SHP KADIN MECLİSLERİ 2. OLAĞAN KURULTAYI SONUÇ BİLDİRGESİ
1900’lü yılların başlarında kadın haklarını ilk ortaya getirenin “Sosyalist Platform” olduğu unutulmamalıdır. Yine unutulmamalıdır ki, tutucular bu hakları verinceye dek direnmişlerdir.
Cinsiyet eşitsizliği toplumumuzda yüzyılı aşkın zamandır tartışılmaktadır. Ülkemizde kadınların erkeklerle eşit haklara sahip olma mücadelesi Tanzimat dönemine kadar götürülebilir.
Türkiye’de I. Dünya Savaşı’nın sonrasında aydınların bir kısmı Amerikan mandacılığını savunurken, diğerleri İngiliz mandacılığı peşindeydiler. Türkiye’yi yabancı bir ülkenin sömürgesi yapmak için can atanlar, bir tek konuda ağız birliği içindeydiler: Kadın hakları. Ama hiçbirinin derdi konuya sosyo-politik, sosyo ekonomik açıdan bakmak değildir. Bu düşünceleri dış ülkelerden destekleyenler için, kadına özgürlük tanınması zorunludur. Çünkü sanayileşmede ve zirai kalkınmada kapitalizmin yerini sağlamlaştırabilmesi için, erkek kadar kadın işçiye de ihtiyaç vardır. Daha fazla artık değerlerin edinilmesi, bu ikilinin aldatılarak devamlı çalıştırılmalarıyla mümkündür.
Kurtuluş savaşında kadınlarımız; olağanüstü üretkenlikleri ile gerek cephe gerisinde gerekse cephede üzerlerine düşen vatan kurtarma görevini fazlası ile omuzlamışlardır.
Kurtuluş savaşı ve aydınlanma hareketinin getirdiği ortam içerisinde kadınlarımız kendi sorunlarına da el atmasını bilmiş, ama 1923’te Nezihe Muhittin’in önderliğiyle kurulan Kadınlar Halk Fırkasına, kadınların seçme ve seçilme hakları olmadığı gerekçesi ile izin verilmemiştir. Ancak 1935’te bu hakkın yasalaşmasıyla birlikte ilk defa 18 kadın milletvekili meclise girebilmiştir.
Atatürk’ün sağlığında seslerini istediği gibi çıkaramayan pusudakiler, O’nun ölümüyle birlikte harekete geçerek, istedikleri doğrultuda “kukla kadın” tipini yaratmışlardır. Cumhuriyet dönemi ile birlikte kadınlara sağlanan haklar ve özgürlükler, özellikle 1950 - 1960 yılları arasında politik çıkarlar uğruna yozlaştırılmıştır. Varlıklı sınıfın kadınları bu hakların saltanatını sürmüş, kırsal kesimin kadınları ise sürülen saltanatın çileli taşıyıcıları olmuşlardır. Kadının ne yaparsa yapsın politik ekonomik bağımsızlığına kavuşamayacağı bilindiği için, “kadın özgürleşsin’ denilmiş ama kadın nüfusun % 80’i emeği sömürülen kadın durumunda kalmıştır. Cebinde parası olmayanların okuyamayacağı bilindiği için “kadın okusun” denilmiş, ama çoğunluğu ya hiç okuyamamış ya da yarım yamalak bir ilkokul öğrenimi ile yetinmek zorunda kalmıştır. Görüldüğü gibi kadının özgürleştirilmesi, tıpkı emeğin özgürleşmesi gibi kapitalizmin bir oyunudur.
Türk kadınına bazı haklar sağlanırken, politik ve ekonomik çıkarlar da hesaba katılmıştır. Kadının politikaya girmesinin, iç ve dış politikayı değiştiremeyeceği, üstelik göstermelik bir demokratik atılım görüntüsü içereceği düşünülmüştür.
Özellikle 1980’li yıllardan başlayarak kadınlar tüketim ekonomisinin hedef kitlesi olmuştur. İnternette bile Google sayfasında “kadın” diye tıkladığınızda, açılan sayfaların % 99’u güzellik, temizlik ürünleri, moda..vb. olmaktadır. Oluşturulan magazin medyası ile ataerkil toplum ve aile yapısıyla zaten ev dışında hareket özgürlükleri kısıtlanan kadınların, kendi sorunlarından ve ülke sorunlarından giderek uzaklaşmalarına zemin hazırlanmıştır.
