SHP 3. OLAĞAN KURULTAY BİLDİRGESİ

Sosyaldemokrat Halk Partisi 3. Olağan Kurultayı, dünyada ve Türkiye’de yıllardır çözülmeden biriken sorunlara çözüm arayışlarının hızlandığı bir dönemde toplanmıştır. Kurultay temsilcileri sorunlara ilişkin saptamalarını ve çözüm önerilerini halkımıza bir bildirge ile açıklamayı gerekli görmektedir.

Bildirgede ülkemizin geleceği açısından kritik önemde gördüğümüz konulara yer veriyoruz. Bu konular arasında, sosyal demokrasinin evrensel ilkelerini benimseyen bir parti olarak dünyadaki yeni sol arayışlar, önümüzdeki yerel seçimlerde yönetime gelecek olan partililerimizin izleyeceği temel politikalar ve ülkemizin iktisadi, toplumsal ve siyasal sorunlarının çözümünde yaşamsal önem taşıyan GAP projesine ilişkin önerilerimiz daha kapsamlı olarak ele alınacaktır.

Dünyada önemli dönüşümlerin yaşanmakta olduğu bir dönemdeyiz. ABD’nin son yirmi yıldır uluslararası ilişkileri biçimlendirme gücüne sahip olduğunu ifade eden ‘tek kutuplu dünya’ kavramı sona ermektedir. Merkez ülkelerde başlayan iktisadi sorunların tüm dünyayı kapsayan bir krize dönüşmesi endişeleri hızla yükselmektedir. Asya ülkelerinin olağanüstü ekonomik atılımı dengeleri sarsmakta ve bu durum hammadde fiyatlarında geri döndürülemez artışlara yol açmaktadır. İktisadi bütünleşmesini tamamlayan Avrupa Birliği ülkeleri toplumsal ve siyasal bütünleşmeyi sağlamakta zorluklar yaşamaktadır. Latin Amerika ülkelerinin tamamına yakınında iktidara gelen sol yönetimlerin kendi aralarında bütünleşme ve neoliberal politikalara alternatif arama çabaları hızlanmıştır. Orta Doğu’da ABD ve İsrail’in saldırgan politikalarının bölgeyi cehenneme çevirmekten başka bir sonuç vermediği artık herkesçe anlaşılmaktadır. Küreselleşmenin şimdiye kadar olduğu gibi neoliberal politikalarla yürütülemeyeceği, mutlaka toplumsal ve siyasal boyutlar kazanmasının zorunlu olduğu ortaya çıkmıştır.

Bu koşullar altında, refah devletinin sürdürülmesine ilişkin endişelerin arttığı bir dönemde, Avrupa’da solcular sosyal Avrupa’nın nasıl şekillendirileceğini tartışıyor.

Avrupa’da 27 ülkeden 33 sosyal demokrat veya sosyalist partinin tam üyesi olduğu Avrupa Sosyalistleri Partisi (PES) 2009’da yapılacak Avrupa seçimlerinde önceliklerini ‘Yeni Sosyal Avrupa’nın oluşturulması olarak açıklıyor.

PES, “Yeni Sosyal Avrupa Manifestosu”nda “Avrupa Birliği devletlerarası rekabete veya sosyal devlet kavramını zayıflatan bir pazar anlayışına indirgenemez. Avrupa sosyal demokratları ve sosyalistleri olarak dar görüşlü ekonomi, toplum ve demokrasi yaklaşımını reddediyoruz. Biz Avrupa sosyal demokratları ve sosyalistleri yalnızca teoride değil pratikte de biliyoruz ki, başka bir yol var” deniyor.

