Kıbrıs’ın 1995′de Tanındığı İddiası Gerçekdışı ve Saçma

AB doruk toplantısı kararları nedeniyle Kıbrıs sorunu yeniden tartışma gündemine geldi. Kimileri de Gümrük Birliği 1995 yılında imzalanırken asıl tavizin verildiğini ve Kıbrıs’ın tanındığını eski alışkanlıklarıyla ileri sürdüler.

Bu iddia gerçekdışıdır. Türkiye Kıbrıs’ı 1995′te tanıdıysa o zaman bütün bu tartışmalar neden yapılıyor? Türkiye’nin 1995′te tanıdığı Kıbrıs’ı bir de 2004 yılında mı tanıması isteniyor? Eğer Kıbrıs 1995′te tanındıysa KKTC ve Türk Ordusu orada ne yapıyor? Annan Planı neden hazırlanıyor, halk oylamasına sunuluyor?

Gümrük Birliği kararının alındığı 6.3.1995 tarihli Ortaklık Konseyi toplantısının gündem maddeleri arasında Kıbrıs Sorunu yoktur. Gümrük Birliği toplantısının kararları hem AB’nin hem de Dışişleri Bakanlığımızın arşivlerinde bulunmaktadır. Kıbrıs sorunu, doğal olarak Gümrük Birliği çalışmalarının yapıldığı sırada da gündemdeydi ve kimi çevreler Türkiye’den bir ödün beklentisi içine girmişlerdi. Dönemin Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı olarak böyle bir şeyin söz konusu olamayacağını çok açık olarak önce 2.2.1995′te Londra’da İngiltere Dışişleri Bakanlığı binasında beş Dışişleri Bakanı olarak yaptığımız toplantıda, sonra da 6.3.1995 tarihinde Brüksel’de yapılan Ortaklık Konseyi toplantısında söyledim.

Dediğim şudur: Kıbrıs Cumhuriyeti, Türkiye AB üyesi olmadan ve Kıbrıs sorunu nihai çözüme kavuşturulmadan Avrupa Birliği’ne giremez. Benim Ortaklık Konseyi’ndeki konuşmam da, hem AB hem de Bakanlık arşivlerinde bulunmaktadır. Buna karşın neden kimi bilim adamlarının bu iddiaları sürdürdüklerini açıklayabilmek çok güç.

17 Aralık kararları bir zafer de değildir. Hele bayram hiç değildir. Ancak Kıbrıs konusunda bir geri adım da söz konusu değildir. Hiçbir hükümet, istese de, iki kesime, iki topluma ve siyasi eşitliğe dayalı nihai bir çözüm olmadan Kıbrıs Cumhuriyeti’ni tanıyamaz. Bununla birlikte Brüksel’de Kıbrıs konusu öne çıkarılarak öteki sorunların üstü örtülmüştür.

Genel Başkan demeçlerine dönmek için tıklayınız