17.Sosyalist Enternasyonal: İlkeler Bildirgesi

SDH DERGISI EK-4 01.EYLÜL.2003

Ek 4- Ilkeler Bildirgesi

ILKELER BILDIRGESI

Enternasyonalin Latin Amerika’daki bu ilk tarihi toplantisinda, asagidakilere dayali Lima Deklarasyonu adiyla, yeni bir ilkeler bildirisini kabul etmeye davet ediyoruz:

(1) 1951’de, Ikinci Dünya Savasinin büyük zararlarindan sonra Sosyalist Enternasyonal yeniden kuruldu, Bu tarihte, dekolonizasyon (sömürgelesmekten kurtulma) yeni baslamisti ve hareketimiz, üyelik yapisi ve görünüs olarak öncelikle Avrupali idi. Bununla birlikte, örgütün yeniden kurulusu, ilkelerimiz içinde özgürlügün amaç olarak kritik önemi üzerinde israrla duran Enternasyonal’in 1951 Frankfurt Bildirgesinin, bugün de geçerli olan kalici basarilarindan biridir.

(2) Bugün, bu ilkeleri bir kere daha yeniden tanimlama zamanidir. Dünya ve biz, 1951’den bu yana degisim gösterdik. Küresel ekonominin daha önce görülmemis bir düzeyde uluslararasilasmasini yasadik ulusal özerklige ulasmayi ya da sosyalizme dogru gelismeyi hedefleyen demokratik yönetimler ve devrimci dönüsümlere katkida bulunduk. Sonuçta hem zaferlerimizden hem de yenilgilerimizden ders çikarmak için çaba harcadik.

(3) Dünyaya zarar veren silahlarin politik etkileri ile karsi karsiya kaldik ve gördük ki, yasamin fiziksel önkosullari, Kuzey’in kontrol edilemeyen endüstrilesmesi ya da Güney’de, dünya pazarinin dayanilmaz katiliklari altinda yasam çabasinin sonunda çevrenin sömürülmesi ile yok olabilir. Ayrica, Afrikali sosyalistlerin, komünal geleneklerini, otantik Afrika sosyalizmine dönüsümünü saglama çabalarini gördük. Özellikle 1976’dan bu yana Enternasyonal, Üçüncü Dünya ülkelerinde, hem üyelik,hem de aktivite olarak hizla yayilmistir.

(4) Acimasiz ekonomik gerçekler ve dünyayi özgürlük, adalet ve dayanisma ilkelerinde bir uluslararasi vizyon gereksinimi ile her gün daha çok bir araya gelen dünyada, demokratik sosyalizmin küresel önemini tanimlamak bizim görevimizdir. Bu nedenledir ki, asagidaki ilkelere dayali olarak Lima Bildirgesi’ni hazirlamayi kendimize bir görev edinmis bulunuyoruz.

(5) Sosyalizm, uluslarin ve dünya toplumunun kültürel, sosyal, ekonomik ve politik yapilarinin demokratiklesmesi yoluyla insan özgürlügünü saglamaya çalisan bir harekettir.

(6) Sosyalizm, en derin kapsamli ve uluslararasi ifade ile demokrasidir diyebiliriz.

(7) Öyle ki, sosyalizm, gelismis ekonomilerin vatandaslarinin: bir lüksü olarak degil, güç ve baskinin giderek artan bir sekilde uluslararasi hale geldigi bir dünyada bireysel ve toplumsal determinasyon için evrensel bir insan hakki olarak düsünülmelidir.

(8) 19. yüzyilda bizlere, ortaya çikan kapitalist toplumlarin isçi ve köylülerinin demokrasi yeterliligine sahip olmadigi söylendi. Bunun yalan oldugunu teoride ve pratikte ortaya çikardik. Simdi, Üçüncü Dünya’nin insanlarinin kendini basari ile yönetemeyecegini söyleyenler var ve bunlar sadece Güney Afrika’nin beyaz irkçilari degildir. Biz bunun yalan oldugunu teoride ve pratikte ortaya çikarmaya yardim edecegiz.

(9) Dünyanin her yerinde özgürlükleri için savasan insanlarla dayanisma içindeyiz, Fakat bunun için baska bir neden vardir: Gücün yapisi artarak uluslararasi hale geldigi için hiçbir ulusal hareket sosyalizmi gerçeklestirmede kendi, basina gerçek anlamda basarili olamaz. Sermaye simdiye kadar hiç olmadigi kadar küresellesmistir ve Üçüncü Dünya’nin yoksullugu bile gelismis ekonomilerin insanlarinin sosyal kazançlarini ortadan kaldirmak için kullanilmaktadir. Bizim uluslararasilasmamiz, Güney için oldugu kadar Kuzey içinde ahlaki bir hedef ve hatta pratik bir gerekliliktir.

(10) Sonuç olarak, özgürlük olmadan sosyalizm olamayacagi için demokrasi bizim görevimizdir. Birçok nedenle, politik baski kadar ekonomik sömürü ile savasmaktayiz, fakat bu nedenlerden en önemlisi: Insanlarin kendi yasantilarinin sosyal ve ekonomik sartlari üzerindeki -ulusal ve dünya ölçeginde- kontrollerinin temel mekanizmasi olan demokrasidir. Demokrasi, sosyalizmin gerçeklestirilmesinden sonra kurulacak politik bir üstyapi degildir. Popüler gücün vazgeçilmez temelidir. Sonuçta, bütün siniflarin diktatörlügünü ve tüm dik- tatör siniflarini reddederiz.

(11) Bu güç kendini degisik sekillerde ortaya çikarir. Demokratik sosyalizm, basit bir sekilde sosyal mülkiyet ya da yönetim planlamasi degildir, ancak her ikisi de amaca yönelik araçtirlar. Ayrica, bir ekonomik sistemin tam kopyasi da degildir. Demokratik sosyalizm, temelde insanlarin özgür yaraticiligini ortaya çikarmayi hedefleyen bir demokratiklesme süreci yoluyla, dayanisma, adalet, özgürlük temel degerlerinin uygulanmasidir. Bu nedenle, dünya çapinda bir hareketle, farkli kültürler ve geleneklerin katilimi ile zenginlestirilecektir.

