Ak Parti Parayı Harcamadan Seçime Gitmez

SHP Genel Başkanı Murat Karayalçın, hükümetin gerek özelleştirme gerekse 2B arazilerinin satışı gibi uygulamalardan elde ettiği parayı harcamadan seçime gitmeyeceğini savundu. Karayalçın, "AK Parti'nin 50 milyar dolar biriktirip en üst noktaya gelince, bu parayı harcayarak seçime gideceğini düşünüyorum" dedi. Sol partiler içinde birleşme olamayacağını belirten Karayalçın, "Biz farklı bir partiyiz, ne CHP ile ne de başka parti ile birleşiriz. Ancak seçim öncesi ittifak olabilir. İtalya'da birbirinden çok farklı sol partiler işbirliği yapabiliyor. Türkiye'de de bu konuda adımlar atılabilir" diye konuştu. Sosyal Demokrat Halk Partisi'nin (SHP) Genel Başkanı Murat Karayalçın, hükümetin gerek özelleştirme, gerekse 2B arazilerinin satışı gibi uygulamalarda elde edilecek geliri harcamadan seçime gideceğine inanmadığını ifade etti. Ankara Sohbetleri'nin bu haftaki konuğu, 50'nci Hükümet döneminde Başbakan Yardımcılığı ve Dışişleri Bakanlığı yapan Karayalçın oldu. Gümrük Birliği kararının altına imza atan kişi olan Karayalçın, Türkiye'nin sanayileşmede farkı kapatmasının Gümrük Birliği sayesinde olacağını ifade etti. Müzakereler tamamlandığında, AB'nin Türkiye'yi almak için çalışacağını belirten Karayalçın, istihdam yaratan sektörlerin acilen desteklenmesi gerektiğini ifade etti. İstihdama katkı sağlayan turizm sektöründe, bazı bölgelerde sezon dışı vergi alınmaması önerisini getiren ve bu yönde kanun teklifi hazırladıklarını vurgulayan Karayalçın, olası bir seçimde sol partilerin birleşemeyeceğini anlattı. SHP-CHP birleşmesini halka iyi anlatamadıkları için ilk seçimde oyların yarıya düştüğünü kaydeden Karayalçın, DÜNYA Gazetesi Ankara Temsilcimiz Ferit Barış Parlak ve Ankara Haber Müdürümüz Hüseyin Gökçe'nin sorularını şöyle yanıtladı: "Seçimde kritik tarih temmuz" - Son dönemlerde giderek yaygınlaşan erken seçim söylentilerine nasıl bakıyorsunuz? Ben seçim olacağı kansında değilim. AK Parti'nin para biriktirdiğini ve bu parayı harcayacağını düşünüyorum. Yani 40-50 milyar dolar biriktirip en üst noktaya geldiğini görünce bu parayı harcayarak seçime gideceğini düşünüyorum. Bu 50 milyar doların içinde, 2B'lerin satışı, özelleştirme, tarım arazilerinin satışı gibi konular olacak. Bunların bütçe üzerindeki rahatlatıcı etkileri, ciddi harcama yapılmasına olanak tanıyacak. Bence AK Parti bu paraları harcayarak seçime gidecek ve 2006 yılında seçim olmayacaktır. Hatta bu paranın kısmen harcanmaya başladığını düşünüyorum. Memurlara ek ödeme 2 milyar YTL'ye mal olacak. Önceki sene 500 bin ton buğday alan hükümet, bu yıl 5 milyon ton ürün aldı. Bütün bunlar seçimin 2007 yılında olacağını gösteriyor. Yürürlükteki mevzuata göre erken seçimin 3 Kasım 2006'dan önce yapılması gerekiyor. 