18.Sosyalist Enternasyonal : İlkeler Bildirgesi
Ek 3- Sosyalist Enternasyonal Ilkeler Bildirgesi
TÜRKIYE SOSYAL EKONOMIK SIYASAL ARASTIRMALAR VAKFI (TÜSES) tarafindan yayinlanan “SOSYALIST ENTERNASYONAL 18. KONGRESI” kitabindan alinmistir.
SOSYALIST ENTERNASYONAL
ILKELER BILDIRGESI
I. ULUSLARARASI BOYUTTA DEGISIMLER
VE GELECEGE AIT GÖRÜSLER
1. Sosyalizm fikri bütün dünyadaki insanlarin istek ve düsünce dünyalarini alevlendirmis, basarili siyasal hareketlere yön ve destek saglamis, çalisan insanlarin yasama kosullarini kesin olarak iyilestirmis ve yirminci yüzyilin biçimlenmesine katkida bulunmustur.
Bununla birlikte, birçok amacimizin gerçeklesmesinden gelen memnunluk, bugünkü tehlikeleri ve sorunlari açik seçik tanimamiza engel olmamalidir. Önümüzde hala önemli görevler bulundugunun bilincindeyiz ve ancak ortak eylemle bu görevlerin üstesinden gelebiliriz, çünkü insan varliginin sürmesi bütün dünyadaki insanlarin birlesik çabalarina giderek daha çok bagli hale gelmektedir.
2. Içinde bulundugumuz ekonomik, teknolojik, siyasal ve toplumsal degisimler dünyamizdaki derin yapi dönüsümünü yansitmaktadir. Bugün karsi karsiya oldugumuz temel konu ileriki yillarda degisimin olup olmayacagi degil, degisimi kimin ve nasil denetim altinda tutacagidir. Bu konudaki sosyalist yanit degisik yoruma yer birakmayacak biçimde açiktir. Yasamin siyasal, toplumsal ve ekonomik bütün yönlerinde gerçeklestirmesi gereken dünya insanlaridir. Sosyalistler açisindan siyasal demokrasi öbür haklar ve özgürlükler için gerekli ve ön kosuldur.
3. Dünyanin tüm halklari toplumlarimizin yapisinin dönüstürülmesi ve insanlik için yeni umudan beslenip desteklenmesi sürecine katilmalidir. Sosyalist Enternasyonal baris ve ilerlemeye adanmis tüm dünya insanlarin bu umudu gerçege dönüstürmek için birlikte çalismaya çagirir.
4. Dünya çapinda degisimin gögüslenmesi çok büyük olanaklar getirmektedir:
- Ekonominin uluslararasi nitelige kavusturulmasi, herkesin bilgiye erisebilme olanagi ve yeni teknolojiler, demokratik bir denetim altina alinabilirlerse, isbirligine daha uygun bir dünya toplumuna bir temel saglayabilirler. Açiktir ki bir dünya ailesi artik iyimser bir düs olmaktan çikmistir, giderek yerine getirilecek bir gereklilik olmustur.
- Teknoloji devrimi insanlari insafsizca ve zoraki bir aylaklik içine itmek yerine çevreyi korumak, yeni is alanlari yaratmak ve insanlarin yetenek ve beceri istemeyen tekdüze islerden kurtarmak için kullanilabilir ve kullanilmalidir.
- Özgürlük, esitlik, güvenlik ve gönenç, uygun ve insancil demokratik yapilarla ve demokratik bir dünya toplumu çerçevesi içinde gerçeklestirilebilir.
5. Bununla birlikte içinde bulundugumuz dönemin birçok akimlari daha önce benzeri görülmemis tehditler ortaya çikarmaktadir:
- Yikim ve yok etme teknolojilerin çogalmasi her an bozulabilecek bir dehset dengesine götürmektedir ve bu denge içinde insanligin güvenceleri yeterli degildir.
- Denetimsiz bir kent ve sanayi yayilmasi, yasam ortamlarinin yozlastirilmasi ve yasamsal önemi olan kaynaklarin akla uymaz sömürüsü gezegenimizdeki yasam kosullarini tehdit etmektedir.
- Dünyanin kendini beslemeye yeterli dogal kaynaklari ve teknikleri bulunmasina karsin açlik ve ölüm Güney’de büyük bölgeleri ve toplumlari tehdit altinda tutmaktadir.
6. Toplumsal ve ekonomik yapilardaki bu dönüsüm en az Birinci Dünya Savasi öncesi dönemdeki birakin yapsin anlayisindan birlesik kapitalizme ve sömürüye geçis kadar çarpicidir ve etkileri ayni ölçüde derin ve uzun vadelidir. Issizlik, bölgesel gerileme ve toplumlarin yok edilisi gibi bu dönüsümlerin toplumsal bedeli yalnizca çok yoksullari degil, genelde çalisan insanlarin hepsini etkilemistir.
7. Dünya ekonomisinin hizli bir biçimde uluslararasi ve karsilikli bagimli bir nitelik kazanmasi varolan siyasal, toplumsal ve ulusal kurumlar içinde çeliskilere yol açmistir. Uluslararasi nitelikli bir ekonomi ile yetersiz uluslararasi siyasal yapilar arasindaki büyüyen bu uçurum hem Güney’deki yoksulluga ve geri kalmisliga, hem de Kuzey’in birçok bölgesinde kitle halinde issizlige ve yeni tür yoksulluklara katkida bulunan bir etken olmustur.
8. Ikinci Dünya Savasi’ndan beri sömürgeciligin kaldirilmasi, Refah Devleti’nin gelismesi ve son zamanlarda ilk umutlu adimlari atilan silahsizlanma gibi yasamsal öneme sahip alanlarda gerçek ilerleme olmustur. Ancak çaglar boyu süregelen haksizliklar yerinde durmaktadir. Insan haklari yine çignenmektedir, irk ve cins ayrimi yaygindir ve kisilerin kullanabildigi firsatlari belirleyen yine onlarin dogdugu bölge ve siniftir.
9. Bu önlemli konular karsisinda Sosyalist Enternasyonal temel inançlarina bagliligini bir kez daha dile getirmektedir. Her zaman oldugu gibi Sosyalist Enternasyonal ekonomik, toplumsal ve siyasal iktidar yapilarinin dünya çapinda demokratiklesmesine kendini adamistir. Sosyalizmin hep bagli kaldigi ilkelerin ve siyasal amaçlarin 1951 Frankfurt Bildirgesi’nden sonra köklü biçimde degisen bir dünyada gerçeklestirilmesi gerekmektedir.
10. Sosyalist Enternasyonal sosyal adalet, insan sayginligi ve demokrasi yolunda bütün dünyadaki demokratik sosyalist hareketlerinin esgüdümünü saglamak amaciyla yüzyil önce kuruldu. Gelenekleri farkli ancak amaçlari bir olan parti örgütlerini bir araya getirdi: Bu amaç demokratik sosyalizmdir. Tarihleri boyunca sosyalist demokratik ve isçi partileri ayni degerler ve ilkeler ugruna savasim vermislerdir.
