SHP Laiklik İzleme Masası “Laiklik Karşıtı Eylemler Kataloğu”nun 3. Raporunu açıkladı.

laiklikkarsitieylemler-basintoplantisi.bmp“Laiklik Karşıtı Eylem Kataloğu 2008 2. Çeyrek” (3. Rapor), 16 Temmuz 2008 Çarşamba günü Saat: 11.30’da SHP Genel Merkezi’nde düzenlenen basın toplantısı ile kamuoyuna açıklandı.

SHP Genel Sekreteri Dr. Uğur Cilasun ve SHP Laiklik İzleme Masası Başkanı ve Genel Sekreter Yardımcısı Ayfer Cömert tarafından düzenlenen basın toplantısında, ‘AKP’ye açılan kapatma davası ile birlikte laiklik karşıtı eylemlerde azalma olduğuna’ ve laiklik karşıtı eylemlerin bundan sonra da takip edileceğine vurgu yapıldı.

 LAİKLİK KARŞITI EYLEMLER KATALOĞU 2008, 2. Çeyrek
(3. Rapor)

Temmuz 2008
SHP Laiklik İzleme Masası

GİRİŞ

 

Üç aylık periyotlarla yayınlamakta olduğumuz “Laiklik Karşıtı Eylemler Kataloğu”nun, Nisan – Mayıs – Haziran 2008 aylarını kapsayan üçüncü Raporunu sunuyoruz.

Bu Raporda belirlediğimiz ve ilk Raporumuzda açıkladığımız ölçütlere uygun 40 eylem göreceksiniz. Birinci Raporumuzda 46, ikinci Raporumuzda 39 eylem yer almaktaydı.

Kullanmakta olduğumuz ölçütlere tam olarak uymadığı için Raporda yer vermediğimiz, ancak yine de Laiklik Karşıtı Eylem niteliğini taşıyan kimi etkinlik ve eylemlere Raporun giriş bölümünde değinilmesinde yarar görüyoruz.

Örneğin 14 Nisan 2008 tarihinde başlayan ve 20 Nisan 2008 tarihine kadar süren “kutlu doğum haftası”nda çeşitli kuruluşların gerçekleştireceği etkinliklerde özel olarak öğrencilerin ve çocukların hedef alınacağı; kalem-defter dağıtılan çocuklar arasında dini içerikli şiirler ve hadis ezberleme yarışmaları yapılacağı; çocuk yuvaları ziyaret edilerek çocuklara vaaz verileceği haberleri basında yer almıştır (Cumhuriyet – 18.4.2008).

Aynı hafta içerisinde “Medeniyet İrfan Hayır ve Ref (MİHR) Derneğince gerçekleştirilen bir konferansta Dernek Başkanı Osmanlı dönemine övgüler yağdırdıktan sonra, “İnşallah kısa süre sonra Osmanlı Devleti olacağız” diye özlemini ve çalışmalarının nihai hedefini ortaya koymuştur (Vatan – 23.4.2008).

Aynı günlerde, Hizbullah’a yakınlığı ile bilinen “Mustazaf Derneği”nin Adana’daki etkinliği tam bir dinci gösteriye dönüştürülmüştür. Bu etkinlikte, Doğru Haber Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni, “artık kutlu doğum haftasının nisan ayına sığmadığını; marttan başlayıp mayısa sarkması gerektiği”ni söylemiş ve “bu dünyanın Müslümanlara teslim edilmemesi halinde oluk oluk kan döküleceği”ni vurgulamıştır (Cumhuriyet – 21.4.2008).

Zonguldak’ta Anadolu Gençlik Derneği’nin kutlu doğum haftası etkinliklerinde dernek yöneticileri öğrencilere Kabe maketi önünde sema gösterisi yaptırmışlardır (Milliyet – 7.5.2008). Ancak Anadolu Gençlik Derneği’nin böyle bir gösteri düzenlemesinin, derneğin hangi amaç maddesi ile örtüştüğü merak konusudur. Yetkililer bunu incelemelidirler.

