SOSYALDEMOKRAT HALK PARTİSİ

TÜRKİYE NİN PUSULASI

SHP

Yer: Gündem Genel Başkan Demeçleri Aksiyon Dergisi – Sayı: 782 - Hüseyin Ergün Röportajı: Türk solu CHP’den kopacak

Aksiyon Dergisi – Sayı: 782 - Hüseyin Ergün Röportajı: Türk solu CHP’den kopacak

E-posta Yazdır PDF

Sosyaldemokrat Halk Partisi Genel Başkanı Hüseyin Ergün, gerçek sol olmadığını iddia ettiği CHP’ye ağır eleştiriler yöneltiyor: “Darbeci tutumlarından vazgeçmiş değiller.”

Türkiye’de değişimin simgesi denen solun statüko ile nasıl ilişkide olduğu zaman içinde ortaya çıktı. Bu nedenle, Karaoğlan’ın başında olduğu CHP dönemi hariç, çok partili sistemde sol partiler pek ilgi görmedi. Bu partilere sağdan olduğu kadar soldan da eleştiri sesleri yükseliyor. Sosyaldemokrat Halk Partisi (SHP) Genel Başkanı Hüseyin Ergün, geçmişiyle cesurca hesaplaşan bir lider. Askerin, kamuoyunun, entelektüellerin de böyle bir hesaplaşmanın içinden geçmesini ve cuntacılık hastalığının sona ermesini istiyor.

-Türkiye, provokasyonlar öngören ‘eylem planı’ ile yüzleşebiliyor mu?

Ordu içinde birtakım cuntaların devam ettiğini, gerek Ergenekon gerek bu olay gösteriyor. Türkiye’nin bundan kurtulması, ordunun siyasi hayata tehdit olmaktan çıkması gerekiyor. Üstü örtülü bir şekilde bu cuntaları destekleyen kamuoyu, yazarlar, entelektüeller ve aydınlar Türkiye’de iktidara gelmenin tek yolunun halkın oyu olduğunu artık benimsemeli. Yoksa biz bu cuntalardan kurtulamayız. İktidarlar da halkın emaneti iyi kullanmalı. Genelkurmay Başkanı, Dursun Çiçek’i kollayan bir basın toplantısı yaptı. Bunun bedelini ödemesi lazım. Hükûmet, Genelkurmay Başkanı’nı görevden almalı. Başka türlü bu iş ilerleyemez. Hükûmet hamaset yapıyor. ‘Bizim ordumuz böyle şeylere müsaade etmez’ diyor. Artık bir yüzleşme zamanıdır.

-Bu yüzleşme olmazsa ne olur?

İktidar, Türkiye’yi demokratikleştirme, sorunları çözme amacına ulaşamaz.

-AK Parti’nin psikolojisi ile ilgili ne düşünüyorsunuz?

Bu psikolojiyi yenmesi lazım. Yüzde 47 oy almış, Meclis’te büyük bir çoğunluk sağlamış. Bunu yenmesine bazı imajlar engel oluyorsa, onu düzeltmek için gayret göstermesi gerekiyor. ‘Acaba Silahlı Kuvvetler ne der?’ diye iktidar olamazsınız. Bu kritik eşiği aşmamız lazım.

-27 Nisan bildirisinde bir karşı duruş sergilediler.

Evet, bunun karşılığını da aldılar.

-Solun problemi ne peki?

Asıl yapmak istediğiniz kalkındırmak, yolları iyileştirmek, insanların gelirini artırmak, eğitim, sağlık... Kendi değer yargılarına göre yaşamayı dayatmak hakkın değil. Adam ücretini veriyor, kumaşını alıyor, giyiniyor. Sana ne! Sabah erken kalkıyor camiye gidiyor veya gitmiyor, sana ne! Bu belirleme tarzı, solun hastalığı.

-İnancı dönüştürmek istiyor.