11. Bugün Sosyalist Enternasyonal özgürlük, adalet ve dayanisma ugruna süregelmis savasimini barisa, çevrenin korunmasina ve Güney’in gelismesine olan adanmisligi ile bir arada yürütmektedir. Bu amaçla Sosyalist Enternasyonal bu degerleri ve bagliligi paylasan herkesin destegini aramaktadir.
II. ILKELER
Özgürlük, Adalet ve Dayanisma
12. Demokratik sosyalizm özgürlük, sosyal adalet ve dayanisma yönünde uluslararasi bir harekettir. Sosyalist Enternasyonal’in amaci bu temel degerlerin genisletebilecegi, her bireyin kisiligini ve yeteneklerini tam gelistirerek ve insan ve yurttaslik haklarinin güvencesi altinda demokratik bir toplum çerçevesi içinde anlamli bir yasam sürdürebilecegi barisçil bir dünya gerçeklestirmektir.
13. Özgürlük hem bireysel hem de isbirlikçi çabalarin bir ürünüdür. Her kisi yasal baskidan özgür olma hakkina ve bireysel amaçlarini ve kisisel yetenegini gerçeklestirme yolunda en büyük firsatlara sahip olma hakkina sahiptir. Ancak eger tüm insanlik kendi tarihine egemen olma yolundaki uzun savasiminda basarili olursa ve hiçbir kisinin, sinifin, cinsin, dinin ya da irkin bir ötekinin hizmetçisi olmamasi güvence altina alinabilirse bu mümkün olabilir.
14. Adalet ve Esitlik Adalet bireylere karsi her türlü ayrima son verilmesi ve hak ve firsat esitligi demektir. Adalet bedensel, zihinsel ve toplumsal esitsizliklerin giderilmesini, üretim araçlarini ya da siyasal iktidari ellerinde tutanlara bagimli olmama özgürlügünü gerektirir.
Esitlik bütün insanlarin esit degerinin anlatimi ve insan kisiliginin özgür gelisimin ön kosuludur. Bireysel çesitlilik ve toplumsal ilerleme için temel ekonomik, toplumsal ve kültürel esitlik özdür.
Özgürlük ve esitlik çelismez. Esitlik birey kisiliginin gelismesinin kosuludur. Esitlik ve kisisel özgürlük birbirinden ayrilmaz.
15. Dayanisma herkesi kapsar ve dünya çapindadir. Dayanisma ortak insanligin ve haksizliga ugrayanlarin duygularini paylasmanin anlatimidir. Belli basli insancil geleneksel dayanismayi vurgular ve kutlar. Içinde bulundugumuz ve daha önce benzeri görülmemis, bireyler ve uluslararasinda karsilikli bagimlilik çaginda dayanisma daha büyük bir önem kazanir, çünkü insan varliginin sürmesi için zorunludur.
16. Demokratik sosyalistler bu temel ilkelere esit önem verirler. Temel ilkeler karsilikli olarak birbirine baglidir. Her biri öteki için ön gerekliliktir. Bu konumdan farkli olarak Liberaller ve Muhafazakarlar adalet ve dayanismaya karsi birey özgürlügünü vurgulamislar, Komünistler ise esitlik ve dayanismayi basardiklarini öne sürmüslerdir, ancak bu özgürlük pahasina olmustur.
Demokrasi ve Insan Haklari
17. Demokrasi düsüncesi özgürlük ve esitlik ilkeleri üzerine temellenmistir. Bu nedenle yalniz kuram olarak degil uygulamada da, iste, ailede ve toplum yasaminin bütün alanlarinda erkeklere ve kadinlara esit haklar sosyalist toplum kavraminin bir parçasidir.
18. Demokratik sosyalistler bütün irklar, etnik gruplar, uluslar ve degisik inançlar için esit haklar saglama savasimi verirler. Bugün dünyanin birçok bölgesinde bu haklarin varligi ciddi bir soru konusudur.
19. Demokrasi degisik biçimler alabilir. Ancak eger insanlar çesitli siyasal seçenekler arasinda özgür seçimler çerçevesi içinde özgür bir tercih kullanabiliyorlarsa, eger halkin özgür iradesine dayali barisçi yollarla hükümet degistirilebiliyorsa, eger birey ve azinlik haklari güvence altina alinmissa ve eger bütün yurttaslara yansiz olarak uygulanan, hukukun üstünlügüne dayali bagimsiz bir yargi düzeni varsa, o zaman demokrasiden söz edilebilir. Siyasal demokrasi sosyalist toplumun kaçinilmaz bir ögesidir. Demokratik sosyalizm bir toplumsal ve ekonomik demokratiklesme ve artan sosyal adalet sürecidir.
20. Birey haklari sosyalizmin degerlerinin temelidir. Ayni zamanda demokrasi ve insan haklari halk iktidarinin özü ve halkin uzun zamandir kendilerine egemen olan ekonomik yapilari denetlemesinin vazgeçilmez aracidir. Demokrasi olmadan, toplumsal içerikli tavir ve çözümler bir hükümetin diktatörce egilimlerini gizlemekten öte gidemez.
21. Her kültürün kendine özgü demokrasi kurumlarini gelistirecegi açiktir. Ancak ulusal ya da uluslararasi düzeyde demokrasi hangi biçimi alirsa lasin, bireylere ve örgütlü azinlik görüslerine haklari tüm olarak saglanmalidir. Sosyalistler için demokrasi dogasi geregi çogulcudur, bu çogulculuk demokrasinin yasama gücünün ve yaraticiliginin en iyi güvencesini saglar.
22. Rastgele ve diktatörce yönetimden bagimsizlik demokrasinin özüdür. Bu özgürlük, halklarin ve toplumlarin yeni ve daha iyi bir baris ve isbirligi dünyasi kurabilmesinin ön kosulunu olusturur kurulan dünyada siyasal, ekonomik ve toplumsal gelecekler demokratik yollarla belirlenecektir.
Sosyalizmin Dogasi
23. Demokratik sosyalistler bu degerlerin tanimina degisik yollardan ulastilar. Bu degerler iszi hareketlerinden, karsilikli yardimlasma alaninda kültürel geleneklerden ve dünyanin birçok bölgelerindeki toplumsal dayanismadan kaynaklanir dünyanin çesitli insancil geleneklerinden de katki almistir.
Kültürlerinde ve ideolojilerinde farkliliklar bulunsa bile, bütün sosyalistler özgürlük, adalet ve dayanismayi bir araya getiren barisçi ve demokratik bir dünya görüsünde ve özleminde birlesirler.
24. Gelecek yillarda demokratik sosyalizm yönünde ulusal savasimlar izlenen yöntemler açisindan farkliliklar ve yasama önlemleri açisindan çesitlilik gösterecektir. Bu durum farkli tarihlerin ve degisik toplumlardaki çogulculugun bir yansimasi olacaktir. Sosyalistler bir daha degistirilemeyecek, daha iyiye götürülemeyecek ya da gelistirilemeyecek, son ve kaliplasmis bir toplum örnegini ellerinde bulundurduklari savinda degildirler. Insanlarin kendi yazgilarini demokratik yolla kendilerin belirlemesi ilkesine bagli bir hareket içinde her zaman yaraticiliga yer olacaktir, çünkü her halk ve her kusak kendi amaçlarini belirlemek durumundadir.