Yeni Sosyal Avrupa Manifestosu’nun başlıkları şöyle:


“_Herkese görev ve eşit haklar


_Tam istihdam

_İnsana yatırım

_Eşit koşullarda yaşam

_Herkes için çocuk bakımı

_Erkekler ve kadınlar için eşit haklar

_Sosyal ve kültürel diyalog

_Kültürel çeşitlilik ve entegrasyondan güç almak

_İklim değişikliğini önlemek

_İnsanı öne çıkaran bir Avrupa

Avrupa Sosyalistleri Partisi; rekabetin toplumsal refahı güçlendirmesinden, işbirliğinin toplumsal ilişkileri güçlendirmesinden, dayanışmanın toplumları birleştirmesinden yanadır. Yeni Sosyal Avrupa daha çok ve daha iyi iş imkânları sunan, yeşil, kapsayıcı, öğrenen, yenilikçi ve uyumlu bir Avrupa’yı ifade eder.

Avrupa’daki en önemli sivil inisiyatif gruplarından olan Avrupa Sosyal Forumu “Başka Bir Avrupa İçin Temel İlkeler” bildirgesinde; Avrupa’nın neoliberal politikalara teslim edilemeyeceğini, sosyal devlet anlayışının sürdürülmesinin, Avrupa’nın çeşitliliğinin korunmasının ve ırkçılığa karşı mücadele edilmesinin gerekliliğini savunmaktadır.

Latin Amerika ülkelerinde 2000’li yılların başlarından itibaren sol partiler iktidara gelmeyi başardılar. Latin Amerika solcularının en önemli gündem maddelerini yoksulluğun yenilmesi, toprak reformu, enerji kaynaklarının millileştirilmesi ve Latin Amerika ülkelerinin ekonomik birlikteliğinin sağlanması konuları oluşturuyor.

Brezilya’da Lula’ya iktidarı kazandıran ‘sıfır açlık’ projesiydi. 11 milyon yoksul aileye ayda 57 dolarlık destek sağlanması, ‘herkese bir öğün yemek kampanyası’ gibi projeleri hayata geçirdi.

Arjantin’de sosyalist hükümet 2004 yılında hazırladığı Jefes Planı ile yoksullara yardımın yanı sıra, geçici istihdam projeleri ile yaklaşık 2 milyon kişiye istihdam sağladı.

Bolivya’da 2006 yılında iktidara gelen Sosyalist Hareket lideri Evo Morales de yoksulluğu yenecek projelerle işe başladı. Topraksız köylülere devlet eliyle toprak dağıtıldı. 65 yaşın üstündekilere ‘saygınlık geliri’ adı altında 26 dolarlık aylık bağlandı. Morales’in bir diğer reformu petrol ve doğalgaz şirketlerinin millileştirilmesi oldu.

Venezuella’da Chavez’in oluşturduğu ‘Bolivar Elçileri’ yoksullar için bedava klinikler açtı, yetişkin Venezuellalılar için eğitim kampanyaları başlattı. Yoksullara yiyecek ve barınma yardımı ile topraksız köylülere toprak sağlandı.

Latin Amerikalı sol yönetimler kendi aralarında iktisadi birliktelik sağlamak üzere çalışmalar sürdürüyorlar. Mercosur ve Alba gibi işbirliği kurumları geliştiriyorlar.

SHP olarak hem Avrupa’daki hem de Latin Amerika’daki gelişmeleri izliyoruz. Türkiye’nin AB’ye tam üyelik hedefi gerçekleştiğinde doğrudan etkileneceği sürece şimdiden müdahil olunması gerektiği inancını taşıyoruz. Özellikle 2009’da yürürlüğe girecek Lizbon Anlaşması ile daha da önemli hale gelecek Avrupa Parlamentosu’nun oluşumu ülkemiz için de önem taşımaktadır. Biz bu çerçevede hem Avrupalı muadillerimizi, hem de ‘Yeni Sosyal Avrupa’ talebini desteklediğimizi belirtiyor, herkes için eşit hak ve olanaklar yaratan bir dünya çağrısında bulunuyoruz.

