SHP Merkez Kadın Meclisi Üyesi Av. Gönül BABİLA: LAİKLİK ÜZERİNE
Genel anlamda laiklik, din ve devlet ayrılığının sağlanması, devletin her türlü inanç karşısında, tarafsız ve eşit davranmasıdır.
Felsefi anlamda laiklik, inanç yerine aklın egemenliğinin benimsenmesidir.
Laiklik öncelikle neyin yapılmamasını belirler. Sosyal yaşamın ve kamusal alanın düzenlenmesinde dinsel buyruklardan esinlenilmemesini ister.
Laik düzende, kişiler dinsel inançlarını seçmek, bu inancın gerektirdiği ibadet veya dini ritüelleri, toplu veya bireysel olarak yerine getirmek veya hiçbir dinsel inanç beslememek ve bundan dolayı kınanmamak hakkına ve özgürlüğüne sahiptir.
Başkalarının inançlarına saygılı olan herkes, hangi din ve inançta olursa olsun laiklikten yanadır.
Laik düzende devletin dini olmaz. Devletin yasal ve siyasal yapısı, çağdaş hukuk normları ile düzenlenir. Laik devlet, yurttaşlarının dini inançlarına uygun yaşayabilmek haklarını, güvence altına almakla birlikte, cemaatlerin dinsel ihtiyaçlarına yönelik hizmet yüklenemez. Ancak bizdeki Laiklik bu aşamada değildir. Zira bütün din adamlarının aylıkları, devlet bütçesinden ödenir. Her yıl devlet bütçesinden önemli bir bölüm Diyanet İşleri Başkanlığı’na ayrılmaktadır.
Kurtuluş Savaşı’ndan sonra kurulan Cumhuriyet yönetimi batıdan farklı olarak din ve devlet ayrımını benimsemekle birlikte, din işlerinin yürütülmesini kendi denetimi altında tuttu. Bu denetim özellikle istendi. Bu dini, bireysellik alanında tutma düşüncesinin bir göstergesi idi.
Halifeliği ve padişahlığı bünyesinde birleştirmiş olan Osmanlı İmparatorluğu’nda, din ve devlet idaresi bir arada idi. Kurtuluş Savaşı’nın kazanılmasından sonra, gerçekleştirilen Atatürk ilke ve devrimleriyle Laikliğin kapısı aralandı. TBMM’nin kurulması,1921 Anayasasının kabulü, saltanatın kaldırılması, Cumhuriyetin ilanı, hilafetin kaldırılması 1928 yılında,1924 Anayasasındaki ‘devletin dininin İslam’ olduğu ibaresinin Anayasadan çıkarılması,1937 yılında Laiklik ilkesinin Anayasaya konması önemli gelişmelerdir.
Başka önemli bir gelişme de hukuk alanında oldu. Şeriat mahkemeleri kaldırıldı. Türk Medeni Kanunu ve Borçlar Kanunu İsviçre’den alındı. İtalya Ceza Kanunu kabul edildi. Tevhidi Tedrisat Kanunu ile eğitim birliği sağlandı. Dil Devrimi, Harf Devrimi, Kılık Kıyafet Devrimi yapıldı.
Ancak çok partili rejime geçişle birlikte Laiklik yolunda gerileme başladı. 27 Mayıs 1960 ihtilalinden sonra yapılan 1961 Anayasası temel hak ve özgürlükler ve Laiklik alanında büyük kazanımlar sağladı.
1961 Anayasasında, iki meclisli sisteme geçiş, Anayasa mahkemesi muhalefet özgürlüğü, basın özgürlüğü, özerk radyo ve televizyon, işçi hakları, sendikacılığın geliştirilmesi, özerk üniversite, nisbi temsile dayalı seçim sistemi, Devlet Planlama Teşkilatı gibi kurumlar vardı.
Bu Anayasa ile devlet kurumlarının dini esaslara göre tanzimini önleyici yasaklar getirildi. En önemlisi, Devrim yasalarının Anayasaya aykırılığının ileri sürülemeyeceğini belirtti.
1980 Askeri Darbesi hem demokrasiyi hem de Laikliği sekteye uğrattı.
1980 Askeri Darbesi okullarda din eğitimini zorunlu kılarak bol miktarda Kuran kursları ve İmam Hatip Liseleri açarak Laiklikten geri dönüş projesi başlattı.
1982 Anayasasında, Laiklik, Cumhuriyetin temel, değiştirilemez niteliklerinden sayıldı (2 madde). 24. madde de kimsenin devletin temel düzenini din kurallarına dayandırma ya da çıkar sağlama amacı ile dini ve din duygularını kötüye kullanamayacağı, 68 madde de siyasi partilerin tüzük ve programlarının Laik Cumhuriyet ilkelerine aykırı olmayacağı belirtildi.