(12) Fakat, sosyalizmin farkli biçimlerinin olmasi yaninda, tüm sosyalistler, bütün vatandaslarin politik, ekonomik ve sosyal kararlarin alinmasina özgürce katildigi, katilimin her türlü yeni türünün ortaya çikarildigi ve gelistirildigi, sosyal sorunlarin ve politik farkliliklarin açik ve elestirel tartismalar yoluyla çözüldügü bir toplum düsüncesine baglidirlar.

(13) Açikça, bu tür bir demokrasi kavrami, minimum olarak insanlarin temcilerini, evrensel, dogrudan ve gizli oyla seçmelerini azinlik haklari, din, gönüllü örgütlere katilma, egitim, yayin, konusma özgürlügü gibi bireysel haklarin korunmasini ve sadece yasalara dayali, kimsenin muaf olmadigi bir adalet sistemini gerektirir.

(14) Bu haklar hem bireysel hem de kolektiftirler ve ekonomi ile toplum üzerindeki popüler demokratik gücün önkosulu olan bireysel özgürlügün garantisidirler. Ayrica, bu haklar, onlara daha büyük sosyal içerik saglayacak sekilde, yerel topluluklarda ya da ekonomik girisimlerdeki dogrudan demokrasi gibi, yeni hareketlerin temelidirler.

(15) Politik, demokrasi yasamsal öneme sahiptir, fakat ulasmaya çalistigimiz sosyalist dönüsüm için yeterli degildir. Bunun yaninda, demokratik politik haklara engel olan ve hatta ortadan kaldiran, üstünlüge dayali sosyal ve ekonomik yapinin çözülmesini saglamak zorundayiz. Hareketimizin bu temel gerçegi son yillardaki kadin hareketleriyle daha da derinlesti. Bu hareketler bizlere, irk, ulus ve sinifa dayali sömürüye karsi savasta oldugumuz gibi cinsiyete dayali sömürüye karsi savasta da yer almamiz gerektigini gösterdi. Aslinda, bu girisimlerin her biri, insan özgürlügü amacimizin ilgili ve bütünleyici birer parçasidir.

(16) Esitsizlik ve zulmün temelleri sadece ekonomik degildir. En eski sosyal baski sekli olan erkegin kadina hükmedisinin, ücret farkliligi, isgücü piyasasinda ayrimcilik gibi ekonomik belirtileri vardir. Fakat bu özel ve tarihi bir olgu ve ataerkil aile ve cinsiyet hiyerarsisine dayali toplum örgütlenmesinin ilkelerinin genellestirilmesidir. Kadin ve erkegin esitligi sadece resmi ve yasal degisikliklerin sonucu olmayacaktir, günlük yasamin kendisinde gerçek bir devrimi gerektirmektedir.

(17} Sosyalistler, insanlarin ekonomik özgürlügü ve politik ve ekonomik baskilara karsi etkin ulusal bagimsizligin saglanmasi için mücadele verirler. Ayni nedenle, kadinlarin özgürlügünü kazanmasi, erkeklerle, günlük hayattan baslayarak sosyal hayatin her alaninda esitlikleri için savasmaktayiz. Hareketimizin zenginligi, degisikligi ve ayni zamanda karmasikligi, bütün bu mücadeleleri birlestirme ve politik demokrasi ve diyalog çerçevesinde bütün özgürlük hareketlerini ifade etme çabamizin bir Sonucudur.

(18) Bütün bu nedenlerle sosyalizm için tek bir model yoktur, fakat, Enternasyonal’deki tüm partiler için politik, ekonomik ve sosyal haklar ile ilgili temel kavramlar ve degeri er vardir. Biz sosyalizmin herhangi bir felsefi yorumu ile tanimlanmayan son derece çogulcu bir hareketiz. Sosyalist teorilerin degisen dünyaya uyum göstermesi gerektigine inaniyoruz. Böylece her insan ve her nesil kendi zaman ve yerinin gerçekligine kendi damgasini vuracaktir.

(19) Lima Bildirgesi, Latin Amerika’da Sosyalist Enternasyonalin tarihi ilk kongresinde belirttigi bu ilkelere dayali olarak, demokratik sosyalizmi yeniden tanimlamak zorundadir.

EYLEM PROGRAMI

ÖNSÖZ: KÜRESEL GÖREV

Willy Brandt’in uluslararasi gelisme komisyonu, ilk raporunu yayimladigi zaman (Kuzey-Güney: Hayatta Kalma Için Bir Program, Pan 1980) Yeni Bir Uluslararasi Ekonomik Düzen olasiligi konusunda esi görülmemis bir ilgiye neden olmustur. Bununla birlikte, bu raporu izleyen Cancun Zirvesi’nde, önemli devletler, amaçlarini gerçege dönüstürmek için gerekli olan görüsmeleri gerçeklestirmekte basarisiz olunca, komisyonun yeni gündemi için olusan iyimserlik dalgasi zayiflamistir.

Üç yil sonra, Brandt Komisyonu, orijinal programi güncellestirilmis olarak yayimlamis ve bu raporda (Ortak Kriz, Pan 1938) “kötülesen ekonomik kosullar gelismekte olan ülkelerin istikrarini tehdit etmektedir. Bunun da ötesinde bir gerileme, toplumlarin parçalanmasina ve dünyanin birçok bölgesinde anarsi kosullarinin yaratilmasina neden olacaktir” görüsleri vurgulanmistir. Ortak kriz, “gelecek nesiller için daha adil ve refah içinde yoksulluk ve açliktan, baski ve bagimliliktan uzak bir dünya” umudunu beslemektedir. Fakat baslica devletler hala krizleri düzeltmek ya da gerçek isbirligini arttirmak yönünde hareket etmekte basarisizdirlar.

