Birgün-30/04/08- Uğur Cilasun: AYAK TAKIMI ARASINDA
Başbakanımız çok ilginç bir adam. Çeşitli karelerde, değişik görüntüler ve buna bağlı çelişkili izlenimler veriyor.
Örneğin, konuşmadan dururken, konuşulanı dinlerken bende, kafasının o konuşma ile hiç ilgili olmayan yerlerde dolaştığı izlenimini uyandırıyor. Yani şimdi gidip kendisine dokunsam; “Tayyip Bey, bu arkadaş ne konuşuyor?” desem, ya hiçbir yanıt alamayacağımı ya da ilgisiz bir sözle karşılaşacağımı düşünüyorum.
Vatandaşın arasında kendisini dolaşırken gördüğümde “tedirgin” oluyorum. Şimdi birine, “ne var, ne bakıyorsun?” diye girişecek gibi hissediyorum. Bu herhalde O’nun vücut dilinden kaynaklanıyor. O hafif dışbükey futbolcu bacakları, bir omuzu önde yürüyüşü bu izlenimi veriyor olsa gerek.
Salı günleri pek mutlu görünüyor. Zaten Salı günleri yalnız O’nun değil, CHP liderinin de en mutlu günü. Partilerinin grup toplantılarına giriyorlar. Önde milletvekilleri, arkada partili zevat, ayakta alkışlanıyorlar. Çevik hareketlerle kürsüye çıkıyor, grup başkan vekillerinin ellerini sıkıyorlar ve kendilerince “hitabet sanatı”nın inceliklerini göstererek, “hakaret sanatı”nın arşına çıkarak siyaset(!) yapıyorlar; ayakta alkışlar-alkışlar arasında yerlerine geçiyor, kısa bir süre sonra da –kimseyi dinlemeden- odalarında istirahata çekiliyorlar. Salı günleri mutlu oluyorlar.
Fikrimce, Başbakanımızın en kestirilemeyen davranışları, konuşurken ortaya çıkıyor. Bir kere, kesinlikle eminim, kendi sesine ve üslubuna herkesten fazla “hayran”. Böyle tipleri iyi bilirim. Hepsi kendilerini,-biliyorlarsa eğer- antik Yunanın ünlü hatibi “Demostenes” ile kıyaslarlar. Kıyaslamada üstün çıkmaları da kaçınılmazdır.
Demostenes’i görmedikleri için, büyük hatip olmanın en önemli unsurunun “bağırmak” olduğunu sanırlar. Ne kadar çok bağırırlarsa, boyun damarları ne kadar çok şişerse, dinleyicilerini o kadar çok etkilediklerini sanırlar. Bunlar genel şeyler. Ben Başbakanımızın özelinden devam edeyim.
Başbakanımız konuşurken muhtemelen, beynin yüksek akıl fonksiyonlarını barındıran frontal lobu ile, gırtlağı ve dili hareketlendiren paryetal lobu arasında bir iletişim bozukluğu oluyor. Bu nedenle, aslında söylemek istemediği şeyler ağzından çıkıyor. Böylece siyasi literatüre çok enteresan katkılarda bulunuyor. Bunun çok örnekleri var ama ben en son ve en güncel olanından söz edeyim:
1 Mayıs kutlamaları için konuşurken, “ayaklar baş olursa memleket idare edilmez” deyiverdi.
Sizi temin ederim kötü niyetle demedi. Sadece, bir hekim olarak, yukarda arz etmeye çalıştığım, beyin fonksiyonlarının bir koordinasyon bozukluğuna uğradı. Yoksa, İstanbul Belediye Başkanlığına adayken, varoşlara selam olsun diye, “ben de ruhsatsız evde oturuyorum” sözünü büyük bir bilinçle söyleyen adam böyle laf eder mi?
“Ayak Takımı Arasında”, Maksim Gorki’nin Rusya’da 1917 devrimini en çok etkileyen romanlarından biridir. Bu 1 Mayıs’ta Türkiye’nin-Başbakana göre- “ayak takımı”nın Taksim’de olacağı anlaşılıyor.
SHP’liler de orada, “ayak takımı” ile birlikte olacaklar.
Başbakan’a, emniyet mensuplarına, sayın savcılara memnunlukla duyururum.