Bu ortamda, Türkiye en sorunlu dönemlerinden birini yaşamaktadır. Uluslararası likidite bolluğu sayesinde açıkların kolaylıkla kapatıldığı dönemin sonuna gelinmiştir. Düşük kur yüksek faiz politikasının daha fazla sürdürülemeyeceği ortaya çıkmıştır. İstihdam yaratmayı dikkate almayan büyüme politikalarının toplumsal sorunları çözmeye yetmediği görülmüştür. Türkiye, tarihinin en şiddetli yoksulluk ve işsizlik sorunlarını yaşarken, yoksulluk sorunu siyasi iktidar tarafından “seçmen devşirme” aracı haline getirilmiştir. 1980’li yıllardan bu yana tarımın kendi haline terk edilmesinin yaşamsal sorunlara yol açtığı artık açıkça ortaya çıkmıştır. Kayıtdışı istihdama, dış piyasalarda rekabet gücü sağladığı inancıyla göz yumulmaktadır. Ucuz emeğe dayalı sanayi politikası nedeniyle eğitim, nitelikli insan gücü yetiştirme ve iş güvenliği konuları dikkate alınmamaktadır.

Emekçilere 12 Eylül döneminde gaspedilen haklarının iadesi söz konusu değildir hatta emekçilerin haklarını talep etme hakkı bile 1 Mayıs’ta engellenmiştir. Kürt sorununun çözümü hala terörle mücadele ile sınırlı olarak algılanmaktadır. Kültürel haklarda, iktisadi gelişme ve demokratikleşme konularında hiçbir gelişme sağlanmadığı gibi, ‘din kardeşliği’ yaklaşımı ile çözüm bulunacağı görüşü pompalanmaktadır. Hükümetin ve yerel yönetimlerin yarattığı havayla, ülkenin çoğu yerinde baskıcı bir muhafazakârlık ağırlık kazanmaktadır. Yaratılan kutuplaşma ile halkımızın ‘ya şeriat ya darbe’ ikilemine sürüklenmesine çalışılmaktadır. Avrupa Birliği ile olan ilişkiler, hükümetin hem AB’yi hem Türkiye’yi oyalamaya dönük politikaları nedeniyle durma noktasına gelmiştir.

Bu koşullar altında, Sosyaldemokrat Halk Partisi 3. Olağan Kurultay temsilcileri, ülkemizin insanca yaşam koşullarına ulaşması için uygulanmasını gerekli gördüğü temel politikaları halkımıza açıklar.

1. Türkiye, coğrafi konumu, insangücü potansiyeli, ulaştığı teknoloji ve organizasyon düzeyi, deneyimleri ve uluslararası ilişkileri ile dışa açık kalkınma politikalarını sürdürme olanağına sahiptir. Ekonominin dış rekabete açılması, sorunların çözümünün piyasa koşullarının işleyişine terk edilmesi anlamına gelmez.

SHP Programında “SHP devletin piyasa ekonomisine gerektiğinde müdahale edebilmesini savunur. Müdahalenin koşulları, tekelleşmenin önlenmesi, gelirin sınıfsal ve bölgesel paylaşımının iyileştirilmesi gibi toplumsal yararlar ve ülkenin stratejik çıkarlarıdır.” denmektedir.

Türkiye’de 1999 ve 2001 krizlerinden sonra uygulanan, aşırı borçlanmaya, ucuz emeğe ve çok düşük katma değerli ihracata dayanan model geçerliliğini yitirmiştir. Bu model yeterince istihdam yaratmamakta, gelir dağılımını bozmakta, yeni toplumsal sorunlara yol açmaktadır. Türkiye’ye istihdam öncelikli ve mutlaka tarım sektörünün de gelişmesini ve modernleşmesini gözeten yeni bir büyüme modeli gereklidir. Kur ve faiz politikaları bu çerçevede yeniden ele alınacaktır. SHP için önemli olan milli gelirin hızlı ve sürekli olarak büyümesi ve milli gelir içinde emeğin payının yükseltilmesidir.

2. Tarım sorununun çözümü için, üreticilerin güçlü örgütler ile üretim araçlarına kavuşturulması ve Arazi Bankası yoluyla toprak reformunun ve toprak toplulaştırmasının yeniden gündeme getirilmesi zorunludur. Tarım Programımızın amacı tarımda yeni ve güçlü bir işletme yapısının oluşturulmasıdır. Üretim planlaması, tarımsal krediler, teşvikler ve örgütlenme yoluyla tarım sektörü güçlü işletmelere dayandırılacaktır.

