Birgün Gazetesi: Murat Karayalçın “Mecliste Olsaydınız En Önemli Üç Muhalefet Konunuz Ne Olurdu?” Sorusunu Yanıtladı

SHP Mecliste temsil ediliyor olsaydı, muhalefetini kendi projeleri ile hükümetin projeleri arasındaki farklar üzerinden yürütecekti. SHP bugün de projeler hazırlıyor ve salt hükümet uygulamalarına itiraz ederek değil, kendi projelerini sunarak muhalefet yapıyor. Ancak mecliste temsil edilmediğinden projelerini kamuoyuna aktarmakta zorluk yaşıyor.

Buna karşılık hükümetin kendine ait projelerine pek rastlamıyoruz. Hükümet ekonomide IMF’nin, dış politikada ABD’nin ve iç politikada da AB’nin politikalarıyla idare ediyor. IMF, ABD ve AB’nin ilgi alanı dışında olduğunu düşündüğü konularda ise her işverenin bir kişiyi işe alması, yoksul çocukların devlet parasıyla özel okullarda okutulması, zinaya hapis cezası verilmesi gibi “projeler” geliştiriyor.

SHP’nin bir numaralı muhalefet konusu yoksulluktur. Mecliste olsaydı sürekli bu konuyu gündeme getirecekti. 1980’li yıllardan itibaren yoksulluk konusu kolaylıkla açılamaz oldu. Konuyu açanlara, sanki yoksulluk Türkiye’de bir edebiyat konusuymuş gibi “yoksulluk edebiyatı yapma” dendi. Sonuç ortada, ülkemiz tarihinde hiç görülmemiş yoğunlukta bir yoksulluk yaşıyor.

Biz Türkiye’de yoksulluğu yenmeye yönelik ilk ve tek somut projeyi hazırladık. Adını da “Yoksulluğu Yenmek İçin Acil Plan (2003-2005)” koyduk. Bu planda önce bir kurumsal yapılanma önerdik, uygulanması gereken politikaları belirledik ve son olarak gerekli finansmanı saptadık. Gereken finansman düzeyine, son sıralar herkesin dilinden düşmeyen “faiz dışı fazla”dan mülhem, “yoksulluk için fazla” dedik. Bunun Türkiye’nin kaldıramayacağı bir bedel olmadığını gördük. Önemli olanın siyasi irade olduğunu ortaya koyduk.

İkinci önceliğimiz, yoksullukla yakından ilişkili olmakla birlikte farklı boyutlar da taşıyan işsizlik sorunudur. Bugün Türkiye’de, planlanmış, hesaplanmış olmamakla birlikte, hızlı bir büyüme yaşanıyor. Ancak bu büyümenin istihdama yansımadığı görülüyor. Çağdaş teknolojilerin, yeni üretim sisteminin, klasik iktisat teorilerindeki büyüme- istihdam bağlantısını kopardığı görülüyor. Artık istihdam tüm dünya için yalnızca büyüme bağlamında ele alınacak bir konu değildir. İstihdam için özel projeler üretilmesi zorunludur. Yalnızca projeler de yeterli olamaz, Türkiye’nin planlama anlayışının değişmesini gerekli görüyor ve yeni bir planlama modeli öneriyoruz. Ayrıca toplumun konuyla ilgili tüm kesimlerinin katılacağı bir “İstihdam Kurultayı” toplanmasını gerekli görüyoruz. Aslında bu görev hükümete düşerdi. Ancak hükümet IMF’nin direktifleri doğrultusunda olmayan bir proje geliştirme yeteneğine sahip değil. Bu nedenle istihdam kurultayını SHP olarak biz toplamaya karar verdik.

Üçüncü muhalefet konumuz demokratikleşme olurdu. Hükümet AB’nin baskısıyla demokratikleşme konusunda bir dizi adım attı. Ancak biz Avrupa’nın verdiği listeye göre yasalarda değişiklik yapmayı yeterli görmüyoruz. Demokratikleşme, ülkenin tüm etkinliklerini kapsayan bir yaşam biçimi olmalıdır. İl ve ilçe genel meclislerinin merkezin belirleyeceği kural ve standartlar çerçevesinde yerel parlamentolar gibi çalışması, kamu kuruluşlarının karar ve uygulamalarında sivil toplumun katılımının sağlanması yani yönetişim kavramının yaşama geçirilmesi, hak aramanın önündeki grev yasağı gibi engellerin kaldırılması sayılabilir.

Aslında bu üç konuyu birbirini tamamlayan, besleyen ve birarada yürütülmesi gereken konular olarak görüyoruz.

Genel Başkan demeçlerine dönmek için tıklayınız