SHP Genel Başkanı Murat Karayalçın’ın İstihdam Kurultayı Konuşması

Sn Bakan,Sn Milletvekilleri İstihdam Kurultayına katılan Sn Sivil toplum Örgütlerinin Genel Başkanları,yöneticileri,temsilcileri bende Sn Kul gibi hepinize hoş geldiniz diyorum,hepinizi saygı ve sevgiyle selamlıyorum.

SHP’nin düzenlemiş olduğu istihdam kurultayına göstermiş olduğunuz ilgi nedeniyle,katılımınız için sizlere en içten şükranlarımı sunuyorum. Eğer izin verirseniz Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğine ev sahipliği nedeniyle,vermiş olduğu destek gerekçesiyle ayrıca teşekkür etmek istiyorum.

SHP işsizliği Türkiye’nin en temel sorunu olarak görmektedir. Böyle ağır bir sorunun yaşanmasının baş sorumlusu kuşkusuz hükümettir. Ancak bu sorunun çözümünde hükümetin yanı sıra Türkiye’nin sağdaki soldaki tüm siyasi partilerinin bu sorunu yaşayan,her iki yönüyle yaşayan örgütlerin,temsilcilerin akademisyenlerin, uzmanlarında sorumlulukları bulunmaktadır.

Çözümle ilgili bizlerde düşüncemizi,önerilerimizi ortaya koymalıyız,hükümetle paylaşmalıyız,kamuoyunun önünde tartışmalıyız. Biz bu sorunun bir ulusal afet biçimine dönüştüğünü gözlemekteyiz. O nedenle böyle bir platformun oluşturulmasını gerekli gördük. İstihdam süreci içinde olan ve doğal olarak istihdam sürecindeki paylarını arttırmayı öngören sivil toplum örgütlerinin başkanları temsilcileri bu platformun adının örneğin bir sempozyum değil de kurultay olmasının nedeni gerekçesi de budur. İstihdam Kurultayının üçlü bir yapıya oturmasını,oturtulmasını öngördük.

İstihdam sürecinin taraflarının temsilcileri,temsil konuşmaları yapmalı diye düşündük.Akademisyenler,bu sorun üzerinde çalışanlar,uzmanlar teknik görüşlerini bu platforma taşımalılar şeklinde bir yaklaşım ortaya koyduk birde Sn katılımcılar Sn konuklar bu birlikteliğin yalnızca sunuş konuşmasıyla sınırlı tutulmaması için iki gün boyunca yapacağımız çalışmalarda temsil konuşmalarının dışında,teknik konuşmalar dışında örnek olayları,değişik sektörlerde istihdam yaratabilecek örnek girişimleri ele almasının doğru olacağını düşündük.

Tarım sektöründen,hayvan sektöründen,hizmetler sektöründen ve sanayi sektöründen ilginç olduğunu düşündüğümüz,önemli olduğunu sandığımız örnekleri getirdik. Tarımda meyvecilik dalında yapılan çalışmalar burada o örnek olaylar çerçevesinde sizlere sunulacak.

Hayvancılıkta özellikle sözleşmeli hayvancılık anlayışı açısından önem taşıyan bir proje Kelkit projesi sizin tartışmanıza açılacak Sanayide iki önemli örneğimiz var. Biri tekstil. Tekstilin istihdam açısından tartışmasız bir ağırlığı olduğunu biliyoruz. Eski bir Samsun Milletvekili olduğum için, ikinci örneği de Samsun Organize Sanayi Bölgesinden getiriyoruz. Tıbbi aletlerin yapımıyla ilgili bir örnek. İstihdam yaratılması açısından bence çok ilginç.. Umarım sizlerde aynı düşünceyi paylaşırsınız. Hizmetlerde ise Türkiye’de son yıllarda gelişen filmcilik sanayini örnek olay olarak aldık gerçekten dizi filmlerin yada gelişmekte olan filmcilik sanayinin akıl almaz ölçüde istihdam yarattığı görülmektedir.iddialar çok büyük yüz binlerden söz edilmektedir. Ne ölçüde doğru ne ölçüde geçerli hiç kuşkusuz bunları da tartışacağız ama bu örnek olayların istihdam yaratması açısından bu alışmanın bu kurultayın görev alanı içine girdiğini düşünüyoruz.