3. Sıfır Yoksulluk Projesi ülkenin her yerinde uygulanacaktır. Bu Proje uyarınca, yoksulluk sınırının üzerinde gelir elde etmek, doğuşta kazanılan bir insan hakkı olarak kabul edilecektir. Türkiye, ülkedeki yoksulluğu ortadan kaldıracak mali olanaklara sahiptir. Sıfır Yoksulluk Projesinin uygulanması bir siyasi irade sorunudur. SHP bu iradeye sahip olan tek partidir ve bu iradesini sadaka kültürü ile değil, ‘Yurttaşlık Geliri’ni anayasal bir hak haline getirerek gerçekleştirecektir.

4. Eğitim iktisadi gelişmenin itici gücü olduğu gibi tüm yurttaşlarımızın elde etmesi gereken temel insan haklarındandır. Eğitimin finansmanını sağlamak amacıyla, milli gelirden eğitime ayrılan pay yüzde 7’ye yükseltilecek, yerel yönetimlere eğitimde görev verilecek, kamu kaynakları ile özel katkılar arasında eşgüdüm kurulacaktır.

Türkiye’nin bilgi toplumuna geçişini sağlamak ve yoksulluğa son vermek için, tüm çocuklarımızın ve gençlerimizin eğitim hakkını garanti altına almak üzere ‘Eğitim Sigortası’ kurulacaktır. Eğitim Sigortası ile üniversite sonuna kadar, çocukların tüm eğitim harcamaları karşılanacak, düşük gelirli ailelerin parasal yetersizlik nedeniyle eğitimden yararlanamama sorunu son bulacaktır.

5. Gerek kamu yönetiminde verimliliğin artırılması, gerekse ülkenin bütününde demokratikleşmenin sağlanması için “devletin yeniden yapılandırılması” zorunludur. SHP için önemli olan kamu alanının genişletilmesi ve kamu çıkarının yükseltilmesidir. Bu bağlamda, merkezi yönetimde yapılacak dönüşümlerin yanı sıra kimi kamu hizmetlerinin aşamalı olarak yerel yönetimlere devredilmesi gerekmektedir. Devletin yeniden yapılandırılması yurttaşın yaşamını ilgilendiren her konuda karar ve denetim gücüne sahip olması anlamına gelecektir.

SHP Programında “Yurttaş hem seçim yoluyla siyasal toplum kuruluşlarına meşruiyet ve görev veren hem de örgütleri aracılığıyla siyasal toplum kuruluşlarının karar ve uygulamalarına etkileme gücüyle katılan ikili bir role sahiptir. Yurttaş bu rolleri ile devletin asli unsuru ve paydaşıdır. Merkezi yönetimde ve yerel yönetimlerde, olanaklı görünen her alanda kamu yönetimi yurttaşlarla karar, uygulama ve denetleme süreçlerinde karşılıklı etkileşim ve örgütlü iletişim içinde olacaktır. Yurttaşın yönetim paydaşı olması anlayışı, hem hizmette verimlilik artışını hem de kamu kaynaklarının daha iyi denetlenmesini sağlayacaktır. Yurttaşın yönetim paydaşı olduğu devlet güvenilir bir devlet olacaktır” denmektedir.

6. Kürt sorunu, devletin üniterliği ile ulusun ve yurdun bütünlüğü içinde; kültürel özgürlükler, kimliğe saygı, demokratikleşme ve toplumsal uzlaşma çerçevesinde çözülecektir. Yurttaşlarımızın ana dillerini öğrenmelerinin ve kullanmalarının önündeki engeller kaldırılacak, kültürlerini yaşatmaları ve geliştirmeleri sağlanacaktır. Türkiye’deki tüm etnik grupların kültürlerinin yaşatılmasının, geliştirilmesinin, gelecek kuşaklara aktarılmasının önündeki engeller kaldırılacaktır. Çağdaş demokrasilerin ulaştığı düzey, Türkiye’deki etnik grupların bir arada huzur içinde yaşamasının kıstası olacaktır.

