TÜRKİYE İYİ Kİ GÜMRÜK BİRLİĞİ’Nİ GERÇEKLEŞTİRDİ

clip_image001.jpgZeytin Dalı: Türkiye Gümrük Birliği’ne girmekle zarar mı etti?

Murat Karayalçın: Türkiye’nin Gümrük Birliği’nden zararlı çıktığını iddia eden siyasetçiler var. Örneğin, 59. Hükümetin Başbakan Yardımcısı ile Sanayi ve Ticaret Bakanı, 60. Hükümetin Maliye Bakanı Türkiye’nin Gümrük Birliği’nden olumsuz etkilendiğini iddia ettiler.

Türkiye ekonomisinde önemi olan kişilerin, Türkiye ekonomisi üzerine düşünen yazarların, siyasetçilerin tartışmalarını anlamak olanaklı da, Bakanlar Kurulu üyelerinin bu konudaki yakınmalarını anlamak bana göre olanaklı değil. Çünkü bakan konumunda olan kişilerin böyle bir gözlemleri varsa yapmaları gereken şey Gümrük Birliği’nden çıkmaktır ya da Gümrük Birliği’ne ilişkin çok geniş çaplı bir revizyon talep etmektir. Şimdi, ne Gümrük Birliği’nden çıkma gibi bir düşünceniz var, ne bir revizyon talebiniz var, bunları sadece bir söylem olarak seslendirmektesiniz. O zaman bu gayri ciddi kalmaktadır.

Ben Türkiye’nin Gümrük Birliği’nden çok ciddi olarak yararlandığı kanısındayım. Türkiye iyi ki Gümrük Birliği’ni gerçekleştirdi. Eğer bugün Türkiye’nin ihracatı 100 milyar doların üzerindeyse, bunun altında Türkiye’nin coğrafi konumunun getirdiği üstünlükler ve Gümrük Birliği ilişkileri bulunmaktadır. Gümrük Birliği olmasaydı Türkiye’nin böyle bir düzeyi tutturması söz konusu olamazdı. Aslında bunu istatistiki verilerle değerlendirmek daha doğru bir yaklaşım olur. “Ben ne olursa olsun Avrupa Birliği’ni istemiyorum, Gümrük Birliği’ni istemiyorum” diyenler olabilir. Ama “zarar ettik” dediğiniz zaman, bu zararı ortaya koymanız, hesaplayarak kamuoyuna sunmanız gerekmektedir. Ben zarar edilmediğini söylüyorum. Bunu da söylerken “bana göre” demiyorum, istatistiki verilere dayanıyorum.

Türkiye’nin AB ile dış ticareti ile Türkiye’nin AB dışındaki ülkelerle dış ticaretini karşılaştırdığımızda bu çok açıklıkla ortaya çıkıyor. 1996’dan 2006 sonuna kadar 10 yıllık bir sürede Türkiye AB’ye olan ihracatını 3.8 kat arttırmış. Türkiye’nin AB’den yaptığı ithalat ise 3.2 kat artmış. Yani ihracat artışı, ithalat artışının üzerinde. Türkiye’nin AB ile yaptığı dış ticarette çok önemli bir gösterge olan, “ihracatın ithalatı karşılama oranı” 1996’da yüzde 66 iken, 2006’da yüzde 78’e çıkmış. Hatta 2007 yılının sekiz aylık verilerine bakıldığında bu oranın yüzde 87’ye çıktığını görüyoruz. Bu olağanüstü bir sonuçtur.

Bir de aynı süre için AB dışına bakalım. AB dışındaki dünyaya olan ihracatımız 3.6 kat artarken, ithalatımızın 3.9 kat arttığını görüyoruz. Yani AB dışında ithalat ihracattan daha fazla artıyor. AB’de biz daha fazla ihracat yapıyoruz, ihracatın artış hızı daha fazla, ithalatın artış hızı daha düşük. AB dışına döndüğümüzde ithalatın artış hızı ihracatın artış hızının üzerine çıkmakta. AB dışındaki ülkelere yaptığımız ihracat, 10 yılda, 3.6 kat artarken ithalat 3.9 kat artıyor. Burada da, 1996 yılında ihracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 56 iken 2006 yılında bu yüzde 52’ye gerilemiş. Bu oranın 2007’nin sekiz aylık verileri itibariyle yüzde 45’e kadar gerilediğini görüyoruz. Yani 1996 yılında yüzde 56, 2006 yılında yüzde 52, 2007’nin Ağustos sonu itibariyle yüzde 45’e iniyor. Hesap ortada. Şimdi hesaplar böyle iken, “hayır bu bizim aleyhimize olmuştur” diyemezsiniz.

