Birgün-23/04/08- Uğur Cilasun: MUALLAK TAŞI
Kudüs’te, Mescid-i Aksâ içinde, Hazreti Ömer camiinde, tam ortada kocaman bir taş, daha doğrusu bir kaya var. Adı “muallak taşı”.
Rivayete göre Hazreti Muhammet miraç için buradan gökyüzüne yükselmiş. Kendisi yükselirken o koca taş da beraber yükselmeye başlamış. Peygamber taşın yükselmesini ayağı ile basıp durdurmuş. Taşın bir kenarında, peygamberin ayak izi olduğuna inanılan bir iz var. Taş o günden beri havada asılı kalmış.
Ben camide taşın altına da girdim. Bir yanı boştaydı ama diğer yanı yere değiyordu. Rehberimiz o tarafın zamanla doldurulmuş olduğunu söyledi. Ben de inandım.
Türkçe sözlük “muallak” kelimesi için 1) asılmış; asılı 2) sonuca bağlanamamış; sürüncemede kalmış karşılıklarını veriyor.
Bu ikinci anlamı ile Türkiye şu anda tam anlamı ile “muallakta”.
Yargıtay Başsavcısı iktidar partisi için kapatma istemi ile dava açmış. Davanın görülmesi Anayasa Mahkemesi tarafından kabul edilmiş. Raportör raporunu hazırlıyor. Demek ki AKP ve onun oluşturduğu hükümet “muallakta”.
AKP yönetimi kapatılma davası için ne yapacağını bilemiyor. Gidip mahkemeye kuzu kuzu savunma mı yapsın, yoksa yeni bir hamle ile parti kapatmayı zorlaştıracak anayasa değişiklikleri mi yapsın? Tayyip Bey kararsız; konu “muallakta”.
AKP, MHP’nin dolduruşuna gelip türban yasağını kaldırmak için anayasada değişiklik yapmış. MHP “bu yetmez; YÖK kanununda da değişiklik yapmak gerek “ demiş. İktidar bunu uygun görmemiş. Ana muhalefet Anayasa Mahkemesine gitmiş. Türban yasağı sürüyor mu sürmüyor mu belli değil. Her kafadan bir ses çıkıyor. Demek ki neymiş/ Türban “muallakta”.
Hükümet ekonomik durum için, “her şey yolunda” diye konuşuyor. Ama tarım batmış; buğday ithali gerekiyor; pirinç yok.Gıda üreticileri, sektörde enflasyonun %39 olduğunu iddia ediyor. Anlaşılıyor ki ekonomik durum “muallakta”.
Sosyal güvenlik ve genel sağlık sigortası yasası Meclisten geçti. Emekçiler başlarına neler geldiğini yeni yeni anlıyor. Başbakan “en az üç çocuk yapın” diyor ama yeni evli garibanlar bir çocuğa bile karar veremiyor. Emeği ile geçinenlerin mevcut hali de istikbali de “muallakta”.
Fenerbahçe Avrupa’yı inletiyor ama içerde puanları saçıp duruyor. Galatasaray’ın teknik direktörü emekli ikramiyesini alıp gitti. Şampiyonluk havada asılı duruyor.Ne olacağı belli değil. Yani “muallakta”.
Bu her tarafı muallakta olan memlekette belli olan bir şey yok mu diye sorarsanız, bereket versin ki var. Ay sonunda yapılacak Kurultay’da Deniz Bey’in yeniden Genel Başkan seçilmesi kesin.
Böyle her şeyi askıda kalmış bir memlekette, İstanbul’un 139 delegesinin oy birliği ile aday gösterilen bir Genel Başkan, istikrarın kusursuz göstergesi sayılmaz mı?
Bu da az bir şey mi yani?