7. Farklı din ve farklı inançlardaki insanlarımız bu ülkenin eşit yurttaşlarıdır. Herhangi birinin diğerlerine üstünlüğü ya da önceliği kabul edilemez. Devlet bu gruplar karşısında tarafsız olmak ve önlerindeki engelleri kaldırmak zorunda olduğu gibi, onları toplumsal baskılara karşı korumakla da yükümlüdür. SHP laiklik ilkesini kamu kurumları eliyle değil, siyasi mücadele ile savunma kararlılığındadır.

8. SHP, her alanda kadın-erkek eşitliğini sağlamayı taahhüt eder. Kadınlar mevzuattaki pek çok ilerlemeye karşın fırsat ve kazanımların eşitliği konusunda hala erkeklerin çok gerisindedir. SHP, toplumsal cinsiyet eşitliğini, geçici özel önlemlerle tüm uygulamalarda, yasalarda ve politikalarda yaşama geçirecektir.

TBMM çatısı altında, kadınların yaşamın her alanında eşit ve özgür bireyler olarak yer almasını sağlayacak politikaların uygulanmasını ve takibini üstlenecek bir Eşitlik Komisyonu kurulacaktır. Kadınların siyasi yaşama katılımı, bir demokrasi sorunudur. Kadınların temsil edilmediği bir demokrasi eksik demokrasidir. Bu gerçekten hareketle, Siyasi Partiler Kanunu ve Seçim Kanununa kadınların eşit temsilini sağlayacak ve siyasete katılımını kolaylaştıracak maddeler eklenecektir.

9. Engellilik bir insan hakları konusudur. Tüm kesimler için, engellilere sunulan hizmetlerde genel prensip; bu hizmetlerin mümkün olduğu kadar ülkenin genel hizmetlerinin bir parçası olarak verilmesi ile fırsat ve muamele eşitliği ve tam katılımdır. Bu çerçevede, engellilere yönelik politikaların temel hedefi; engelli bireyin bireysel özgürlüğünü, kendi tercihlerini yapma özgürlüğünü, bağımsızlığını ve onurunu koruyarak, yaşamın tüm yönlerine eşit fırsatlarla ve yurttaş olarak katılmalarını sağlamaktır.

Sosyal korumaya muhtaç gruplardan yaşlıların toplumsal ve iktisadi hak ve olanaklar açısından desteklenmesi ortak sorumluluğumuzdur. Yaşlılara sunulacak tüm hizmetlerin bütünleştirilmiş, sistemli, hak doğurucu ve insan onurunu koruyucu bir şekilde, yaşam kalitesini yükseltmeye yönelik olarak sunulması temel amacımızdır.

10. SHP, küresel ısınmaya, doğal ve tarihi kaynakların yağmasına karşı; çevreci, tarih bilinci olan, çevre ve su kaynaklarını doğru kullanan bir anlayışı temsil eder.

Türkiye’de çevre sorumluluğunun geliştirilmesi, halkın çevreye ilişkin bilgiye erişimi ve halkın katılımı konusunda herhangi bir çalışma yapılmamaktadır. Ulusal atık yönetimi planı yoktur. Su kalitesi ve su kullanımı konusunda önemli hiçbir gelişmeden bahsedilemez. Su yönetimine ilişkin yeterli bir çalışmanın olduğunu söylemek olanaklı değildir. Doğanın korunması alanında da aynı yetersizlikler söz konusudur. Endüstriyel kirlenme kontrol altında değildir. İklim değişikliği çalışmaları konusunda bir şey yapılamadığı gibi çevreye zararı olmayan, yeni ve yenilenebilir enerji kaynakları konusunda yeterli mevzuat geliştirilememiştir.

SHP’nin temel ilkelerinden biri yaşanabilir–sürdürülebilir çevre ve üretim ilişkilerinin birbirini desteklemesini sağlamaktır. Çevreyi yok sayan  büyüme, gelişme ya da kalkınma olarak değerlendirilemez. Sürdürülebilir kalkınmanın mantığı, karar alma süreçlerinde ekonomik ve ekolojik değerleri bütünleştirmektir. SHP koruma ve kalkınmayı birbirinin önündeki engeller olarak görmez, koruma ile kalkınmayı eş zamanlı gerçekleştirilmesi gereken kavramlar olarak kabul eder.

