Murat Karayalçın: “Muhalefet Parlementoya Sıkıştı” (Radikal Gazetesi)

Murat Karayalçın: Soldan kaynaklanan bir eksiklik olduğunu söylemek olanaklı ama sermayenin ve sağın engellemelerinin göz ardı edilmemesi gerekiyor. Yeni oluşum aramak yerine, solu iktidara taşımaya hazır olan SHP’de toplanılması doğrudur

İSMET DEMİRDÖĞEN
SHP Genel Başkanı Murat Karayalçın’a göre CHP’nin sokağa çıkmaması ve Meclis’e sıkışıp kalması, sol düşünce üzerinde yeterince yoğunlaşılmaması, sermayenin müdahalesi ve iktidar tarafından sürekli umut pompalanması halkın muhalefetinin önünü kesiyor. Karayalçın, arayış içinde olanlara adres olarak SHP’yi gösteriyor.

Dışarıdan bakınca parlamentodaki muhalefet nasıl görünüyor? Muhalefette eksiklik var mı?
1980 sonrası siyasette iki örnek var: SHP’nin 80′li yıllardaki CHP’nin içinde bulunduğumuz dönemdeki muhalefeti. SHP anamuhalefet olarak kamuoyunda olumlu karşılanan bir muhalefet çalışması sergiliyordu. Bugün CHP’nin muhalefette yeterli olmadığı söyleniyor. Bugün CHP’li arkadaşlar TBMM’de muhalif bakış açısıyla tepkilerini ortaya koyuyorlar, başarılı konuşmalar yapıyorlar, ama bu yeterli değil.

Toplumsal muhalefete öncülük edemiyor mu?
Evet. Çünkü CHP muhalefeti 09.00-17.00 muhalefeti. Mesai saatleri ve TBMM ile sınırlı. CHP sokağa çıkmıyor, çıkmayı tercih etmiyor. Oysa SHP, 80′li yıllarda sokaktaydı. Meclis koridorlarıyla sınırlı bir muhalefet yapmıyordu. Başka siyasetlerin temsilcileri SHP’nin mitinglerine geliyor kendilerini sloganlarla, pankartlarla, bildirilerle ifade ediyorlardı. Sol birliktelik ortaya çıkabiliyordu. SHP oradan aldığı gücü TBMM’ye taşıyordu. Yani Meclis koridorlarıyla Türkiye’nin sokakları arasında bir bağlantı kurmuştu. Oysa bu şimdi yok.
Çok önemli bir başka neden partilerin gündemiyle toplumun gündeminin örtüşmemesidir. Toplumun gündeminde Baykal- Sarıgül kavgası yok, jandarmalı-karateli kurultay yok, ‘Din elden gidiyor’ şeklinde kaygı ya da İsmet paşanın Irak’a girilmesi vasiyeti yok. Toplumun gündeminde yoksulluk, işsizlik var. Üçüncü neden de sol siyasi partilerin sol düşünce üzerinde yeterince yoğunlaşamamaları, örneğin yoksulluk ve işsizlik üzerine projeler geliştirememesi. Soldan kaynaklanan eksiklikler olduğunu söylemek olanaklı ama sermayeden ya da sağdan kaynaklanan engellemelerin de göz ardı edilmemesi gerekiyor.

Bunlar neler?
Bir defa postfordist üretim sistemi işgücü piyasasını olumsuz etkiledi, istihdamla büyüme arasındaki doğrusal bağlantıyı kaldırdı. Bu, sendikal hareketi de olumsuz etkiledi. Dünyada da Türkiye’de de sendikal hareketin güç yitirdiğini görüyoruz. Oysa sendikal örgütlenmeler siyasi partilerin dışında muhalefet hareketinin özüdür. Almanya’da işverenler sendikal hareket aleyhine 100 milyon avroluk uzun vadeli bir kampanya başlatma kararı aldı. Mutlaka Türkiye’de de bir şeyler vardır.

