Genel Başkan Murat Karayalçın’ın, 1 Mayıs 2007 tarihli Merkez Yürütme Kurulu (MYK) toplantısı açılış konuşması:

Tüm işçilerimizin, hangi sıfatla olursa olsun tüm çalışanlarımızın, üreticilerimizin ve iş arayan işsizlerimizin 1 Mayıs bayramlarını yürekten kutluyorum. Dünya işçi sınıfının 1 Mayıs hareketini başlatanları, 1 Mayısı yaşatanları ve 30 yıl önce 1 Mayıs 1977 yılında yaşamlarını yitiren yurttaşlarımızı saygıyla ve rahmetle anıyorum. SHP, 1 Mayısın işçi bayramı olmasını öngörmektedir ve bunun gerçekleşmesi için aynı görüşü taşıyan işçi örgütlerimizle ve siyasi partilerimizle dayanışma içindedir.

* * *

Türkiye, tarihinin en önemli, en bunalımlı zaman dilimlerinden birinin içindedir. Bu kritik eşikten demokrasimizi kesintiye uğratmaksızın ve cumhuriyetimizin temel değerlerine ilişkin tehdit algılamasını ortadan kaldırarak çıkabilmemiz için, Türkiye’nin sosyal demokratlarına tarihi bir görev ve sorumluluk düşmektedir. Türkiye’nin sosyal demokratları; 2007 seçimlerine bir partinin çatısı altında güç birliği yaparak, ortak bir hükümet programı hazırlayarak ve kesin bir biçimde iktidar olmayı hedefleyerek girmelidir.

29 Nisan Pazar günü İstanbul-Çağlayan’da toplanan yüz binlerce yurttaşımızın hala kulaklarımda çınlayan “birleşin” çağrısının bu kez de tıkanmaması ya da ortada kalmaması için, bu kez sonuca gidilebilmesi için Prof. Türkan Saylan, Prof Necla Arat ve arkadaşlarına çok içten bir öneri sunmak istiyorum: Birliktelik sürecinin hakemi olun, bu süreci ya yönetin ya da denetleyin.

Sorumluluk hiç kuşkusuz siyasi partilerin genel başkanlarındadır. Ancak geçmiş yıllarda yaşananlardan edindiğimiz deneyimler, birliktelik için çok gecikilmiş olunması ve sürecin gittikçe daralması, konunun “o bana dedi ki – ben de ona dedim ki” sözleri arasında kolaylıkla kim vurduya gidecek bir nitelik taşıması gibi nedenlerle, uygun görürlerse, Prof. Türkan Saylan, Prof. Necla Arat ve arkadaşlarını yeni bir tarih sayfası yazmak üzere ivedi olarak göreve çağırıyorum.

SHP’nin kurumsal olarak, benim de bireysel olarak, birlikteliğin sol partiler arasında olması istemi dışında, hiçbir koşulumuz bulunmamaktadır. Gerçi bu kez birliktelik için kimsenin özveride bulunması gerekmiyor. Şimdi gerekli olan yalnızca birlikteliğin zorunluluğunu görebilmek, algılayabilmektir. Ancak bundan tam on iki yıl önce solda birlik için Dışişleri Bakanlığını, Başbakan Yardımcılığını ve SHP Genel Başkanlığını bırakmış birisi olarak bugünün koşullarında da sergilenmesi gereken bir özveriden asla kaçınmayacağımı belirtmek isterim.

Birlikteliğin sol partiler ve 10 Aralık Hareketi gibi sol siyasal oluşumlar arasında yapılması önerisinin bir dayatma değil, bugünün koşullarının Cumhuriyetin temel değerlerinin savunulmasında sol düşünceyi öne çıkarmasından kaynaklandığı bilinmelidir. Ayrıca çatısı sol düşünceyle çatılmış bir birliktelik içinde, geçmişte merkez sağda bulunmuş değerli siyasetçilerin yer almaması için hiçbir neden olamaz.

Prof. Türkan Saylan ve Prof. Necla Arat arkadaşlarıyla birlikte çok önemli ve çok tarihi bir görevi üstlenerek yüz binlerce yurttaşımızı bir araya getirdiler. Benim önerim, katılanların da çok coşkulu bir biçimde arzuladıkları bu girişimin solda seçim birlikteliği ile taçlandırılması içindir.

SHP olarak, bu iki değerli bilim insanımızın ve arkadaşlarının ön görecekleri herhangi bir yerde, herhangi bir zamanda yapılacak görüşmeye ya da herhangi bir yerde, her hangi bir zamanda düzenlenecek toplantıya katılmaya hazırız.

* * *

Türkiye siyaset alanı tıkanıklıkları, tutarsızlıkları ve tekelci yapı nedeniyle 27 Nisan 2007‘de çökmüştür. Cumhurbaşkanlığı seçiminin mahkemeye düşmesi bu durumun en açık göstergesidir. Demokratik işleyişten, eşitlikten, saydamlıktan, katılımcılıktan yoksun ve o arada ülkenin iktisat alanı ile de çelişen bir siyaset alanın ayakta kalması zaten beklenemezdi.

Türkiye’nin karşı karşıya olduğu derin siyasi bunalım çok iyi anlaşılmalıdır. Çözüm hiç kuşkusuz seçimdir. Ancak çökmüş olan siyaset alanının kurumlarıyla ve kurallarıyla apar topar yapılacak bir seçimin bu bulanalım aşması beklenemez.

SHP olarak, Türkiye siyaset alanını şekillendiren Siyasi Partiler Yasası ve Seçim Yasası’nda gerekli düzenlemeler yapılarak ve Cumhurbaşkanını iki turlu bir seçimle halkın seçmesini öngören bir Anayasa değişikliği gerçekleştirilerek seçime gidilmesini öneriyoruz; aynı gün halkın önüne iki sandık konulsun, birinde TBMM seçimi, ötekisinde Cumhurbaşkanlığı seçimi yapılsın diyoruz.

Genel Başkan demeçlerine dönmek için tıklayınız