Sn. Bakan, Sn. Milletvekilleri, Sn. Konuklar, Sn. Katılımcılar yaşadığımız gelişmeler istihdamla ilgili mitlerin ve istihdama ilişkin beklentilerin gerçekleşmediği doğru çıkmadığını göstermektedir. Ekonomi büyümekte enflasyon düşmekte bu arada faizler ve reel faizler gerilemekte yani yatırımlar yapılmakta. Sabit sermaye yatırımları devreye girmekte ama tüm bu gelişmelere karşın istihdam hacminde ciddi bir artış olmamakta bir akademisyenimizin hocamızın değerlendirmesine göre 2001 yılından buyana Türkiye ekonomisi % 25 oranında büyüdüğü halde istihdam hacminde ciddi bir artış olmamıştır.

Öte yandan meclisteki partilerimizden hükümet partisinin bizzat Sn başbakanın TOBB’a istihdamla ilgili olarak ifade ettiği talebi gerçekleşmemiştir. Sn Başbakan TOBB’nin geçen mayıs ayında yapılan genel kurulunda yapmış olduğu konuşmasında TOBB’nin üyelerinin birer kişiyi işe almaları durumunda istihdam sorununun çözümünde çok önemli bir adım atılacağını ifade etmişti, açıklamıştı o gerçekleşmedi. Meclisteki partilerimizden ana muhalefet partisinin istihdamla ilgili olarak hazırlamış olduğu raporun yerli malı kullanılmasını talep eden işsizlerin alınmasının çözümünün de gerçekleşmeyeceği anlaşılmıştır.

Sn. Bakan, Sn. Milletvekilleri ayrıca hükümetin Avrupa Birliğine girmeden önce hazırlanması gereken ve hazırlamış olduğu katılım öncesi iktisat programının 3 yıllık ( 20005-2006-2007)yıllarını kapsayan katılım öncesi iktisat programının istihdamla ilgili öngörülerinde gereksinmelere yanıt verecek düzeyde olmadığı olamayacağı görülmektedir

Bu üç yılı kapsayan ve KEP diye adlandırılan kısaca KEP denilen programda üç yıl içinde 1.650 .000 kişiye istihdam yaratılması öngörülmüştür. Yılda yaklaşık 540 000 kişi bu programa göre işe alınacaktır. Bu iki nedenle kep adlı program katılım öncesi iktisat programı iki nedenle gereksinimlere yanıt veremeyecek nitelikte görülmektedir. Bunlardan birincisi aslında Türkiye’de her yıl işgücü pazarına piyasasına 700-750 bin dolaylarında gencin girmekte olmasıdır. 700-750 bin dolaylarındaki yeni girişe karşın yıllık olarak yaratılacak istihdam düzeyi 540 bin de kalmaktadır hiç kuşkusuz birde birikmiş işsizlik vardır stok işsizlik önümüzde durmaktadır.

Onu da dikkate aldığımızda sayıların böyle okunması böyle değerlendirilmesi gerekmektedir.öte yandan çok sayıda iktisatçı özellikle 2004 yılında sağlanan yüksek büyüme oranına karşın 2004 yılında istihdam düzeyinde gelişmelerin ortaya çıkmamasını dikkate alarak 2005 yılında iktisadi büyüme oranının %5 olması durumunda 540 bin kişilik istihdam olanağının yaratılmasının çokta doğru çokta gerçekçi olmayabileceğini ileri sürmektedir.

Öte yandan Türkiye bu yıl Ekim ayında, Avrupa Birliğiyle üyelik müzakerelerine başlayacaktır. Türkiye’nin en çok tarım sektöründe zorlanacağına ilişkin ülkemizde genel bir mutabakat bulunmaktadır. Böyle bir kaygı yaşanmaktadır. Gerçekten 17 Aralık tarihinde Avrupa Birliği doruk toplantısında yapısal formlardan yararlanma konusunda bu arada tarımla ilgili mali kaynaklardan yararlanma alanında Türkiye’nin önüne kalıcı kısıtlamaların konulmuş olması tarım sektörünün önümüzdeki 10 yıl içinde müzakere döneminde çok ciddi sorunlar yaşayacağını göstermektedir. Bu dikkate alınırsa Tarım sektöründen tarım dışı sektörlere çok sayıda yurttaşımızın göç edeceğini göz önünde tutarsak katılım öncesi iktisat programının yıllık 540 bin kişilik istihdam öngörüsünün yeterli olmayacağını bir başka açıdan görmüş oluruz.