25. Bütün demokratik sosyalistlere yol gösteren ilkelere ek olarak sosyalistler arasinda temel degerler konusunda çok açik bir görüs birligi vardir. Tüm çesitlilige karsin, demokrasi ve insan haklarinin yalnizca sosyalist amaçlara yönelik siyasal araçlar olmadigi, bu amaçlarin özü oldugu ilkesi ortak bir temeldir. Bu amaçlar ise demokratik bir ekonomi ve toplumdur.
26. Toplum içinde birey özgürlügü ve temel haklar herkes için kisilik sayginliginin ön kosullaridir. Bu haklar birbirlerinin yerini alamazlar, birbirlerine karsi kullanilamazlar. Sosyalistler vazgeçilemez yasama ve bedensel güvenlik hakkini, inanç özgürlügünü ve düsünceyi dile getirme özgürlügünü, iliskiler kurma özgürlügünü ve iskenceden ve asagilanmadan korunma hakkini savunur ve kollar. Sosyalistler açligi ve yoksullugu yenmeye ve gerçek toplumsal güvenlik ve çalisma hakki saglamaya adanmislardir.
27. Demokratik Sosyalizm ayni zamanda kültür demokrasisi demektir. Her toplum içindeki ayri kültürlere esit haklar ve firsatlar ve herkese ulusun ve dünyanin kültür mirasina katilabilme hakki saglanmalidir.
III. BARIS
Baris, Temel Bir Deger
28. Bütün umutlarimizin ön kosulu baristir. Baris bütün siyasal düzenleri ilgilendiren ve insan toplumu için gerekli bir temel degerdir. Savas insan yasamini ve toplumsal gelismenin temelini yok eder. Nükleer bir yikim bildigimiz biçimiyle insan yasaminin sonu demektir.
29. Sürekli bir baris, nükleer caydirma ile ya da geleneksel silahlara dayali bir yarisla güvence altina alinamaz. Bu nedenle silahsizlanma ve yeni ortak güvence yollari zorunludur.
30. Bugün gerekli olan yalnizca mümkün olan en düsük düzeyde savunma silahlari ile askeri bir istikrarin degil, ayni zamanda karsilikli bir siyasal güven ortaminin gerçeklestirilmesidir. Bu, ortak gelecegimize dönük projelerde isbirligi yaparak ve farkli siyasal, ekonomik ve toplumsal yapilari olan toplumlar arasinda yeni barisçi bir rekabeti öne çikararak gelistirebilir.
31. Baris yalnizca savasin olmamasi demek degildir ve korku ya da Süper Güçler arasindaki geçici iyi niyet üzerinde kurulamaz. Uluslararasi çatismanin temel ekonomik ve toplumsal nedenleri dünya çapinda bir adaletin gerçeklestirilmesi ve dünyanin çesitli yerlerindeki çatismalarin barisçil yolla çözümlenmesi için yeni kurumlar yaratilmasi ile ortadan kaldirilabilir.
32. Yeni Uluslararasi Ekonomik ve Siyasal Düzen’in kurulmasi barisa önemli bir katkidir. Böyle bir ortam ulusal hükümranliga ve uluslarin kendi yazgilarini kendileri belirlemesi hakkina saygiyi, çatismalarin görüsme yoluyla çözümlenmesini ve çatisma halindeki taraflara silah saglanmasinin durdurulmasini içerecektir. Dünyanin bütün bölgelerinde isbirligine ve çatismanin barisçi yolla çözümüne yönelik evrensel ve yerel örgütler ve yöntemler bulunmalidir. Bu, Birlesmis Milletler araciligiyla ve Süper Güçler arasindaki anlasmalar tamamlanarak gerçeklestirilebilir .
33. Baris uluslar için de ayni derecede bir gerekliliktir. çatismalarin giderilmesinde siddet yollarinin kullanimi gelisme ve insan haklari yönündeki firsatlari yok eder. Barisi ve silahsizlanmayi gerçeklestirmeye yönelik egitim yogunlastirilmalidir.
34. Dogu ile Bati arasindaki gerginlik gibi Güney’in uluslari arasindaki iliskilerin askeri bir nitelik almasi da insanligin gelecegi için ciddi bir tehdit olmustur. Bazi durumlarda önde gelen güçler, çatismayi bütün dünyaya yayma egilimleri ile, Güney ülkelerinde baskalari adina savasimlara girmislerdir. Baska durumlarda ise hem Dogu’nun hem de Bati’nin silah tüccarlari siyasal ya da maddi kazanç ararken Güney’de siddetin düzeyinin yükselmesine katkida bulunmuslardir. Son kirk yilin bütün savaslarinin bu bölgede yer aldigi yadsinamaz. Güney’deki çatismanin toplumsal, ekonomik ve öteki nedenleri giderilmelidir.
Baris Girisimleri
35. Demokratik sosyalistler Dogu ile Bati arasinda silahli bir barisin bulundugu, fakat gelismekte olan ülkelerde sürekli kan döküldügü bir dünya düzenini reddederler. Barisi koruma çabalari bu çatismalara bir son verme yönünde odaklasmalidir. Bu süreçte Avrupa’ya özel bir rol düsmektedir. Onlarca yildir Avrupa, Dogu ile Bati arasindaki ir silahli çatismanin en muhtemel alani durumunda kalmistir. Avrupa bugün yeni ve karsilikli bir güven ve savastan kaçinma ortaminin gelisip serpilecegi yer olabilir.
36. Baris girisimleri farkli toplum ve ekonomi düzenlerinin ve farkli uluslarin güven gelistirme ve silahsizlanma, Güney’de adalet ve gezegenin yasam ortaminin korunmasi projelerinde birbirleri ile isbirligi yapmalarini gerekli kilar. Ayni zamanda bu toplum düzenleri ve uluslar zenginlik yaratma, gönenç ve dayanisma alanlarinda barisçi bir rekabete girmelidirler. Toplumlar birbirlerinden ögrenmeye hazir olmalidir. Farkli düzenlerin birbirleri ile ticaret yapmalari, görüsmeleri ve birlikte çalismalari uygun, gerekli ve alisilmis davranis biçimi haline gelmelidir. Özellikle insan haklari ve baris söz konusu oldugunda içten ve açik bir görüs alisverisine yer taninmalidir.
37. Kuzey ile Güney arasindaki uçurumu kapatma ve çevreyi koruma yolunda Dogu Bati isbirligi sinirlara ve bloklara bakmaksizin insan dayanismasi kurabilmek için belki de en verimli alandir.
IV. KUZEY VE GÜNEY
Uluslararasi Boyutlar
38. On yillik dönemlerle ölçülebilecek son zamanlarda dünya olaylari artan bir tuzla uluslararasi bir nitelik kazanmistir. Petrol sarsintilari, döviz kurlarindaki dalgalanmalar ve borsa çöküntüleri dünya ekonomilerinin birinden öbürüne dogrudan geçmektedir. Yeni bilgilenme teknolojileri bir kitle kültürünü dünyanin her kösesine yaymaktadir. Çok uluslu sirketlerin parasal kararlan bir gecede çok derin ve uzun vadeli etkiler yapabilmektedir. Uluslar içi ve uluslararasi çatismalar kitasal ve kitalararasi boyutlarda büyük ve giderek büyüyen siginmaci akimlarina yol açmaktadir.
