Birgün-30/06/08- Uğur Cilasun: BENİM GÜZEL TRAVMAM

İki haftadır köşemde yazmıyorum. Hollanda-Belçika’daydım. Oraları Avrupa Futbol Kupası heyecanı sarmıştı. Binalar Türk-Hollanda bayrakları ile süslenmişti. Gençler, bayraklı t/shirtleri ile afili afili dolaşıyorlardı.

Dolayısıyla siyaset yoktu. Türkçe TV yoktu. Akşamları uluslar arası CNN yayınından dünya haberlerini izleyip, anlar-anlamaz, Türkiye ile ilgili bir şey var mı diye bakıyorduk. Hiçbir şey de yoktu.

Böylece Türkiye’de 24 saat siyasetle ilgili kafam, futboldan başka bir şey algılamayan, sıfırlanmış bir beyinle ülkeye döndü.

Herhalde bu nedenle anlamakta güçlük çektim. AKP’nin fizik olarak o hiç diğerlerine benzemeyen, (anonim: kırpılmış bıyık; soluk beniz; ince ses; kısa ve dolgun vücut yapısı) nev-i şahsına münhasır Genel Başkan Yardımcısı, (bu İspanyol soylularını andıran adın hangisi önde geliyor bilmiyorum) “Mehmet Mir Dengir Fırat” bir yabancı gazeteye mülakat vermiş. “Atatürk devrimleri toplumda travma yarattı” demiş. Okuduğum gazetelerde garibana saldırıp duruyorlardı.

Halbuki Dengir Bey, belki de hayatının en doğru lafını etmiş. Ben de bu nedenle anlamakta güçlük çektim sanırım. Kendimi bir “devrimci” olarak gördüğümden, bir “tutucunun”,( hâttâ bir “karşı devrimcinin”) “devrim” denilen şeyin çok önemli bir yanını böyle çarpıcı bir şekilde ortaya koyması beni çok şaşırttı.

Tabii ki Dengir Bey haklı. Devrimler toplumları “travmatize” eder. İteler; silkeler; acıtır; kanatır; rahatsız eder; irrite eder; şaşırtır; yorar; soluğunu keser. Bunların hepsini,hâttâ daha fazlasını yapar. “Atatürk Devrimleri” diye bilinen, Türkiye’nin modernleşmesi, çağdaşlaşması devrimleri-dönüşümleri de tıpkı Dengir Bey’in dediği gibi Türkiye toplumunu “travmatize” etmiştir. Bu-elhak- sert ve derin bir travmadır.

Bir de bizim tıpta, “fatique (fatik) travma” dediğimiz bir travma türü vardır. Aynı noktaya hep, küçük ama ısrarlı bir travmanın gelmesi olgusudur. Böyle bir travmaya uğrarsanız, örneğin ayakkabınız vurur. Yürüyemezsiniz. Aklınız hep orada olur. Çinlilerin su işkencesi gibi (hani tutsakların kafasını tıraş edip, düzenli ve sık aralıklarla su damlatılırmış ya) bir süre sonra insanı çıldırtır bile.

Türkiye toplumu, Dengir Bey, O’nun genel başkanı Tayyip Bey, onların seçtiği Cumhurbaşkanı Abdullah Bey sayesinde, 6 yıldır bir karşı devrim kalkışımının fatique travması ile karşı karşıya.

Halkın hiçbir günü, yolsuzluklar, haksız kadrolaşmalar, yeteneksiz ve yetersiz yöneticilerin marifetleri, şahikasına çıkan din istismarı, dinci yasaklar, türban, imam hatip dayatmaları ile dolu olmadan geçmiyor. Bu karşı devrimci “fatique travmalar” insanı gerçek “devrimci travmalardan” daha fazla acıtıp yoruyor.

Bunun için, Dengir Bey’in “travma” dediği şeye ben bayılıyorum.

“Benim güzel travmam!”

Basında SHP haberlerine dönmek için tıklayınız