Sn. Bakan, Sn. Milletvekilleri, Sn. Konuklar. SHP için bu bağlamda bir başka sorun verimlilik artışı ve reel ücretler arasındaki ilişki olmaktadır. Maalesef verimlilikte çok önemli ilerlemelerin gelişmelerin sağlanmasına karşın reel ücretler gerilemektedir. 1997 yılını 100 olarak aldığımızda 2004 yılında 2004 yılının sonunda verimlilik endeksi 144’e çıkmakta ama 1997 yılını 100 olarak aldığımızda reel ücret endeksi %89.4’e gerilemektedir.

Çok yüksek bir verimlilik artışı ama buna karşın reel ücretlerde çok ciddi bir gerileme SHP çalışanlarının milli gelirden aldıkları payın düzenli ve sürekli olarak arttırılması için siyaset yapmayı amaçlamaktadır. Ancak SHP’nin,uğruna siyaset yaptığı kitleler bugün biraz önce söylemiş olduğum gerekçelerle ikili bir kıskaç içinde bulunmaktadırlar. Bir yandan reel ücretlerin gerilemesi çalışanların ulusal gelirden aldıkları payında gerilemesine hatta çökmesine neden olmaktadır.

Sn. Bakan ,Sn. Konuklar. Hiç kuşkusuz 1970’li yılların ortasından itibaren şekillenmeye başlayan gelişen ve bugün dünyanın her yerinde Çin içinde olmak üzere Küba içinde olmak üzere egemen olan egemen haline gelen yeni üretim sistemi yada kimilerinin adlandırılmasıyla postformist üretim fonksiyonu yapısal işsizliğin ortaya çıkmasına neden olmaktadır. İşsizlik hemen hemen dünyanın her yerinde en temel sorun olarak yaşanmaktadır.

Ancak genel bir değerlendirmeyle işsizlik her yerde var her yerde yaşanmaktadır denilemez. Evet bir sorundur ama ülkeler izlemiş oldukları iktisat siyasetine göre işsizlik konusunda önemli başarıları elde etmektedirler. İşsizlik sorununun çözümünde önemli adımları atabilmektedirler.

Ben bu toplantı için arkadaşlarımdan bir karşılaştırma yapmalarını istedim arkadaşlarımın değişik ülkelerde tümünü vermeyeceğim birkaç ülkeyi vereceğim 1995 yılı ile 2004 yılı karşılaştırmasına ilişkin bana verdikleri bilgi notunun sizlerle paylaşmak istiyorum 1995 yılında Danimarka’da işsizlik oranı %6.8 2004 yılında bu oran %6’ya inmiş durumda bana verilen örnekte,yararlandığım örnekte YeniZellanda vardı Kanada vardı ABD vardı ancak ben Avrupa Birliği ülkelerinin örnek olarak alınmasının daha doğru olacağını düşündüm. Evet Danimarka’yı söylemiştik. Danimarka’da 1995 yılında işsizlik oranı % 6.8 2004 yılında %6 oluyor. İtalya’da 1995 yılında işsizlik oranı % 11.7 2004 yılında %8.6’ya iniyor Hollanda’da %7.1 den %5’e iniyor İngiltere’de yarı yarıya azalıyor 1995’te %8.8 iken 2004’te %4’lere iniyor.