Cancun Zirvesi’nden sonra, Eylül 1981’de, Sosyalist Enternasyonal, Büro, Kuzey-Güney seçeneklerini incelemek üzere bir degerlendirme kurulu olusturdu. 1982’de Bruno Kreisky, Viyana’da bu seçenekleri kapsayan SE Ekonomik Konferansina ev sahipligi yapti ve 1983’te Albufeira SE Kongresi, Michael Manley baskanliginda Sosyalist Enternasyonal Ekonomik Politika Komitesini olusturdu. (SICEP), Geçen yil eylül ayinda komite raporunu yayimladi. (Manley/Brandt, Küresel Görev, Pan 1985)

BÖLÜM 1: KUZEY-GÜNEY ÇIKMAZINI KIRMAK

Küresel Görev raporu, Brandt’in ilk iki komisyondaki yargi ve düsüncelerini hem savunmakta, hem de genisletmektedir. Rapor, ekonomik iyilesme ile baglantili olan dünya ticaretinin ve finansmaninin yeniden yapilandirilmasi ve küresel kaynaklarin yeniden paylasimi gibi üç zorunluluk üzerinde durmaktadir.

1.1 Ticaret Ve Harcamalarin Iyilestirilmesi

Uluslararasi ekonominin bugünkü iyilesmesi, dengesiz ve zayif bir temele dayalidir.

Kuzey’de, sadece Amerika Birlesik Devletleri genislemeyi sürdürmüstür (bütçe açiklarina ve büyük oranda da askeri harcamalara dayali olarak). Genel olarak, diger OECD ülkeleri, buna karsilik harcamalari kismislar ve üretim hacimlerinde düsük artislara gitmislerdir. Refah programlari tekrar kesilmistir. Issizlik artmis, artmaya devam etmekte ve dayanilmaz boyutlara dogru ilerlemektedir.

Monetarist politikalarin yarattigi baski havasinin son zamanlarda, sadece Keynes’ci olmaktan çok Keynes arti olan ve asagida açiklanan -yeni analiz ile sorgulanmakta olmasina ragmen-yönetimlerin ithalati azaltma yolu ile ödemelerini yeniden düzenleme çabalari, bir tarafin kaybi pahasina diger tarafa iyilestirme saglama kisirdöngüsü ve küresel ticaretin büyüme hizini oldukça sinirlayan deflasyon ile sonuçlanmaktadir, Bu durum, gelismekte olan ülkelerin ihracat olanaklarini olumsuz yönde etkileyen, dünya hammadde ticaretinin yapisinda son yillarda meydana gelen degismelerle daha da kötülestirilmektedir.

Düsük petrol fiyatlari, düsük üretim maliyetlerini olanakli hale getirir, enflasyonu düsürür ve petrol disindaki ithalati arttirir. Fakat bunlar, sadece Kuzey’de birçok ülkesindeki deflasyonist politikalar nedeniyle degil, ayni zamanda düsen petrol gelirlerinin Güney’deki önemli ülkelerin ithalat kapasitesini daraltmasi nedeniyle de, dünya ekonomisinin sürekli bir sekilde gelismesini saglamayacaktir.

Küresel Görev raporu. Kuzey’deki yönetimlerce bir tarafin kaybi pahasina diger tarafin kazanci için izlenen iyilestirme programlarini tartismaktadir. Enflasyon ile basa çikmak önemli bir amaç oldugu sürece. bu yaklasim dünya ekonomisi için zararli olan enflasyondan çok. karsilikli defiasyon yaratacaktir.

Kuzey ve Güney’deki devletlerin sürekli gelismeyi nasil saglayacaklari kendi tercihleridir. Bazilari, kendi sanayilerini modernlestirmeye çalisacaklardir. Digerleri, bunu kamu yatirimlari, sosyal hizmetler ve refah için iyilestirme programlari ile birlestirmeye çalisacaktir. Bazi!.ari mali ve parasal politikalari seçebilir digerleri de direk kamu harcamalari üzerinde durabilir, Önemli olan, yeterli sayida yönetimin, kendi kendine devam eden bir karsilikli gelisme, büyüme sürecinde, birlikte hareket etme güvencesini saglamasi gerekliligidir. Küresel Görev, küresel harcamaya yilda 100 milyar dolara esit miktarda para eklenmesini kapsayan bir iyilestirme hedefi olusturmustur.

Bu, dünyanin her yil silahlara harcadigi miktarin sadece onda biridir.

Böyle bir iyilesme, Kuzey’de olusturulmus bile olsa, Güney’in ihracatini yilda %45 oraninda arttirabilir ve Güney’in GSMH’sinin bey yil içinde beste bir ile dörtte bir arasinda ve on yil içinde de yarisi ya da üçte ikisi oraninda artmasina olanak saglayabilir. Bu, Birlesmis Milletlerin %0.7 gelisme yardimi hedefinin gerçeklestirilmesi ile bir arada yürütülmelidir, bu sadece Güney’de refahin artmasi degil ayni zamanda da OECD ülkelerinde iki milyon kisiye istihdam yaratilmasi demektir.

1.2 Finans Ve Borcun Yeniden Yapilandirilmasi

Borç ödemeleri su anda birçok gelismekte olan ülkenin ihracat gelirlerinin dörtte biri ile üçte biri arasindadir. Özellikle Latin Amerika için kriz çok ciddi boyutlardadir. Cartageria Grubu’nun on bir ülkesinin bakanlarinin belirttigi gibi, “Latin Amerika’nin toplam dis borcu, GSMH’larinin yarisindan fazladir ve yillik ihracatlarinin üç katidir”. Sahra Afrikasi’nin altindaki ülkelerin toplam borcu Latin Amerika’dan azdir, fakat, uzun süreli kuraklik nedeniyle son dönemlerde zarar gören bu ülkelerde, borçlar daha da büyük bir yük olusturmustur. Son dönemlerde Kuzey’den gelen yiyecek yardimlari, ulasimi saglayacak yakiti satin almak için gerekli olan yabanci paranin olmamasi nedeniyle, bu tür ülkelerdeki kuraklik bölgelerine dagitilamamaktadir.

Baker’in son zamanlardaki önerilerinde açikça görülen, Amerika Birlesik Devletleri’nin tutumundaki degisiklikten memnuniyet duymaktayiz. Fakat, Baker’in planindaki yillik ek harcama, gelismekte olan ülkelerin bugün 1 trilyon ABD dolarina yaklasmis olan borçlarinin sadece %1’i kadardir.