90 günlük hazırlık sürecinin de düşünüldüğünde, seçimin yapılıp yapılmayacağı temmuz ayında belli olur. - SHP ile CHP'nin birleşmesinde siz fedakarlıkta bulundunuz. Bu birleşmeden pişman mısınız? O dönemde, o günün şartlarında birleşme olması gerekiyordu ve oldu, hiç pişman değilim. Benim pişmanlığım birleşmenin bütünleşmeye dönüşmesini iyi anlatamadığımızdandır. Biz niye ayrıldık, niye birleştik? Bunu seçmenlerimize iyi anlatamadık. Yeni bir örgüt yapısı geliştirilmeli, genel başkanın görev süresini kısıtlayıcı bir yapının olması gerekiyordu. Delegeliğin kaldırıldığı üyeliğin ön plana çıkarıldığı bir örgüt yapısı olabilirdi. Biz kendimizi anlatamadan birleştik ve erken seçime gittik. Seçimde oylarımız yarı yarıya düştü. Yani çözüm birleşmede değil değişimde. Solun kendisini yenilemesi gibi bir sorun vardı, onu aşamadık. - Türkiye'nin Gümrük Birliği'ne girmesine ilişkin kararın altında imzanız var. Bu Türkiye'ye ne getirdi? Türkiye, Gümrük Birliği'ni başlattı. Onun altında da sadece benim imzam var. Gümrük Birliği ile gümrük duvarlarının yükseltilemeyeceğine yönelik yükümlülük var ama mevcut sistem içinde de çok şeyler yapılabileceğini düşünüyorum. Şimdi Türkiye makine ithalatı için 5 milyar dolarlık ihracata karşılık 16 milyar dolarlık ithalat yapıyoruz. Yani 11 milyar dolarlık açık var. Biz diyoruz ki 5 yılda girdi fiyatları rekabet edebilir düzeye getirilirse, 5 yılda bu tersine döner. Çorum, İtalya'ya makarna fabrikası satacak duruma gelmişse bu tereciye tere satmak anlamına geliyor. Sol parti olarak istihdama çok önem veriyoruz, katma değerin yükseltilmesi ve hem büyüme hem de paylaşımı öngörüyoruz. SHP olarak bazı projeler üzerinde çalışıyoruz. Ancak 1 milyar dolarlık bir paketle bazı projeler üzerinde durulabilir ve özel istihdam politikaları geliştirilebilir. Teşviklerin illere verilmesini değil, sektörleri öne çıkaran bir teşvik sistemi olması gerektiğine inanıyorum. "Sanayileşmede fark GB ile kapatılacak" - Halen bazı sektörler Gümrük Birliği'nden olumsuz etkilendiklerini ifade ediyorlar? Ben öyle düşünmüyorum, tam tersine yüksek ihracat performansının Gümrük Birliği ile geliştiğini düşünüyorum. O tarihlerde özellikle tekstil sektörü için 'büyük firmalar kurtulur ama küçük işletmeler batar' diye söylüyorlardı. Hatta bütün sanayi dallarının emeklerken batacağını dile getiriyorlardı öyle olmadı. Otomotiv sektöre 12 milyar dolar, makine imalat sektörü 5 milyar dolar ihracat rakamlarına ulaştı. Beyaz eşya sektöründe iyi performans yakalandı. Bütün bunlar Gümrük Birliği sayesinde oldu. Ben Gümrük Birliği'nin Türkiye'ye büyük kazanım getirdiği düşüncesindeyim. O yüzden Türkiye'nin Avrupa ya ihracatı, ithalatının çok üzerinde arttı. İthalatta artış gözlense de bu Gümrük Birliği'nden kaynaklanmıyor. Gümrük Birliği öncesi başka ülkelerden yapılan ithalat şimdi AB ülkelerinden yapılıyor. Yani Türkiye 1 Ocak 1996 tarihine kadar ithal etmediği malları, 1 Ocak 1996 tarihinden itibaren ithal etmeye başladı demek yanlış olur. Evet devletin gümrük gelirleri ortadan kalktı ama o zaten tüketicinin yararına oldu. Eğer Türkiye öteki ülkelerle aradaki farkı kapatabilecekse, Gümrük Birliği'nin 10 yıldır işlemesi sayesinde yapacaktır. Türkiye'nin artık hizmetlerin serbest dolaşımı için bastırması gerekiyor. Süleyman Demirel'in şöyle bir mantığı var hoşuma giden. "Türkiye Gümrük Birliği'nden önce dış ticaret açığı vermiyordu da bundan sonra mı vermeye başladı?" Bu