Birgün-8/9/2008- Uğur Cilasun: DEVEYE DİKEN…… SENDROMU
Sabah sabah, gözlerim ayrılarak okudum. Metropol Kamuoyu Araştırma Şirketi çok yakında bir araştırma yapmış. Buna göre bugün seçim olsaymış, AKP %50.9, CHP %9.9, MHP de %6.6 oy alacakmış. Böylece AKP 550 milletvekilinin tümünü çıkararak Mecliste tek parti olacakmış.
Buna benzer bazı araştırmalar daha gördüm. Yerel yönetim seçimleri ile ilgili olarak AKP’nin %64.7 oy alacağını gösteren araştırmalar var. Ne derecede sağlıklılar bilmiyorum ama AKP’nin oy kaybettiğini gösteren ilaç olsun diye bir tek araştırma bile olmadığına göre doğruluk payı var; ateş olmayan yerden duman çıkmaz.
Bunu kavramaya çalışıyorum. Yahu, bu memlekette, orta sınıftan olup da “ben hayatımdan memnunum” diyen bir Allah’ın kulu yok. Pardon var! Geçen gün TV’de, dört kişilik bir aile için, 255 YTL’lik bir gelirin “açlık sınırı” olup olmadığı tartışılıyordu. Tartışmacıların tümü (üçü işçi temsilcisi, biri tıp profesörü) TÜİK’in bu açıklamasının bir “rezalet” olduğunu söylüyordu. Programa faks mesajı ile katılan bir vatandaş, “670 YTL maaş alıyorum. Belediyemizin yardım paketleri ile 4 kişi gül gibi geçiniyoruz. Neden böyle programlar yapıp kafa bulandırıyorsunuz?” diye serzenişte bulundu.
Elektriğe kol gibi bir zam geldi. Doğalgaza gelecek olanın ondan da beter olduğu yetkililerce açıklandı. Enflasyon çift rakamlarda. Memurlar her gün “açız” diye sokaklarda. Çiftçi –sorduğunda- perişan. Bir yandan kuraklık, bir yandan pahalı tarım girdileri imanlarını gevretmiş. Geçenlerde Samsun- Ordu- Giresun’daydım. Fındık üreticileri taban fiyatları bekliyorlardı ama umutsuzdular. Nitekim sonra, fiyatların açıklanmasını TV’de izleyen üreticileri gördüm. Kahvelerde bardağı, tabağı, kül tablasını yerlere vurdular. Sakarya’da AKP binasını taşa tuttular.
AKP Genel Başkan Yardımcısı Şaban Dişli’nin , güzel Türkçe’mizin özlü sözlerinden olan, “rüşvetin belgesi mi olur pezevenk!” özdeyişini çatlatırcasına imzaladığı belge; AKP’li belediyelerin dudak uçuklatan rant yağmaları; “Deniz Feneri” gibi AKP yandaşı dinci örgütlenmelerin, dini bütün insanların yardımlarını cebellezi etmeleri her gün gazetelerin manşetlerinde, TV’lerin ana haber bültenlerinde ama bakıyorsunuz anketlerde AKP %50.9 oy alıyor.
“Stockholm Sendromu” denilen psiko-sosyal bir fenomen var. Rehin alınan kişiler, bir süre sonra kendilerini rehin alanlara “tutulmaya” başlıyorlar. Onları haklı bulan empatiler yapıyorlar. Bu durum ilk kez Stockholm’da banka soyan kişiler ile rehin aldıkları banka görevlileri arasında yaşandığı için adına “Stockholm Sendromu” denmiş.
Türkiye’de de bu yaşanıyor diye düşünüyorum. AKP milleti rehin almış. Kıpırdadıkça tokadı basıyor. “Ücretlerimiz yetersiz” diyorsun; dayağı yiyorsun. “Çevreyi kirletmeyin” diyorsun; dayağı yiyorsun. “Hasta yavruma baktıramadım” diyorsun; küfrü yiyorsun. Düşünceni söylüyorsun, TCK 301’den hapsi boyluyorsun. “İktidar muhalefet birleşmiş, demokrasinin ırzına geçiyor” diye feryat ediyorsun; kimseye anlatamıyorsun.
Sonra bakıyorsun, bu aziz millet, kendisine bunları yapanlara hepten “aşık” olmuş. Her seçimde biraz daha fazla oy veriyor.
İşte bu tipik bir “Stockholm Sendromu” olgusu.
Ama güzel Türkçe’mizde bu sendromun adı başka.
Türkçe’de buna “Deveye diken, insana….. Yaraşır” sendromu, deniyor.