39. Dahasi, ekonominin uluslararasi nitelik almasi Soguk Savas döneminde egemen olan iki kutuplu dünyayi kirip parçalamistir. Pasifik kiyilarinda ve son zamanlardaki gerilemeye dek, hizla gelisen Latin Amerika’da yeni sanayi güçleri ortaya çikmistir. Ayni zamanda Çin ve Baglantisizlar hareketi gibi yeni uluslararasi çapta güçler var. Karsilikli bagimlilik bir olgudur. Birlesmis Milletlerin destegi ile Güney’e daha esit bir rol taniyacak çok yanli kurumlan yaratmak her zaman oldugundan daha önemlidir.
40. Tüm dünyayi kapsayan bir düzeyde, ekonomik bunalim ve para arzini kisitlayan tutucu politikalar ileri ekonomilerin çoguna kitle halinde issizligi yeniden getirdi. Bu politikalarin yoksul ülkeler üzerinde de yikici bir etkisi oldu dissatim pazarlarini silip yok etti, borç bunalimini siddetlendirdi ve o zamana dek gerçeklestirilen ilerlemeyi etkisiz kildi. Ayni zamanda büyük borçlari ödeme zorunlulugu ile bir arada giden bu gerileme açilabilecek büyük pazarlan Kuzey’e kapatti. Böylece borçlu ülkelerin düsen yasam standartlari alacakli ülkelerde issizligi körükleyen bir etken oldu.
41. Eger yapisal dönüsüme ugramis dünya çapinda bir ekonomi Güney’in ya da Kuzey’in gelismesine hizmet edecekse, Güney’in büyüme merkezlerini köktenci ve yeni bir biçimde içine almalidir. Güney’deki ekonomik ve toplumsal gelismeyi uyaracak programlar dünya ekonomisini bir bütün olarak uyarmak için bir araç olabilir ve olmalidir. Bu konular dünya çapinda genis kapsamli ekonomik stratejilerin kaçinilmaz temel parçalari ve ögeleri olarak görülmelidir.
42. Afrika’da, Güney Afrika’da irk ayrimina dayali rejimin devami sadece bu ulusun çogunluguna karsi bir suç olmakla kalmaz, bu rejim ayni zamanda Ön hat Devletleri’nin ekonomik çabalarini baltalamis ve bütün kitada olumsuz bir etki yapmistir. Her yerde oldugu gibi Güney Afrika’da da insan haklari ve demokrasi savasimi, ekonomik ve sosyal adalet kavgasi ile elele yürümektedir.
43. Özellikle Afrika ve Latin Amerika dayanilmaz bir borç sorunu ile karsi karsiyadir. Bu borç sorunu gelismeyi güvence altina almak ve hizla büyüyen bir nüfusa is saglamak için gerekli olan yatirimlari ve disalimlari engellemektedir. Borç yükünü hafifletmek için dünya çapinda eylem, ilerlemenin bir ön kosuludur. Borç yükünün hafifletilmesi Kuzey-Güney adaletinin aranmasinda ve Dogu-Bati isbirliginde bir hedef odak noktasi olmalidir .
Asilmasi Gerekli Çevre Sorunlari
44. Tüm dünyayi kapsayan ve gögüslenmesi gerekli önemli ve temel bir sorun, çevre bunalimidir. Hem Kuzey’de hem Güney’de ekolojik denge tehlike içindedir. Her yil hayvan ve bitki türleri yok edilmektedir ve ozon tabakasinin azaldigi yolunda kanitlar artmaktadir. Kuzey’de sorumsuz sanayicilik ormanlari yok ediyor Güney’de bütün dünyanin varligini sürdürmesi için yasamsal önemi olan yagmur ormanlari ürkütücü bir hizla küçülüyor. Zengin ülkelerde toprak kirlenmesi artiyor. Yoksul ülkelerde çöller uygarlik bölgelerine dogru isliyor. Her yerde temiz kintisi var.
45. Çevre korunmasi evrensel olmalidir, çünkü çevreye verilen zarar ulusal sinirlari asarak yayilmaktadir. Sorun her seyden önce doganin devirleri arasindaki iliskilerin sürdürülmesi sorunudur, çünkü ekolojiyi korumak, çevreyi yeniden diriltmeden hem daha ucuzdur hem de daha sorumlu bir tavirdir. Bunalima en iyi ve en ucuz çözümler çevreye zararin daha bastan meydana gelmeyecegi bir biçimde üretim ve tüketim temel çerçevesini degistiren çözümlerdir.
46. Biz çevreye zararli bütün ürün ve süreçlerin, doganin gelismesini destekleyen seçeneklerle degistirilmesi yönünde ortak uluslararasi çabalari destekliyor ve savunuyoruz. Kuzey’den Güney’e teknoloji aktarimi ekolojik bakimdan kabul edilemez sitemlerin ya da zengin ekonomilerin zehirli artiklarinin gönderilmesi haline gelmemelidir, böyle bir duruma izin verilmemelidir. Hem Kuzey’de hem Güney’de yenilenebilir enerji kaynaklari ve merkezci olmayan mal ve kaynak saglama yapilari özendirilmelidir. Bundan baska, ulusal sinirlari asan çevre tehlikelerini felaketleri saptayacak bir uluslararasi erken uyari sistemi olmalidir.
47. Bu çevre sorunlari gelismekte olan ülkelere zarar verdigi gibi tüm dünya toplumunu da etkiler. Çok yanli yardim ve isbirligi olmadan yoksul ülkeler bu sorunlari çözemez. Bu nedenlerle gelisme yardimi yoluyla yeterli kaynak aktarimini saglamak son derece önemlidir.
48. Gelecegin ekonomik ve toplumsal sorunlarini karsilayabilmek için bu tür Kuzey’de ve Güney’de nitel ekonomik büyüme ile bir arada yürümeye uygundur. Birçok uzmanin karsiligi olmayan bir harcama saydigi ve Gayrisafi Ulusal Üretim ‘in bir parçasi olarak hesaplanmayan, ekolojik yapinin yenilenmesi için yapilan toplumsal yatirim bir toplumun yapabilecegi en yapici yatirimlardan biridir.
Teknolojik Gelismenin Toplumsal Denetimi
49. Ileri sanayi ekonomilerinde simdiden baslamis olan teknoloji devrimi, bu kusagin ömrü içinde çevrenin ve kaynaklarin isletilmesinin kosullarim çok derinden degistirecektir. Üstelik bu degisimin sarsintisi bütün dünyada yasanacaktir. Mikroelektronik, robotlar bilimi, silah teknolojisi, dirim mühendisligi ve bugün hayal edilmeyen baska yenilikler bütün dünyada bireylerin içinde bulundugu kosullari ve toplum yapilarini dönüsüme ugratacaktir.
50. Teknoloji yalnizca bir yansiz bilim ve cansiz makineler konusu degildir. Belli çikarlar teknolojiyi yönlendirmistir ve teknoloji açikça dile getirilen ya da içten kabul edilen insan degerlerine göre tasarimlanmistir. Yeni teknolojilerin sundugu olumlu firsatlari insanligin yararina kullanmak için, denetimsiz gelismelerin risklerini ve tehlikelerini en aza indirmek için ve toplumsal açidan kabul edilemeyecek teknolojileri önlemek için teknolojinin kendisi toplumsal. denetim altina alinmalidir.