11. SHP, siyaset alanının yeniden yapılandırılmasından yanadır. Barajlı demokrasiden, engelsiz demokrasiye geçmek için Siyasi Partiler Yasası ile Seçim Yasalarının değiştirilmesi gerektiğini savunur. Siyasetin finansmanının şeffaflaştırılması, hazine yardımının adil ve hakkaniyete uygun dağıtılmasını demokrasinin gerçekleştirilebilmesinin en önemli koşulları olarak görür.

12. SHP konjonktür gereği, siyasi hesapları gereği ya da öyle görünmek işine geldiği için değil, çağdaş, demokratik, refah toplumu olmak için gerekli gördüğünden, Avrupa Birliği’ne eşit süreçlerle, eşit koşullarla ve hiçbir kısıtlama olmaksızın üyeliği savunmaktadır.

SHP’nin iktisadi ve toplumsal hedeflerine ulaşabilmek için en önemli araçlardan biri GAP projesidir. GAP, bölgenin sorunlarını ve bölgeler arası farklılıkları giderecek dinamiklere sahip bulunduğundan toplumsal gelişmenin sağlanması ve demokratik ilerlemenin başarılması için de önemli bir araç olmaya adaydır. Bu nedenle GAP’ın ayrıca ele alınması gerekmektedir.

Projede dört milyon düzeyinde istihdam öngörülmesine rağmen, bu hedefe ulaşılamamasını hatalı bir siyasal tercihin sonucu olarak değerlendirmekteyiz. Çünkü enerjide planlanan hedeflere ulaşıldığı halde tarım hedeflerinin ancak %14’ü karşılanabilmiştir. Proje, her türlü olumsuz koşullara rağmen öncelik almalıydı ve kalkınma sürecinde gerekli ivmeyi sağlayabilmeliydi.

Projenin bir kalkınma hamlesine dönüştürülebilmesi, sadece maddi kaynakların hareketlenmesi ile mümkün olamayacaktır. İnsan kaynaklarının gelişimi ve yerel iradenin proje kararlarına yansıması, yerel aktörlerin kalkınmanın yön ve hızını tayin edebilecek konuma yükseltilmesi, hem proje başarısının hem de toplumsal uyumun ön koşuludur. Bunun adı proje demokrasisidir.

Proje katılımını sağlamak, halkın kaynak ve kararlara tam erişimini mümkün kılmak, demokratik gelişmeyi evrensel idealler doğrultusunda ilerletmekle mümkündür. Bu anlamda partimiz dil ve inanç özgürlüğünün tam sağlanmasını hem demokrasinin önemli bir bileşeni hem de toplumsal değerlerin ve toplumsal huzurun korunması anlamında değerlendirmektedir.

Proje bir taraftan, bölge düzeyinde gelişme önerirken diğer taraftan da bölge içinde ve yakın diğer bölgeler (Doğu Anadolu, Doğu Karadeniz) arasında bir kopuşun yaşanması riskini de taşımaktadır. Bu riskin fırsata dönüştürülmesi, olumlu siyasal tercihlerle mümkündür. Bu nedenle partimiz GAP’ın bitkisel üretim potansiyeli ile Doğu Anadolu ve Doğu Karadeniz Bölgesinin hayvancılık potansiyeli arasında doğrudan bağlantılar kurmak ve ilerletmek kararındadır. Bu nedenle öncelikle fiziksel alt yapılar ve tamamlayıcı piyasa mekanizmaları kurularak, proje daha geniş alanların ve bölgelerin kalkınma fırsatına dönüştürülecektir.

Bölgede 3,2 milyon hektarlık tarımsal arazinin 2,1 milyon hektarlık dilimi sulanabilecektir. Bu sulama olanağının gerçekleşmesi ile 4 milyon kişiye istihdam alanı sağlanabilecektir. Sulama dışında kalan kırsal nüfusun geçim düzeyini ve yaşam kalitesini yükseltmek için projenin sadece dolaylı etkileri ile yetinilmeyecek, bu alanlara yönelik olarak doğrudan kalkınma sağlayacak mekanizmalar harekete geçirilecektir.