Bu eylem plani, en az gelismis ülkelerin ve özellikle kurakliktan etkilenen Sahra Afrika’sinin altindaki ülkelerin borçlarinin silinmesi ve borç ödemelerinin yeni bir takvime baglanmasi ve yeniden yapilandirilmasi için özel öneriler ortaya koymaktadir. Ayrica rapor, bes yillik dönemler içinde her yil “Baker Plani”nda belirtilenden daha fazla miktarda “Özel Çekme Hakki” (Special Drawing Right, SDR) artisi önermektedir.

Bizim görüsümüze göre bu öneriler, dünya ekonomisinde yeterli dengeye ulasmak, Güney tarafindan yapilan ithalat harcamalarinda iyilesme ve karsilikli olarak Kuzey tarafindan yapilan ihracatta artis saglamak ya da Güneylilere verdikleri borçlarin esi görülmemis riskleri olan Kuzeyli bankalarinin istikrarini saglamak için minimum gerekliliklerdir. Uygulanmakta olan korumacilik standartlarina göre “özel çekme hakki” SDR’larda artis önerimiz oldukça radikaldir, fakat dünya ticaretini pratikte, Bretton Woods Konferansinda elde edilmis olan IMF borçlanma kota oranlarinin restorasyonunu saglamaktan öteye etkilemeyecektir. Bundan daha aza olan herhangi bir önlem, sürmekte olan küresel borç ve ödeme krizlerini çözmekten daha çok kötülestirecektir.

Kredi veren ülkelerin sadece büyük miktarli borç geri ödememelerinin korkutucu sonuçlari üzerine egilmeleri degil, ayni zamanda bugünkü düzeyde ve varolan kosullardaki borçlarin geri ödenemeyecegini de kavramalarina ihtiyacimiz vardir.Ayrica, Kuzey’in yöneticileri. bu ülkelerin büyük çogunlugu tarafindan geçen yüzyildan bu yana kendi finansal yapilarinin bir parçasi olarak kabul edilen borç kaynaklarina esit degerde bir küresel borç kaynaginin önemini ve aciliyetini kavramak zorundadir.

Yeni bir Bretton-Woods Konferansi için Baskan François Mitterranp’in yapmis oldugu öneriyi destekliyoruz IMF’nin tipik sartlara baglilik (conditionality) paketinin, Kuzey’in savastan bu yana kendisinde destekledigi karma ekonomi ve refah programlarini, Güney’de reddettigini vurguluyoruz. IMF ayrica, birçok gelismekte olan ülkede diger tarafin zararina ragmen deflasyonu empoze ederek küresel bozulmaya katkida bulunmaktadir. Sadece Güney’deki refah artisi olanaklarini reddettigi için degil, ayni zamanda, gelismis ve gelismekte olan ülkeler arasindaki ticaret ve artan harcama olanaklarini sinirlandirdigi için IMF’nin deflasyon politikalarina kasiyiz.

1.3 Zirvedeki Ülkeler Ve Zirvedeki Sirketler

Küresel ticaretin iyilestirilmesi için hazirlanacak program, uluslararasi sirketlerin aktivitelerinin kontrolünü ele geçirmek zorundadir. Ticaretin yogunlukla farkli ülkelerdeki farkli sirketler arasinda yapildigi 19. yüzyil ekonomisinin tersine bugün dünya ticaretinin beste ikisi. ayni uluslararasi sirketin farkli ülkelerdeki yan kuruluslari yoluyla ya da.bunlar arasinda yapilmaktadir. On bes yildan daha uzun bir süredir, küresel ekonomide uluslararasi sirketlerin üretimi, dünya ticaretinin toplam degerinden daha fazla olmakta ve hatta dünya üretimi ve küresel kati hizinda büyümektedir.

Sonuç, dünyada zirvedeki 200 sirketin birlestirilmis cirosunun, bugün neredeyse dünya GSMH’sinin üçte birine esit olmasidir. UNCTAD tablolari, gelismekte olan ülkeler için çok önemli olan ticari anlasmalardaki, küresel ticaretin üçte ikiden %90′a kadar olan bölümünün yarim düzine yada daha az uluslararasi sirket tarafindan kontrol edilmekte oldugunu göstermektedir. Fakat zirvedeki bu sirketlerin yarisindan fazlasinin merkezleri sadece bes ülkededir -ABD, Ingiltere, Japonya, Bati Almanya ve F:ansa- ve bu ülkelerin yönetimleri, IMF ve Dünya Bankasi gibi kurumlarin en güçlü üyeleri durumundadirlar.

Uluslararasi ticaret ve ödemelerin reformu için olusturdugumuz öneri, uluslararasi sirketlerin yeni ortaya çikan üstünlügü ve otoritesine karsidir. Bu kapsamda, uluslararasi sirketlerin aktiviteleri üzerinde daha fazla kontrol kazanmalari ve Birlesmis Milletler’in küresel operasyonlari ile ilgili olarak Davranis Yasasi’nin amaçlarinin yerine getirilmesi sürecinin baslatilmasi için, Kuzey ve Güney’de benzer yapida olan yönetimler arasinda Gelisme Anlasmalari yapilmasini öneriyoruz.

1.4 Yeniden Paylasim Ve Gelisme

Küresel ekonomik iyilesme, büyük oranda, Kuzey’den Güney’e talebin etkin bir sekilde yeniden dagilimina bagli olacaktir. Bu durum, bugün uluslararasi sermaye için geçerli olan ikilem ili gösterilebilir. Uluslararasi sirketler, Güney’in az gelismis ekonomilerinde isçi sinifini sömürürken, Kuzey’in refah ekonomilerinden gelen yüksek ve sürekli taleple olusan satis ve karin gerçeklesmesine bagimlidirlar. Yönetimler için konu farkli fakat tamamlayicidir. Baslica borçlu ülkelerin borçlarini ödememeleri sonucunda dünya çapinda finansal krizin baslayabilecegi bir dünyada, Baskan Alfonsin’in, Arjantin’in borçlarini, diger ülkelerin ihracat mallarini almalari durumunda ödeyebilecegi yönündeki uyarisini dikkate almak gerekir.

