Birgün-3/9/2008- Uğur Cilasun: ZABITA DAYAĞI
Ankara’nın Keçiören diye bir ilçesi var. Eski Ankara’nın bağ evleri ile meşhur bir semti. Buranın üzümleri, o üzümlerden yapılan şarapları –eskiden- meşhurdu.
Keçiören Ankara’nın ‘otel kentlerinden’ biridir. Yani insanlar orada yatar, başka yerlerde çalışırlar. Keçiören’de işyeri azdır. Eğlence yerleri azdır.
Bu AKP iktidarı yerel yönetimlere geldikten, Ankara’nın başka bir ilçesinden, Bâlâ’dan gelip Keçiören’e yerleşmiş Turgut Altınok Belediye Başkanı olduktan sonra Keçiören’e bir haller oldu.
Önce bir ‘A Takımı’ efsanesi çıktı. Keçiören’de muhalif bilinen herkesi terörize eden bir ‘eski mahkumlar’ grubundan söz edilir oldu. Bunlar belediyeden nemalanıyor, belediye başkanının hoşuna gitmeyen şeyler yapan esnafı, insanları, dayak yolu ile hizaya getiriyorlardı.
Altınok, Keçiören’e, Türk-İslam sentezi doğrultusunda eserler yaptı. Bir ‘Estergon Kalesi’ inşa ettirdi. Arapların çok sevdikleri ‘tükenmez’ bir şelale yaptırdı. Bir de, nereden nereye gittiğini bilmediğim, teleferik inşa etti. Geçenlerde okudum; kendisi önümüzdeki seçimlerde muhterem ağabeyi Melih Gökçek yerine Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığına adayımız seçilirse, Keçiören’den Çankaya Atakule’ye teleferik yapacakmış. Görüyor musunuz başkanımızın vizyonunu?
Geçenlerde bu başkanın zabıtaları alkollü içki satıyor diye bir bakkalı çivili sopalarla dövdüler. Haber kanalları olayı görüntüleriyle verdiler.
Turgut Altınok zabıtalarını savundu. “Bakkalın babası da zaten CHP üyesi” dedi. Böylece dayak meşru hale gelmiş oldu.
Ertesi gün gazeteler, İstanbul Büyükşehir Belediye zabıtalarının, işportacılara attıkları dayak haberleri ile doluydu.
İşte şimdi karşımıza bir de ‘zabıta dayağı’ çıktı. Yüce devletimiz sayesinde ‘asker dayağını’, ‘polis dayağını’ biliyoruz. Bu da AKP sayesinde yenisi ‘zabıta dayağı’.
Ama şimdi artık ben eskisi kadar korkmuyorum. CHP Genel Başkan Yardımcısı Yılmaz Ateş’ten öğrendim. Bir belediye zabıtası bana elleşirse hemen Amerikan Elçiliği’ne şikayet edeceğim. Gerekçem hazır: “Sayın elçi; ben içki tüketen bir insanım. Bu içkiyi de Amerikan şirketleri üretiyor. Zabıtalar beni içki içiyorum diye dövdü. Sizin şirketlerinizin satışı bunun için düştü. Bu meseleye el koyun” diyeceğim.
Her şey yoluna girecek. Turgut Altınok o zabıtaları görevden alacak. Özür dileyecek. “Keçiören’de içkili restoran açmak isteyen olursa, başım üzerine, ruhsat veririm” diyecek.
Şu Amerika sonunda bir işe yaradı. Sayesinde, dayak yemeden bir güzel içki içeceğiz anlaşılan.