Türkiye’nin AB ile yapmış olduğu Gümrük Birliği nedeniyle dış açığı büyümektedir gibi bir ifadeyi de bu çerçevede değerlendirmek gerekmektedir. Yani Türkiye’nin dış açığı yavaşlayarak artıyor AB ile olan ilişkilerinde. AB dışında ise hızlanarak artıyor. Bir de şu görülmeli: Bu tür iddiaları seslendirenlere, Türkiye Gümrük Birliği’ne girmeden önce AB ile dış ticaretinde fazla veriyordu da Gümrük Birliği’ne girdikten sonra mı açık vermeye başladı diye sormak gerekir.

Aslında söylenmesi gereken çok şey var. Ben o dönemin Dışişleri Bakanı olarak çok iyi anımsıyorum. Hemen herkes bir felaket tellallığı çabası içinde, AB ile Gümrük Birliği’ni kurduğumuzda ancak büyük tesislerin ayakta kalacağını, tekstil dışındaki tüm sanayi dallarının çökeceğini iddia etmekteydi. Türkiye şimdi otomotivde, elektronik eşyada, beyaz eşyada, kimyada çok büyük atılımlar sergiledi. Yani tekstilin ağırlığı göreceli olarak azaldı. Öteki dallar öne çıktı.

Zeytin Dalı: Sizce Gümrük Birliği mevcut haliyle sürdürülmeli mi, yoksa bazı değişiklikler gündeme gelmeli mi?

Murat Karayalçın: Eğer benim elimde olanak olsa Gümrük Birliği konusunu yeniden müzakereye açarım. Bu her zaman olanaklı. Türkiye ile AB arasında iki tane platform vardır. Bunlardan biri 1956 tarihli Roma Anlaşması’na, ikincisi de 1963 tarihli Ankara Anlaşması’na dayalıdır. Roma Anlaşması’na dayalı olan ilişkimiz üyelik ilişkisidir. Ankara Anlaşması’na dayalı olan ilişkimiz de Gümrük Birliği ilişkimizdir. Aslında hiçbir ülkenin elinde böyle bir fırsat olmamıştır. Türkiye bu fırsatı, bu ikili platformu elinde tutmaktadır. Bence Türkiye bu ikisini birbirini etkileyecek, besleyecek biçimde kullanabilmelidir.

Ben bu bağlamda içinde bulunduğumuz dönemde Ortaklık Konseyinin eski dönemlere göre daha fazla kullanılmasının gerekli olduğunu düşünüyorum. Neler olabilir? Ortaklık Konseyine Türkiye Gümrük Birliği bağlamında neyi götürebilir? Ben bir defa hizmetlerin yeniden müzakeresini gerekli görüyorum. Özellikle Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin uçaklarının ve gemilerinin Türkiye’ye girmesi konusundaki istemlerinin de yoğunluğunu dikkate alarak hizmetlerin serbest dolaşımının gündeme gelmesinin yararlı olacağını düşünüyorum. Bununla bağlantılı olarak Türk TIR’larının Avrupa’da karşılaştığı kota engelini de müzakere etmek gerekir.

Belki en önemlisi vize konusudur. Vize konusunda Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin verdiği karar Türkiye için çok büyük bir dayanaktır. O karara göre AB üyesi ülkeler, Türkiye ile olan vize ilişkilerini 1973 yılından daha ağırlaştıracakları bir çerçeveye oturtamazlar. Kararın özü budur. Ama bunun tek tek insanların dava açmaları yoluyla değil de, Ortaklık Konseyinde tartışılarak elde edilmesi daha uygun olacaktır.

Bir başka konu daha var. Gerek Katma Protokol gerekse Gümrük Birliği, Türkiye’nin AB’den yaptığı ithalat nedeniyle herhangi bir sıkıntıyla karşı karşıya kalması durumunda Türkiye’nin o malın ithalatını tek taraflı olarak durdurabileceğini öngörmektedir. Elektronikte yaşanan sıkıntılar nedeniyle, Türkiye’nin kısa bir süre içinde Gümrük Birliği ile ilgili o maddeyi devreye sokması yararlı olacaktır diye düşünüyorum.

Zeytin Dalı: Gümrük Birliği ile ilgili eleştirilerin gerçekte AB üyeliğini istememenin bir ifadesi olduğunu söyleyebilir miyiz?