51. Toplumsal ilerleme teknolojik ilerlemeyi gerekli kilar ve teknolojik ilerlemenin esin kaynagidir. Gerekli olan, Kuzey ve Güney’de yaygin farkli kosullara, deneyimlere ve gelisme düzeylerine uygun teknolojidir. Kuzey ile Güney arasinda uygun teknoloji ve teknoloji bilgisi aktarimi olmalidir. Kuzey’in, Güney’in deneyiminden, özellikle Güney’in az artik madde olusturan teknolojilerinden ögrenecegi çok sey var. Kuzey ve Güney arasinda toplumsal diyalog ve yeni teknolojilerin getirilmesi baglaminda siyasal denetim olmalidir. Bu teknolojilerin saglanmasi asagidaki konulari güvence altina almalidir:
- Güney ülkelerinin özerk gelisimlerine, kaynaklarini israf etmek yerine seferber etmelerine ve issizligi artirmak yerine yeni is alanlari açilmasina katki.
- Emegin insancillastirilmasi, insan sagliginin desteklenmesi ve isyerinde güvenligin ar- tirilmasi.
- Ekonomik haklarin elde edilmesinin kolaylastirilmasi ve is yasaminda halkin karar verme alaninin genisletilmesi.
52. Bu standartlara dünya çapinda uyulmasinin güvence altina alinmasi için teknolojiyi ölçüp degerlendirecek kurumlar ve yöntemler olmalidir. Yenilikler demokratik tartisma ve karar verme yolu ile ortaya çikan toplumsal gereksinmelere ve önceliklere uygun olarak getirilmelidir.
53. Insanin kalitimsal özüne müdahale ve yeni üreme yöntemleri ile kadinlarin sömürülmesi engellenmelidir. Ayni anlayisla insanligi nükleer ve kimyasal tehlikelerden koruma yollari bulunmalidir.
Silahsizlanma ve Gelisme
54. Süper Güçler arasindaki silahsizlanma anlasmalari yeryüzünde yasamin yok olmasi tehdidini kaldirmakla kalmayacaktir. Bu tür anlasmalar gerçeklestiginde bugün termonükleer, kimyasal, biyolojik ve geleneksel silahlara bosuna harcanan birçok kaynaklar Güney’de ekonomik ve toplumsal gelisme yatirimlari için kullanilabilir. Dogu ile Bati arasindaki silahsizlanma ile Kuzey ile Güney arasindaki adalet programlari arasinda bag kurulmalidir.
55. Bati’nin ve Dogu’nun sanayilesmis ülkelerinin görüsme ile saglanmis silahsizlanmanin sonucu olarak tasarruf edecekleri fonlarin bir bölümü Güney ülkelerinde güvenli ve sürekli gelismeyi destekleyecek çok uluslu bir fon yaratmak için kullanilmalidir.
V. YIRMI BIRINCI YÜZYILA BIÇIM VERMEK
Siyasal ve Ekonomik Demokrasi
56. Son zamanlardaki olaylar siyasal, ekonomik ve toplumsal demokrasinin dünya çapinda gerçeklestirilmesini her zamankinden daha mümkün ve uygulanabilir hale getirilmistir. Demokrasi, gezegenin varliginin sürdürülmesine hiç önem vermeden dünyamizi yeniden biçimlendiren ve baska türlü denetim altina alinamayan güçlerin kamu tarafindan denetiminin ve insancillastirilmasinin en basta gelen yolu ve aracidir.
57. Insan haklari sunlari içerir: Ekonomik ve toplumsal haklar, sendika kurma ve gönenç hakki, anne ve çocuklarin korunmasi ile birlikte herkes için sosyal güvenlik ve gönenç hakki, egitim ve dinlenme hakki, yasamaya uygun bir çevrede konut hakki ve ekonomik güvence olarak çalisma hakki. issizlik insan sayginligini yikar, toplumsal istikrari tehdit eder ve dünyanin en degerli kaynagini israf eder.
58. Ekonomik haklar girisimsiz ve edilgen bireylere yapilmis bir iyilik olarak degil, bütün yurttaslarin bir toplum projesine katilmasini saglayacak gerekli bir temel olarak düsünülmelidir. Bu, toplumun sinirinda kalanlara yardim etme degil, bütün bireylerin gönenç içinde oldugu bütünlesmis bir toplum yaratma konusudur.
59. Demokratik sosyalizm önceden hangi degerler üzerine kurulduysa bugün de ayni degerlere dayanmaktadir. Ancak geçmisin deneyimleri özümlenerek ve gel göz önünde tutularak bu degerler elestirel bir tavirla yeniden dile getirilmelidir. Örnegin, deneyimler göstermistir ki, bazi durumlarda ulusçuluk gerekli oldugu halde ulusçuluk tek basina toplumsal hastaliklarin en üstün çaresi degildir. Ayni sekilde ekonomik büyüme çogu kez yikici ve bölücü olabilir özel çikarlarin toplumsal ekolojik sorumluluktan kaçmadigi yerlerde bu durum özellikle geçerlidir. Ne özel mülkiyet ne de her seyin devlet mülkiyetinde olmasi kendi basina ekonomik verimli ya da toplumsal adaleti güvence altina alamaz.
60. Demokratik sosyalist hareket bir karma ekonomi çerçevesi içinde hem kamulastirmayi hem kamu mülkiyetini savunmaya devam ediyor. Ekonominin uluslararasi nitelik kazanmasinin ve dünya çapinda teknoloji devriminin demokratik denetimi her zaman oldugundan daha önemli kildigi açiktir. Ancak ekonominin toplumsal denetimi yer ve zamana göre çesitli ekonomik yol ve araçlarla gerçeklestirilebilecek bir hedeftir. Bu yol ve araçlardan bazilari sunlardir:
- Merkezci olmayan, demokratik ve katilimci üretim politikalari yatirimlarin kamu tarafindan gözlemlenmesi ve izlenmesi kamu ve toplum yarinin korunmasi ekonomik degisimin maliyet ve kazançlarinin kamulastirilmasi
- Sirket ve isyeri düzeyinde isçi katilimi ulusal ekonomi politikasinin belirlenmesinde sendika katilimi
- Kendi kendini yöneten isçi ve çiftçi kooperatifleri
- Bütün ülkelerin tam katilimini saglamak için dünya para ve ekonomik kurumlarinin demokratiklestirilmesi
- Birden fazla ülkede etkinlik gösteren sirketlerin çalismalarinin ve bu sirketler içindeki sendika haklarinin uluslararasi düzeyde denetimi ve yönlendirilmesi.
61. Ekonomik demokrasinin tek ve belirlenmis bir örnegi yoktur, degisik ülkelerde yürekli denemeler için alan ve olanak vardir. Fakat temelde yatan ilke açiktir: Yalnizca Devlet’in gerçeklestirdigi resmi ve yasal denetim degil, isçilerin ve isçi toplumlarinin ekonomik karar alma sürecine etkin katilimi. Bu ilke ulusal ve uluslararasi düzeyde geçerli olmalidir.