9.5.2008 tarihinde Radikal gazetesi yazarı İsmet Berkan köşesinde “Çok önemli gözlemler” başlığı altında bir makale kaleme aldı. Bu yazıyı taşıdığı önem nedeniyle aynen aşağıya alıyoruz:


“İsmet Berkan: Çok önemli gözlemler

Vatan gazetesinden Ruşen Çakır konuşmuş, ben de ilgiyle okudum, Avrupa Birliği konusundaki araştırmalarıyla tanıdığım Prof. Dr. Hakan Yılmaz, birkaç gün önce AB Komisyonu’nun genişlemeden sorumlu üyesi Olie Rehn’in dile getirdiği ‘Laiklik ombudsmanı’ önerisinin fikir babası olarak bazı gözlemlerini anlatmış.

Hepimizin gözlediği ama bir türlü tam olarak ifade edemediği kimi konuları çok güzel ifade etmiş Boğaziçi Üniversitesi’nden Hakan Yılmaz. Yılmaz’ın sözlerinden kısa bir alıntı:

“AKP’liler ‘Laiklik devlete aittir’ derken haklılar. Ancak Türkiye’de son yıllarda laiklik devlete ait bir özellik olmaktan bir yurttaşlık hakkı olmaya başladı. Çünkü bazı kamu görevlilerinin, ki bunlar yerel yöneticiler veya merkezi yönetimin memurları olabilir, ellerindeki kamu gücünü kullanırken veya bir kamusal hizmeti sunarken ‘Bu hizmet karşılığında senden bazı dinsel normlara uymanı isterim’ veya ‘Sana sunmakta olduğum kamu hizmetini eğer bazı dinsel normlara uymazsan çekerim’ dedikleri ileri sürülüyor. Bu tür uygulamalara bazen ‘mahalle baskısı’, bazen de ‘çağdaş yaşamın engellenmesi’ deniyor. Sonuçta insanların bir dine inanmama veya bazı dinsel normlara uymama özgürlüklerinin kamu gücü tarafından kısıtlandığı yolunda şikâyetler var. Buradan da laikliğin yukarıdan aşağıya indiğini ve bir devlet kuralı olmanın ötesinde bir yurttaşlık hakkı haline geldiğini anlıyoruz. Ancak bizde devletin insanlara dinsel norm dayatmasıyla baş etmenin bir yolu yok. Bu dayatma tarif edilmiş olmadığından kanunlarda da yer almıyor. Örneğin belediyeye ait bir işletmede dinsel nedenlerle alkollü içki satılmaması bir dayatmadır ve bunu kovuşturacak hiçbir adli merci yoktur. Örneğin bir öğretmen dindar öğrencileri ‘daha makbul’ görüp onlara daha iyi not verir ve başına bir şey gelmez.”

Evet, işte bütün mesele burada düğümleniyor. Prof. Hakan Yılmaz’ın ifadesiyle ‘kamu eliyle’ veya ‘kamu gücü kullanarak’ dindarlaştırma, belli bir yaşam tarzını görece daha ‘yumuşak’ yöntemlerle ama sonuçta yine de ‘dayatma’ İstanbul’dan tutun da Erzurum’a kadar bütün Türkiye’nin sorunu.

Bundan 25 yıl önce Konya’da, karnınızı doyurmak için girdiğiniz herhangi bir lokantada isterseniz bira da içebilirdiniz, bugün içemezsiniz. Kayseri’de bir bölümünde içki de satılan son lokantanın nasıl içki satmaktan vazgeçirildiğinin hikâyesini geçen gün ayrıntılarıyla dinledim. Denizli’de, yani Ege’de içkisiz hayat ağır ağır dayatılıyor, çünkü belediye yeni içki ruhsatı vermiyor. İstanbul’da Beykoz ve Üsküdar belediyeleri acaba son dört yılda kaç yeni içki ruhsatı verdiler? Ya Sarıyer Belediyesi?

Hakan Yılmaz’ın sözlerinden bir alıntı daha:

“AKP ön savunmasında laikliğin bir devlet durumu olduğunu, kişilerin laik olamayacağını savunuyor. Yani hâlâ o klasik laiklik anlayışında duruyor. Bir yurttaşlık hakkı olarak laikliğin ihlal edilmesinin yurttaşların canını ne kadar yaktığının hâlâ farkında değil. AKP ve dindarların tıkandığı nokta şu: Dindarlığı normal, bunun dışındaki tutumları anormal, hoşgörülmesi gereken davranışlar olarak görüyorlar. Bütün sorun da buradan çıkıyor.”

