Karayalçın: ‘Çıkart Gel’le Olmaz (Vakit Gazetesi)

Sosyal Demokrat Halk Partisi (SHP), başörtüsü yasağının da içinde yer aldığı “toplumsal barış projesi” hazırlıyor. Parti, “topluma hiçbir şey kazandırmayan başörtüsü yasağının bir an önce çözümlenmesi ve ?kurban’ edilen çocukların geleceğinin kurtarılması” düşüncesinde.. Dini ve etnik konuların “Türkiye’deki en önemli iki fay kırığı” olduğunu savunan SHP, “Fay kırıkları bir an önce onarılmalı. Yoksa depremde daha büyük problemlere yol açar” uyarısını yapıyor… SHP Genel Başkanı Murat Karayalçın, “laiklik” kavramının istismarı ve başörtüsü yasağı konusundaki düşünceleri ile hazırladıkları “toplumsal barış projesi”nin ayrıntılarını Vakit’e anlattı.
Karayalçın, “başörtüsü” konusunda “Bu tartışmalar hiçbir şey kazandırmıyor” derken, klâsik sol anlayışın yansıması olarak şunları ekledi: “Ben bunun da tıpkı İHL’ler gibi siyasi bir parti tarafından siyasileştirildiğini düşünüyorum. Türkiye’de temel mutabakat unsurlarıyla ilgili olarak birtakım duyarlılıkların oluşturulması, karşı duyarlılıkların da çıkmasına sebep olmaktadır. Gerçekten İslâm’ı ilk çıktığından bu yana veya 1000 yıldır yaşayan bir topluluğun hayatının son 20-25 yılında böyle yeni veya ek bir sorunla karşılaşması şaşırtıcıdır. Böyle bir problem çıkmışsa, bu biraz da oluşturulmuş bir problemdir diye düşünüyorum.”
SİYASİ İSTİSMAR TARTIŞMALARI BU ÇOCUKLARIMIZIN SORUNUNU ÇÖZMÜYOR
Erbakan’ın; ?Rektörler türbana selâm duracaktır’ şeklindeki açıklamasının “etki ve tepki” meydana getirdiğini savunan Karayalçın, “özeleştiri” yaparak, yasağın çözümü konusunda “siyasi istismar var” gibi bahanelerin arkasına sığınılmaması gerektiğini söyledi: “Bu çocuklarımızın bazı siyasetçiler tarafından bilerek ya da bilmeyerek istismar ediliyor olmaları, onların yaşadığı problemin varlığını ortadan kaldırmıyor. Evet bütün bunlar bu çocuklarımızın problemini çözmüyor gerçekten de. Laiklik üzerinden, başörtüsü takan kızlarımızın üzerinden, Atatürk üzerinden, din üzerinden, ulus üzerinden, etnisite üzerinden siyaset gerçekten de yapılmamalı. Çünkü sonuçta değişik kesimler de bunun kurbanı haline geliyorlar.”
EN ÖNEMLİ SORU: BUNU NASIL AŞARIZ?
“Benim burada ne dediğimden veya ne diyeceğimden çok bunu nasıl aşarız sorusu önemli. Ben aslında kamusal alanı önemsiyorum. Kamusal alan Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin özüdür, temelidir diye düşünüyorum. Cumhuriyetçilerin etnisiteye dayanmayan bir modern ulus yaratma düşünceleri çerçevesinde, tüm bunlardan arındırılmış bir kamusal alan inşa etmelerinin yaşamsal bir önem taşıdığı kanaatindeyim. Türkiye Anayasası’nda inançların, sınıfların, etnik farklılıkların yer almaması bence bizi ayakta tutmuştur. Çünkü çevredeki ülkelere baktığımızda inançlara, etnik farklılıklara göre anayasalarını düzenlemiş ülkelerin devletlerinin çöktüğünü görüyoruz.”
HİZMET ALAN-HİZMET VEREN AYRIMI MESELEYİ ÇÖZEBİLİR
SHP lideri Murat Karayalçın, başörtüsü sorununun “hizmet alan-hizmet veren” ayrımının açık bir şekilde yapılmasıyla çözülebileceği düşüncesinde: “Kamusal alan nasıl tanımlanmalı, kamusal alan neresidir bunun tanımlanmasının yapılması gerekir. Benim önerim; bunun ?hizmet alan’ ve ?hizmet veren’ şeklinde olmasıdır. Örneğin öğrenci hizmet alandır. Ama burada benim ne dediğimin önemi yok.”
ÖNEMLİ OLAN MESELENİN BİR AN EVVEL ÇÖZÜLMESİ
“Asıl önemli olan bu meselenin bir an evvel çözülmesidir. Yani şunu kabul edelim, bizim eksikliğimiz var. Biz bir olay çıktığı zaman bunu tartışıyoruz. Bunu normal zamanlarda, düzgün bir şekilde tartışmıyoruz.”