Laiklik ilkesine bağlılık olmadan, bu ilkelerin insan haklarını, bireyin özgürlüğünü koruyan özelliklerine uymadan, bir ülkede demokratik rejimin işlemesi olası değildir.
Toplumun çağdaş uygarlık düzeyine erişmesi, temel hak ve özgürlüklerin gelişimi, din ve vicdan hürriyetinin yaşayabilmesi, Laik düzenle mümkündür.
Evrendeki değişimi sorgulayan, analiz ve sentez yapabilen bireylerin yetişmesi ancak Laik eğitimle gerçekleşebilir.
Bilim ve teknolojide ilerleme dini dogmalara, hurafelere itibar edilmeyen Laik düzende olabilir.
Bugün Türkiye’de, Laiklik iç ve dış güçlerin tehdidi altındadır. Dış güçler ABD ve dinci küresel terör örgütleridir; iç güç AKP iktidarıdır.
AKP, iktidara geldiğinden beri Laik ve demokratik düzenden dinsel bir yapıya geçmeyi planlamaktadır. Amerikanın Büyük Ortadoğu projesi babında ülkemize biçtiği ılımlı İslam modeli, AKP iktidarı tarafında adım adım gerçekleştirilmektedir. Cumhuriyetin kurumları büyük ölçüde iktidar yanlısı dinci, tarikatçı kadrolarca ele geçirilmiştir. Buralara yapılan atamalarda liyakat aranmamaktadır ölçü karısının siyasal simge olan türban takıp takmamasıdır.
Son olarak AKP ve onun yandaşı MHP, siyasi dinsel simge olduğu kendilerince de ikrâr edilen türbanın üniversitelere sokulması çabası ile Anayasa değişikliği yaptılar. Türban yasağının kaldırılması AKP tarafından ‘bir hak ve özgürlük ihlalinin’ kaldırılması olarak lanse ediliyor.
Anayasanın 10. ve 42. maddesi değiştirilerek, Anayasanın değiştirilemeyeceği belirtilen Cumhuriyet niteliklerinin sayıldığı 2. maddesi bypass ediliyor.
Türbanın siyasi bir simge olduğu ve üniversitelere girmesinin yasak olduğu bildirilen Anayasa mahkemesi, Danıştay ve AİHM kararlarına rağmen böyle bir girişimde bulunuluyor.
Böylece Laik Cumhuriyetin temelleri dinamitleniyor. Din siyasete alet ediliyor. Ceza kanunlarına göre bu suçtur. Bu bir karşı devrimdir. Böyle bir düzenleme ile ortaçağ karanlığına geri dönülmüştür. Umudumuz bu Anayasa değişikliğinin Anayasa mahkemesinden dönmesidir.
LAİKLİK KALDIRILIRSA NELER OLUR?
1- Cumhuriyet yönetimi ve demokrasi kalkar halifelik gelir.
2- Türk Milleti’nin adı İslam ümmeti olur.
3- Türk Bayrağı değişir.
4- Hukuk fakülteleri şeriat eğitimine başlar. Şerriye mahkemeleri kurulur.
5- Üniversiteler medreseye dönüştürülür.
6- Latin alfabesi yerini Arap alfabesine bırakır.
7- Güzel sanatlar akademileri, opera, bale ve tiyatrolar kapatılır. Konservatuarlar kapatılır.
8- Kadınlar eve kapatılır, iş hayatından dışlanır, dışarıya peçe ve çarşafla çıkmaları istenir.
9- Otobüs tren ve uçaklarda lokantalarda yerleri ayrılır.
10- Oruç tutmayanlar, namaz kılmayanlar cezalandırılır.
11- İçki içenler cezalandırılır.
12- Plaj ve eğlence yerleri, sinemalar kapatılır.
13- Kadın ve kızların spor yapmaları yasaklanır.
14- Mahkemelerde iki kadının şahitliği bir erkeğin şahitliğine denk tutulur.
15- Kadınların miras payları indirilir.
16- Boşanma erkeğin iradesine bağlanır.
17- Zina yapan kadın recm edilir. Taşlanarak öldürülür.
18- Hırsızlık yapanın eli kesilir.
19- Atatürk’ün adı okul kitaplarından çıkarılır.
20- Atatürk’ün resimleri resmi dairelerden kaldırılır, heykelleri kırılır.
21- Milli bayramlar kaldırılır.
22- Kadınların araba kullanmaları yasaklanır.
23- Erkeklere çok evlilik yapma hakkı tanınır.