çerçevede Meksika ile ABD arasındaki ticari ilişkilerin de incelenmesi ve değerlendirilmesi gerekiyor. Meksika geçen yıl 25 milyar dolar fazla vermiş. Bunlar durduk yere olmuyor. Zamanında otomotive yapılan 700 milyon dolarlık yatırım, otomotiv ihracatını bu seviyeye getirdi. "İstihdam yaratan sektörler acilen desteklenmeli" - Sektörlerin durumunu ve teşvik konusunu nasıl değerlendiriyorsunuz? Bazı göstergelerde 2005 yılının son ayları ve 2006 yılının ilk ayları görülen olumsuz tablolar kalıcı olacaksa IMF ne derse desin teşvikin şart olduğunu düşünüyorum. Çünkü 2006'nın ilk aylarında istihdama yönelik rakamlar çok olumlu değil. 2005 yılını yüzde 10.3 ile kapatan işsizlik yüzde 11'in üzerine çıktı. Hükümetin bunu görmesi ve kısa vadede istihdam yaratan sektörleri desteklemesi gerekir. Turizm ve tekstil akıl almaz bir istihdam yaratıyor. Bu sektörlere özel bir şeyler yapılması gerekiyor. Bugünün şartlarında ithal ikamesi anlayışını destekliyorum. 1930'lardan, 1970'lerden farklı ama ithal ikamesi uygulanması gerekiyor. - Siz Ankara'da çok önemli projeleri yarım bırakarak Belediye Başkanlığı görevinden ayrılmak zorunda kaldınız. Şimdi Melih Gökçek sizin projelerinizi tamamlayarak prestij sağladı? Bu konuda ne düşünüyorsunuz? Ben metroyu yüzde 65'te devrettim. Gerçekleşme yüzde 65 seviyesindeyken, geri kalan yüzde 35'inin de parası bloke edilmişti. Bunlar devlet yönetiminde gayet doğal şeyler. Ben her projemi kız çocuğum gibi görüyorum. Hani kız çocukları büyür sonra evlenir soyadı değişir ya ama o hala sizin kızınızdır. Metro, Dikmen Vadisi, kanalizasyon, doğalgaz projesi, Çankaya-Mamak Köprüsü, bunların hepsi de benim çok sevdiğim çocuklarım. Batıkent'ten Kızılay'a metro ile 14.5 km yolu gelmem bana yetiyor. Dikmen Vadisi'nin kartpostal gibi yapısını görmek beni sevindiriyor. Keban Barajı'nın, Boğaz Köprüsü'nün açılışını Süleyman Demirel yapmadı ama herkes onları Demirel'in yaptığını biliyordu. Ama vahim olan şu ki Sayın Gökçek, 'Karayalçın, Ankara'nın geleceğini ipotek altına aldı' diye benim arkamdan 13 yıl sonra konuşuyor. Geçenlere havaalanında belediyenin dergisinin orta sayfasında gördüm beni eleştiren demecini. 13 yıl sonra bundan söz edilmesini komik buldum. "Ankara notunu BBB+'ya yükselttim" - Sayın Gökçek halen aldığınız borçlar yüzünden sizi eleştiriyor? Borç sözcüğü ile kredi arasında bir fark var. Kredi de teknik olarak borç ama ben kredi aldım, borç değil. Metro ve Ankaray projeleri için 967 milyon dolar harcandı. Saatte toplam 66 bin kişi taşınıyor. 2.2 milyar dolarlık bir kredi paketi bıraktım, bunun 1.7 milyar doları proje kredisiydi. Geri kalanı da tahvil ihracından elde edilen gelirdi. Ankara kenti Standart and Poors'un derecelendirmesinde BBB+ notunu aldı. Türkiye notunu B'ye çıkarmak için uğraşırken, benim bıraktığım Ankara BBB+ notunu almıştı. Samuray piyasasında 600 milyon dolarlık satış yaptım ve swap işlemleri ile 120 milyon dolarlık gelir elde ettim. Bugün 120 milyon dolar borç için uluslararası anlaşmalar yapılıyor. Ayrılmadan önce Dikmen Vadisi Projesi'ne 84 milyon dolar harcandığı dikkate alındığında bu paranın önemi bir kez daha ortaya çıkıyor. Önceki gün olayların yaşandığı Derbent'te halka bunları anlattım. 