Küresel ekonomide özellikle yeniden paylasim yolu ile büyüme argümanimiz ile, savas sonrasinin büyümeden sonra yeniden paylasim yaklasimina karsiyiz. Bizim modelimiz, IMF ve Dünya Bankasi tarafindan desteklenen, ulusal geliri arttirmak için ihraç geliri yaratilmasi ve “düzensiz ve yavas akis” etkisi ile yayilmasi yaklasimindan farklidir. Ihraç yarisi için sosyal harcamalardan ödün vermekten çok, sosyal ihtiyaçlar ve sosyal yeniden paylasim üzerine harcamalar yapmak yoluyla, küresel iyilesmenin gerçeklestirilebilecegi ve gerçeklestirilmesi gerektigi yönündeki görüsümüzü korumaktayiz. Az gelismis ve gelismemis ülkelerde, uzun vadeli gelisme eksiklikleri, bu ülkelerin karsilikli ayni zamanda Kuzey’in gelismis ülkelerinin ihracat ticaretini arttiracaktir. Agir sosyal bedellerle yaratilan kisa vadeli artik degerler, sadece küresel bir krizi daha da arttiracaktir.

1.5 Gelisme Için Yeniden Düzenleme

Deflasyon,borç ya da IMF gibi uluslararasi kuruluslara karsi protestolar, eger kurumlarin kolektif hareketlerinin Onlar Grubu ve özellikle bes büyük ekonomik güç tarafindan kararlastirildigi göz ardi edilir ise, gelisme oyununun ana aktörlerini kaçirtir. Bu bes ekonomik güç arasinda kritik öneme sahip olan Amerika Birlesik Devletleri, çokuluslu kuruluslarda ve Kuzey-Güney diyalogunu gelistirmeye yönelik küresel anlasmalarin saglanmasinda çok önemli etkilere sahiptir.

Son yillarda Amerika Birlesik Devletleri, Ortak Fon, yeni ya da yenilenmis cari anlasmalar, ya da Deniz Anlasmasinin Kurallari gibi görüsmelerin hiçbir sonucunu onaylamamistir. Amerika Birlesik Devletleri sadece UNESCO’dan çekilmekle kalmamis, ayni zamanda Uluslararasi Adalet Divani’nin Orta Amerika için verdigi kararlari reddetmis, Uluslararasi Gelisme Kurulusu’nun (IDA) fonlarinin, yeterli olan minimum düzeyde doldurulmasina katilmakta istekli olmamis Uluslararasi Tarimsal Gelisme Fonu’nu (IFAD) oldugundan daha az önemli, neredeyse anlamsiz göstermeye yönelik girisimlerde bulunmustur. Sonuç, sadece, Amerika Birlesik Devletleri’nin iyilestirme programlarina, kurumlarin reformuna ya da yoksul ülkelerin yararina olan bir yeniden paylasima katilmakta isteksiz olmasi ile kalmamistir. Ayrica, artan oranda çokuluslu kurumlarin ABD tarafindan reddedilmesi, kendi amaçlari için kendi sartlarini korumasi anlamina gelmistir.

Bu mesajin degistirilebilmesinin, ABD’nin tutumundaki bir degisiklik ile gerçeklesebilecegi açiktir. ABD yönetiminin, Küresel Görev raporunun önemli konu ve amaçlarina karsi aktif bir sempati göstermesi olanaksiz degildir. Bu gerçeklesirse, ekonomik iyilestirme, borçlarin yeniden yapilandirilmasi, finansal kurumlarin reformu ve daha az gelismis ülkelerin yararina kaynaklarin küresel olarak yeniden paylasimi için gerçek bir çok uluslu programin basarilmasina dogru hizli adimlarla ilerlemeyi saglayacak dönüsümler olanakli hale gelebilir.

Bununla birlikte, Cancun’dan bu yana, 1983 yilinda Yeni Delhi’de yapilan Ortak Refah Konferansi’nda borç reformu ve iyilestirme için getirilen önerileri ve daha sonra dünya zirveleri ya da Avrupa Birligi’nde François Mitterrand ve diger sosyalistler tarafindan ortaya konulan iyilestirme ve reforma yönelik önerileri bloke eden Amerika Birlesik Devletleri’nin, ya da Büyük Britanya’daki muhafazakar yönetimin böylesi bir yeni gelisme gündemi ile ilgili, kayda deger bir isteklilik gösterdigine dair herhangi bir kanit elde edilememistir.

Eger gelismis ülkelerin bazilari, sürmekte olan gelisim çikmazini kirmak için daha bagimsiz bir rol oynayacaklar ise, yeni bir uluslararasi ekonomi düzeni yaklasimi için temel olusturabilecek, küresel ekonominin Kuzey’i ve Güney’i arasindaki yeni iliski prototipine ve gelismekte olan ülkelerle olan iliskilerde daha görünür yeni düzenlemelere ihtiyaç duyacaklardir.

Yeniden paylasim, iyilesme ve reform taahhüt eden bu tür yönetimler, temel ihtiyaç programlarini. hayata geçirmeye, ayricaliklari tersine çevirmeye, demokratik kurumlari daha etkin hale getirmeye ve yoksullarin çikarlarini iyilestirmeye çalisan Üçüncü Dünya’da benzer görüslere sahip yönetimleri’ sorumluluklarini kabul etmek zorundadirlar.

Bu hareket, Güney-Güney isbirliginin artama kadar, hem Kuzey hem de Güney’de benzer görüs ve amaçlari paylasan yönetimler arasinda, ortak hareket anlamina gelmektedir. Ortak çaba, Sosyalist Enternasyonal’e bagli partilerin olusturdugu ve idare ettigi yönetimlerin, sadece küresel krizleri analiz etmek için degil, yeni bir gelisme gündemine öncülük etmesi amaciyla ortaklasa olarak Küresel Görev raporunda yapilan önerileri uygulayabilmek için özel bir sorumluluga sahip olduklari bir asagidaki belirtilenleri kendimize görev edinmekteyiz.