Seçmenler nasıl etkileniyor?
İki partili bir sisteme yönlendirme ve kurgu var. Yüzde 10 baraj en temel araç olarak kullanılıyor. Buna bir de seçmenin ‘Oyum ziyan olmasın’ şeklindeki siyasi tercihini eklerseniz, bir rehin almayla karşı karşıya kaldığımız görülüyor. Seçmen testiyi kıranla testiyi taşıyanı ayırmıyor, ikisini aynı kefeye koyuyor. ‘Lanet olsun burdan bir şey çıkmaz’ değerlendirmesi yaygınlaşınca milyonlarca seçmen sandığa gitmiyor.

Bu kurgunun anamuhalefet üzerindeki etkisi?
Eylemlerinin ve söylemlerinin faturasını ödememek. Çünkü ‘Ne olursa olsun, ne yaparsam yapayım elin mahkûm bana oy vermek zorundasın’ anlayışının yerleşmesine neden oluyor bu kurgu.

Baraj olmasa muhalefet etkisini gösterebilir mi?
Yüzde 3-5 gibi makul bir düzeyde olsa bile anamuhalefet partisi sorumluluğunu hissedecektir. Yarışma olacaktır.
AKP’nin başarılı görülmesi muhalefet yapmayı güçleştiriyor mu? AKP gerçekten başarılı mı?
AKP, sermayenin kullandığı iktisadi göstergeler çerçevesinde başarılı; enflasyon, faizler düşüyor, borsa tavan yapıyor. Ama sokaktaki adamın, üreticinin, işsiz kitlelerin bakışıyla başarılı olduğunu söylemek asla mümkün değildir. İşsizlik olağanüstü artıyor, yoksulluk derinleşiyor. Televizyonların halkın sorunlarını gündeme getirmek yerine eğlence programlarını tercih etmesi ve iktisadi göstergelerin başarılı olduğunu öne çıkarması sorun yaşayan kitlelerde bir umut ortaya çıkmasına neden oluyor. İşsiz ve yoksul kitleler, üretici esnaf gündelik yaşamında çok büyük sıkıntı içinde ama umut pompalanmasıyla hareketsiz bırakılıyor.

Buna karşı muhalefet güçleri ne yapıyor ve ne yapmalı?
Muhalefet güçleri özellikle sol güçler birbirlerini değil AKP’yi hedef almalıdır. En azından biz AKP ile mücadelede diğer sol partilerle yarış içindeyiz. Sol partilerin güçlenmesi bizi üzmez, gerilemesi sevindirmez. CHP’nin jandarmalı karateli kurultaylarını elimi oğuşturarak değil üzülerek izledim. Sol partilerin ‘Falanca parti bitti’ gibi açıklamalarla bibirlerinin ölüm ilanlarını vermesi olmamalı. Sol partiler güçlenirse sol potansiyelin güçlenmesine katkıda bulunur.

CHP’nin vakıf olması önerisi gerçekçi mi? Yeni bir oluşum gerekli mi?
CHP’nin vakıf olup olmamasını önermek bana düşmez, bu CHP’nin sorunu. Yeni oluşum yaklaşımını doğru bulmuyorum. Solda ters işleyen bir zincir var. Sol seçmen sol partilerin tümünü aynı sepete koyup sandığa gitmiyor, üç partinin aldığı oylar düşüyor. Bunu kırmanın yolu seçim öncesi sol partilerin koalisyonu ve seçim ittifakını gerçekleştirmektir, yeni oluşum değil. Aynı kumaştan dört elbise çıkmaz. Yeni oluşum aramak yerine SHP’de toplanılmasını doğru buluyorum. SHP’nin nesi eksik? En demokratik örgüt yapısı ve tüzük bizde, sol olarak en iyi program bizde. Yeni oluşum peşindekiler SHP’de toplanmalı. SHP solu iktidara taşımaya hazırdır.

Genel Başkan demeçlerine dönmek için tıklayınız