SHP PM Toplantısı, Genel Başkan Murat Karayalçın’ın Konuşması - 13.06.2004

13.06.2004 SHP PM TOPLANTISI

GENEL BAŞKAN MURAT KARAYALÇIN’IN AÇILIŞ KONUŞMASI

Sayın üyeler, iki ay aradan sonra SHP PM toplanmaktadır. Gerek PM üyelerinin çalışma programları, gerekse 6 haziran seçimleri PM toplantısının bu tarihte yapılmasına imkan tanımıştır.

6 haziran seçimlerinde SHP üç yerde seçime girmiştir. Ancak Aydın ilinin Söke ilçesinin Akburgaz beldesinde bir ittifak gerçekleşti ve arkadaşlarımız başka bir adayı desteklediler.

Şanlıurfa ili Ceylanpınar ilçesinde ve Diyarbakır Bayrambaşı beldesinde SHP oylarını arttırarak seçimlerden başarıyla çıkmıştır. Yürüttükleri çalışmalardan dolayı SHP Şanlıurfa ve Diyarbakır örgütlerimizi kutluyorum.

12 Mayıs 2004 tarihinde 28 Mart yerel seçim sonuçları açıklandı. SHP (Demokratik Güçbirliği) il genel meclisinde 129 belediye meclisinde 1067 üye kazanmıştır. 3 Kasım seçimleri ile 28 Mart seçimleri karşılaştırıldığında temsildeki adaletsizliğin boyutu ortaya çıkmaktadır. Türkiye bu alanda mutlaka bir yeniden yapılanmaya gitmek zorundadır. Aralık ayında AB’den müzakere tarihi alındığında AB’nin bu konuyu gündeme getireceğine inanıyorum. Ekonomik alanda yapılan değişikliklerin siyasi alanda yapılmaması söz konusu olamaz. Türkiye bu alanda da değişime gitmek zorundadır.
Sayın üyeler DEP milletvekillerinin tahliye kararı ve TRT’de başlayan Kürtçe yayını memnuniyetle karşılıyorum.
Ayrıca Leyla Zana ve öteki DEP Milletvekillerinin tahliye edilmesinden de büyük bir memnuniyet duydum. Türkiye geç de olsa bir yarasını daha sarmış bulunmaktadır. Baştan sonuna kadar tüm unsurları ile ve tüm yönleri ile bir kez daha bu tür olayların yaşanmamasını tüm içtenliğimle diliyorum.

Türkiye barış, kardeşlik, demokrasi içinde sorunlarını çözebilecek yetkinlikte bir ülkedir. Bunun için Türkiye’nin içinde yaşadığı yüzyüze olduğu gerçekliği görmesi yeterlidir. Türkiye imparatorluk döneminde de Cumhuriyet döneminde de zaman zaman kendi gerçekliğine ters düşen yönelimler içerisinde, uygulamalar içerisinde olmuştur. Bu dönemlerde insanlarımız baskı, zulüm ve kanla karşı karşıya kalmıştır ama Türkiye sonunda kendi gerçekliğinden hareketle bu yaraları sarabilmiştir.

Türkiye Kürt gerçekliğini kabul etmelidir. Kürt gerçekliği de Türkiye devletinin tekliğini, ulusun tümlüğünü, yurdun bölünmez bütünlüğünü içine sindirmelidir. Türkiye’nin başka gerçekliği İslam inancıdır. Ama inançlı yurttaşlarımızda laik toplum yapısını kabul etmelidirler, içlerine sindirmelidirler. Üniter devlet ve laik toplum Türkiye’nin olmazsa olmazlarıdır.
TRT’de başlayan Kürtçe yayını çok önemsiyorum. Kürtçe yayın, Kürt sorununun çözümünde bir simgedir. Bu nedenle çok önemlidir. Ancak Kürtçe yayının, Türkiye gerçekliğinden hareketle değil de AB üyelik sürecinden hareketle başlatmış olması üzüntü vericidir. Türkiye bunu kabul edemez. Kürtçe yayının ertesi günü, yani 10 haziran günü bazı bakanların konu ile ilgili demeçlerini okuduk, bazı gazetelerin başlıklarını gördük. Özetle AB’ye dönük bir mesaj veriyorlardı, ‘artık bahaneniz kalmadı’ diyorlardı. Bakanların ve basın mensuplarının kullanmış olduğu bu ifadeler bile Türkiye’nin bu düzenlemeyi kendi gerçekliğinden hareketle değil yalnızca AB’nin dayatmasıyla yaptığını ortaya koymaktadır. Bu nedenle büyük bir üzüntü duyuyorum.