Bölgenin ihtiyacı olan toprak reformu uygulamasını basit bir toprak dağıtılması işlemi olarak görmüyoruz. Dağınık toprakların toplulaştırılması da bu kapsamda ele alınacaktır. Örneğin Türkiye-Suriye sınırında bulunan mayınlı araziler temizlendikten sonra bu amaçla değerlendirilecektir. Toprak dağıtımı, geçimlik ekonomi anlayışıyla değil pazarlanabilir tarımsal artığın yüksek tutulmasını sağlayacak bir anlayış uyarınca yapılacaktır.

Kendisine toprak verilecek işletmenin bir üretim planlaması uyarınca yönetilmesi sağlanmalı, ne ekerse eksin, ne yaparsa yapsın düşüncesi taşınmamalıdır. Bu anlayış çerçevesinde mutlaka kooperatifler devrede olacak, kooperatife, toprak reformundan yararlanan işletmelerin satışı söz konusu olduğunda öncelikle alım hakkı verilecektir.

Türkiye en geç on ay sonra yerel seçimlere gidecektir. Biz bu seçimleri ülkemizde sol iktidarın başlangıcı olarak görüyoruz. SHP ülkeyi nasıl yöneteceğini yerel seçimlerde iktidara geleceği kentlerde, beldelerde gösterecektir. Partimiz yerel yönetim anlayışını açıklayan bir çerçeve program hazırlamıştır. Bu programın kısa bir özetini kamuoyuna sunuyoruz.

Kentlerimizde insan gibi yaşamak için öncelikle ülkenin planlama sisteminde temel değişiklikler yapmak gereklidir. İki temel değişikliği zorunlu görüyoruz. Bunlardan biri merkezi plana fiziksel planlama boyutunu eklemek, diğeri de merkezi ve kentsel planlar arasına bölgesel planlama aşamasını katmaktır. SHP bu anlayış çerçevesinde “Üç Basamaklı Planlama” adını verdiğimiz bir modeli gündeme getirmektedir.

SHP Bölge Planlama Ofisi (BPO) adında yeni bir kurum önermektedir. BPO’nun görevi DPT tarafından hazırlanan merkezi plan çerçevesinde, sorumlu olduğu bölgeyi planlamaktır. BPO’lar bölgedeki il ve belediye yöneticileri, işçi ve işveren örgütleri, meslek kuruluşları ve üniversitelerin katılımıyla yönetilecektir.

İlçeleri kamunun temel hizmet üssü olarak görüyor ve İlçe Özel İdaresi adıyla yeni bir kurum öneriyoruz. Önerimiz büyükşehir meclislerine benzer şekilde, ilçe genel meclislerinin seçilmesi, belli sayıdaki ilçe meclis üyesinin il genel meclislerine gitmesi, il genel meclisi üyelerinin ayrıca seçilmemesidir.

SHP beş yıl içinde tüm kentlerimizdeki gecekondu alanlarında kentsel yenileme projelerini uygulamaya sokacaktır. Bu alanlarda oluşacak rantlar ile gecekondularda yaşayan insanlarımızın daha sağlıklı bir çevrede ve çağdaş konutlarda yaşamaları sağlanacaktır. Ancak projelerin o alandaki halkın katılımıyla oluşturulacak Proje Karar Kurulları eliyle hazırlanması ve uygulanması zorunludur.

Kentlerde altyapı hizmetlerini sıkıntıya sokan, kentsel estetiği bozan parsel ölçeğinde imar uygulamalarından ada ölçeğinde imar uygulamalarına geçilecektir. Keyfi kararlarla rant pompalamayı ve çıkar sağlamayı amaçlayan plan tadilatları yapılması dönemine son verilecektir.

