Birgün-23/7/2008- Uğur Cilasun: YAZ GECELERİ

Eskiden, çok eskiden, yaz geceleri gözümü uyku tutmazdı. Bahçelievlerdeki evimizin balkonuna oturur, karanlık gecede pırıl pırıl gökyüzüne bakarak hayallere dalardım.

Ama ne hayaller!

Sonra kısık bir sesle şarkılar söylemeye başlardım. Sesim kendime güzel gelirdi; beğenirdim.

Bazen, her ikisi de muhteşem bir sese ve kulağa sahip sevgili ve rahmetli iki ağabeyim, Zafer ve Ege de ellerinde birer kadeh rakı yanıma gelip bana katılırlardı. O zaman sesler yükselirdi. Komşu evlerin balkonlarının ışıkları yanar, kadınlı-erkekli onlar da koroya katılır, saatler süren (ve sonraları dillere destan olup unutulmayan) bir “mahalle konseri” yapılırdı.

Bazı yazlar Ceyhan’a, ablamın yanına giderdim. Hiç yazın Ceyhan’da oturulur mu? Allah esirgesin! Yaylaya çıkıncaya kadar ( o zamanlar deniz kıyısı adeti yoktu; yaylaya çıkılırdı. Biz Soğukoluk’a giderdik) evin bahçesinde, “taht” denilen, tahtadan yapılma , iki katlı yatma yerinde yatardım. Yaprak kıpırdamazdı. Yatakların üzerinde “cibinlik” olurdu. Cibinlik yalnız sinekleri değil, havayı da geçirmezdi. Bunalırdım; uyuyamazdım.

Bahçede sabaha kadar volta atar, sigara içerdim. Ve hayaller kurardım.

Ama ne hayaller!

Sabaha karşı hafif bir esinti çıkardı. O zaman tahta çıkıp yatardım. Çukurovanın amansız güneşi üstümüze vuruncaya kadar birkaç saat yeğenlerimle birlikte uyurdum.

Öyle ya da böyle, gençliğimde yaz geceleri uykusuz ve hayallerle dolu geçerdi.

Şimdi öyle mi ya! Saat onbuçuk-onbir olunca uykum geliyor. Televizyonun karşısında gözlerim kapanıyor. Gidip yatıyorum.

Bu sefer de birkaç saat sonra uyanıveriyorum. Çıkıp balkona oturuyorum. Hayal kurabilsem hiçbir şikayetim olmayacak ama artık hayal falan kuramıyorum. Hep yaşadığımız dünyanın gaileleri aklıma geliyor. Boşa koyuyorum dolmuyor; doluya koyuyorum almıyor.

Kim söylemişti ki? Namık Kemal mi?

“Sen zanneder misin ki benim hep elemlerim

Heyhat, ben nevaib-i eyyamı inlerim”

Hasılı bu yaz geceleri beni artık pek sarmıyor. Yaşlanıyor muyum ne?

Bir arkadaşım ardı; internette bir sitede okumuş: Birisi(“muhtemelen bir kadın” dedi arkadaşım) “Pek gazete almıyorum. Alırsam da “Birgün” alıyorum ama orada da o entel-liboş Uğur Cilasun yazıyor. Canım sıkılıyor” diye yazmış.

Bu sıcak yaz gününde, bu suya-sabuna dokunmaz havai yazıyı, biraz hep aynı şeyleri yazmaktan yorulduğum için, biraz da bana entel-liboş diyen o sevgili okura karine olsun diye yazdım.

İyi ettim mi?

Basında SHP haberlerine dönmek için tıklayınız