İşsizlik kendiliğinden ortaya çıkmaz hiç kuşkusuz işsizlik izlenen iktisadi büyüme modelinin sonucu olarak ortaya çıkmaktadır O nedenle hepimizin bundan sonra uzun dönemde değişik sektörlerde istihdam yaratacak bir büyüme modelini benimsemesi gerekmektedir büyüme modelinin en temel parametresi bundan böyle işsizlik olarak alınmalıdır. Ben ayrıntılara inmek istemiyorum.Büyüme modelleri değişik parametrelere göre hazırlanır. Eski bir plancı olarak bunu söylemek istiyorum bana göre önümüzdeki dönemde yeni planlama çalışmalarında en temel parametre olarak işsizlik alınmalıdır.

Model bu çerçevede hazırlanmalıdır. Özellikle eğitim sektörüne mesleki teknik eğitim gereksinimine de yanıt verilmesi açısından çok büyük bir önem verilmelidir. Bu kurultayda istihdam kurultayında büyüme modelinin işsizliği azaltacak yeni istihdam olanakları yaratacak büyüme modelinin yada modellerinin ne olması gerektiğine ilişkin hocalarımız, teknik sunuşta bulunacaklar.

Sayın akademisyenlerimizden çok büyük bir katkı beklemekte olduğumuzu ifada etmek isterim.Ancak işsizlik sorununun çözümü istihdam düzeyinin yükseltilmesi uzun dönemde izlenecek iktisadi büyüme modellerine terk edilemez. Sorun vahimdir. Sorun acildir. Sokaktaki insan sokaktaki yurttaşlarımızın gereksinimlerine yanıt verecek kısa dönemli önlemlerinde istihdam kurultayında ortaya konmasını bekliyoruz.

Sn.Bakan,Değerli arkadaşlarım ben iki konuda kısa vadeli önlemler bağlamında öneri de bulunmak istiyorum. Bunlardan birincisi Türkiye’nin hiç kuşkusuz Serbest Pazar koşullarında ve üstlenmiş olduğu uluslararası yükümlülükler çerçevesinde nümüzdeki dönemde yeni bir ithal ikamesi siyasetinin izlemesi gerektiği düşüncesindeyim. 1930’ların ithal ikamesi siyasetini yada 60’ların 70’lerin ithal ikamesi anlayışını kullanamayacağımızı biliyorum.

Ancak bugünün koşullarında da Türkiye’nin yeni bir ithal ikamesi siyasetini izlemesini olanaklı görüyorum. Türkiye, Türk lirasının da aşırı değerlendirilmesinin katkısıyla akıl almaz ölçüde yüksek ithalat yapmaktadır ve Türkiye’nin kaynakları deyim yerindeyse yurt dışında yeni istihdam olanaklarının yaratılması için kullanılmaktadır. Türkiye’nin bunu değiştirmesi bir zorunluluk olarak ortaya çıkmıştır. İthal ikamesi siyaseti ticaretimizin dış ticaret açığımızın daha doğrusu azalmasına katkıda bulunacaktır.

Sn: Konuklar, birkaç gün önce Sayın Pektim Genel Müdürü’nün bir açıklamasını okudum. Çok kısaca onu sizinle paylaşmak istiyorum. Sayın Pektim Genel Müdürü Türkiye’nin 2004 yılında 2,5 milyar dolarlık plastik ithalatı yaptığını söylüyor. Ama yaklaşık 200 milyon dolarlık bir yatırımla Türkiye’nin bunu önleyebileceğini ve rahatlıkla bunu Türkiye’de üretebileceğinin söylüyor. Gübre sanayinden imalat sanayinin değişik dallarında çok sayıda örneğin verilebileceğini düşünüyorum.

Böyle bir anlayış ithal ikamesi siyasetinin devreye sokulması yalnızca dış açığın azaltılmasına katkıda bulunmayacaktır. Aynı zamanda istihdam olanaklarının yükseltilmesi içinde çok ciddi bir fırsat yaratacaktır. Kurultayımızda tekstil sanayisiyle ilgili olarak sunuşta bulunacak olan sayın Orakçıoğlu’nun geçen yıl hükümete sunduğu önerisini çok dikkatle değerlendirmemiz gerektiğine inanıyorum. Sayın Orakçıoğlu hükümetin illere verdiği teşvikin tekstile verilmesi durumunda bu sektörün %20 oranında daha fazla istihdam yaratabileceğini söylemektedir.