BÖLÜM 2: EYLEM PROGRAMI

2.1 Iyilesme Ve Büyüme

Küresel Görev raporundaki tartismalara paralel olarak, asagidaki hedefleri önümüzdeki on yil boyunca sürdürülmek üzere yilda en az 100 milyar Amerikan dolarini kapsayan bir ticaret ve ek harcama programi için çalismayi taahhüt ediyoruz:

(a) gelismis ve gelismekte olan ülkeler arasinda karsilikli ithalat ve ihracatin gelistirilmesi

(b) nüfusun tümünün gelir düzeyini devamli olarak yükseltebilmek için, sanayilesmis ülkelerde istihdam ve büyümeye yönelik kamu ve özel yatirimlari arttirmak

(c) üçüncü dünya ülkelerinin gelisme eksikliklerine dayanmalarinin (i) hem Kuzey hem de Güney’den ithalat kapasitelerini sürdürmelerinin, (ii) daha çok istihdam yaratilmasina olanak saglayan üretim kapasitelerini gelistirmelerinin, (iii) sosyal hizmetleri yeterli bir düzeyde sürdürmelerinin ve (iv) dogal çevreyi korumalarinin ve standartlari kabul etmelerinin saglanmasi.

Böyle bir program, hem Kuzey hem de Güney’deki refah, istihdam ve büyüme için olusturulan programlari karsilikli olarak takviye etmelidir.

2.2 Yoksul Ülkeler Için Acil Durum Programi

En yoksul ve en az gelismis ülkeler için bir acil durum programinin uygulanmasini kendimize bir görev olarak tanimliyoruz. Bu program, son yillarda zorla kabul ettirilen ve bu ülkelerin kendilerini küresel durgunluga daha iyi adapte etmelerinin gerekliligi nedeniyle geciktirilmeden, dünya ekonomik iyilesmesinden hizli ve yeterli pay almalarina yardim etmek için önümüzdeki on yil içinde, yillik olarak10 milyar .Amerikan dolarlik ayricalikli ek yardim almalarini kapsamalidir.

Bu programi, özellikle bu ülkelerdeki, evsiz, issiz, yetersiz beslenen. yoksul ve yerlerinden uzaklastirilmis insanlarin yararina yönlendirmeyi. kendimize görev kabul ediyoruz.

2.3 Borç Krizinin Çözümlenmesi

Krizlerin çözümünde yetersiz olan duruma özgü yaklasimlari reddediyoruz ve kendimizi, borç sorununun çözümünde, her bir ülke için çözüm saglayici bir ortaya koyan kapsamli bir hareket plani için çalismakla görevlendiriyoruz.

Asagidaki gündem ile, borçlu ülkeler ile borç veren ülkeler arasinda bir yil içinde bir konferans yapilmasi çagrisinda bulunuyoruz:

(a) az gelismis ülkelerin ve dogal olarak kurakliktan etkilenen Sahra Afrikasi’nin altinda kalan ülkelerin dayanilmaz boyutlara ulasmis olan borçlarinin büyük bölümlerinin silinmesi

(b) hiçbir ülkenin var olan borçlarini ödemesinde uzun vadeli ortalama ihracat gelirlerinin %20 borç geri ödeme takviminin olusturulmasi

(c) faiz oranlarinda onaylanmis bir tavan sinirinin belirlenmesi

(d) Kredi veren ve borçlu olan yönetimler arasinda uluslararasi borç sorununun çözümüne yönelik, ticari bankacilik sistemini olanakli uluslararasi kuruluslarin olusturulmasi

(e) Uluslararasi finansman kurumlarinin karar verme, yöntemler, organizasyon ve kaynak saglama konulari ile ilgili uzun vadeli konularin ele alindigi bir konferans düzenlenmesi:

2.4 Uluslararasi Finansal Ve Parasal Sistemlerin Reformu

IMF ve Dünya Bankasini da kapsayan uluslararasi para ve finans sisteminin reformu için çalismayi kendimize bir görev edindik. Bu reform sunlari kapsamak zorundadir:

a) gelismemis ülkelere uzun vadede, gelisme eksiklikleri için yardim saglama

(b) fazlasi ve eksigi olan ülkeler arasinda yükü dagitan simetrik bir ödemeler dengesi ayarlama süreci olusturma

(c) Batili, Dogulu ve Güneyli ülkelerin esit temsil edilmesi

(d) kisa vadeli ödemeler dengesi ayarlamasi yerine, küresel gelisme kapasitesine bagli bir uluslararasi akis olusturmak ve önümüzdeki bes yil süresince SDR’yi (Special Drawing Rights-Özel Çekmek Hakki) 150 milyon Amerikan dolari düzeyine çikarmak

(e) gelisme gereksinimleri ile uyumlu, tahmin edilebilir, artan bir sermaye ve finans akisinin saglanmasi ve bunlarin gereksinimlere uygun olarak kullanilmasi

(f) küresel akisi, tek bir ülkenin ekonomik politikasi ile etkilenmeyecek olan uluslararasi faiz oranlarinin saglanmasi,

(g) finansal piyasalarda, ortak resmi müdahaleler yoluyla daha istikrarli ve düsük uluslararasi faiz oranlarinin saglanmasi,

(h) küresel akisi, tek bir ülkenin ekonomik politikasi ile etkilenmeyecek olan uluslararasi bir döviz rezerv sistemi üzerine oturtmak

(i) özel olarak uluslararasi bankacilik sisteminin genel olarak uluslararasi gözetimin ve düzenlemelerin olusturulmasi

Gelismekte olan ülkelerden sermaye kaçisi, borç vermeyi engelleyen önemli bir problemdir. Bu tür kaçislar, uluslararasi ekonomide farkli kazanç firsatlarini yansitir. Gelismekte olan ülkelerin bir çogunda, ekonomik büyüme bu tür fonlardan alinacak paylarla artacaktir.

Gelismekte olan ülkeler sermaye kaçisini durdurmaktan kendiler sorumludurlar. Bununla birlikte bu tür ülkeler, hem disaridan sermaye alabilmek, hem de gelecekte sermayenin disariya akisini engellemek zorundadirlar. Kredi veren ve alan ülkeler tarafindan öncelikli dikkatin, bu tür sermaye akislarini vazgeçirmeye yönelik olarak çifte vergilendirme anlasmalarina ve ortak dayanismanin kurulmasina vermelerini öneririz.

Bu tür önlemler, gelismekte olan ülkelerin, sermayenin uluslararasi kaçisi ile ilgili olarak ulusal yasal düzenlemeleri zorlamalarini saglar.