62. Ekonomik gücün birkaç özel elde toplanmasi yerini farkli bir düzene birakmalidir bu yeni düzende bir yurttas, tüketici ve kazanç sahibi olarak her kisi üretimin yönünü ve dagitimini, üretim araçlarinin biçimlenmesini ve çalisma yasaminin kosullarini etkileme hakkina ve yetkisine sahip olmalidir. Böyle bir düzen yurttaslarin ekonomik politikalara katilmalari ile, ücretlilerin çalisma yerlerinde söz ve etki sahibi olmalarinin güvenceye alinmasi ile, yurtiçinde ve uluslararasinda açik ve sorumlu bir rekabetin desteklenmesi ile ve üreticiler önünde tüketicilerin konumunun güçlendirilmesi ile gerçeklesecektir.
64. Demokratik bir toplum en sorumlu Pazar sistemlerinin bile kusurlarini gidermelidir. Hükümet yalnizca Pazar yetersizliklerinin ya da yeni teknolojilerin denetimsiz uygulanmasinin yol açtigi zararlarin onarildigi bir tamirhane olarak islev görmemelidir. Onun yerine Devlet, pazari haklin yararina düzenlemeli ve is deneyimi, dinlenme zamanini artmasi ve kisisel gelisim için anlamli olanaklar yoluyla teknolojinin yararlarini tüm çalisanlara saglamalidir.
Kültür ve Toplum
65. Çagdas, demokratik ve hosgörülü bir toplumun olusmasi için kesin ve belirleyici etkendir. Savundugumuz egitim amaçlari sunlardir:
- Ögrenme ve bilgi
- Inanç ve kültür mirasinin kusaktan kusagi aktarilmasi
- Herkes için firsat esitligi temelinde bireyin toplum içindeki yasama hazirlanmasi
- Her bireye sahip oldugu yetenekleri gelistirmesi için yardim edilmesi,
66. Özgürlük, toplumsal adalet, dayanisma ve hosgörü degerleri egitim sürecinin özünü olusturan çagrilar olmalidir. Biz birden fazla kültür içeren toplumlarda ayri gruplar arasinda hosgörü ve isbirligini destekliyor ve savunuyoruz. Kültür çesitliligi toplumlarimizi tehlikeye atmaz, ama zenginlestirir. Tek kültür özgürlüge ve demokrasiye karsi bir tehdittir.
67. Ayri kusaklar arasindaki iliskiye özel önem verilmelidir. Özellikle yaslilarin, gençlerin saygisina ve destegine gereksinimleri vardir. Yaslilarin sosyal güvenlik ve emeklilik yoluyla saglanmis düzenli gelirleri, toplumda kendilerine bakilacak evler, kültür ve öbür etkinlikler için yerleri olmalidir onlar yasliliklarini sayginlik içinde geçirmek hakkina sahiptir.
Çagdas Toplumda Erkegin ve Kadinin Rolü
68. Erkekle kadin arasindaki esitsizlik insanlik tarihinde etkisi en çok yayilan baski türüdür. Bu esitsizlik insan türünün baslangicindan beri izlenebilir ve günümüze dek hemen her toplumsal ve ekonomik düzende süregelmistir.
69. Son yillar, sosyalist hareketin içinde ve disinda, feminist bilincin yükselen yeni bir dalgasina tanik oldu ve bu yükselen dalga çagimizin en önemli toplumsal hareketlerinden birini ortaya çikardi. Feminizmin yeniden dirilisinin bir nedeni, en ileri gönenç devletlerinde kadinlarin, birçok alandaki ilerlemeye karsin, mesleki ve siyasal yapilarda yine de çogu kez ikincil ve bagimli bir konuma itildiklerinin bilincine varmalari oldu.
70. Ulusal ve uluslararasi düzeyde ekonomik bunalimlarin bedelini oransiz bir ölçüde kadinlar yüklenmistir. Yoksulluk, issizlik, evsizlik ve düsük ücret yoluyla sömürü bu sonuca katkida bulunmustur. Güney’in bazi bölgelerinde ataerkil tavirlarin asilmasi kadin haklarinin yerine getirilmesi, sürekli ekonomik gelisme için temel bir ön kosuldur.
71. Sosyalist Enternasyonal dünyanin her yerinde kadinlarin esit haklar ve firsatlar yönünde savasimini destekler. Bazi ülkelerde ilerleme olmustur, ötekilerde ise esitlik savasimi yeni baslamaktadir. Kadinlar için esitlik ve adalet adil ve barisçi bir dünya için kesinlikle gereklidir. Birlesmis Milletler Güney’in ve Kuzey’in kadinlari arasinda bir bag olusturan dünya çapinda bir feminist bilincin gelismesini kolaylastirmada önemli bir rol oynamistir.
72. Sosyalist Enternasyonal asagidaki önlemleri özellikle destekler ve onaylar:
- Erkek ve kadin arasinda tam esitligi güvence altina alan yasalar ve yapici eylem programlari
- Kizlarin ve kadinlarin egitimini, mesleki egitimini ve meslek yasamina katilmalarini gelistirici programlarin desteklenmesi
- Esit degerde is için esit ücretli güvence altina alan yasalar
- Aile planlamasina yönelik bilgi ve yardimin yayginlastirilmasi
- Çocuk bakimi için iyi ortam ve olanaklar
- Karar verme süreçlerinin her düzeyinde kadinlarin temsil edilmesini saglayacak olumlu adimlarla kadinlarin her ülkenin toplumsal ve siyasal etkinliklerine tam ve esit katilimina kamu destegi.
73. Kadinlar gezegenimizdeki nüfusun yarisindan biraz çogunu olusturmaktadir. Onlar için adalet ve esitlik uluslararasi adalet ve esitligin bir olmazsa olmaz ögesidir.
Siyasal Diyalog Için Yeni Uluslararasi Kültür
74. Dünyada giderek artan karsilikli bagimlilik, dinde geriye dönüsten kaynaklanan çatisma ve düsmanliklara artik yer tanimamaktadir. Bir arada varligi sürdürme ve gelisme, karsit siyasal güçler ve düsünceler arasinda bile isbirligini ve daha uygar tartisma biçimlerini gerekli kilmaktadir. Bu nedenle biz dinsel ya da siyasal geriye dönüsün her türlüsünü reddediyor ve siddetle kiniyoruz.
75. Komünizm Ekim Devrimi’nden sonra ya da fasizme karsi savasim sirasinda isçi hareketinin bazi kesimlerindeki ve bazi aydinlar arasindaki çekiciligini yitirmistir. Çözümlenmemis ekonomik sorunlarla birlikte Stalinizmin suçlari, insanlara kitle halinde baski ve zulüm ve insan haklarinin çignenmesi demokratik sosyalizme bir seçenek ya da gelecegin toplum modeli olarak komünizm düsüncesini baltalamistir.
76. Sosyalist Enternasyonal komünist toplumlarin özgürlestirme ve demokratiklestirme yoluyla dönüstürülmesini amaçlayan tüm çabalari destekler. Ayni destek merkezci olmayan pazarlarin gelistirilmesi, bürokratlasmaya ve yozlasmaya karsi savasimlar ve en önemlisi, insan haklarinin ve siyasal açikligin dinamik ve ilerici bir toplumun önemli ögeleri oldugunun taninmasi için de geçerlidir.