Sağ partilerin aklına Diyarbakır, Avrupa Birliği veya Amerika Birleşik Devletleri’nin Büyük Ortadoğu Projesi olduğu zaman gelmektedir. Sağ partilerin aklına Kürt sorununun çözümü ancak Avrupa Birliği sürecinde böyle bir ölçütün gereğinin yerine getirilmesi söz konusu olduğunda gelmektedir.

Sayın üyeler Biz SHP olarak, Türkiye’nin AB üyeliğini açık bir biçimde destekliyoruz. Ancak SHP bundan böyle, Avrupa’nın siyasal ve kurumsal standartlarının yakalanmasının yanı sıra, Avrupa’nın toplumsal, standartlarının yakalanmasını da çok yaşamsal bir zorunluluk olarak arayacaktır. Hükümet artık yalnızca siyasi mülahazalarla, Avrupa kurumları ile uyum sağlama gerekçeleri ile düzenleme önerilerini getirmemelidir. Bundan sonraki tüm düzenlemelerde sosyal Avrupa anlayışının gereğinin de yerine getirilmesini istiyoruz. AB yetkililerine çağrı yapıp ‘hükümeti bu konularda da uyarın’ demeyi içime sindiremiyorum. Ama buradan AKP hükümetine sesleniyorum, bundan sonraki düzenlemelerde mutlaka iktisadi ve toplumsal haklar gündeme getirilmelidir.

Anayasa’nın grev hakkını düzenleyen 54’ncü maddesi değiştirilmeden ve grev hakkı kullanılabilir hale getirilmeden Türkiye’nin AB’ye üyelikte yol alması olanaklı değildir. İstanbul’da gömlek ihracatı yapan ünlü bir firmadan çıkarılan 25 işçinin firmanın iş yaptığı Avrupa’daki firmaların müdahalesi ile işe geri alınmıştır. Türkiye’de işçilerin kaderi Avrupalı firmaların hak severliğine, hayır severliğine bırakılamaz

Büyük Ordadoğu Projesi ve NATO söz konusu olduğunda Türkiye’nin mevcut yükümlülüklerin dışında başka bir yükün altına girmemesi gerekmektedir. Filistin’deki katliamların ardından İsrail’e yönelik tepkileri yeterli değildir.
SHP’nin başlattığı Sol Düşünce Platformu çalışması devam etmektedir. Eylül-ekim aylarında illerde, “sol partiler, sendikalar ve kitle örgütlerinden temsilcilerin katılımıyla tartışmalar yapılmaya başlanacaktır.

Dikkatlerinizi bir kavramın üzerine çekeceğim. Bu kavramı Türkiye’nin gündemine taşıyorum. Türkiye hep Faiz Dışı Fazlayı konuştu ve tartıştı. Biz SHP olarak Yoksulluk Dışı Fazla kavramını tartışmaya açıyoruz. Bütçeden veya herhangi bir fondan, Yoksullara aktarmak ve yoksullukla mücadele için doğrudan bir destek sisteminin oluşturulmasını öneriyoruz. Bu oluşturulacak fon kutsal olarak görülmeli ve hiçbir hükümet karışmadan doğrudan doğruya yoksullara verilmelidir. Türkiye Yoksullukla mücadele için Yoksulluk Dışı Fazlayı tartışmalıdır.

Genel Başkan demeçlerine dönmek için tıklayınız