2.5 Ticaret Reformu

Asagida verilen durumlari kapsayacak sekilde, uluslararasi bir ticaret sistemi reformunu gerçeklestirmeye yönelik çalismalar yapmayi kendimize bir görev olarak tanimladik.

(a) ülkeler arasinda ayricalik yapmamak

(b) Üçüncü Dünya Ülkelerinin, ticaret gelirlerinden daha çok pay almalarini saglamak

ve kendi sanayilerinin temellerini gelistirmelerini saglamaya yönelik olarak planli ticarette geçici önlemleri kabul etmek

(c) Kuzeyli pazarlara giris güvencesi saglamak

(d) planli ticaretin kötüye kullanilmasina karsi itiraz için ayrimci olmayan, çokuluslu bir kabule dayali koruyucu düzenlemeleri içermek

(e) harcamanin, ticaret ve ödemelerin iyilestirilmesi programlarinin karsilikli güçlendirilmesi yoluyla yapisal düzenlemelerin saglanmasi

(f) sadece imalata dayali ticaretin degil, ayni zamanda hizmet ve tarimsal ürünlerin ticaretinin de gereksinimlerini karsilamak

(g) hem Kuzey hem de Güney ülkelerinde, ortak pazarlarin ya da bölgesel ticaret alanlarinin rolünü kabul ederken, çokuluslu hedeflerin desteklenmesi

(h) ticaret mallarinin fiyat istikrarinin saglanmasi (örn. Ortak fon), ihraç gelirlerinin istikrarinin saglanmasi (örn. Ihracat finansmani eksikliklerini dengelemek için genisletilmis Stabex semasi ya da yeni UNCTAD semasi) ve daha etkin uluslararasi ticaret mallari anlasmasi için kurumsallasmis bir mekanizmanin saglanmasi

(i) isçilerin sömürülmesine dayali ticari yaristan kaçinmak için minimum sosyal standartlari olusturmak.

2.6 Yapisal Gelisme Ve Yardim

Asagida belirtilen görevleri gerçeklestirmeyi taahhüt ediyoruz:

(a) 1990′da GSMH’nin % 0.7’si olan yardim hedefini gerçeklestirmek

(b) Birlesmis Milletler’in Az Gelismis Ülkeler için yeni Hareket Programi ve 1986’da Afrika’da Birlesmis Milletler’in Özel Oturumu’nda kabul edilen hareket programini uygulamak

(c) 1985′te kurakliga ugramis Afrika’ya acil durum yardimi koordinasyonunun bir devami olarak, gelismekte olan ülkelere uzun vadeli yiyecek güvencesini garanti edecek yönde hareketlerimizi yürütmek

(d) Az gelismis ülkelere önümüzdeki on yillik dönemde, ülke içi yiyecek ve enerji üretimlerini arttirmaya yönelik iç politikalara yardim ederken, diger taraftan da, istikrarli ve ayricalikli fiyatlarla yeterli yiyecek yardimi ve enerji saglamak

(e) çevrenin korunmasi ve enerji tasarrufu, bunun yaninda yoksul ülkelerin ve insanlarin kit dogal kaynaklara daha fazla ulasmalarinin güvence altina alinmasi için programlar uygulamak

(f) gelismekte olan ülkelerin hem kamu hem de özel sektörlerinde kaynaklarin etkin kullanimini desteklemek.

2.7 Uluslararasi Sirketler

Asagidaki amaçlari gerçeklestirmeye yönelik ortak harekete katilmayi taahhüt ederiz:

(a) uluslararasi sirketlerin aktivitelerinin ulusal ve uluslararasi kontrolü için daha seffaf bir sistem

(b) uluslararasi sirketlerin sorumlu olmalari ilkesinin zorlanmasi

(c) uluslararasi sirketlerin için Birlesmis Milletler’in Davranis Yasasi’nin uygulanmasi

(d) uluslararasi sirketlerde ya da onlarin subelerinde ve alt kuruluslarinda çalisanlar için –ya da bunlardan etkileneler için- vergi düzeyleri, çevresel standartlar, sendikalar ve sosyal haklar ile ilgili, devletler arasi anlasmalara ulasilmasi

(e) hem sanayilesmis hem de gelismekte olan ülkelerde, sendikalar ile yakin isbirligi içinde, uluslararasi sirketler ile ulusal ve uluslararasi Gelisme Anlasmalarinin yapilmasi

(f) özel piyasa güçlerini dengelemek, kompanse etmek ve sosyal gelisme hedeflerine ulasmak için kamu sektörünün etkinliginin korunmasi.

2.8 Paylasim, Demokrasi Ve Insan Haklari

Sunlari gerçeklestirmeyi kendimize bir görev olarak kabul ediyoruz:

(a) Hem Kuzey hem de Güney’de, ekonomik demokrasi, refah ve sosyal adaleti gelistirmek ve tesvik etmek için genisletilmis karar alma sistemi ve gelirin yeniden paylasimi

(b) Karar almayi merkezi olmaktan çikarmak için, planlama ve degisime yönelik sosyal anlasmalar için yeni mekanizmalar kurulmasi

(c) kooperatiflerin gelistirilmesi ve egitim gereksinimleri için finansal ve teknik yardimlar ile toplumsal ve kooperatif yapilara dayali mülkiyetçiligin alternatif formlarinin gelistirilmesi yeni kirsal ve kentsel kooperatiflerin kurulmasinin kolaylastirilmasi ve kriz tehdidi altinda kooperatiflere dönüsümünün desteklenmesi,

(d) istihdam ve teknolojik degisimlerin faydalarinin daha esit paylasimi bir çok ülkede bu kavram isi paylasma, çalisma saatlerinin planli olarak azaltilmasi, daha kisa bir çalisma haftasi ya da daha az çalisma ayi ya da kisinin yasami süresince daha az çalisma yili anlamina gelecektir.