Kişisel olarak ben, AKP’nin hoşgörüsüne muhtaç değilim. Kimsenin de muhtaç kalmaması gerektiğini düşünüyorum, savunuyorum.

Burası bir hukuk devleti ve hepimiz Anayasamızın 10. maddesi uyarınca kanun önünde eşit kişileriz. Kanun da benim dine inanma, ibadet etme özgürlüğümü/hakkımı garanti altına aldığı gibi, inanmama özgürlüğümü/hakkımı da garanti altına alıyor.

Ama gerçekten de durum bu: AKP esas olarak bizi hoşgörüyor, bizi ‘tolere’ ediyor.

Bu tutumu mesela Başbakan’ın, mesela Milli Eğitim Bakanı’nın pek çok konuşmasında açık seçik görebilirsiniz. Zaten bizzat Başbakan, çıkıp ‘Ben senin mini eteğine karışıyor muyum’ diyor, diyebiliyor. Sanki istese karışabilirmiş ama demokrat ve hoşgörülü olduğu için karışmıyormuş gibi.”

Bu makalede vurgulanan gerçek, yaşadığımız ortamda laikliğin devlete ait bir özellik olmaktan çıkıp bir “yurttaşlık hakkı” olmaya başlamasıdır. AKP iktidarı döneminde yaşadıklarımızı bu gözlem ve vurgulama çok doğru olarak saptamaktadır.

Yukarıdaki saptamaya katkıda bulunacak ciddi bir örnek de Profesör ve Doçent ünvanı taşıyan bazı yazarların yazdıkları kitaplarda (kitap adları: “Örtünmeye Çağrı”, “Kadının Onuru”) örtünmeyen kadınların fuhuş işleyeceğinin açıkça yazılmasıdır (Cumhuriyet – 18.5.2008). Böyle bir saptamanın nasıl ağır bir baskı oluşturacağı düşünülmelidir.

Aynı düşünce biçiminin bir uzantısı olarak, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın internet sitesinde, “flörtün de zina olduğu”na dair bir yorumun yer alması; kadının yabancı bir erkekle yalnız kalmasının günah sayılması da İsmet Berkan’ın makalesinde yer alan saptamaları doğrulamaktadır.

Bu üçüncü Raporumuz döneminde bir başka önemli değerlendirme Dışişleri Bakanı sayın Ali Babacan’ın ağzından duyuruldu. Sayın Babacan, Avrupa Parlamentosu Dış İlişkiler Komisyonu’nda yaptığı konuşmada, “Türkiye’de Müslümanların dini özgürlük sorunu var” dedi. Türkiye’de hiçbir Müslümanın dininin gereklerini yerine getirmede en ufak bir sorunu, bir engellenmesi söz konusu olmadığı halde, Bakanın bu saptamada bulunması, kafasının ardında “nasıl bir Türkiye” düşüncesinin yer aldığını açıkça ortaya koymaktadır.

2.6.2008 tarihli Hürriyet gazetesindeki köşesinde sayın Şükrü Küçükşahin “Kızılcahamam’da Kafa Kavgası” başlıklı yazısında bir tarafında AKP Elazığ Milletvekili sayın Fevzi İşbaşaran’ın da bulunduğu ilginç bir olayı anlattı:

Elazığ’ın Karakoçan ilçesinde YİBO yurtlarında kalan 28 kız öğrenci okullarından dönüşte taciz edildi. Öğrenciler Karakoçan İlçe Milli Eğitim Müdürü’ne giderek, akşam okul dönüşü kendilerine araç verilmesini istediler. Yanıt, “Size araba maraba yok. Parası olan okusun, olmayan evlensin” oldu. Olay yerel gazetelerde, “Haydi kızlar kocaya” başlığı ile duyuruldu.

