Birgün-20/8/08- Uğur Cilasun: Çin İşi

Bu yılki olimpiyatların açılış törenlerini izleyemedim. Arkadaşım Rengin izlemiş. Pek her şeyi beğenmez ama buna bayılmış.

Oldum olası ‘Çin’e kanım ısınmamıştır. Sovyetler Birliği Çin ayrımında ben hep Sovyetleri tuttum. Mao’cu arkadaşlarla aram (insani ilişkiler dışında) iyi olmadı.

Bu satırları yazarken aklıma geldi. Kütüphaneden ‘Pekin Moskova Çatışması’ adlı kitabı çıkardım. (Bilim ve Sosyalizm Yayınları: 3). Şöyle hızla, daha önce altını çizdiğim yerleri okudum. İki ülkenin komünist partileri 1963 yılının yaz aylarında birbirilerine mektuplar yazmışlar.

Çin, Moskova’yı, sosyalist devrim ve proletarya diktatörlüğü ilkelerinden ayrılmakla, kapitalist demokrasilere benzemeye başlamakla suçluyor.

Moskova da Çin’i, Marksizmi kavrayamamakla; herkesi açlıkta eşitlemeye çalışmakla suçluyor ve buna ‘herkes lahana çorbası içsin’ dendiği için ‘lahana sosyalizmi’ diyor.

Pek gülerim. Dünya ne hızlı değişmiş. Şimdi Rusya da Çin de artık başka denizlerde yelken açıyor.

Kitabı 1967’de almıştım. O yıllarda bir gün Sovyetler Birliği’nin dağılacağını, Çin’in dağılmadan, dünyanın en büyük kapitalist güçlerinden biri haline geleceğini söyleselerdi inanır mıydım ki?

1972, o çok acıklı Münih Olimpiyatları sırasında Mamak’taydım. Bir sonrakini (Melbourne) değil ama ondan sonraki Moskova Olimpiyatlarını, orada Moskova’da izleyeceğimi yakınlarıma söylüyordum.

Olimpiyatlara gidemedim ama televizyondan olimpiyat maskotu ayı Mişa’nın, tribünlerde insanlarca oluşturulan figürünün, kapanış seremonisinde gözünden yaşlar akıttığını hayranlıkla seyrettim.

Bu yılkı Pekin Olimpiyatları hem çok görkemli hem de biraz hayal kırıklığı yarattı. Baksanıza, açılışta şarkı söyleyen o muhteşem sesli küçük kız sahte imiş. Sesin sahibi olan çocuğun çirkin (hiç çocuğun çirkini olur mu) ve dişleri çarpık olduğu için, bu güzel yüzlüsüne playback yaptırmışlar.

Çin’deki etnisiteleri temsil eden çocuklar, o etnisiteden değillermiş. Tribünleri dolduranlar da sıradan seyirciler değil, sivil giyindirilmiş askerlermiş.

Hon-Kong’da bir ‘gece pazarı’ var. Hava kararınca açılıyor, sabaha kadar sürüyor. Aradınız her şeyin sahtesi var. Hepsi Tayvan malı, Çin malı. Gerçeğinden ayırt edilemeyecek elbiseler, gömlekler, takılar, saatler, o pazarda yok, yok.

Pekin Olimpiyatlarında Türkiye olarak pek madalya alamadık. Ama üzülmeye değmez. Zira bakarsın onlar da ‘Çin işi’ çıkıverirdi.

Basında SHP haberlerine dönmek için tıklayınız