77. Detant, uluslararasi isbirligi ve barisçi rekabet bugünkü girisimlerin en umut verici, olanlarinin gelisip serpilecegi bir ortam yaratmaktadir. Sosyalist Enternasyonal uluslararasi diyalog kültürünü gelistirmek istiyor. Temel ortak yararlar söz konusu oldugunda bütün taraflar karsilikli güven içinde isbirligine girmelidir ve insan haklari, demokrasi ve çogulculuk söz konusu oldugunda taraflar açikça ve içtenlikle tartismalidir. Sosyalistler bu diyalogda önde gelen bir rol oynamak istemektedirler.
Yeni Bir Gelisme Modeli
78. Bütün dünyada is alani ve zenginlik yaratabilmek için ekolojik açidan dengeli bir gelismeye gereksinim var. Ekolojik ve toplumsal zorunluluklara göre tasarimlanmamis büyüme ilerlemeye karsidir, çünkü çevreye zarar verir ve is alanlarini yok eder. Pazar sistemi hiçbir zaman kendi basina ekonomik büyümenin toplumsal amaçlarina ulasilmasini saglayamaz. Yasamin niteligini iyilestirirken gelecege de olanaklar açan bir gelismeyi desteklemek demokratik bir ekonomi politikasinin mesru islevidir.
79. Bu amaçlari dünya çapinda gerçeklestirebilmek için gerçek anlamda yeni bir uluslararasi ekonomik düzen kurmak kesinlikle zorunludur. Bu ekonomik düzen, sanayilesmis ve gelismekte olan ülkelerin çikarlarini uzlastirmalidir. Parasal iliskilerde köklü bir reform uluslararasi ekonomik isbirligi için gerekli kosullari yaratmalidir. Daha esitlikçi bir uluslararasi ekonomik düzen yalnizca dayanisma nedenleriyle degil ayni zamanda daha verimli, üretken ve dengeli bir dünya ekonomisi kurmak için de gereklidir.
80. Uluslararasi borçta öncelik, daha yoksul ülkelerin borçlarinin azaltilmasi, silinmesi ya da anaparaya dönüstürülmesi olmalidir. Uluslararasi destege sahip mal fonlari kurarak ticaret kosullarini ve Güney ülkelerin dissatim kazançlarini istikrara kavusturmak için kurumsal düzenlemeler gereklidir. Kuzey, kendi pazarlarini Güney’in ürünlerine açmali ve Kuzey’den yapilan alimlara para destegi saglama tutumuna son vermelidir.
81. Yeni teknolojilerden dolayi verim gücü hizla artarken çalisma yasamini da yeniden tanimlamak gerekmektedir. Amaç, uygun üretim teknolojileri ve isçi katilimi yoluyla çalisma kosullarini insancillastirmak olmalidir. Toplum hizmetlerine ve çevrenin yeniden olusturulmasina yapilacak yatirimlarla ve yeni teknolojilerin gelistirilmesi ve altyapinin iyilestirilmesi için yapilacak kamu harcamalari ile yeni is alanlari yaratilmalidir. Bunun tersine, birçok sanayilesmis ülkedeki tutucu ekonomi politikalari kitle halinde issizlige yol açmis, böylece toplumsal adalet ve güvenlik tehlikeye girmis, zengin dünyada yeni yoksulluk belirtileri ortaya çikmistir. Hükümetlerin herkes için is saglama sorumluluklarini uygulamada üstlenmeleri birinci derecede önemlidir.
82. Birçok durumlarda, çalisma saatlerinin azaltilmasi hem ücretli islerin hem de evdeki isin erkekle kadin arasinda hakça paylastirilmasina yardimci olabilir. Böyle bir düzenleme isçilerin, çiftçilerin ve memurlarin bos zamanlarini da artirir, baska etkinlikler için onlara daha çok zaman saglar.
Kuzey Ile Güney Arasinda Dayanisma
83. Güney için ekonomik gelismenin önceligi tartisilamaz. Bu, kökeni ister sosyalist ister baska olsun, gelismekte olan ülkelerde yoksulluga son vermek için basit bir formül bulundugu anlamina gelmez. Ekonomilerin ticaret engellerinin azaltilmasina, pazarlara daha iyi açilabilmeye ve teknoloji aktarimin gereksinimleri vardir. Ülkeler ve ekonomiler kendi bilimsel kaynaklarini gelistirebilmeli, örnegin, biyoteknoloji dalinda ve ikinci el teknolojilere bagimli kalmaktan kurtulmalidir.
84. Daha yoksul ülkeler söz konusu oldugunda, geleneksel gelisim yardimi yasamsal önemini sürdürür. Dünyanin degisik bölgelerindeki bu yoksul ülkelerin çogu için toprak reformu, çiftçileri sürekli besin üretmeye özendiren önlemler ve kirsal kültürlerdeki isbirlikçi geleneklerin desteklenmesi gereklidir. Ancak artan besin üretimi kendi basina açliga son veremez. Üzüntü vericidir ki, bazi durumlarda, dissatim tarimindaki bir artis geleneksel besin saglama düzenini bozabilir, ayni anda hem tarim verimini hem de açligi artirabilir. Besin ve çalisma hakkini güvenceye almak siyasal düzenin görevi olmalidir.
85. Borç bunalimi gelismekte olan ülkelerden sanayilesmis ülkelere net bir para akisi ile sonuçlanmistir. Resmi gelisme yardiminda GSMH’nin yüzde 0.7’si (bugünkü oranin iki kati) olan Birlesmis Milletler gelisme hedefi zaman yitirilmeden gerçeklestirilmelidir. Gelismekte olan ülkelerin dis borç yükünü hafifletmek için uluslararasi düzeyde esgüdümlenmis çabalar ivedi olarak gereklidir.
86. Güney ile isbirligi programlari hem ekonomik büyümeye hem de gelirin hakça dagilimina yönelik gelisme hedeflerini desteklemelidir. Yardim programlari en yoksullarin gelismesine odaklanmali, gelismeyi dumura ugratan toplumsal yapilarin dönüstürülmesine ve toplumda kadinin konumunun iyilestirilmesine yardimci olmalidir. Çocuklar için özel programlarin önemi büyüktür. Kooperatifler ve halk hareketleri araciligiyla yapilan yardim demokratik gelismeyi güçlendirmeye hizmet eder.
87. Güney’in büyük sehirlerinin çogu denetlenemez bir nüfus artisinin tehdidi altindadir ve bakimsiz dev kent bölgelerine dönüsmektedir. Gelismeye genis tabanli bir yaklasim ayni zamanda bu kentlere büyük dalgalar halindeki göçü durdurmada önemli bir etkendir.
88. Güney’in kendi içindeki iliskilerin gelismesi ekonomik ilerleme için önemli bir yol olusturur. Güney’in uluslari arasinda ticaretin büyümesi onlarin gönençlerine katkida bulunacak ve üretim ve meslek yapilarindaki çarpici degisikliklerden kaynaklanan bunalimlari asma olanaklarin artiracaktir. Gelisen dünyada yakin ekonomik baglar ve hizla büyüyen pazarlar dünya ekonomisindeki herhangi bir olumlu gelisme için yasamsal bir ön kosuldur.