Bunun üzerine milletvekili sayın İşbaşaran devreye giriyor. Vali ile görüşüp öğrencilerin sorununu çözüyor. Sayın milletvekili bu arada Karakoçan Kaymakamını da arayarak, öğrencilerin kendisi ile, (Kaymakam ile) görüşmek istediklerini ancak görüşemediklerini söylüyor. Kaymakam, “sayın milletvekilim; 28 öğrencinin 12’si Alevi. Bunların devlete bakışını biliyorsunuz” diyor. Milletvekili sinirlenerek Kaymakamı paylıyor.

AKP’nin Kızılcahamam kampında konu, İçişleri Bakanı sayın Beşir Atalay ile milletvekili sayın Fevzi İşbaşaran’ın tartışmasına yol açıyor.

Anayasa Mahkemesi’nin “üniversitede türban laikliğe aykırıdır” kararını protesto etmek için İlmi ve Kültürel Araştırmalar Vakfı’nın (İLKAV) düzenlediği protesto eyleminde İBDA-C işareti yapılıyor; türbanlı küçük çocuklar tekbir getiriyor (Posta – 8.6.2008).

Diyarbakır Gazeteciler Cemiyetinin lokalinde içki verilmesi nedeniyle Valiliğin lokali kapatması haberi basında yer aldı (Hürriyet – 21.6.2008). Bu habere de Raporumuzda yer verilmişti. Ancak daha sonra Diyarbakır Valiliği lokalin ruhsatının olmadığı; ruhsat için ibraz edilmesi gerekli yapı kullanım izninin bulunmaması nedeni ile lokalin kapatıldığını açıkladı. Bu nedenle eylem Rapordan çıkarıldı.

SHP, önümüzdeki dördüncü çeyrekte de bu eylemleri izlemeyi sürdürecek ve tarihe kayıt düşecektir.

NİSAN

1- İstanbul’da Sağlık Bakanlığı’na bağlı Bağcılar, Fatih, Yüzyıl Mahallesi, Haznedar, Esenler sağlık ocaklarında türbanlı doktorlar çalışıyor.


(Milliyet – 1.4.2008)

2- Sivas’ta İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü tarafından kütüphane haftası dolayısı ile düzenlenen törende, türbanlı öğrencilere ödülünü Vali Yardımcısı verdi.


(Milliyet / Posta – 1.4.2008)

3- İlköğretim okulları ve liselere tahsis edilen resmi internet sitesinde Said-i Nursi sözleriyle hadisler aktarılıyor. Şeriat savunması yapan makalelerin yer aldığı sitede, belirli ve önemli gün ve haftalarda ayrıca Kutlu Doğum Haftası da gösteriliyor.


(Radikal / Cumhuriyet – 3.4.2008)

4- Antalya Lisesi’nde Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmeninin “Atatürk dinsiz ve diktatördür. Laikler tam Müslüman değildir” dediği ve 21 Mart 2008 günü Okul hoparlöründen ilahi yayını yapıldığı belirtildi. Ayrıca bu öğretmenin öğrencilere Atatürk’ü kastederek “siz de onun gibi olmayın” dediği öğrenciler tarafından ifade edildi.


(Cumhuriyet – 3.4.2008)

5- Danıştay’ın üniversitelere türban serbestisi getiren YÖK’e ait genelgenin yürütmesini durdurmasına karşın İstanbul Ticaret Üniversitesinde öğrenciler derslere türbanlı giriyor.


(Cumhuriyet – 3.4.2008)

 

6- Adana Seyhan Çeaş Anadolu Lisesi’nde, daha önce öğle arasına denk gelen Cuma namazı, yaz saati uygulamasının başlamasının ardından ders saatleriyle çakışınca, ders programı değiştirildi.


(Cumhuriyet – 7.4.2008)

7- İstanbul Başakşehir’de Çınar Koleji’nin 2007 mezunları için hazırlanan yıllığında, öğrencilerin sınıf içinde çekilmiş türbanlı fotoğrafları yer aldı.


(Milliyet – 7.4.2008)

8- Şanlıurfa’nın Ceylanpınar ilçesinde, Mustazaf-Der’in Kutlu Doğum Haftası kapsamında Adana Mahallesinde bulunun İMKB İlköğretim Okulunun yanındaki boş arazide düzenlediği etkinlikte, yaşları beş ile on iki arasında değişen türbanlı kız öğrenciler ilahiler okudu. İlahi okumaları sırasında izleyiciler sık sık salavat getirdiler.