'Ankara'ya gelin Dikmen Vadisini görün ve belediye başkanlarınızdan bunu isteyin' dedim. Oradan bir heyet geldi ve inceledi çok beğendiler. Bugünkü şehirlerarası otobüs terminalini 100 milyon dolara mal ettik. Ayrıca o dönemde 5-10 yıllık tahviller çıkardık. Yani bugün Ankara'da ne varsa, bizim proje kredilerimizle elde edilmişti. Bugünkü belediye başkanı bu borçları ödemeyeceğini söylüyor. Böylece altın yumurtlayan tavuk kesilmiş oldu. Standart And Poors'tan BBB+ notu alan bir şehirde tüm yatırımlar bu kredibilite ile çevrilebilecekken bu yapılmadı. Şimdi yıllardır devam eden metro inşaatları bitirilemiyor. Türkiye devletinde süreklilik var, belediyelerde de süreklilik olmalı. Turizmde sezon dışı vergi alınmasın önerisi - Siz daha önce hükümetlerde görev aldınız. Şimdi özellikle tekstil ve turizm gibi sektörlerin hükümetten bazı vergi indirimi talepleri var. Nasıl değerlendiriyorsunuz? Şimdi Türkiye'de sermaye birikimi ağırlıklı olarak tarımdan veya sanayileşmenin ilk aşaması olan tekstil, gıda imalatından geliyor. Gelişme için sermaye birikimi şart. Tekstil sektörü hız keserse, darboğaza girerse son yıllarda atılım gösteren Adıyaman, Kahramanmaraş, Malatya gibi illerde ciddi çöküntü başlar kaygısındayım. Turizm teşvikleri konusunda Mersin Milletvekilimiz Ersoy Bulut aracılığıyla bir kanun teklifi verdik. Teklifimiz, turizmin öne çıktığı bölgelerde sezon dışı dönemlerde KDV, ÖTV, SSK primlerinin alınmamasını öngörüyor. Yani küçük işlerin yapıldığı kış dönemlerinde verginin alınmaması bu işletmeleri rahatlatır, üstelik istihdama da olumlu etki yapar. Normal turizm dönemi başladığında yine vergi alınmaya devam edilir. "Solda birleşme olmaz" - Olası bir erken seçimde veya genel seçimde sol partiler arasında birleşme olabilir mi? Sol partiler içinde bir birleşme olacağını düşünmüyorum. Biz farklı bir partiyiz, ne CHP ile ne de başka parti ile birleşiriz. Ancak seçim öncesi ittifak olabiliriz İtalya çok önemli bir seçim sürecinden geçiyor. Türkiye'nin en önemli ticari ortaklarından birisi olmasına rağmen, ülkemizde bu haberlere pek yer verilmiyor. İtalya'da birbirinden çok farklı sol partiler işbirliği yapabiliyor. Türkiye'de seçim dönemlerinde 'otobüs kalkıyor siz de binin' mantığı devreye giriyor ve herkes diğerini kendi otobüsüne çağırıyor. Ben Türkiye'de bu tezin iflas ettiğini düşünüyorum. Yani herkes otobüsle, faytonla neyle gidiyorsa gitsin ama işbirliği yapsın. "Müzakereler tamamlandığında AB bizi almak için bastıracak" - Gümrük Birliği'ne siz imza attınız ama AB'nin Türkiye'yi öngörülen sürede içine alacağına inanıyor musunuz? Ben AB'nin Türkiye'yi almayacağı yönündeki sözleri spekülasyon olarak değerlendiriyorum. Bence 3 Ekim ile birlikte çok önemli bir süreç başladı. Bu tarih öncesinde soyut bir ortamda tartışılan AB üyeliği artık daha somut bir düzeye geldi. AB artık bizim gündelik yaşamımıza yansıyacak. Çünkü bir dosyanın içeriğinin gereği yerine getirildikten sonra, diğer dosyaya geçilecek. Tam üyelik dönemi