89. Açik bir dünya ekonomisi Güney’in gelismesini canlandirabilir.Bu nedenle Kuzey yasam standartlarinin indirilmesini zorunlu kilan ve istikrarli demokrasinin temellerini asindiran ekonomi ve ticaret politikalari izlenmemelidir.
90. Esitsizlik ve diktatörlük yalnizca insan haklarinin degil ayni zamanda gerçek anlamda gelismenin de düsmanidir. Toplumsal ve ekonomik demokrasi yalnizca zengin ülkelerin sahip olabilecegi lüksler olarak görülemez.Tersine bunlar gelisme yolunda ilerleyecek her ülke için gereklidir. Bu nedenledir ki Güney’de demokratik sosyalizmin güçlendirilmesi böyle kaçinilmaz ve önemli olur. Bu baglamda Sosyalist Enternasyonal’in Güney’de, özellikle Latin Amerika’da ve Karaibler’da, son zamanlarda yayilmasi hem Kuzey hem de Güney için iyi bir belirtidir.
91. Güney’de yoksullugun sona erdirilmesi Kuzey için de ortak bir projedir. Yoksullugun sona ermesi silahsizlanmayi olumlu yönde etkiler, gelismis ve gelismekte olan ülkelerde zenginlik ve is alanlari yaratabilir. Dünya çapinda bir bunalim ve geçis döneminde çok yanli ekonomik degisimle ugrasirken bu durum sosyalistlerin stratejisinin merkezini olusturur. Bu ayni zamanda dünyayi baris ve gönenç içinde yirmi birinci yüzyila götürecek ekonomik ve toplumsal yapilar konusunda demokratik sosyalistlerin önerilerinin öz bir parçasidir.
VI. SOSYALIST ENTERNASYONAL ILE DEMOKRATIK
DÜNYA TOPLUMUNA DOGRU
Uluslararasi Sosyalizmin Birligi
92. Dünyanin hizla uluslararasi bir nitelik kazandigi bir zamanda demokratik sosyalizmin hedeflerine yalnizca birkaç ülkede ulasilmaz. Dünyanin degisik bölgelerinde yasayan insanlarin kaderleri her zaman oldugundan daha çok birbirine karsilikli baglidir. Bu nedenle dünyanin çesitli sosyalist partileri hem ulusal hem uluslararasi amaçlarina ve çikarlarina yönelik olarak birlikte çalismalidirlar. Tarihi 1864’e kadar uzanan Sosyalist Enternasyonal bu amaca hizmet için 1951’de yeniden kuruldu.
93. Sosyalist Enternasyonal ulusal tarihleri uzun hareketleri kendi içinde birlestirir, ancak uluslar üstü ve merkeziyetçi bir örgüt degildir. Sosyalist Enternasyonal ayni ilkeleri paylasan ve üyeleri birbirlerinin bilgilerinden yararlanmak, sosyalist düsünceyi ortak olarak yaymak ve bu amaca yönelik olarak uluslararasi düzeyde çalismak isteyen bagimsiz partilerin bir dernegidir.
94. Sosyalist Enternasyonal’in amaci, degisik ülkelerde çogulcu demokratik sosyalizmin degerlerini destekleyip yaymanin degisik yollari bulundugunun bilincinde olarak, bu dayanisma ve isbirligini kolaylastirmaktir. Her üye parti Sosyalist Enternasyonal’in kararlarini kendi ülkesinde nasil uygulamaya koyacagindan kendi sorumludur.
95. Son yillarda Sosyalist Enternasyonal, Latin Amerika’daki ve Karaibler’deki belirgin büyüme ve öteki kitalardaki yeni üyelerle, gerçek anlamda daha uluslararasi bir nitelik kazanmistir. Dünyanin her yerindeki demokratik sosyalist hareketle isbirligi içinde olmak Sosyalist Enternasyonal’in hedefidir.
96. 1951’deki Sosyalist Enternasyonal’in Frankfurt Bildirgesi’nden bu yana dünya ekonomik ve toplumsal açilardan yakinlasmis, ancak demokratik bir toplum olusmasi ve dayanisma açilarindan ayni yakinlasma gerçeklesmemistir. Bugün yirmi birinci yüzyila bakan sosyalist hareketin dünya görüsü ve uygulamada daha gerçek anlamda uluslararasi bir nitelige kavustugu açiktir.
Yeni Bir Demokratik Düzen
97. Gögüslenmesi gereken uluslararasi görev yeni ve demokratik bir dünya toplumunun baslatilmasindan baska bir sey degildir. Bloklarin, uluslarin ve özel sirketlerin gezegenin siyasal yapisini kendi öz çikarlarinin bir yan ürünü gibi biçimlendirmelerine izin veremeyiz.
98. Bu yeni demokratik dünya toplumunun yaratilmasinda Birlesmis Milletler’in güçlendirilmesi önemli bir adimdir. Belli basli uluslararasinda görüs birligi oldugunda, barisin kurulmasi ve korunmasi için önemli girisimler mümkün olur. WHO, UNDP ve UNICEF gibi Birlesmis Milletler’in alt kuruluslari degisik ülkelerin hükümetlerinin ve yurttaslarinin ortak uluslararasi amaçlar ugruna basariyla bir arada çalisabildiklerini göstermis, kanitlamistir.
99. Ayricalikli birkaç kisi çogu insanoglunun düslerinin ötesinde bir yasam düzeyinin tadini çikarirken milyonlarca insanin ancak disiyle tirnagiyla yasama tutunabildigi bir köklü esitsizlik dünyasinda adalet ve baris adina yasalar çikarilabilecegini varsaymak gerçekçi olmaz. Ilk kapitalist ülkelerdeki sosyalist/toplumcu savasimlar gönenç ve dayanisma alaninda yararlar sagladilar, bunun sonucunda da söz konusu ülkelerde demokrasinin yayilmasi mümkün oldu. Ayni sekilde uluslararasi düzeyde esitsizligin kaldirilmasi, demokratik dünya toplumuna giden yolda ileriye dogru önemli bir adim olacaktir.
100. Bu ülkünün hemen basarilabilecegi gibi bir hayal içinde degiliz. Bununla birlikte görüs birligine ve isbirligine dayali çogulcu ve demokratik bir dünyanin yaratilmasi insanligin ilerlemesi için gerekli bir kosuldur. Bu hem gögüslenmesi gereken bir görev, hem de büyük bir firsattir. Sosyalist Enternasyonal bu görevi gögüslemeye ve çocuklarimizin baris, özgürlük, dayanisma ve insanlik içinde yasayabilecegi ve çalisabilecegi bir dünya için çaba harcamaya ve savasim vermeye hazirdir.
Ülkülerimizin ve savlarimizin ve bizi destekleyenlerin ülkü anlayisinin yirmi birinci yüzyila dogru demokrat ve sosyalist bir gelecegin biçimlenmesine katkida bulunacagina inaniyoruz. Herkesi bu çabada bize katilmaya çagiriyoruz.