasi bir çok çatisma önlenebilir.

11. Sosyalist Enternasyonal, azinliklarin politik gerçekligine nihai bir tanim getirmeyi amaçlamiyor. Ancak mesajimiz açik olmalidir, bu da, diger azinliklar ve çogunluklarin yaninda, azinliklari kültürel, etnik ve dini gruplarinin korunmasi, hosgörünün saglanmasi ve ayrimcilik yapilmasindan baska bir sey degildir.

12. Azinliklarin özellikleri, nüfus içinde daha küçük bir bölümü temsil etmeleri, baskin olmayan statüleri ve bazi yönlerden toplam nüfustan farklilasiyor olmalaridir: milliyete, etnik kökene, kültüre, dile ve dine dayali azinlik gruplari vardir. Azinliklar, daginik olabilecekleri gibi bir bölgede birbirlerine yakin olarak da yasayabilirler.

13. Geleneksel yasam tarzlari çevrelerindeki sosyal normlara zit olan bir çok yerlinin yasami, genellikle degisim ve sanayilesme ile tehdit altindadir.

Ailelerinin göçmen isçi olarak geldigi ülkede kalmak isteyen, ikinci ve üçüncü nesil göç- menler genellikle, büyüdükleri ülkenin kültürleri ile ailelerinin kültürleri arasinda kararsizlik ve ikilem yasamaktadirlar.

Kizlar, ailelerinin ataerkil, dini ve geleneksel tutumlarindan ve kisisel özgürlüklerini kisitlayan diger durumlardan daha fazla etkilenmektedir.

14. Sosyalist Enternasyonal, sözlesmenin 13., 26. ve özellikle de 27 maddeleriyle, azinliklarin, uluslararasi yasal korunmalarini iyilestirmek için Sivil ve Politik Haklar Uluslararasi Belgesi’ni ve bu Belgenin istege bagli protokolünü onaylayacak ve uygulayacak uluslararasi topluluga israrla tavsiye etmektedir.

15. Ilke olarak, Birlesmis Milletler’in Sivil ve Politik Haklar Anlasmasi’na göre azinlik üyeleri, bireysel ve grup olarak, isteklerinin disinda onlari asimile etmeye yönelik tüm çabalardan bagimsiz olarak, kendi etnik, kültür, din ve dil kimliklerini açiklama, koruma ve daha da gelistirme hakkina sahiptir.

Azinliklar, yasalar karsisinda, tüm bir esitlik içinde ve herhangi bir ayrimcilik olmaksizin, insan haklarini ve temel özgürlüklerini yasayabilmelidirler.

Azinlik gruplari tarafindan gelenek bahanesi ile, bireysel insan haklarinin ihlal edilmesi kabul edilemez. (evlilige zorlama, karisini dövme, kizlarin cinsel mutilasyonu vb)

16. AGIK, katilimci ülkeleri tarafindan imzalanan son AGIK Helsinki Belgesi’nde ve Birlesmis Milletlerin Uluslararasi Sivil ve Politik Haklar Anlasmasi’nin 13. maddesinde belirtildigi gibi, azinliklarin yerlerinden uzaklastirilmasi ya da güç kullanarak baska bir yere yerlestirilmelerinin engellenmesi vazgeçilmez bir ön kosuldur.

17. Azinliklarin korunmasi, aktif politik adimlan gerektirir: egitim ve meslek edindirmeye yönelik alanlarda halk programlan, bireyleri korumak için özel önlemler, mülkiyet ve tehdit altindaki azinliklar için kurumlar. Bazi durumlarda, seçilmis kurumlarda en az temsil gibi olumlu hareketler, politik ayrimciligin telafi edilmesine yardimci olabilir. Politik olarak örgütlenme özgürlügü yasalara dayali olarak güvenle altina alinmalidir.

18. Azinliklarin politik katilim haklan, bir çok yoldan, yasal ve sürekli olarak güvence altina alinabilmelidir. Seçim yasalarindaki maddeler, önemli politik organlarda azinlik üyelerinin ya da onlarin örgütlerin temsil edilmesini saglamalidir. Azinliklara her zaman kendilerini. politik birliklerde ya da partilerde örgütleyebilme olanagi taninmalidir.

Bir azinlik grubunun oldukça büyük oldugu ve ayri bir bölgede yogun olarak yasayarak büyük bir çogunluk olusturduklari ülkelerde, diger azinliklarin ya da çogunlugun üyelerinin haklari tehlikeye atilmadigi sürece, bu azinlik grubunun kendilerini yönetme1 için olasiliklar düsünülebilir.

19. Birden fazla dilin konusuldugu toplumlarda dil en önemli unsurdur. Her grubun özelde ve toplum içindeki iletisimlerinde kendi dillerini, kisi v.e yer isimlerini kullanma haklari garanti altina alinmalidir. Ayni noktadan hareketle, kültürel ve dini azinliklarin üyeleri, çogunlugun kültürünün resmi dilini ögrenmekten ve kullanmaktan mahrum edilmemelidir. Diger, kültürel kimlik ve ifade formlari, sadece sanat alaninda degil (edebiyat, müzik, dans, drama ve sinema), iletisim ve dini ifade yolu da (gazete, kitap, radyo ve T .V), azinliklara açik tutulmalidir.

20. Uluslararasi mahkemelerde azinliklarin üyeleri ya da onlarin örgütlerinin kurumlasma hareketlerine anayasal güvence saglanmalidir.

III. Genel Durum

21. Farkli etnik ve dini gruplar arasindaki iç baris, yeni uluslararasi düzenin bir parçasi olmalidir. Uluslar-üstü kurumlarin üye ülkeleri, bunu kabul etmek zorundadir. Baska ülkelerdeki kendi soydas gruplari ile herhangi bir sekilde iliski kurmak isteyen ülkeler, o ülkenin toprak bütünlügü ve uluslararasi baris ilkelerine esit derecede boyun egmek zorundadirlar.

22. Bu konuda demokrasi gelismektedir. Çogunluk ve azinligin kaynastigi bir topluma.. iki tarafin da çogulcu demokrasinin ve anayasal devletin ilkelerine saygi göstermesi sarti ile olusturulacak olan politik diyalog yoluyla, ulasilabilir.

23. Merkezi yönetim ve bölgesel yetkiler arasindaki denge, gelecekte olusturulacak olan reform stratejileri için büyük bir öneme sahiptir. Politik katilim, gittikçe artan bir sekilde, ihtiyatli bir yerinden yönetim politikasina bagli olacaktir.

24. Bütün kitalardaki sosyalist ve sosyal demokrat partilerin, genel politik amaçlarini gerçeklestirebilmek amaciyla katildiklari Sosyalist Enternasyonal, kendisine, düzenli ve resmi olarak, azinliklarin korunmasi ve haklari ile ilgili sorunlari ele almak görevini vermistir. Bu nedenle, Sosyalist Enternasyonal konseyi bu konu ve deneyimlerle ilgili bilgi toplayacak ve her Sosyalist Enternasyonal kongresine bir rapor olarak sunacak, bir grup olusturmalidir.

25. Bu deklarasyon, azinliklarin haklari ile ilgili bütün konularda Sosyalist Enternasyonal üyesi partilerin, temel parti programlarina yardimci olacaktir. Üye partiler bu Bildirgede belirtilen ilkeleri uygulamayi kabul ederler.

Arşiv listesine geri dönmek için tıklayın

Sosyalist Enternasyonal Metinlerine dönmek için tıklayınız