Şöyle bir yargı var: Din geri kalmamıza sebep olmuştur. Devleti zihnen böyle şekillendirdiler.

-Peki demokrasiye karşı kurulan komplolara başta CHP, neden karşı durmuyor?

Türkiye’nin demokratikleşmesi, Kürt meselesini aşması, muhalefetin demokratik olmasıyla kolaylaşır. Onlar öyle olmadıkları için, bir hamaset edebiyatıyla ülkede korkuyu-kaygıyı kışkırttıkları için bunu yapmak zorlaşıyor. Muhalefetin Türkiye’de demokratikleşmesi demek, seçmenin bunlara oy vermemesi demek. Bunların kendi kafalarını değiştirmesi olasılığı yok. O yönetici elitler, parti esnafları bundan memnun. Bununla belirli bir seçmen kitlesini tutuyorlar.

-Muhalefete razılar yani?

İktidar hedefleri olsa, nasıl ulaşılır, başka kesimlere nasıl hitap edilir, düşünmesi lazım.

-Peki, sol kendini neden yenileyemedi?

Türkiye’de bir CHP var. Bu, sol sanılıyor. O da kendini kısmen öyle gösteriyor. CHP’nin solla bir ilgisi yoktur. Geçici bir dönem solu bir propaganda aracı olarak kullanmıştır. CHP dünyadaki anlamıyla bir sol parti hiçbir zaman olmamıştır. Sadece rol kapmıştır ve o rol kapma ile de bazı kitleleri zaman zaman oyalayabilmiştir.

-Sol vurgusu sürmedi yani.

Çünkü sahici sol değiller, sahici solculuk da yapamıyorlar. Sahici solculuk, bir miras, kültür ve niyet meselesi. O yüzden de kitlelerle gerçek bir sol projeyi buluşturmak mümkün olmadı.

-Sol projeyi kitlelerle buluşturmak bir yana militer bir görüntü oluşmadı mı?

Türkiye’de solcuların bir kısmı, ‘ulusalcılık’ denen illete kapıldı. Darbecilik tutumundan vazgeçmiş değiller. Bir şekilde askerlerin iktidara gelmesi, yönetimi kendilerine vermesi esası üzerinden devam ediyorlar. Ama Türkiye’de daha çok sayıda grup ve kişi, bu darbecilik geleneğini reddediyor ve gittikçe daha büyük çoğunluklar oluşturuyorlar. Bu kadar büyük bir ayrışma Türkiye solunda ilk defa gerçekleşiyor. O yüzden de eskiye göre durum çok daha iyi.

-CHP dışındaki sol da öyle değil mi?

CHP dışındaki sol genellikle küçük partilerden, gruplardan oluşmaktadır. Bunlar daha çok 1930’ların ezberlerine takılıp kalmış bir soldur. Toplumla doğru bir iletişim kuramamıştır.

-Türk medyası uzun yıllar solun hâkimiyetinde idi. Solun tanıtımında onlar neden başarılı olamadı?

Medyada sol, esas itibarıyla darbecilik ve askercilik geleneğine bağlı kaldı. Bu yüzden de sol olmaktan çıktı. Basit bir iktidar değişikliği peşinde koşan bir odak hâline geldi. Yani sol değerlerin korunması, sivillik, demokratlık yerine toplumu belirleyicilik, toplum mühendisliği anlayışı gelişti. Bu şekilde de solculuk olamaz.

-Askerleri bir noktada beslemiyorlar mı?

Tabii askerler de bir yerde besleniyorlar. Yön, Türkiye olgusunda kendisine karşı darbe yapılan bir medya hareketidir. O kadar etkili olmuştur ki ordunun içinde bazı insanlar 9 Mart girişimini hazırlamışlardır.

-Yön hareketinden ayrılışınızda bu mu etkili oldu?

Devletçi yaklaşımları yüzünden ayrılmıştım. Darbecilikleri daha sonra tescillendi. O zaman Türkiye İşçi Partisi’nde idim. TİP olarak o gün de kesin bir dille karşı çıktık cunta oluşumuna, darbeciliğe; şimdi de kesin bir ifadeyle karşıyız.