gelene kadar Türkiye, 35 başlıkla ilgili üyelik yükümlülüklerini yerine getirmiş olacak. Yani Hakkari'deki kaldırımın yüksekliği ile Helsinki'deki kaldırımın yüksekliği aynı olacak. Ankara'daki hava kirliliği ile Brüksel'deki hava kirliliği aynı olacak. Yani bu standartları yakaladıktan sonra ister alsınlar, ister almasınlar hiç önemi yok. Önemli olan Türkiye'nin birinci lig standartlarını yakalamasıdır. Standart dışı süt üretiminin, standart üretime geçirilmesi, sulanabilir alanların artırılması gibi konular değişecek. AB süte kota koyacağı için kayıtlı süt üretiminin artırılması gerekecek. Sorunlarımızla yüzleşerek önemli bir değişim yaşayacağız. Bu AK Parti'nin işi de değil. CHP'nin büyük yanlışlığı AB işini AK Parti'ye bırakmaması. Sol partiler buna el koymalı. Biz el koyuyoruz. Biz AB izleme platformu oluşturduk olanaklarımız çok fazla değil ama müzakere edilen her dosya için halkın başmüzakereci olmasını öngören bir çalışma yapıyoruz. Yani Adana'dan, Edirne'den, Çorum'dan izlenebilecek bir süreç oluşturmak istiyoruz. Türkiye gerekli uyumu sağladıktan sonra AB'nin Türkiye'yi almak için can atacağına inanıyorum. "Gökçek, Mamak Çöplüğü'nü hâlâ kaldıramadı" - Ankara'da sizi 'proje adamı' olarak tanıyoruz. Gerek bürokrasi gerekse siyasi yaşamınızda sizi en çok etkileyen projeniz hangisi oldu? 1980 öncesinde müsteşarlık yaptım. 55 bin konutluk olağanüstü bir proje olan Batıkent'in yöneticisi oldum. Bu proje sayesinde Prens Charles'ten 'En Büyük Konut Projesi' Ödülü'nü aldım. Kooperatifçiliğin hiç de güven vermediği bir dönemde Batıkent'i gerçekleştirebilmek çok önemliydi. Görevden ayrılmadan bir konut projesi daha hazırlamıştım ama olmadı. Şimdi havaalanı yolundaki gecekondular için kanun çıkararak bir proje hazırlıyorlar. Kanun çıkararak gecekondulaşma önlenemez, imar alanında yapılacak düzenlemelerle bu işler olur. Sayın Gökçek, Mamak Çöplüğü'nü halen kaldıramadı ve oraya konut yapılamadı. Ankara artık içmesuyu için İstanbul yolu tarafına yönelemez, Kızılırmak'tan faydalanmak gerekiyor. Türkiye'de ilk kez 'kentsel dönüşüm' lafını ben kullandım. Şimdi herkesin bunu kullandığını görünce seviniyorum. Bir tarafım Adıyamanlı - Oldukça renkli bir siyasi yaşamınız vardı. Belediye başkanlığı, başbakan yardımcılığı, Dışişleri Bakanlığı görevlerinde bulundunuz. Bu arada memleketiniz olmamasına rağmen Adıyaman'dan da milletvekili adayı oldunuz. Adıyaman'ın sizin için önemi neydi? Benim bir tarafım da Adıyamanlı. Adıyaman'ı, sanayisini yakından takip ediyorum. Kendimi Adıyaman'ın bir parçası olarak görüyorum. Sadece duygusal bağ değil. Adıyaman'da yapılan yatırımlar ve iktisadi kazanımlar çok önemli. Daha önce Malatya'nın ilçesi olan Adıyaman, Teşvik Kanunu'nda 36 yatırım çekmişken, Malatya'da 26 yatırım yapılmış. Sadece Adıyaman için değil, özellikle tekstil ve turizmde sektörlerin sürdürülebilirliği açısından teşvik sistemi çok önemli. Mevcut olumsuzluklar inşallah bir önce giderilir. Murat Karayalçın kimdir? 