(e) harcamalarin artisini ve temel tüketim mallarinin üretimini artmasini tesvik olarak,daha dengeli kisisel gelirin ve ekonomideki kamu hizmetlerinin yayginlastirilmasi yolu ile sosyal kazancin arttirilmasi kamu hizmetlerinin konut, saglik, egitim, sosyal refah, toplum hizmetleri ve ulasim gibi temel ihtiyaçlari kapsamasinin saglanmasi

(f) isçiler arasinda örgütlenme özgürlügünün desteklenmesi

(g) irkçiliga ve cinsiyetçilige karsi savas egitim ve diger sosyal programlara katilma kadar, kendilerini temsil etme, karar verme ve toplumun her düzeyinde etkili olma da dahil olmak üzere etnik azinliklar ve kadinlarin hak ve rollerinin desteklenmesi

(h) kadinlarin sanayide, hizmet sektöründe ve tarimda, üretime yönelik hibeler ve diger yardimlar için seçilebilirlikleri kadar, ücretsiz isgücü olarak degil,ücretli isgücü olarak istihdam edemle hakkinin desteklenmesi

(i) gelismemis ve az gelismis ülkelerin kirsal ve kentsel alanlarindaki yoksu insanlara, gelir destegi, tarimsal ürün gelistirme, su kaynagi projeleri ve özellikle Sahra Afrikasi altinda kalan ülkelerde periyodik olarak kuraklik ile karsi karsiya kalan bölgelerde çevresel programlar gibi önlemlerle kaynaklarin kaldirilmasi.

2.9 Silahsizlanma Ve Gelisme

1983’te Albufeira Bildirisi ve 1986’da Sosyalist Enternasyonal Danisma Konseyi Raporu’nin (SIDAC) belirledigi amaçlara ve ayrica yeni bir görev olarak da, kitlik, hastalik ve yoksulluk karsiti bir savasta uluslararasi ekonomik gelisme için silahsizlanma yoluyla %5 para tasarrufu saglama görevlerine bagliligimizi bildiririz.

2.10 Güney-Güney Isbirligi

Yatirim, üretim, ticaret ve teknolojiyi karsilikli olarak arttirmak için gelismekte olan ülkelerin kendi aralarinda isbirligi olusturmalarinin önemini kabul etmekteyiz. Bu yönde, ortak yatirim programlarini ve ortak üretim ve teknoloji planlarini uygulamaya yönelik bütün olanaklari aktif olarak arastiracagiz. Para ve finans alanlarinda isbirligini destekleyecegiz. Bölgesel ve uluslararasi düzeyde, gelismekte olan ülkeler arasinda ticareti gelistirici politikalar izleyecegiz.

BÖLÜM 3: EYLEM SÖZÜ

Brandt Komisyonu’nun iki raporunda küresel sorunlar için önerilen çokuluslu çözümlere bagliyiz ve bagli kalacagiz. Bu öneriler, dünya gelismesindeki krize karsi gösterilen en dogru küresel tepkidir. Son dönemlerdeki ekonomik gelismeler, bu önerilerin uygulanmasini daha da gerekli hale getirmistir.

Diger taraftan, bu Eylem Programi’nda belirlenen yeni gelisim modelini baslatmaya ve örnek olusturmaya yönelik, kendi içimizde ortaklasa ve benzer görüs ve hedeflere sahip ülkelerle birlikte çalismayi taahhüt ederiz.

3.1 Genel Olarak Sosyalist Enternasyonal’e Bagli Partiler

Asagidaki görevleri yüklenirle:

(a) üye partiler arasinda, Küresel Görev’in temellerini biçimlendiren analiz ve tavsiyelerin ve özellikle hareket programi önerilerinin bilincinde olmayi ve bagliligi arttirmak

(b) Eylem Programi’nin bir referans noktasi olarak seçim bildirilerinde yer almasinin ve seçim kampanyalarinin temelini olusturmasinin saglanmasi

(c) hareket programlarina ve dayandigi olasiliklar için pozitif bir dünya görüsü ve halk destegi olusturmak. Bu yöndeki çalismalar, toplum üyeleri arasinda, basin yoluyla, ulusal ve çokuluslu kuruluslar içinde yürütülecektir.

(d) Küresel Görev raporu ve hareket programini gelistirme ve desteklemeye yönelik olarak, konferanslar, seminerler, workshoplar ve diger tartisma biçimlerini düzenlemek,

3.2 Ofisleri Olusturan Sosyalist Enternasyonal Partiler

Asagidaki görevleri yüklenirler:

(a) bu programi uygulamak üzere ortak hareket baslatmak

(b) çokuluslu sistem ve onun çesitli kurumlarini ve özellikle Birlesmis Milletler’e bagli olanlari güçlendirmek

(c) IMF, Dünya Bankasi, bölgesel gelisim bankalari, OECD Avrupa Toplulugu ve Birlesmis Milletler gibi bölgesel ve çokuluslu kurumlar içinde bu programda önerilen reformlarin uygulanmasini amaçlayan öneriler olusturmak.

(d) diger benzer görüs ve hedeflere sahip yönetimler ile hareket programinin herhangi bir noktasi üzerinde henüz uluslararasi düsünce birligi olusmamis ya da çokuluslu harekete karsi tavir almis olsalar bile, isbirligi içinde hareket etmek

3.3 Gelismekte Olan Ülkelerde Ofisleri Olusturan

Sosyalist Enternasyonal Partiler

Benzer görüs ve hedeflere sahip diger yönetimler ile birlilikte, Güney-Güney isbirligi projelerinin planlanmasini kolaylastirmak için Üçüncü Dünya sekretaryasi olusturma görevini üstlenirler.

ÖZET

Bu Eylem Programini, hem Küresel Görev raporundaki önerilerin bir taahhüdü olarak, hem de “Dünya son yirmi yilda askeri, teknolojik ekonomik ve sosyal olarak daha önce oldugundan çok daha fazla uluslararasi hale gelmistir. Dünyanin insanlari, ya kendi yaratacaklarini sosyal gücünün kontrolünü demokratik ve siddetten uzak bir sekilde saglayacaktir ya da kendi elleri ve beyinleri tarafindan ezilecekler ve hatta tamamen yok olacaklardir” diyen ve Sosyalist Enternasyonal’in On Altinci Kongresi’nde yayimlanan Albufeira Manifestosu’nun karsiligi olarak kabul ediyoruz.

Arşiv listesine geri dönmek için tıklayın

Sosyalist Enternasyonal Metinlerine dönmek için tıklayınız