Birgün-10/9/2008- Uğur Cilasun: ZİYARET

Bin çeşit ziyaret var. Hepsi birbirinden güzel, birbirinden anlamlı.

Örneğin “bayram ziyaretleri” var. Büyükler ziyaret edilip, eller öpülüyor; yemekler yeniyor; bayramlaşılıyor.

“Hasta ziyaretleri” var. Kimisi bunu bir demet çiçekle (artık hastaneler çiçek kabul etmiyor) ya da bir şişe kolonyayla yapıyor. Kimisi de yeni ameliyat olmuş hastaya, Antep işi bol acılı bir lahmacun yaptırarak, hasta yatağı üzerinde piknik yaparak gerçekleştiriyor ziyareti.

Başsağlığı ziyaretleri var. Hem çok önemli olduğunu biliyorum hem de ayaklarım geri geri gidiyor. Hele sırasız, genç ölümlerinde resmen bundan “kaçıyorum”.

Bizim pek aşina olmadığımız ama halkımızın çok sevdiğini bildiğim “türbe ziyaretleri” var. Hakkında çeşitli tevatür yayılan, hemen Anadolu’nun her köşesinde bulunan; yatırlar, evliyalar, babalar, hatunlar türbelerinde ziyaret ediliyor. Gerçi, bundan 50 yıl önce İstanbul Diş hekimliğinde öğrenci olan bir grup gencin, geceleri içki içtikleri yere bir çukur kazıp içki şişelerini gömdüklerini; matrak olsun diye bir sıra taş dizip, çubuk dikip paçavra bağladıklarını; şimdilerde ise o yerin “bilmem ne baba türbesi” olarak anıldığını birkaç yıl önce gazeteler yazmıştı.

Bütün bu ziyaretler içerisinde en dokunaklısı “hapishane ziyaretleri”dir. Bu yazıma kadar bir tek kişiyi hapishanede ziyaret ettim. Rahmetli hocam Sadun Aren’le birlikte, Haymana Cezaevinde yatan gazeteci arkadaşım Süleyman Coşkun’a gittim.

Onun dışında hep ben ziyaret edildim. Bunun için ziyaret edenin değil, “edilenin” ruh halini çok iyi bilirim.

Şimdi kendimi Kandıra Cezaevinde yatan Şener Eruygur ve Hurşit Tolon paşaların yerine koyuyorum.

Kocaeli Garnizon Komutanı Korgeneral Galip Mendi Paşa ziyaretime gelmiş. Hem de Türk Silahlı Kuvvetleri adına. Sevinçten içim içime sığmazdı.

Birisini hapishanede ziyaret etmek, onun suçsuz olduğu anlamına gelmez. Suçlu bile olsa, ziyaretçisi acısından bir değer taşıdığı anlamı çıkar. Tersi doğru olsaydı, on binlerce tutuklu ve mahkumun pek az ziyaretçisi olurdu.

Eğer İlker Başbuğ Paşa, Galip Mendi Paşa’ya “Sen iki komutanı cezaevinde ziyaret et” dediğinde, “aslında bu iki paşa suçsuz biz böyle inanıyoruz” mesajı vermek istiyorsa bu yanlış.

Ama eğer, siz suçlu olabilirsiniz; bunun cezasını da çekersiniz ama biz gene de size geçmiş hizmetleriniz için “değer veriyoruz” mesajını vermek istemişse bu doğru bir şeydir.

Mamak cezaevinde her ziyaret günü, nazi usulü dik yakalı gömleği; askerlerce her gün parlatılan çizmeleri ve o çizmelere şaklata şaklata vurduğu kırbacı ile ziyaretçilere poz atan Tabip Üsteğmen Metin Denli’yi General yapıp Genelkurmay Sağlık Dairesi Başkanlığı’na getiren Komuta kademesinin, hapishane ziyaretinin nasıl bir şey olduğunu öğrenmesini de ekstra bir kâr olarak değerlendiriyorum.

Basında SHP haberlerine dönmek için tıklayınız