SHP katılımcı yönetim anlayışını uygulamaya sokacak yeni kurumlar önermektedir. Büyükşehir Belediyelerinde Başkanlar Kurulu adıyla tüm metropol belediye başkanlarının katılacağı bir kurul oluşturulacaktır.  Proje demokrasisi olarak adlandırdığımız ve projeden etkilenecek tüm kesimlerin katılacağı Proje Karar Kurulları oluşturulacaktır. Kent Kurultayları düzenlenecektir. Kent Ekonomik ve Sosyal Konseyi kurulacaktır. Muhtarlara kendi mahallelerinde yapılmakta olan bayındırlık projelerinde ek gözetim hizmeti verilecektir.

SHP yönetiminde; belediye başkanlarının, yöneticilerin ve ailelerinin servet beyanlarının, yatırım kararlarının, ihalelerin, harcamaların, hizmetlerdeki fiyat artışları ve nedenlerinin internet üzerinden sürekli yayınlanması sağlanacaktır. İmar planlarının yasal gereklilik olan askıya asılarak duyurulması ile yetinilmeyecek, sürekli olarak internet üzerinden izlenebilmesine olanak verilecektir. Meclis toplantıları radyo ve TV’den yayınlanacaktır. Göreve gelecek SHP’li tüm kent yöneticileri bir Ahlak Sözleşmesi imzalayacaktır.

Belediyelerin denetlenmesi amacıyla; ‘Kent Hakemliği’ kurulacaktır. TURMOB’un belirleyeceği bir müşavirlik firmasının kent yönetimlerini her yıl denetlemesi ve denetim sonuçlarının kamuoyuna duyurulması sağlanacaktır. Belediyelerin çeşitli etkinliklerini değerlendirilmek üzere TTB, TMMOB gibi meslek örgütlerinin her yıl değerlendirme raporları hazırlaması ve bu raporların Kent Kurultaylarında tartışılması sağlanacaktır.

Kentsel hizmetler, özel sektörün insafına bırakılamayacak, ticari işletme mantığı ile ele alınamayacak hizmetlerdir. Bu nedenle, toplu taşıma, doğalgaz, su, vb. kentsel hizmetlerin halk yararına ücret politikaları ile yerel yönetimlerin doğrudan kendisi tarafından sunulması temel önceliğimiz olacaktır.

SHP’li kent yönetimleri tüm uygulamalarında yayalara öncelik veren yaklaşım sergileyecektir. Engelliler ve yaşlılar kentsel alanlar, yapılar ve ulaşım araçlarının düzenlenmesi yoluyla toplumsal hayata katılacaktır.

SHP’nin Sıfır Yoksulluk Projesi çerçevesinde, Yurttaşlık Geliri kavramı paralelinde Hemşerilik Geliri kavramını gündeme getiriyoruz. Bu kavram uyarınca kentlerimizde yaşayan dört kişilik bir aile ayda en az 600 YTL gelir düzeyine ulaşacaktır.

Ayda 600 YTL altında geliri olan ailelere eğitim, sağlık, gıda, eşya, yakacak, nakit ve barınma yardımı gibi doğrudan yardımlar yapılacaktır. Ayrıca; İstihdama hazırlamak üzere gençlere yönelik beceri kazandırma ve meslek kursları açılacaktır. Kadınlar öncelikli olmak üzere kendi işini kurmak isteyenlere başlangıç sermayesi sağlanacaktır. Yerel teşvikler yürürlüğe sokularak, yerel istihdamın artırılmasına katkı sağlanacaktır. Yerel yönetimler, istihdam yaratacak işyerlerine arsa, su, doğalgaz gibi girdileri ucuzlatarak sağlayacaktır. İstihdam projeleriyle yoksul yurttaşlara kent işçiliği gibi hizmetler karşılığında ödeme yapılması sağlanacaktır.

SHP’li belediyeler yoksul ve işsiz hemşerilerine su, atık su, ulaşım gibi kimi belediye hizmetlerini ücretsiz ya da düşük bir bedelle sunacaklardır. Bu amaçla “çapraz finansman” modeli yaygın olarak uygulanacaktır.

 

 

Duyurulara dönmek için tıklayınız