Bu sektör zaten Türkiye de istihdam yaratan bir sektördür. Burada %20 oranında bir istihdam artışının sağlanması sanırım hepimiz tarafından önemsenmelidir. Ayrıca teşviklerin ithal ikamesine kaydırılması o alandaki sanayi dallarına verilmesi Türkiye’nin önünde duran çok ciddi bir tartışma konusunu yarattığı sorunlarında çözülmesini gerektirecektir. İllere verilen teşvikler toplam istihdam hacmini arttırmamaktadır. Yalnızca bir ilden başka bir ile bir bölgeden başka bir bölgeye kaydırılmaktadır.

Gerçi teşvik alan iller için bölgeler için bunun yararı vardır. Hiç kuşkusuz bu önemli bir siyasettir. Ama genel işsizlik sorununun çözümlenmesi konusunda il teşviklerinden yararlanılması söz konusu değildir. Söz konusu olamaz, onun yerine ithal edilen mallarda eğer bu teşvikler işletilebilirse o sektörlere bu teşvikler kaydırılabilirse bunun hem dış açığı azaltacağını hem de çok ciddi olarak istihdam yaratacağını düşünüyoruz. Düşünüyorum parti olarak hazırladığımız önerileri sizi aktarıyor değilim. Bunu üzerinde durulması gerektiğine inanıyorum.

Bir başka sorun da bir başka çözüm yaklaşımı da sayın konuklar Türkiye’nin GSMH’nın belli bir oranını acil çözüm için ayırıp özel bir istihdam paketi uyarınca devreye sokmasıdır. Eğer enflasyondaki gerileme iktisadi büyümenin artması yeni sabit sermaye yatırımlarının başlaması istihdamda beklediğimiz çözümleri getiremediyse eğer geniş kitleler açlık sorunuyla karşı karşıya bulunmaktaysa Türkiye’nin acil önlemleri alması gerekmektedir.

Bunun için özel istihdam paketlerinin hazırlanmasını öneriyorum. Bu bize özgü bir şey değil dünyada bu sorunla karşı karşıya olan bu sorunu yaşayan tüm ülkelerde bu tür projeler hazırlanıp devreye sokulmuştur.

Nasıl yoksulluk için fazla nasıl faiz dışı fazla diye adlandırılan bir kavrama alıştıysak nasıl hemen hemen hepimiz GSMH’mızın % 6,5’inin bu amaçla bir yana konmasını dokunulmaz bir kavram olarak görmekteysek benim önerim aynı şekilde belli bir yüzdenin istihdam için fazla adıyla yoksulluk için fazla adıyla devreye sokulmasıdır. Bu ne kadar olmalıdır? GSMH’nın %6,5’ini faiz dışı fazla diye ayırıyoruz. Bu yüksek midir değil midir çok ciddi olarak tartışılabilir. Bu borçların ödenmesine katkıda bulunup bulunmadığı da tartışılabilir. Türkiye ile benzer borç yapısına sahip ülkelerde Latin Amerika ülkelerinde Arjantin de Brezilya da bunun çok daha düşük olduğunu %3-3,5 dolaylarında bağlandığını biliyoruz.

Türkiye de akıl almaz bir ölçüde faiz dışı fazla öngörülebilmektedir.bu düşürülebilir, ülkenin tümü yoksul yurttaşlar için işsiz yurttaşlar için yeni bir sorumluluğu üstlenmek amacıyla beli bir fazlanın belli bir oranın ayrılmasını içine sindirebilir. Biz SHP olarak yoksulluğu yenmek için acil plan adını taşıyan bir proje hazırlamıştık. 2003-2004 ve 2005 yıllarını kapsayan bu proje kapsamında bir milyar doların ayrılması söz konusu olursa bir milyon kişiye istihdam destek paketinin işletilebileceğini görmüştük ve bunu önermiştik.