-Eski İşçi Partisi ile bugünkü farklı kulvarda!

O günkü İşçi Partisi ile bugünkü tamamen birbirine zıt. Bizimki Türkiye İşçi Partisi idi, bugünkü de İşçi Partisi ama ismimizi çaldılar. Ulusalcı bir parti, darbeci imajından kurtulamıyor.

-Bu görüşlerden dolayı tepki görüyor musunuz?

Çok tepki görüyorum ve çok da memnunum. Bilişim Çağında Sol kitabını yazdığım zaman (2004) hiç kimse böyle bir şeyin varlığından bahsetmek istemiyordu. Şimdi onları tartıştırabiliyorum. Parti içinde de… İki genel sekreter seçildi, ikisi de istifa etti. Bunlar genel başkanın görüşüdür, diyorlar. Ben istifa edin demedim.

-Genel sekreterlerin istifası, kopmaya neden oldu mu?

Kopmaya yol açmadı. Türkiye solcuları ile çağdaş solda buluşmak istiyoruz. Orada bir ilerleme sağladık. Bu sene içinde yapabilirsek sivil bir sol olabilir imajını vereceğiz. Böylece Türkiye solu CHP’den ve fraksiyon solundan kopacak, sahici bir seçenek hâline gelecek.

-Kimler var?

10 Aralık hareketi, Ufuk Uras ve arkadaşları var. Küçük küçük sol gruplar, üniversite öğretim üyeleri, Kürt aydınları var. Benden başka iki genel başkan adayı daha var.

-Diğer başkan adayları da sizin gibi mi düşünüyor?

Kurultayda, üç genel başkan adayı olarak bir tasarı sunduk. O tasarıyı kurultay oy birliğiyle kabul etti. İki sayfa. Bir satırı şöyle: Çağdaş solda buluşmayı gerçekleştirmek için SHP, adı ve tüzüğü dâhil görüşmeye hazırdır. Üç aday da bu girişimi destekliyor. Samimi söylüyorum, yeni yönetimde ben olacak mıyım bilmiyorum.

-Karayalçın etkisini nasıl değerlendiriyorsunuz?

SHP, Murat Karayalçın’a bağlı bir parti değildir, kendi başına da yaşayabilir. Taban olarak hedefimiz sadece sol değil. CHP, toplumun küçük bir kesimini ifade ediyor. Tabii CHP tabanında, bu tutum ve düşünceye katılmayan pek çok insan var. Bizim serpilip geliştiğimizi görünce onlar da destek verecektir. Ama biz asıl büyük kitleye, yani yüzde 80’e ulaşmak istiyoruz.

-Bu buluşmadan dolayı mı ‘çağdaş sol’ diyorsunuz?

Evet. Bizim amacımız dünyaya doğru bakan ve rüzgârı arkamıza alan bir sol yaratmak.

-ÖDP de böyle yola çıkmıştı.

ÖDP eski kafa ile yeni görünümü birleştirdi. Ufuk Uras’ı kabullenemediler. Dünyayı anlayan değil, sosyalizmin orta çağını devam ettiren bir bakışla politika yaptılar.

-Dünyada sizce bunun örneği kim?

İspanyol Sosyalist İşçi Partisi’nden Felipe Gonzalez, “NATO’ya hayır, Avrupa Topluluğu’na hayır” diye geldi. İktidar olduktan bir yıl sonra “NATO’ya evet, Avrupa Topluluğu’na evet” dedi. Geldiğinde kişi başı gelir 4 bin dolardı, gittiğinde 19 bin... Dünyaya ayak uydurmak böyle bir şey.

-Sol değişime direnirken AK Parti daha mı hızlı yol aldı?

Evet. Sol daha değişimci diyorduk, sağ daha hızlı çıktı.