Sözcü-17/7/2008- Hakan Akpınar: Murat Karayalçın anlattı
'Sol ittifak yapsın, muhtar adayı bile olurum'
SHP Genel Başkanı Murat Karayalçın ile parti genel merkezinde bir söyleşi yaptık. Gündemimizi, Karayalçın'ın Sözcü'nün Ankara Bürosu'nun açılış kokteylinde söylediği sol ittifaka ilişkin sözler üzerine kurduk. Karayalçın, sol ittifak için 2002 2004 ve 2007 seçimlerinde girişimlerde bulunduğunu ancak bundan sonuç alamadığından yakındı. Birleşme değil birliktelik ve ittifak anlayışına inanan Karayalçın, böyle bir girişime merkez sağdan da destek geleceğine inanıyor. İşte söyleşimiz…
SOL İTTİFAKI MERKEZ SAĞ DA DESTEKLER
* Sayın Karayalçın, solun birleşmesi konusundaki düşünceleriniz nedir?
- 2002, 2004, 2007 seçimlerinde çok çabalamama karşın, ısrarlı olmamıza karşın bir gelişme olmadı. Şimdi birleşme zaten gündemde değil, birliktelik de olmadı. Ben 2009 tarihinde yapılacak seçimlerde artık bunun sağlanması için herhangi bir girişimde bulunma düşüncesini taşımıyorum. Benim gördüğüm şudur; bu yapmak durumunda olanlar ana muhalefet konumunda olanlardır ya da Meclis’te bulunanlardır. CHP, DSP, SHP bir araya gelseler, 'Ey halkım, biz ortak bir programdan ortak bir aday çıkarıyoruz' deseler, bu yalnızca seçim için değil, bu Türkiye’nin şu anda yaşamakta olduğu kabus için de, karşı karşıya olunan sıkıntılardan da kurtulması için de yaşamsal önem taşır. Bu, merkez sağ kadrolar tarafından da kesin olarak desteklenir. Merkez sol böyle bir birlikteliği ortaya koyarsa, sokaktaki adam için ‘Bunlar bir araya geldi, buradan bir güç çıkar, güç inşa ederler’ şeklinde bir ileti verilirse, sokaktaki adam bunu algılarsa merkez sağın da buna çok büyük ölçüde destek vereceğini düşünüyorum.
AKP YOKSULLUK ÜRETİYOR
* Bu yaklaşımınıza çağrıda bulunuyorsunuz diyebilir miyiz?
Yok. Çağrıda da bulunmuyorum. Bunun yararlı olmayacağını düşünüyorum. Türkiye’de kıyamet kopuyor, ittifak da gerekmez, seçim için ortak aday da çıkartmak gerekmez. Böyle bir dönemde sol partilerin yöneticilerinin bir araya gelip ‘ya ne oluyoruz’ demeleri bile düşünülmedi. Ben CHP’nin ve DSP’nin aklından –DSP’yi katmayayım da en azından CHP için söyleyeyim- böyle bir şeyin geçtiği kanısında değilim, CHP’ye çağrım da yok, bir çağrıda da bulunmayı da düşünmüyorum. AKP Türkiye için bir sorundur, sorun haline gelmiştir. AKP Türkiye tarihinin gördüğü en partizan partidir. AKP yoksulluk üretmektedir, Türkiye ekonomisini çok zora sokmuş bulunmaktadır. Buradan çeşitli göstergeleri sıralamama sanırım gerek yok. Ne denli ciddi sıkıntılar içinde olduğumuzu sizde biliyorsunuz gazeteci olarak, ben de biliyorum bir siyasetçi olarak. Bu AKP’nin üretimidir, AKP’nin yarattığı sonuçtur. Bu süreç 1994’te yerel yönetimlerden başlayarak bugünkü noktaya gelmiştir. Bu hareketin önüne geçilmesi için de sorunun çıktığı yerden çözülmesi gerekir mantığıyla yerel yönetim seçimlerinde bunun yapılması gerekmektedir. Böyle bir birliktelik olsa ve dense ki –ey halkım biz ortak bir program hazırlıyoruz, ortak aday çıkarıyoruz- Türkiye’nin borsası, havası, suyu filan değişir. Tüm Türkiye’de yalnızca Ankara’da değil. Ankara’dan gelsin falanca bizim adayımız olsun şeklindeki bir anlayışı da hafif buluyor, sonuç alıcı bulmuyorum. Falancaya haber vereceksin gel bizim adayımız ol diyeceksin o falanca senin adayın olacak sonuç alamazsın, seçim kazanamazsın. Zaten bunun hiçbir verimliliği de yok. Zaten sorun Ankara da değil. Sorun Türkiye’nin her yeri.
CHP'DEN BEKLENTİM YOK
* CHP’den bu anlamda hem bir siyasetçi olarak hem bir sosyal demokrat olarak hem SHP’nin genel başkanı olarak hem de geçmişte bu konularda geçmişte çaba sarf etmiş biri olarak beklentiniz nedir?