İKİ ÖNEMLİ FAY KIRIĞI: ETNİK VE DİNİ
“Çok açık olmak gerekirse, bizim iki tane fay kırığımız var. Bunlardan biri etniktir, öbürü dinidir. Biz bu fay kırıklarıyla da yaşamamalıyız. Bunları mutlaka onarmalıyız. Ben şöyle bir formülü düşünüyorum; Türkiye’de Kürt gerçekliği kabul edilmelidir. Kürt gerçekliği de devletin birliğini, ulusun bütünlüğünü, yurdun bölünmez bütünlüğünü içine sindirmelidir. Türkiye’de bir başka gerçeklik inançtır, dindir. Bu da bizim bir başka gerçeğimizdir. Bu da kabul edilmelidir. İnançlı yurttaşlarımız da toplumun laik niteliğini içlerine sindirmelidir. Şimdi ben bunları mevcut sağdaki ve soldaki değişkenlerle ortaya koymaya çalışıyorum, ama bu da bu çocuklarımızın problemlerini çözmüyor. Nasıl çözülür? Bir mutabakata gitmek lazım. Yani her iki gerçeklik içselleştirilirse, içe sindirilirse, bunu içine sindirenler de karşıdakinin bu anlayışından emin olabilirlerse işte o eşikte, o zaman diliminde, o ne zaman olur bilemiyorum, bu problem de çözülecektir. Ama bir olumsuz düşüncem de ifade ettiğim gibi biz bunları oturup tartışmıyoruz.”
BAŞÖRTÜSÜNÜ DE KAPSAYAN TOPLUMSAL BARIŞ PROJESİ
Karayalçın, “bilimsel” platformda üzerinde çalıştıkları “toplumsal barış projesi”nde “başörtüsü”nün önemli bir yer ettiğini söyledi.
“Biz SHP olarak toplumsal barış adını verdiğimiz bir proje üzerinde çalışıyoruz. Bunun zor bir konu olduğunu biliyorum, ama bu topraklarda toplumsal barışı mutlaka sağlamamızın da yaşamsal önemi olduğunu görüyorum. Onun için biz başörtüsü konusunda kriz dönemlerinin dışında, normal bir dönemde bir çalışma yürütülmesi gerektiği düşüncesindeyiz ve şu anda böyle bir çalışmanın içindeyiz. Biz bilgiye, bilime ve projelere dayalı olarak siyaset yapmak istiyoruz. Bizim böyle bir anlayışımız var. Yoksulluğu yenmek için yaptığımız acil eylem planını da böyle bir ekiple yürütüyoruz. Geçen hafta işsizlikle mücadele için istihdam kurultayı adını verdiğimiz çalışmamızı tamamladık. Şimdi de toplumsal barış adındaki proje çalışmasını yürütüyoruz. Önümüzde sağlık, eğitim, sosyal güvenlik ile ilgili proje çalışmalarımız var. Bu arada bir et çalışmamız oldu. Ucuz kırmızı et projemizi üretici arkadaşlarımızla birlikte hazırladık ve önümüzdeki günlerde kamuoyuna sunacağız.”
TOPLUMSAL MUTABAKAT KONUSUNDA VAHİY Mİ BEKLENİYOR?
“Üzerimizde böyle bir sorumluluk olduğunu düşünerek, 28 Şubat tartışması ya da bir başka bunalım demeden sürdürüyor, yürütüyoruz. Benim dileğim şu: Türkiye’de bütün siyasi partiler bunu yapabilmeli. Herkes bu konuda çalışmalı. Bütün toplum temsilcileri konuya ilişkin çalışmalar yapmak ve mutabakata varmak zorunda olduğuna inanmalıdır. Sayın Başbakan başörtüsü konusunda ?toplumsal mutabakat’ın gereğine işaret ediyor. Bu ifadesi doğru ama peki bu ne zaman olacak? Vahiy mi gelecek? Demek istediğim şu; bu mutabakat noktasına gelebilmek için herkesin hassasiyetleri, kaygıları masa üstüne yatırılmalı ve tartışılmalıdır. Bu noktaya ne zaman gelinir bunu bilemem ve böyle bir tarih de veremem, ama böyle bir çalışma yapma zorunluluğumuz olduğu kanaatindeyim.”
?ÇIKARTIN GELİN’, ÇÖZÜM DEĞİL. MUTABAKATI OLABİLDİĞİNCE ÖNE ÇEKMEK LAZIM
“Çok açık olarak söylüyorum, bu bir problemdir ve ortaya konan bahaneler, şikâyetler, ?istismar’ yorumları, bu problemin çözümünde bir işe yaramamaktadır. İndirin gelin, çıkartın gelin demenin de bir anlamı yoktur. Peki ne yapmak lazım, oturup konuşmak lazım. Mutabakatı olabildiğince öne çekmek lazım. İfade ettiğim gibi bizim iki tane fay kırığımız var ve onu mutlaka onarmamız gerekiyor. Çünkü bir depremde bu iki kırık da insanımızın başına iş çıkarır.”
LAİKLİK VE DİN ÜZERİNDEN SİYASETE HAYIR
Karayalçın, toplum ve devlet nezdinde itibar gören temel kavramları kullanarak siyaset yapmanın kötü sonuçlar doğurduğuna dikkat çekerek; “Atatürk, din, inanç, laiklik, milliyetçilik gibi konular siyaset konusu olmamalıdır. Laiklik, Atatürkçülük solun değerleri değil, hepimizin değeridir. İnanç, ulusçuluk da herkesin değeridir. Herkes bir şekilde kendini bunun bir yanında görmektedir. Bunlar üzerinden siyaset yapmak Türkiye’nin temel problemidir. Sol; çalışanın, memurun, esnafın adına, sanayicinin adına siyaset yapmalıdır. Laiklik, demokratım diyen herkesin kavramıdır. Bunun üzerinden siyaset yapmak da tabii ki çok yanlıştır” dedi.

Genel Başkan demeçlerine dönmek için tıklayınız