Murat Karayalçın: Aslında Gümrük Birliği ile ilgili yakınmalar AB’ye üyeliği engellemek isteyenler için daha uygun bir fırsat niteliğini taşıyor. Çünkü halkımıza “AB’ye girmek istiyor musunuz, istemiyor musunuz” diye sorduğunuzda çok büyük bir bölümünün AB’ye girmek istediği görülüyor. Ama soruyu öyle sormayıp, “biz devamlı AB ile ticaretimizde açık veriyoruz, AB’ye üye olmadan Gümrük Birliği’ni başlatan tek ülke biziz” diye götürdüğümüzde buna yandaş bulmanız daha kolay olabiliyor. Biraz önce ben size bilgiler verdim, ihracatın ithalatı karşılama oranı gibi. Bunlar teknik konular. Yani halk önünde yapılan tartışmalarda, ihracatın ithalatı karşılama oranının yükselmesi ya da ihracatın şu kadar artması gibi argümanları çok kolaylıkla yapamazsınız. Ben çok büyük bir gönül rahatlığıyla “iyi ki Gümrük Birliği var” diyorum. Değiştirilmesi gereken yönlerini biliyorum, biraz önce söyledim. Ama “çıkalım” diyenlere de, olur, getirin bunu seslendirin diye bir telkinde bulunuyorum.

“Türkiye’nin tam üye olmadan AB ile Gümrük Birliği kurmasının olumsuzlukları hiç yok mu” diye bir soru da sorulabilir. Tabii var. Türkiye, Ortak Ticaret Politikası’nın belirlendiği platformda tam üye olmadığı için yer almıyor. Bu bir olumsuzluktur. AB’nin dış ticaret anlaşması imzaladığı ülkelerle Türkiye’nin de dış ticaret anlaşmaları imzalamak zorunda kalması bir olumsuzluktur. Ama hiçbir dış siyaset kurumu ya da hiçbir dış ticaret kurumu yalnızca kazanca dayanmaz. Aslında hiçbir kurum yalnızca kazanca dayanmaz. Olumlu yönleri vardır, olumsuz yönleri vardır. Burada olumlu yönler çok açıkça yüksektir, fazladır. O nedenle Türkiye Gümrük Birliği’ni sürdürmelidir diye düşünüyorum. Bu konu da aslında Ortaklık Konseyinde tartışılabilecek bir konudur. Evet Türkiye Ortak Ticaret Politikasının karara bağlandığı konseyde yok ama Türkiye buraya oy hakkı olmasa bile, söz hakkı elde etmek amacıyla girebilmeli, bunun tartışması yapılabilmeli. Eğer Türkiye biraz daha özen gösterse bundan daha da büyük bir yarar sağlayabilir.

Zeytin Dalı: Türkiye Gümrük Birliği’nden çıkarsa ne olur?

Murat Karayalçın: Genellikle insanların aklında şu var: Daha az gelişmiş bir ülkeyle gelişmiş bir topluluk karşı karşıya geldiğinde burada kaybedecek olan azgelişmiş ülkedir. Oysa ben tam tersine sonuçların elde edilebileceğini düşünüyorum. Şimdi diyelim ki Türkiye Gümrük Birliği’nden çıktı. Türkiye’nin canı ne kadar yanacak, AB’nin canı ne kadar yanacak? AB’nin Türkiye’nin dış ticaretindeki payıyla, Türkiye’nin AB’nin dış ticareti içindeki payını karşılaştırdığımız zaman kimin canının ne kadar yanacağı da çok açık olarak görülüyor. AB’nin toplam dış ticareti içinde Türkiye’nin payı herhalde yüzde 1’in altındadır. Ama Türkiye’nin dış ticareti içinde AB’nin payı yüzde 50’nin üzerindedir.

Şu da çok açık: Türkiye’de izlenmekte olan kur siyaseti nedeniyle Türkiye ihracatçısı çok ciddi bir sıkıntı içinde. Ama Türkiye yüksek değerli Avro bölgesine ihracat yapıyor ve oradan Avro kazanıyor, düşük değerli dolar bölgesinden de ithalat yapıyor. Türkiye ihracatını ayakta tutan budur. Türkiye Gümrük Birliği’nden çıkarsa AB’nin haberi olur mu olmaz mı bilmiyorum ama tersi olursa Türkiye gerçekten çok zora girer diye düşünüyorum.

TÜRKİYE'NİN DIŞ TİCARET DEĞERLERİ (Milyar €)


YILLAR


1996


2006

1996/2006

Artış (kat)


2007*

AB Ülkeleri ile Ticaret

İhracat

8

31

3.8

29

İthalat

12

39

3.2

33

Dış Ticaret Açığı

4

9

2.3

4

İhracatın İthalatı Karşılama Oranı(%)

66

78

87

AB Dışı Ülkeler ile Ticaret

İhracat

8

28

3.6

22

İthalat

14

54

3.9

49

Dış Ticaret Açığı

6

26

4.3

27

İhracatın İthalatı Karşılama Oranı(%)

56

52

45

Toplam Dış Ticaret

İhracat

16

58

3.7

51

İthalat

26

93

3.6

82

Dış Ticaret Açığı

10

34

3.4

31

İhracatın İthalatı Karşılama Oranı(%)

61

63

62

* 2007 rakamları Ağustos sonu itibarıyladır.

Etkinlikler listesine dönmek için tıklayınız