- Bir beklentim yok. CHP’nin böyle bir şey yapacağını sanmıyorum. Bunun çok uzağında görüyorum. Bir beklentiyi ortaya koyabilmek için bir takım işaretler görmek gerekir, bir takım adımların atıldığına tanık olmak gerekir ki oradan hareketle bir beklentiye girilsin. CHP’nin bunun çok gerisinde olduğunu görüyorum. Böyle bir düşünce taşımadığını görüyorum. Sorun bir kişinin adaylığı değil. Bir arkadaşımızın Ankara’dan Büyükşehir Başkan adayı çıkarılması değil. Ankaralıları tatmin etmek için bir arkadaşımızı belediye başkan adayı olarak gösterebiliriz. Ama bunun bir anlamı yok. Bu çok kısmi bir şey.
* Sizin bir çağrınız yok ama bu dediğinizin de yapılması gerektiğini düşünüyorsunuz..
Evet tabi. Bu olabilse iyi olur… Ben 2002’de, 2004’te, 2007’de yaptım bunun karşılığını göremedim. Ben kırgınlıkla söylemiyorum. 'Ya ben yaptım adamlar da dikkate almadı Allah kahretsin' anlamında demiyorum. Yani bir küskünlük ifadesi olarak demiyorum. Olmadı. Sonuç alamadım. Önemli olan sonuç alabilmek. Onun için benim tekrar böyle bir çabayı başlatmamın bir gereği yok ki.
* Bu sözünü ettiğiniz birliktelik sağlanmazsa önümüzdeki yerel seçimlerde yine ne olacak?
- Böyle bir birliktelik sağlanmazsa AKP’nin daha da çok sayıda belediyeyi kazanacağından ciddi olarak endişe ediyorum. Çünkü sokaktaki insan için güç önemli. Sokaktaki insan için iktidara talip olmak önemli.
SENEYE GENEL BAŞKANLIĞI BIRAKIYORUM
* Anladığım kadarıyla siz birleşme, bütünleşme yerine partilerin kendi kimliklerini koruyarak ittifak yapmasını istiyorsunuz? Bu bir anlamda hizipleşmeleri önlemeye dönük bir formül mü?
- Hizipleşmeyi önlemenin bir yolu var. Ben bunu iddia ile SHP tüzüğünü örnek göstererek söylüyorum. Biz SHP tüzüğünde aldığımız önlemlerle hizipçiliğin bu partide yeşermesine izin vermedik, herhangi bir tarihte yeşermesi de söz konusu olamaz. Bunu önledik. Nasıl önledik. Genel başkanlık görev süresini sınırladık. Benim görev sürem önümüzdeki yıl doluyor. Yani yedinci yılımı dolduruyorum. Önümüzdeki yıl genel başkanlığı bırakıyorum. Siyasi partilerin en güçlü hizipleri genel başkan hizipleridir. Yani genel başkan etrafında toplanılarak hizipleşilir. Genel başkanlara muhalifler de çıkar ama onlar çok sağlam hizipler değildir. Asıl güvencelisi genel başkan hizibidir. Çünkü genel başkanın elinde akıl almaz derecede yetki vardır. Çünkü genel başkanlar kendilerini seçecek delegeleri tayin ederler. Tayin edilen delege döner kendisini tayin edeni yine genel başkanlığa seçer. Böyle bir saadet zinciri halinde gider.
İkincisi delegeliği kaldırdık. Bizde seçimi delegeler yapmıyor. Bütün partililer yapıyor. Tüm üyeler ön seçim delegesi seçilmeden genel başkan seçiminde oy kullanıyor.
MUHTAR ADAYI BİLE OLURUM
* Evet… Güç birliği ve ittifakı savunuyorsunuz…
-İktidar şansına göre, ‘Ey CHP ey DSP ey sevgili arkadaşlar… Tabi ki CHP çatısı altında’, tabi ki CHP listelerinden ortak aday çıkaralım' ama…
*Peki, bu çağrıyı neden yenilemiyorsunuz?…
- Kabul edilmedi. Ben şimdi niye tekrar edeyim. Tüm Türkiye ve tüm sol diyorum. Kabul edecek olanlar için tabi isim vermek istemiyorum. Tabi ki CHP listesinde tabiki CHP çatısı altında tüm Türkiye’de ve tüm partileri kucaklayacak bir birliktelik olmalı…
*O zaman Ankara belediye başkan adayı olur musunuz?
-Vallahi öyle bir şey de ben muhtar adayı da olurum, belediye meclis üyesi adayı da olurum. Herkes için geçerli bu. Bu bir Türkiye’nin siyaseten kendisini yeniden ayağa kaldırması sürecidir. Solun kendisini yeniden kendisini ayağa kaldırması sürecidir. Merkez sağın da desteğiyle bunu yapacaktır.
'İTTİFAK YAPIP ŞAŞIRTALIM' DEDİK
*Böyle bir ittifak yapalım ve şaşırtalım diyorsunuz…
-Böyle bir ittifak yapılmalı ve şaşırtılmalı, yapalım dersem çağrıda bulunmuş olurum. Asla çağrıda bulunmuyorum. Çünkü bir çağrıda bulunabilmek için bunun bir takım işaretlerinin görülebilmesi gerekir. 12’ye 5 kala bir araya gelinmesini de halkımız tasvip etmiyor. Yani bunu bir çıkar birlikteliği olarak görüyor. Yine son dakika da bir araya geldiler diyor. Yani bu uzun soluklu olabilmeliydi, geniş kapsamlı olabilmeliydi. Bakın CHP ile DSP birlikteliği de bunun kurbanıdır. Seçimlere iki ay kala CHP ile DSP ittifak yaptılar. Yani insanların tam olarak algılayabildiklerini bile sanmıyorum.