Birgün-9/7/2008- Uğur Cilasun: BÜYÜK LAFLAR

Bilmiyorum başka dillerde bizimki kadar özdeyiş var mı? Halkımızın parlak sözlere merakı pek fazladır.

Rahmetli Erdal İnönü SHP Genel Başkanı iken, Partili Partisiz birçok kişi O’nu “konuşamıyor” diye eleştirirdi. “Konuşabilenler”, başta Deniz Bey, Ertuğrul Günay pek bir revaçta idiler.

Bir SHP Kurultayında, Ertuğrul Günay –konuşurken ayaklarının üzerinde yaylanmak gibi bir huyu da var- yaylana yaylana müthiş bir konuşma yaptı. Toplantıya ara verildiğinde yanıma yaklaşan bir partili arkadaşım, “Ertuğrul Bey çok güzel konuştu” dedi. Ben de sordum, “Ne dedi?” Şaşırdı kaldı. Aklında bir tek cümlesi bile kalmamıştı.

Halbuki Erdal Bey’in o kırık-dökük konuşmasından insanın aklında çok fazla şey kalırdı.

Halkımız büyük lafları sever. Bu nedenle politikacılarımız “büyük laflar” etmeye bayılırlar.

Küçükken Osman Bölükbaşı’nın mitinglerini izlemeye giderdim. Demek siyaset virüsü kanıma o zamanlardan girmiş. Ankara’da Numune Hastanesi’nin üstünde, şimdi İbn-i Sina Hastanesi olan yer, eskiden miting alanı idi. Ortaokul öğrencisi idim. Osman Bölükbaşı, Millet Partisi Genel Başkanı olarak orada düzenlediği bir mitingde, “tarih kendi yarattıkları fırtınaların dalgalarında boğulanların hikayeleriyle doludur” dedi.

Ne için söyledi, kim için söyledi bilmiyorum ama, o gün bu gün hafızama nakş oldu.

Bizim bu yeni yetme dinci politikacılarımız da büyük laflar etmeye bayılıyorlar. Artık kendileri mi buluyor, danışmanları mı bilmiyorum. Geçmişte Tansu Hanım Başbakanken, “bu millet için kurşun yiyen de atan da kahramandır” demişti. Sonra bu lafı kendisinin etmediği, danışmanlarının yazdığı söylenmişti. Doğruydu, Tansu Hanım o kadar Türkçe bilemezdi. Şimdi bunun için dava açılmasın. Tansu Hanım’ın İngilizcesi Türkçesinden daha iyiydi demek istiyorum.

Sabık TBMM Başkanı Bülent Arınç geçen hafta konuştu. Ergenekon tutuklamalarıyla ilgili olarak, “Türkiye barsaklarını temizliyor” dedi. Bu büyük lafla bir süre ortalığı şedit bir “gaz kokusu” sardı. Bülent Bey, yaşadığımız olayları kokulu bir aforizma ile literatüre geçirdi.

Ama asıl büyük lafı Başbakanımız, değerli büyüğümüz Recep Tayyip Erdoğan etti: “Ölmesini bilmeyen komutanlar, ölmesini bilen erler yetiştiremezler” dedi.

Tüylerim diken diken oldu. Tayyip Bey’in heykeli, artık Türkiye’nin hangi meydanına dikilecekse, kaidesine bu cümle mutlaka yazılmalıdır. Okul çocuklarının kitaplarının açılış cümlesi bu olmalıdır.

Herkes de bu büyük laftan ibret alıp, büyük lokma yemeli ama büyük laf etmemelidir.

Basında SHP haberlerine dönmek için tıklayınız