(Akşam / Hürriyet / Posta / Milliyet – 8.4.2008)

9- Amasya Anadolu Kız Meslek Lisesi başta olmak üzere Amasya merkezinde ve ilçelerinde türbanlı öğrenciler hiçbir engelle karşılaşmadan okullara girip çıkıyor.


(Cumhuriyet – 10.4.2008)

10- İstanbul Küçükçekmece’de Halkalı İMKB Anadolu Teknik ve Endüstri Meslek Lisesi öğrencilerinin ders saatleri içerisinde, okula yaklaşık 300 metre uzaklıkta bulunan camiye giderek Cuma namazı kıldıkları ortaya çıktı.


(Cumhuriyet – 12.4.2008)

11- Son zamanlarda İstanbul’un özellikle Anadolu yakasında (Üsküdar, Beykoz, Çengelköy, Paşabahçe) Boğaz hatlarında bazı belediye otobüs şoförleri, göğüslerinin altına inen sakallarıyla görev yapmaktadırlar.


(Hürriyet / Yalçın Bayer – 12.4.2008)

12- Gaziantep’te yapılan açık ilköğretim sınavına türbanlı öğrenciler hiç bir engelle karşılaşmadan girdiler. Okul müdürü, “türbanlı öğrencilerin sınava girmelerinde hiçbir yasal engel olmadığını” söyledi.


(Cumhuriyet – 13.4.2008)

13- Antalya, Erzurum ve Burdur illerinde yapılan açık öğretim sınavlarına öğrencilerin türbanlı ve çarşaflı girmelerine izin verildi.


(Milliyet / Posta – 14.4.2008 / Cumhuriyet – 6.4.2008)

14- Niğde Belediyesi şehir merkezinde alkollü içki satan eğlence yerlerinin şehir dışına taşınması için çalışmalara başladı. Niğde Belediye Başkanı, belediye meclisinin kararıyla kent merkezinde içki satışına izin verilmeyeceği söyledi.


(Milliyet – 17.4.2008)

15- Gaziantep’teki Hasan Ali Yücel Lisesinde, Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmeni öğrencilere, namaz kılmayan bir gencin başına geleceklerin anlatıldığı Azrail ve ölüm konulu şiddet içeren film izlettirdi. “Rabbim Geri Döndür” adlı filmde, Hasan adlı bir gencin, babasının uyarılarına rağmen namaz kılmayıp müzik dinlemesi ve kağıt oynaması sonucu oraklı, beyaz kıyafetli Azrail tarafından canının alınması anlatılıyor. Filmi izleyen öğrencilerde davranış bozukluğu olduğunu belirten veliler şikayette bulundu.


(Milliyet / Vatan / Posta / Hürriyet / Radikal – 19.4.2008)

16- İzmir’in Yeşilyurt semtindeki Yüzbaşı Şerafettin İlköğretim Okulu’ndaki bir bayan öğretmenin, öğrencileri türban takmaya ve Adnan Oktar’ın şeriat yanlısı “Sivrisineğin Mucizesi” adlı kitabını okumaya zorladığı belirtildi. Öğretmenin ayrıca çocuklara karşı inanç ayrımı ve dini baskı yaptığı öğrenildi.


(Cumhuriyet – 20.4.2008)

17- Şırnak’ın İdil ilçesindeki Anafartalar İlköğretim Okulu’nun hemen yanında çadır açıldı. Kutsal Emanetler sergisi adı verilen çadırda, yüksek sesle ilahi yayını yapıldı. Sergiyle ilgili duyuru ve afişler de okulun duvarına asıldı, öğrenciler sergide görevlendirildi ve öğrencilere dini içerikli yayınlar dağıtıldı.


(Radikal / Posta / Milliyet – 29 / 30.4.2008)

18- Atatürk Havalimanında türbanlı yolcular pardösülerini çıkarmadan Xray cihazından geçerken, türbansız kadınların ceketleri, hatta botları çıkartıldı.