Kamu oyunun değerlendirmesine sunmuştuk. Yani bir milyar dolarlık bir destekle bir milyon kişiye istihdam olanağının yaratılması söz konusu, bunların tümü asgari ücret üzerindedir. Geçenlerde arkadaşlarım bana ODTÜ’den bir profesörümüzün, hocamızın Prof. Ahmet TONAK’ın bir önerisini aktardılar. Prof. Ahmet TONAK milli gelirin %1’inin ayrılmasını öneriyor. Milli gelirin %1’ inin ayrılması durumunda hocamızda bir milyon kişiye istidam olanağı yaratılabileceği iddiasında. Üçüncü olarak ta TOBB ile hükümet arasında yapılan tartışmalar arasında çıkan bir büyüklükten söz etmek istiyorum. SHP’nin önerisini söyledim. Bir milyar dolarlık bir kaynak bir milyon kişiye istihdam. Prof. Ahmet TONAK’ın önerisini söyledim GSMH’nın %1’inin ayrılması bir milyon kişiye istihdam. Üçüncüsü de TOBB ile hükümet arasında çıkan tartışmadan ortaya çıkmakta. Biraz önce de sayın HİSARCIKLIOĞLU gelmeden söylemiştim.

Sayın; Başbakan geçen mayıs ayında bir talepte bulunmuştu. TOBB’nin üyelerinin birer kişiye işe almasını söylemişti. Aslında TOBB’nin bir milyon üyesi var ama TOBB’nin kaynak yaratabilecek, istihdam yaratabilecek üye sayısının kırk bin ile sınırlı olduğunu biliyoruz. Yada öyle söyleniyor. Yani bir milyon üyenin istihdam yaratması işe insan alması söz konusu değil. Ancak kırk bin işletme için bu yapılabilir. Ama kaç bin işletme olursa olsun toplam olarak 1,200,000 kişi üzerinde hükümet ile TOBB arasında bir görüşme yapıldı. Basında izlediğimiz kadarıyla sayın bakanda burada sayın TOBB genel başkanı da aramızda 1200000 kişiye istihdam yaratabilmesi için hazinenin 2,7 katrilyon destek vermesi gerekmektedir. Bizimki bir siyasi partinin çalışması, Prof. TONAK’ın ki akademik bir çalışma ama bu hükümetle TOBB arasındaki görüşülmüş tartışılmış ve hazine tarafından da parasal büyüklüğe oturtulmuş bir öneri.2,7 katrilyonluk bir destekle bu acil paketi devreye sokulması söz konusu olabilir.

Kısa dönemde başkaca önerilerin bu kurultayda ortaya konabileceğini düşünüyoruz. Biz bu kurultayda temel sorunun yalnızca işçi ve kamu çalışanı sayısının arttırılması olarak ele alınmaması gerektiğini de düşünüyoruz. Hiç kuşkusuz istihdam denince akla doğal olarak işçiler ve kamu çalışanları gelmektedir. Öncelikle işçi sayısında kamu çalışanı sayısında bir artış beklenmektedir, bu doğaldır. Aslında kamu çalışanlarının sayısı, Avrupa Birliği ülkeleriyle karşılaştırıldığında oldukça düşük düzeydedir.

Evet bu iki alandan istihdam artışı olmalıdır ama istihdam deyince yalnızca işçi sayısının kamu çalışanı sayısının artışı düşünülmemelidir. İstihdam süresince değişik mevkilerde görev yapan sorumluluk üstlenecek toplum kesimlerinin sayısındaki artışta esnaf sanatkar sayısındaki işveren sayısındaki kendi hesabına çalışanların sayısındaki artıştan önem taşımaktadır. Hem kuramsal yönleri ile hem pratik yönleri ile bu kurultayda istihdam sorununu ele alacağız ve kurultay sonrasında da hükümete ve kamuoyuna önerilerimizi sunacağız.

Burada öncelikli sorun bir siyasal tercihin ortaya konmasıdır, biraz önce de ifada ettim çözüm vardır, uzun vadeli çözüm vardır, kısa vadeli çözüm vardır. Önemli olan bu siyasal tercihin ortaya konmasıdır. Siyasal tercihin bu şekilde ortaya konmasını talep ettiğimizi, ifade ederek konuşmamı tamamlıyorum ve hepinizi tekrar sevgi ve saygıyla selamlıyorum.

Genel Başkan demeçlerine dönmek için tıklayınız