1943 yılında Samsun'da doğan Murat Karayalçın, 1963-1964 döneminde ODTÜ'de İngilizce hazırlık alırken, 1968'de Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi İktisat-Maliye Bölümü'nden mezun oldu. İngiltere'de kalkınma ekonomisi üzerine yüksek lisans yapan Karayalçın, sırasıyla; DPT'de uzman yardımcılığı, Köyişleri Bakanlığı'nda müsteşar yardımcılığı, Kent Koop'ta yöneticilik, TÜRKKONUT'ta başkanlık, yaptı. Karayalçın, 1993 yılında Fransız Hükümeti tarafından Legion D'Honneur şövalye nişanına layık görüldü. 1989'da Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı olan Karayalçın, 1993'te SHP Genel Başkanlığı'na seçildi ve 50'nci Hükümet'te Başbakan Yardımcısı ve Devlet Bakanı olarak görev aldı. Karayalçın, 6 Mart 1995 tarihinde Gümrük Birliği'ne giriş kararının alındığı Ortaklık Konseyi Toplantısı'nda Türkiye'yi temsil etti. Karayalçın, SHP-CHP birleşmesinden dolayı 27 Mart 1995 tarihinde başbakan yardımcılığı ve Dışişleri Bakanlığı görevlerinden ayrıldı. 2001 yılında CHP'den ayrılan Murat Karayalçın, 24 Mayıs 2002 tarihinde SHP'nin kurucuları arasında yer aldı ve kurucu genel başkan olarak seçildi. Dünyanın en büyük toplu konut projesinin (Batıkent) ve o projenin kooperatifleşme sürecinin mimarı olarak ismini duyuran; Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı döneminde metro, tramvay ve Dikmen Vadisi projeleriyle yerel yönetimlere farklı bir bakış açısı getiren ve Gümrük Birliği Belgesi'ne Türkiye adına Dışişleri Bakanı sıfatıyla imza koyan SHP Genel Başkanı Murat Karayalçın'ı erken seçim dedikodularının yoğunluk kazandığı ve Türkiye'nin proje sıkıntısı çektiği bir dönemde Ankara Sohbetleri'nin konuğu olarak ağırladık. 'Projeci' kimliğini sohbet sırasında da ön plana çıkarıyor ve 'ithal ikamesi' anlayışının yeniden uygulanması üzerinde duruyor Karayalçın. 1930 ve 1970'lerde ki tam korumacı anlayıştan farklı bir anlayış olması gerekliliğinin de altını çiziyor. Karayalçın, konuyu 'makine sektörü' örneğiyle açıklıyor. 5 milyar dolarlık ihracat yapan sektörün 16 milyar dolar ithalat yaptığını belirtiyor. Aradaki 11 milyar dolarlık farkın girdi maliyetlerinde ve AR-GE çalışmalarında destek olarak kullanılmasının, kısa dönemde makine üretim ve ihracatını kat kat artıracağına, ithalatı ise kat kat azaltacağına dikkat çekiyor. Belli sezonlarda hareketlenen ve istihdama katkı yapan sektörler üzerinde duruyor ve bu sektörlerin sezon dışında da hareketlenmesi gerekliliğine dikkat çekiyor Karayalçın. Bu konuyu da 'turizm sektörü' örneğiyle açıklıyor. Sezon dışında çalışma yapacak ve istihdama katkı sağlayacak işletmelere KDV, ÖTV, vergi ve SSK prim muafiyeti getirilmesinin bütçeye yük olmayacağını, bilakis ekonomiye canlılık getireceğini vurguluyor. Bu uygulamanın sezon dışında uykuya dalan sektörleri uykusundan uyandıracağına ve ekonomiye katkı yapacağına inanıyor. Projelerini 'kız çocuğuna' benzetiyor, "Büyütürsün, gelin edersin, soyadı değişir ama o senin kızındır" diyor Karayalçın. Böyle düşünenlerin sayısı arttıkça proje sıkıntısı çeken Türkiye'nin kullanamadığı fonların kullanılır duruma gelebileceğine ve bu şekilde büyüme, refah ve kalkınma üçgenini tamamlayabileceğine dikkat çekiyor.

Genel Başkan demeçlerine dönmek için tıklayınız