Birgün-03/03/08- Uğur Cilasun: DAİMİ YOKSULLAR (IV)
Geçen çarşambadan devam ediyorum. Dönüşüm isteyen esnaf- eşrafın, sanayici-burjuva olmak istemini gerçekleştirebilmek için çok paraya ihtiyacı var. Bunun için de siyasal iktidarın ellerinde olması lazım. Bunu AKP ile becerdiler. Su başlarını tuttular. İktidarda artık onlar var.
Türkiye zenginleşiyor. Teknoloji, bilişim, bunu sağlıyor. Bu zenginleşmeden gelen paylar-teorik olarak- herkesi de biraz zenginleştirmeli. Ama öyle olmuyor.
İktidarı ellerinde tutanlar, bu zenginliği kendi aralarında paylaşıyor. Tıpkı eskiden olduğu gibi bu paylaşmayı yöneten güçler, aşağıdakilere zırnık koklatmıyorlar. Ama bu gün iktidarı ellerinde tutanların çok güçlü bir silahı var. Onun adı da “din”.
Hayatım boyunca insanların inançlarını- çok abes ve yaşanan gerçekliğin dışında olmadıkça- sorgulamadım, tartışmadım. İnsanların inanışlarına saygı duydum. Şimdi de aynen öyle davranıyorum. Ancak AKP’nin Türkiye’yi daha dinci, daha mutaassıp bir toplum haline getirmek istemesinin nedenlerini de kavramaya çalışıyorum.
Bulabildiğim neden şu: AKP ve onu yönetenlerin, yani şu anda Türkiye’yi yönetenlerin, kendilerini zenginleştirmek ve dönüştürmekten başka bir amaçları yok. Bu amaca ulaşabilmek için iktidara, iktidara ulaşabilmek için de sürekli kendilerine oy verecek büyük bir kitleye, bir sınıfa ihtiyaçları var. Bu nedenle siyasal iktidar, Türkiye’nin artan zenginliğinden yoksulluğu ortadan kaldırmak için yararlanmak istemiyor. Tam tersine onların orada, yoksul olarak kalmalarını sağlamak için dini kullanıyorlar. Allah’tan başka sığınacakları olmayan çaresiz insanlara, “bak Allah benim aracılığımla sana neler gönderdi!’ deyip, kömür, erzak, ayda 20 lira kaymakamlık yardımı veriyorlar. Onlar da “Allah sizi başımızdan eksik etmesin” diyerek, oylarını gene onlara veriyorlar.
Karl Marks, kapitalizmin yoksul insanları “yedek iş gücü” olarak tuttuğunu söyler. İslamcı iktidarın, bu “daimi yoksulluk” bölgesinde tuttukları insanların iş sahibi olmalarını istediklerini hiç sanmıyorum. Çünkü iş sahibi olmak, para kazanmak insanları –kısmen- özgür kılar. AKP’nin özgür insanlara değil, kendisinin sadakasına, fitresine, zekatına, yiyecek kolisine ihtiyacı olan her zaman yoksul bir sınıfa dayanması gerekiyor.
Böylece birbirinden beslenen, symbiotik bir yaşam ortaya çıkıyor. Görünüşte Müslüman zenginler ve onların,dinin gereği iyiliklerle beslediği, daima yoksul ama bu dünyadaki, bugünkü hayatından memnun; duaları ve oyları ile “yukarıdakileri besleyen varoş yoksulları, kırsal kesim yoksulları.
Bu kısır döngü kırılır mı?
Bundan sonra onu tartışacağım.