Ülkemizde insan hakları ve kadın haklarının çözüme ulaşmasını istemeyen odaklar; farklı adlar altında yaygın, küçük ama hiçbir zaman birleşip güçlü bir kadın kitle kuruluşu olmayı hedeflemeyen kadın dernekleri kurarak ortamı daha da bulandırmıştır. Öyle ki kadınlar bir araya geldiklerinde; “hepimiz kadın eğitilmeli, kadın erkek eşit olmalı, aile içi şiddete son, töre cinayetlerine hayır diyoruz, o zaman niye farklı partilerdeyiz?” diye sorar olmuşlardır.
İŞTE PARTİMİZİN FARKI BURADADIR: TÜZÜK, KURULUŞ MADDE 1 PROGRAMIMIZA GÖRE: Her yurttaşa yeteneğine, eğitimine seçimine uygun bir iş olanağı sağlamak, çalışırken onları korumak, çalışma gücünü yitirdiklerinde her türlü güvenceyi sağlamak devletin birincil görevidir. Yurttaşlarımıza eksiksiz eğitim ve sağlık hizmeti verilecektir. Bu bizim sosyal demokrat ilkelerimizin özüdür. BİZ SHP’Lİ KADINLAR OLARAK:
Bu program ve tüzüğümüzün ışığı altında:
1) Kadın hakları savunucularının eşitlik mücadelesindeki katkılarını yadsımıyoruz. Kadın-erkek eşitliği konusunda en ufak bir katkı bile önemlidir. Ancak sömürü düzenini sorgulamadan, kadın sorununun taa tarih öncesinde özel mülkiyetle birlikte çıktığını unutup, gökten zembille düşmüş bir sorun gibi çözüleceğine inanmanın, havanda su dövmekten veya var olan sistemin göz boyayıcılığını yapmaktan öteye geçemeyeceğini savunuyoruz.
2) Haklarımızı savunurken, bunu erkek düşmanlığına vardırmıyoruz. Çünkü bizler onların da analarıyız. Bunun bir sistem sorunu olduğunu, erkeklerimizin de düzen tarafından sömürüldüğünün bilincinde olarak; iki cinsi sosyal varlıkları ile bir bütün olarak, yani insanlığın birbirinden ayrı düşünülemeyecek parçaları olarak kabul ediyoruz.
3) Yeteneklerimizin süreklilik içeren eğitim programları ile geliştirilebileceğine, toplumsal üretime katılan kadının geleceğinden daha umutlu ve mutlu olacağına yürekten inanıyoruz.
4) Dil, din, ırk, cins ayrımcılığına karşıyız.
5) “Demokrasinin hoşgörüsü” adı altında yayılmaya çalışan, kadınlarımızı çağın gerisine götürmek isteyen köktendinci karanlık zihniyetlerin önünde, yüzü aydınlığa dönük kadınlarımızla birlikte örgütlü olarak en büyük engel olacağımızı dosta düşmana ilan ediyoruz.
6) Bizi diğer yarısı olarak gören, kadının iki misli sömürüldüğünün farkında olarak, ataerkil toplumun kendisine verdiği hakları devrimci dönüşüm süzgecinden geçirebilen erkeklerimizle omuz omuza vererek; partimizin önemli projelerini hayata geçirmek için çabalıyoruz.
Zamanında partimizin pozitif ayrımcılığı destekleyen yaklaşımı yasa teklifi verilerek hayata geçirilmek istenmiş, ancak Türkiye Büyük Millet Meclisinde destek görmemiştir. Partimiz bu konuda kararlı olup, örgüt yönetimlerimizde %33 lük cinsiyet kotasını uygulayarak kadınlara siyasetin yolunu açmıştır. Öyle ki son kurultay sürecimizde bazı ilçe kongrelerinde erkekler cinsiyet kotasından yararlanmak zorunda kalmışlardır.
Biz Sosyaldemokrat Halk Partili kadınlar; Cumhuriyetin sağladığı kazanımlardan aldığımız güç ve yetkiyle, yarınlarımızın güven ve huzuru için, her kademe ve konumda ülkemizin yönetimine talibiz.
Yoksulluğun, işsizliğin, yolsuzlukların görmezden gelindiği, Cumhuriyetimizin temeli, var oluşumuzun, özgürlüğümüzün, onurumuzun güvencesi olan “Atatürk Devrimleri” , “hukukun üstünlüğü” kavramlarının yıpratılmaya çalışıldığı bir dönemden geçerken, bütün kadınları saflarımızda mücadeleye çağırıyoruz. Evlerinizden çıkın! Örgütlü hak arayışımızda gelin, hep birlikte olalım.