Genel Başkan Murat Karayalçın’ın, 27 Şubat 2007 tarihli Merkez Yürütme Kurulu (MYK) toplantısı açılış konuşması:
Değerli arkadaşlarım,
Önce Türkiye gündeminde çok yoğun ve yaygın bir biçimde tartışılmaya başlanan Irak ile ilişkiler konusu üzerine bazı düşüncelerimi sizlerle paylaşmak istiyorum.
Türkiye’nin, zaman yitirmeden, Irak ile somut gündem maddelerini konuşmaya başlamasını gerekli görüyorum. Irak ile aramızda üç önemli gündem maddesi bulunmaktadır: Bunlardan birincisi olarak Irak topraklarından topraklarımıza yapılan saldırıların durdurulması konusudur. İkincisi tüm yakınlarımızın bu aşamada özellikle Türkmenlerin karşı karşıya olduğu sorunların çözümü için girişimlerde bulunulmasıdır. Üçüncü konu da Kerkük’ün statüsüdür.
Milli Güvenlik Kurulu kararının Irak’ta herkesle görüşmeyi kapsayıp kapsamadığını tartışmanın anlamının olmadığını düşünüyorum. Ölçü Türkiye’nin öteki devletlerle ilişkisinde olduğu gibi Irak’ın anayasal kurumlarıdır, Irak anayasanın öngördüğü kurumlar ve yöneticiler olmalıdır. Ayrıca yine Türkiye’nin öteki devletlerle ilişkilerinde olduğu gibi gerekli görülen herkesle görüşme yapılmalıdır. Türkiye ilk kez diplomatik ilişki kuran bir devlet değildir.
Zaman yitirilmemelidir. Zaman yitirilmesinden çok ciddi olarak endişe ediyorum. Kuzey Irak Özerk Yönetimi başkanı Mesut Barzani’nin NTV’ye vermiş olduğu demeci son derecede önemsiyorum ve vahim buluyorum. Çok özetle Mesut Barzani, Irak’ın kuzeyinde PKK varlığını kabul etmekte ama bununla ilgili olarak kendileri tarafından silahlı bir müdahalede bulunulmasının söz konusu olmadığını; ayrıca Türkiye’nin bir silahlı müdahalede bulunmasının da kabul edilemeyeceğini ifade etmiştir. Genelkurmay Başkanımızın saptamalarıyla bu açıklamalar büyük ölçüde örtüşmektedir. Anımsarsanız Genelkurmay Başkanımız sınırımızın güney yakasının yani Irak tarafının korunmadığını, denetlenmediğini orada PKK’lıların etkili olduğunu açıklamıştı. Ben o açıklamayla ya da saptamayla, NTV’deki verilen bu demeç arasında bir örtüşme olduğunu düşünüyorum.
Değerli arkadaşlarım,
Her şeye karşı basın aracılığıyla görüşmenin olmayacağı bilinmelidir. Demeçlere göre siyaset belirlenemez. ‘Görüşürsem tanımış mı olurum’ şeklindeki bir açıklama kabul edilemez. Aslında bunlar Türkiye ile Irak arasındaki ilişkilerde çok ciddi yanlışlıklar hatta engeller olarak önümüzde durmaktadır. Niye televizyon kanalları ya da gazeteler aracılığıyla, gazetelerdeki haberler aracılığıyla konuşulsun? Niçin doğrudan doğruya görüşme yapılmasın? Neden demeçlerden sonuç çıkarılsın ya da o demeçlere göre görüşmenin yapılıp yapılmayacağı karara bağlansın. Neden ‘görüşme yaparsam tanımış mı olurum’ gibi bir kaygı seslendirilmektedir. Doğrusu bunları anlamakta çok güçlük çekiyorum. Bunların tümünü yanlış buluyorum.
Çok ivedi olarak görüşmeler başlatılmalıdır. Irak tarafından topraklarımıza yapılacak saldırıların önlenmesi için, Irak tarafına sorumluluğu hatırlatılmalıdır. Muhatap Irak’tır. Irak tarafı bu sorumluluğu üstlenmelidir. Hem sorumluluğu üstelenmeyeceksiniz, hem bu saldırılara seyirci kalacaksanız hem de Türkiye’nin kendi topraklarını korumak için alacağı önlemlerin karşısında duracaksınız. Bu olmaz. Irak, sorumluluğunun gereğini yerine getirmelidir. O nedenle özellikle içinde bulunduğumuz mevsim koşullarını da dikkate alarak görüşmelerin ivedilikle başlatılmasını bir zorunluluk olarak görüyorum. Ben sonuç alınabileceği inancını içtenlikle taşıyorum.
Değerli arkadaşlarım.
Irakla Türkiye arasındaki sorunların çözümü için bir bölgesel toplantının tasarlanmasını, örgütlenmesini bu aşamada hem gerekli görmüyorum hem de bunun zaman kaybına neden olacağı kaygısını taşıyorum. Türkiye, ikili görüşmeleri biraz önce sıralamış olduğum gündem maddeleri çerçevesinde başlatmalıdır. Bölge ülkelerinin Irak ile ilgili olarak başlatacakları çalışmaları bir konferans biçiminde ya da bir başka platformda ele almak ayrıca düşünülebilecek bir şey olabilir. Ama bu aşamada onun kullanılmasının çok ivedi ve yararlı sonuçlar getireceği kanısında değilim. Benim Merkez Yürütme Kurulu toplantısının başında sizlere söylemek istediğim görüşlerim bunlardır.