Birgün-10/03/08- Uğur Cilasun: İŞİ BİTİRMEK

Türk Silahlı Kuvvetlerinin son Kuzey Irak harekâtı geçen haftaların en çok konuşulan konusu idi. Bunu doğal karşılıyorum. Bir ülkenin ordusunun başka bir ülkenin sınırları içerisinde askeri eylem yapması günün konusu olmayacak da ne olacak?

En çok izlenen TV kanallarının ana haber bültenleri, harekât süresince bir “komuta karargâhı” gibi idi.”Anchorman”ler gerek sınırda, gerekse sınır ötesinde konuşlanmış muhabirlerine bağlanıyor, o muhabirler de sanki harekâtın içerisinde görev yapan askerlerin yanlarındaymış gibi konuşarak naklen yayın yapıyorlardı.

Dünya bu, “savaşın naklen yayını” olayı ile ilk kez, Irak’ın bombalanması sırasında tanıştı. Amerikan füzelerinin ıslıklar çalarak Irak’ın göbeğinde, Bağdat’ta belirlenen hedeflere nasıl yönelip çarptığını; patlamaların etrafa nasıl yansıdığını; otel damlarına tünemiş gazete ve TV muhabirlerinin gözünden, kamerasından izledi bütün dünya. O patlamaların olduğu yerde ne dramların ne acıların yaşandığını; kaç masumun ölüp yaralandığını kimse düşünmedi. Savaş bir bilgisayar oyunu gibi sunuldu.

İşin içyüzü sonradan anlaşıldı. Savaşın hep olagelen iğrenç yüzü; ölümler, yaralanmalar, ırza geçmeler, yağmalarla dolu yüzü sonradan ortaya çıktı.

Bizim medyamız da bu naklen yayın örneğinin verdiği cesaretle, Türkiye’nin Irak harekâtını “askerden fazla asker” görüşü ile yansıttı. Öldürülen PKK’lılar ile şehit düşen askerlerin skorları yarıştırıldı.

Bizler, savaşın karşısında olanlar, bu harekâta kaçınılmaz olarak bakmakla birlikte, bir an önce bitmesi için dua ederken, bazı başkaları daha sürmesini isterlermiş meğer. Nitekim, harekâtın 8. gününde askerlerimiz bir anda çekilince, CHP ve MHP liderleri başta olmak üzere bir kısım siyasilerimiz ve medyamız şaşkına döndüler. Önce Amerikan Savunma Bakanının, sonra da bizzat Amerikan Başkanının “çekilin” çağrısını, TSK’nin “emir telakki ettiğini” söylemeye başladılar. Genelkurmay ile muhalefet partileri bu nedenle “papaz oldu”; birbirlerine düştü.

Deniz Bey bir TV kanalında, “bu harekâtın başından beri bir oyun olduğunu; Amerika’nın bize “Irak’a gir” deyip, Dağlıca’nın öcünü aldınız artık çıkın deyince de çıktığımızı; asıl amacın Türkiye ile PKK’yı masaya oturtmak olduğunu” söyledi.

Eğer durum böyle ise Deniz Bey’in başından beri, “bu bir oyundur” , Irak’a girmeyelim” deyip, tezkereye olumsuz oy vermesi gerekmez miydi?

Salı günleri siyasi partilerin grup toplantılarını TV’den izliyorum. Bu son Salı toplantısından sonra artık izlememeye karar verdim.

Eski dostum, eski Genel Başkanım Deniz Bey’in o yakışıklı yüzünü tanınmaz hale getiren bir kızgınlıkla, morararak, askere “madem ki oraya girdin, işi bitirmek gerek, işi bitirmek!” diye haykırışını duymak beni dilhun etti.

“İşi bitirmek” kaç kişiyi bitirmek anlamına geliyor? “İşi bitirmenin” öldürmeden başka yolu yok mudur?

Bilmiyorum. Yaralandım. Artık Deniz Bey’i izlemeyeceğim.

Basında SHP haberlerine dönmek için tıklayınız