Birgün-22/9/2008- Uğur Cilasun: SORU – CEVAP

Aktif siyasetin içindeyim ya, sağ olsun arkadaşlarım beni her şeyi bilir sanıyorlar. Onun için sık sık arayıp, çeşitli konularda neler olup bittiğini, ya da benim ne düşündüğümü soruyorlar. Ben de bir şey bilmediğimi, ya da bir fikrimin olmadığını söyleyemiyorum. Çünkü, “ulan bu da bir şey bilmiyor; nasıl koskoca bir partiye Genel Sekreter yapmışlar?” diye düşünmelerinden korkuyorum.

Yıllar önce çocuklarımla sohbet ederken, şimdi hangisi, oğlum mu kızım mı söyledi hatırlamıyorum, “senin en beğendiğim tarafın, hiç çekinmeden “bilmiyorum” diyebilmen” demişti. Çok hoşuma gitmişti.

Şimdi “bilmiyorum” ya da “fikrim yok” diyemiyorum. Bu nedenle sorulara makul ve mantıklı cevaplar ararken ne durumlara düşüyorum, görmenizi istiyorum.

İşte son zamanlarda muhatap olduğum sorulardan bazıları ve benim yanıtlarım:

Soru: “Uğur, bu AKP iktidarı bizim ömrümüzün sonuna kadar sürer, diye düşünmeye başladım; ne dersin?”

Cevap: Hiçbir uçak sonsuza kadar havada kalamaz diye bir kural var. Bunlar da bir gün inecektir ama bir de bakarsın yer çekiminden kurtuluvermiş. O zaman dediğin gibi bir ihtimal doğar.

Soru: “Başbakan, yolsuzlukları yayınlayan gazeteler için AKP’lilere “almayın” talimatı vermiş. Bundan bir sonuç çıkar mı?

Cevap: İki sonuç bile çıkabilir. Bir: AKP’nin %47’si bu çağrıya uyar; gazeteler ayvayı yer. İki: Başbakanın boykot çağrısı(teşbihte hata olmaz) “eceli gelen itin cami duvarına işemesi etkisi yapar. Zaten solunum güçlüğü çeken AKP komaya girir.

Soru: “Dünyanın başka yerinde, her hafta basın toplantısı yaparak görüş açıklayacağını söyleyen bir “ordu” var mıdır?

Cevap; Olması gerekmez. Biz Türk’üz; biz bize benzeriz.

Soru: “Ama bu ordunun siyasetin içinde olduğunu göstermez mi?”

Cevap: “Türk ordusu varolalı hep siyasetin içinde olmuştur. Yeniçeriler yalnız ulufeleri zamanında verilmediği için kazan kaldırmadılar. Sadrazamları beğenmediklerinde; istemedikleri sefer kararları alındığında bile isyan ettiler. İttihat ve Terakki bir askeri cemiyet değil miydi? 1960, 1971, 1980 darbelerini her halde emekli emniyet amiri babam yapmadı. Demokrasiye rot-balans ayarını, elektronik muhtıraları da vallahi ben yapmadım. Ordumuz iyidir. Siyasetimiz ordumuzun koruyucu kanatları altındadır.

Soru: “Peki böyle bir durumda, yaşadığımız ortama demokrasi denir mi?”

Cevap: Yerseniz. Bizim ülkemizde ordu demokrasinin vazgeçilmez unsurlarından biridir. Ya bir gece yarısı, sakallı-şalvarlı bir sürü adam evimizi basıp bizi linç etmeye kalkarlarsa ne yapacağız? Bizi kim koruyacak? Tabii ki ordu. Gerçi bir süre sonra onları bırakıp bizi falakaya yatırırlar ama olsun. Önce anarşi durur. 1980’de öyle olmadı mı? Sokaklardaki anarşi bir gecede durdu.

Bunun karşılığında biraz dayak, biraz elektrik yemişiz, lafı mı olur?

Basında SHP haberlerine dönmek için tıklayınız