(Milliyet – 30.4.2008)

19- Hatay’ın İskenderun ilçesinde öğretmenlik yaparken derslere türbanlı girdiği için 8 yıl önce memurluktan çıkartılan Sultan Kekeç, Bitişik Köy İlköğretim Okulu’ndaki görevine türbanıyla geri döndü.


(Radikal / Milliyet / Posta / Cumhuriyet – 30.4.2008)

 

MAYIS

1- Ankara Polatlı Bedriye Halil Naci Mıhçıoğlu İlköğretim Okulu 6.sınıf öğrencilerine kendi imzaladığı Said-i Nursi kitaplarını dağıtan fen bilgisi öğretmeni Koray Yılmazer kısa süre sonra Polatlı Anadolu Öğretmen Lisesi’ne müdür yardımcısı olarak görevlendirildi.


(Cumhuriyet – 1.5.2008)

2- Şanlıurfa Viranşehir Lisesi’nin internet sitesinden seçmece şeriatçı kitaplarının tanıtımı yapılıyor.


(Cumhuriyet – 3.5.2008)

3- İstanbul Cibali Lisesi’ndeki öğrencilere, okul müdürü tarafından, aynı semtteki caminin imamınca getirilen ve TTK onayı olmayan İmam Nevevi’nin “Kırk Hadis Terceme ve Şerhi” adlı kitap dağıttırıldı.


(Cumhuriyet – 8.5.2008)

4- Açık öğretim lise sınavlarına İstanbul’da Çapa, Eminönü Atatürk İlköğretim, Eminönü Matbaa Meslek Lisesi, Sultanahmet Ticaret Lisesi v.s çok sayıda okulda türban, çarşaf ve takke ile girildi.


(Cumhuriyet / Posta / Milliyet – 18.5.2008)

Samsun, İstanbul ve Erzurum’da da açık lise sınavlarına türbanlı öğrenciler kabul edildi.


(Vatan / Radikal – 19.5.2008)

5- MEB İzmir İl Teftiş Kurulu Başkanı Seyfettin Yılmaz’ın Balçova’daki Ertuğrul Gazi İlköğretim Okulu ve İlçe Milli Eğitim Müdürüne baskı yaparak, türbanlı öğrencilerin sınava girmesini sağladığı öğrenildi.


(Cumhuriyet – 19.5.2008)

6- Kars Cumhuriyet Lisesi’nde yeni bir uygulama başladı. Kimi öğrenci ve öğretmenler türbanla okula giriyorlar, derse kadar türbanlı dolaşıyorlar, türbanlarını ders başladığı zaman çıkarıyorlar. Milli Eğitim Müdürü inceleme başlatılacağını söyledi.


(Vatan / Radikal – 19.5.2008)

7- MEB açık lise sınavına türban ve çarşafla girildiğini gösteren haber ve fotoğraflarla ilgili Danıştay’ın aksi yöndeki kararına karşın bu sınavlara türbanlı girileceğini savundu.


(Radikal / Posta / Cumhuriyet – 20.5.2008)

8- Alman kadın parlamenterlerle Sultanahmet’teki Golden Horn Oteli’ne yemeğe giden Berlin SPD Eyalet Milletvekili Dilek Kolat’a Türk olduğu gerekçesiyle içki servisi yapılmadı. Bunun üzerine Alman konuklar da içkilerini geri yolladı.


(Hürriyet – 25.5.2008)

9- Kamusal alanda türban yasağına rağmen, Etimesgut Belediyesi’nde görev yapan kadın memurların bazıları görevleri sırasında türban takıyor.


(Hürriyet – 26.5.2008)

10- Diyanet İşleri Başkanlığı’nın internet sitesinde flörtün de zina olduğu savunuldu. Diyanet İşleri Başkanlığı sitesine göre kadının yabancı bir erkekle yalnız kalması günah, başkası için koku sürmek ise edepsizlik.


(Radikal – 27.5.2008)

11- Konya Müzesi’nde türbanlı personel çalışıyor.


(Cumhuriyet – 28.5.2008)

12- İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü ve sağlık grup başkanlıklarında türbanlı personel çalışıyor.

(Cumhuriyet – 28.5.2008)

13- THY yönetimi yanına erkek yolcu oturmasına karşı çıkan kadın yolcuların istemini kabul etti.


(Cumhuriyet / Milliyet – 30.5.2008)

14- Ankara Hasanoğlan Atatürk Anadolu Öğretmen Lisesi’nde okul içinde mescit açıldı.


(Cumhuriyet – 31.5.2008)

HAZİRAN

1- Adana Fatih Terim Lisesi’nde öğrencilerin, ders saatleri içerisinde okulun damında öğle namazı kıldıkları görüldü.


(Radikal / Posta / Akşam / Hürriyet / Milliyet – 4.6.2008)

2- Anayasa Mahkemesi kararına rağmen Van Yüzüncü Yıl, Adana Çukurova, Şanlıurfa Harran, Konya Selçuk ve Gaziantep Üniversitelerinde öğrenciler türbanlarıyla okula girdi.


(Hürriyet – 7.6.2008)

 

3- Zonguldak, Sivas ve Konya’da OKS sınavına türbanlı öğrenciler alındı.

Konya Mareşal Mustafa Kemal İlkokulu ve Zonguldak Fener Lisesi’nde OKS sınavında, tüm uyarılara karşın türbanlı öğrenciler sınava alındı.


(Radikal – 9.6.2008)

4- Ankara’da, “Başörtüsü Allah’ın emridir” yazılı pankartlar, ancak Büyükşehir Belediyesinden izin alınarak kullanılabilen köprülere asıldı ve bu pankartlar toplatılmadı.


(Hürriyet / Yalçın Bayer – 11.6.2008)

 

5- Sivas El Sanatları Eğitim Merkezi Müdürlüğü kursunun mezuniyet töreninde tek tip türbanlı öğrenciler belge aldılar. Sivas Valisinin de katıldığı törende kadın ve erkekler ayrı ayrı oturtuldular.


(Radikal / Akşam / Hürriyet – 12.6.2008)

Afyonkarahisar’da da Halk Eğitim Merkezi’nin Sülün ve Erkmen kasabalarında düzenlediği kursta eğitim gören öğrenciler tek tip türbanla belgelerini aldılar.

(Milliyet – 14.6.2008)

 

6- İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından üniversitelere giriş sınavında İstanbul Üniversitesi Merkez Yerleşkesi önüne kurulan, “velilere ücretsiz su, çay, meyve suyu” ikram eden stantta türbanlı kadınlar görev aldı.

(Cumhuriyet – 16.6.2008)

7- Antalya Gazipaşa’da açık lise sınavına türbanla giren öğrenciler hakkında tutanak tutan öğretmenler için, olayı basına sızdırdıkları gerekçesiyle inceleme başlatıldı.

(Cumhuriyet – 23.6.2008)

SHP Parti Programından

Bireyler inanç özgürlüğüne sahiptir. İnanç özgürlüğünün, yurttaşların inanma, inanmama ve tarafsız kalma tercihleri olduğunu kabul ederiz. Her üç tercihe de saygı duyarız.

İnanç özgürlüğünün sınırı, öteki bireylerin inanç özgürlüğü alanı ve kamusal yaşamın gerekleridir. Bireylerin inançlarının gereğini yerine getirme ve geliştirme özgürlüğünün bulunduğunu ancak bunları,bir cemaatın mensubu olma kimliği ile değil, tekil yurttaş kimliği ile kullanabileceğini düşünürüz.

Devlet bir inancı taşıyamaz, hiçbir inancın temsilcisi olamaz. Devlet inançlar karşısında yansızdır. Görevi bireylerin inanç özgürlüğünü güvence altına almaktır.

SHP uzun dönemde devletin inanç alanındaki örgütlülüğünün son bulmasını, ancak geçiş döneminde bu yapının tüm inançları temsil edecek bir biçime kavuşturulmasını, okullardaki zorunlu din eğitiminin gönüllülük esasına oturtulmasını savunur.

Bireyler düşünce ve düşüncelerini ifade etme özgürlüğüne sahiptir. Bu özgürlüğün kullanılması, çoğulcu ve laik toplum yapısı ve ülkenin bütünlüğü için açık ve yakın tehlike yaratacak bir eylem çağrısı niteliği taşıyamaz.

Gündem haberlerine dönmek için tıklayınız